22
Apr
09

Mevlam Sana Geldim

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Bir dem ki Huzura ermek

Bir dem ki dertlerin yok olması

Bir dem ki aşığın maşuğuna kavuşması

Vuslatı

Mevlam istedimki bu sayfayı

sana olan özlemimi dindirebilecek bir hatırlatıcı yapayım,
istedim ki dağılan halimi toparlayabileyim,

istedim ki sana sevgimi

dem dem gelip anlatabileyim

hasbihal edebileyim ….

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Senin aşkın öyle bir iksir ki Mevlam,

geldiği anda yürekte ne sızı,

ne hüzün bırakıyor….

Şiddetli bir kış geçiren yeryüzü nasıl ki

ilkbahar neşvünemasıyla dirilirse

senin aşkında

bela ile yoğrulan,

kışa dönen gönülleri

bahar gülleri ile dolduruyor…

Sarmaşık gülleri sarıyor tüm benliğimizi

öyle bir sarıyor ki

benliğimiz senin aşkında yok oluyor eriyor….


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Aşk: “SARMAŞIK”

BAŞI; “Karışık”

ORTASI; “Karmaşık”

SONU; “Karmakarışık”

Aşk: “SARMAŞIK”

“Aşk, muhabbetin seveni kavraması, bütün vücûduna yayılması âdeta onu SARMAŞIK dalları gibi kucaklamasıdır.”

“Aşk yapışkan bir bitkidir. İnsanların sevgisine aşk denmesi, kalbe yapışmasındandır.”(Ferra)

Bu yapışkanın adı; “SARMAŞIK” tır. Ve “Işk” kelimesinden alınmıştır. SARMAŞIK sarıldığı yeri nasıl kaplarsa, aşk da girdiği kalbi öyle sarar, sarmalar, kök salar. Kalpte yeşerir, zamanla sararır ve sâhib-i kalbi de sarartır. Aşkın kolları öyle güçlüdür ki; ne aşka tutunanlar, ne de aşkta tutuklu kalanlar ondan kurtulamazlar. Karışan kafalarında aşka dâir sonu gelmeyen sorular belirir.

Aşk mıdır cân u dil mülkünü yağma eyleyen

Aşk mıdır sînemin içre gelip câ eyleyen

Aşk mıdır boynuma takıp belâ zincîrini

Gezdirip Mecnûnleyin âlemde rüsvâ eyleyen

(Muhibbî)

Aşk; âşıkların ışığıdır. Bütün yangınların âteşidir. Mansur’un celladı, Şîrin’in Ferhad’ıdır. Halîl’in “Verd” i, Züleyhâ’nın “Derd”idir.

Aşk imiş ışık veren âşıklara

Aşk imiş âteş veren yanıklara

Aşk imiş derde bırakan dem’i

Aşk imiş deva veren âşıklara

(Hicrânî)

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

VE İNCE BİR nimettir! Ve dahi hikmetle anlaşılmaya, şefkatle sevilmeye lâyıktır. İbrahimî “Lâ uhibbu’l-âfilîn” feryadının üç harf ve altı noktaya dökülmüş halidir aşk.

Güzelliğe iştiyaktır ve hakikî güzeli gösteren bir pusuladır.

Batıp yitenin sevgili olamayacağını haykıran bir dellâldır.

Kalbimin ebedî aşk için yaratıldığını ve sadece ama sadece Ona ayna kılınan o kalbe, kaybolup giden zeval mahkûmlarının giremeyeceğini anlatan bir işarettir.

Aşk ile ebede yönelirim ve aşk gözyaşlarıyla Ebedî Sevgili’yi ararım.

Geldim Mevlam kabul edermisin bu aciz kulunu

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Ey Allah’ımSana aşkımı ilan ediyorum..

Seni Seviyorum! Seni Seviyorum Allah’ım!

Ne olur, ne olur sen de beni sev! Ne olur sen de beni sev!…

Beni sevginle yaşat ve Sevginle canımı al!
Sevginle dağıt bedenimi, Tekrar sevginle bir araya getir!
Sevginle çıkayım kabirden,
Sana koşayım yüreğimdeki sevginle!

Ya Nur! Alemleri ve gönülleri aydınlatan,
nur üstüne nur olan Allah’ım!
Nurunla nurlandır yüzümü,
Nurunla nurlandır bedenimi,
Nurunla nurlandır yüreğimi…
Ya Sultan! Kendine esir et beni!
Ya Canan! Kendine meftun et beni!
Ya Allah!
Ya Allah!
Ya Allah!
Ey En Büyük Sevgili!
Ben seni çok seviyorum yarabbi, ne olur sen de sev beni!
Varsın hiç kimse bilmesin beni,
Varsın hiç kimse sevmesin beni,
Yeter ki sen sev beni Allah’ım, yeter ki sen sev beni!….

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Kabul edermisin?

Kapındaki gedanı…

Ebedi sevgilim…

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

İmanımı tazeliyorum Mevlam
La ilahe illallah Muhammeden Resulullah

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Neyleyim Dünyayı Bana Allah’ım Gerek

Neyleyim Ukbayı Bana Allah’ım Gerek

Neyleyim Sensiz Yazı Kışı Baharı

Neyleyim Seni Bilmeyen Bir Beni

Mevlam Cemalullahına kavuştur bizleri

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.
….

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

27
Dec
08

Ebedi Sevgilim (Video)

26
Dec
08

Canımın Cananı Efendim (s.a.v)

cANIMIN cANANI

22
Dec
08

Mecazi aşktan Hakiki aşka(ilahiaşk) geçiş

Çoğu gençlerimiz malesef Aşkın bir okul olduğunu bilmiyor ve sadece dünyalık görebiliyorlar halbuki Mecazi aşklar —>Hakiki aşka köprüdür…

Öze inebilmek gerek, karşındaki insan sadece bir resim,asıl ressamı bulabilmek önemli…
Mevlam önce resimle sevdirir kendini sonra resmi alır, aradan kendini buldursun diye ,işte o vakit yanar aşık neden böyle oldu diye …

Leyla aşkından Mevlaya geçen Mecnun gibi…

İşte bu noktada ilmi bilgiye, iman hakikatlerine tutunan aşıklar kurtulur ve aşkın hakikati olan Cenab-ı Hakka aşık olur(ilahiaşkın hakikatine erer)

İşte gençlerimize bunu bir okul olduğunu, büyük Allah dostlarının bu konuda ki sözlerini mütaala etmeleri sağlanırsa onlarda mecazdan hakikiye geçebilirler…

En güzel örnek H.z Muhammed(s.a.v) ;Tüm ömrünü Ebedi Sevdiği uğrunda harcamış,Miraca ulaşmış,ilahiaşkı en yükseği ile yaşamış,son nefesinde Refikiala diyerek bu fani dünyadan ayrılmıştır….

H.z Mevlana(k.s):Çok değerli bir müderrisken H.z Şemsin ışığıyla ilahiaşkın ilmine vakıf olmuş ve Bir Aşk okulu müderrisi olmuş tüm dünya için,bundandır ki tüm dünyadaki insanların araştırdığı değerli büyüklerimizdir onlar…

H.z Rabia;Öyle bir ömür yaşamıştır ki ,tüm hayatı İlahiaşkın derinliğinde geçmiş,daha yeni onu anlatan bir kitab bitirdim,doyamadım Onun aşkına ve şu sözler dilimden döküldü okurken; Aşkına aşık olduğum Rabia dedim….

Çocuklarımıza bu konuda bilgilendirmemiz gereklidir,çünkü mecazi aşklar tehlikeli bir girdap olur, bazen çıkmayı başaramazlarsa yanlış kararlar verebilirler.
Bu yüzden aileler olarak bizlere önemli görevler düşüyor….

14
Dec
08

Seni Tanıdım Karanlıklar Nura Döndü

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

 

Seni Tanıdım

Bir yetim gibiydim şu fani dünyada
Başı boş ne yapacağını bilmeyen
Örnek gösterilenler aciz,kusurlu
Diyordum öyle birini örnek almalıyım ki
kusursuz olmalı
Tanıyamadım,tanıtamadılar

 Rasulüm Seni….


Anlatamadılar,sevdiremediler.
Tanımayınca nasıl sevebilirdim ki,
Oyalandım sahte sevgilerle…

Yıllar geçti garipliğim iyice boynumu büktü
Yoruldum yalancı modellerden
İşte yaş 19 olmuştu…

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Seni Tanıdım.

Bir güneş gibi doğdun hayatıma
Evet dedim aradığımı buldum…
Öyle bir dalmıştım ki hayatını okumaya
Sanki yeniden doğmuştum.

Tüm karanlıklar yok olmuştu
Sen bu garip yetimin ellerinden tutmuştun.
Aradaki asır farkı ortadan kalkmıştı
Benim gibi analı babalı ümmetin manevi yetimlerini bırakmamıştın…


Seni Tanıdıkça kendimi buluyor
hatalarımı düzeltiyordum..
Yıl 1990 dı ama
Aynı zaman dilimindeydik Seninle…

Her bir hadisin yoluma Işıktı…
Minberde Seni dinliyordum sanki…
Hep yanımdaydın…

İyiki bulmuştum Seni

yada

Sen beni almıştın yanına bilmiyorum…


Bu dem de Peygamberim,
Öğretmenim,Kılavuzum,Liderimdin…

Bir dem daha geldi
Seni kendime öyle yakın hissettim ki
acıların üzerime yüklendiği yıllardı belki…


Babam diyordum artık sana bir baba sıcaklığı bulmuştum sende.
Herkesin terk ettiği demde yine sen vardın yanımda…
Kızın Fatıma’nın yanında bir kızında ben olsam derdim.

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Nur Cemaline kavuşma iştiyakıyla
uykuya daldığım demler çok olmuştur.


Seni Tanıdım;


Işık oldun,Nur oldun,
Yoluma Kılavuz oldun,
Rehberim oldun…

 

Sonsuz şükürler olsun sana ümmet yaratılmışız
Sonsuz şükürler olsun kalbimiz İslam Nuruyla aydınlanmış.

Ey Sevgili En Sevgili
Bırakma ellerimizi

Burada sahip çıktığın gibi
Ahirettede sahip çık
Sensiz garip bırakma ,ümmetin manevi yetimlerini
Ebedi Sevgilimiz Mevlamız sana,

 Habibim demiş
Bundaki ince hikmete binaen

Öğret bize nasıl Habib olunur

O güzel ahlakından bizide nasiplendir.

Uyandır ümmet-i Muhammed’in gençlerini
Annelerini, Babalarını, Çocuklarını…

Daldır İslam ahlakının ve ilminin derinliklerine…

Kaldır gaflet uykusundan hepimizi
Tut ellerimizi bırakma bizi…

Tut ki yeniden şahlansın İslam Gençliği…


Bırakma ellerimizi …

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

 

 

İlahiaşk

12 .12.2008 Cuma
Saat 13.35

24
Nov
08

Ebedî Sevgilim

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Ebedî Sevgilim

Ezelden girmişiz aşk meclisine

Bezm-i elestte söz vermişiz

En yüce aşkın üzerine

Dolar gönüllerimiz geldiğinde

İlahiaşkın yüreğimize


Sevdan karasevda

Ezelden ebede süren

Vuslatına müştak bitmeyen tatlı çile

Gönüllerde süveyda

İliklerime işlemiş ilahiaşkın

Lâl olur bazen dilim hayretine düşünce

İsteğim dileğim Cemalullahı seyretmek

M.… kulunada nasip et…

Ebedî Sevgilim

11 Kasım 2008


Sabah 10.00

İlahiaşk

20
Nov
08

Ebedi Sevgilim

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Ebedi Sevgilim

Bezm-i eleste hayran olduğum


Aşk meclisinde hayrete daldığım

Fani dünyayı boş verdiğim

Aşkınla bi karar kıldığım…..


Uğruna belalara düştüğüm


Yandıkça yanmamayı öğrendiğim

Dem gelip süveydana daldığım

Gönül beytullahını tavaf ettiğim……

Lâ ilâhe illallah kılıcıyla


Tüm gönül putlarını devirdiğim

Kâh İbrahim’in olup teslim olduğum

Kâh İsmail’in olup kurbanın olduğum

Kâh Muhammedî nurunla

Aşkına boyandığım……….

Al götür beni buralardan


Cemaline hayran olduğum…..

Aşkınla yanan yüreğim


Dem gelir volkan olur…..

Dayanamam yangınına……

   
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Aşkına düşeli yaşıyorum ….

İşte öylesine…..

Kulluğum tamamlansın, diye…….

Bir çağırsan


Bir haber salsan

Vuslat zamanıdır

Hadi gel diye…

   
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Hazırlanacağım bir gelin gibi

Ellerimde aşkının kınası

Üzerimde gül kokuların

Masum beyaz gelinliğimle….

Yüzümde kırmızı alım


Sorsan bana ne getirdin, diye

Yok sana sunacağım
 
Salih bir amelim….

Dağıtmışım hepsini

Nefsim azmasın diye

Geldim işte kapına

Acziyetim hiçliğimle…..
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Sadece bir tutunduğum

Gül dalım var elimde

Simgesidir aşkımın

Kabul edermisin?

Kapındaki gedanı…

Ebedi sevgilim…

 
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.



İlahiaşk….

11.Kasım 2008
10.30

26
Oct
08

Gül’ü Tefsir Edebilmek

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.


Bu yolda gidenler öyle iyi bilir ki Gülün Yolculuğunu

Haydi bilmeyenlerle bir yolculuğa çıkalım beraber…
Önce bu yola talip olmak gerekir, yoksa gülden başka çiçeklerde var, dikensiz,isteyen onlara gidebilir…

Ama madem yolun gülün yolculuğuna benziyor, talebin onu istiyor, o zaman hazır ol, karşılaşacaklarına…

Yola başladık…
Yol dikenli, başladı bile seni incitmeye, canından can kanından kan damlar sızım sızım…
Yılmak yok devam,bak senden önce giden kardeşlerin var, onlarda gidiyor ayakları kanaya kanaya, yürekleri sızlaya sızlaya…
Bak ufukta yeşil yapraklar var bunlar senin ailen,dostların sevdiklerin,akrabaların…
Çok sevdin hepsini değilmi?
Varını yoğunu vermek istedin, canını isteseler verirdin, o kadar çok sevdin herkesi, çünkü
hamurunda SEVGİ vardı,VEDUD esması ağır basıyordu yaradılışında…
Elinde değildi ki sevmemek, çok kırdılar gönlünü, analı babalı yetim büyüdün, bilirsin kırık gönlün ne olduğunu…
Bu yüzden midir ki dayanazmadın bir kırık gönül görsen…
Sevdin herkesi şartsız sevdin, karşılıksız sevdin,beklentisiz sevdin….

Anlamadılar, incittiler seni, boynu bükük ayrıldın onlardan yada, onlar senden…
Bak yol devam ediyor ,gülün dalı uzun daha ,demek ki bitmedi bu yol daha…

Yinemi dikenler, ahh kanattı yine ayaklarımı olsun, alıştım acılara varsın kanatsın, yansın yüreğim

Ağlarsın kimsenin görmediği yerlerde, ağlarsın doyasıya, yağmur olur söndürür yanan yüreğinin acılarını…

Yine yeşil yapraklar çıktı, bari bunlara tutunayım, ne olur ihtiyacım var,sevgisiz yaşayamam ben ne olur sizde kırmayın beni,bari siz bana karşılık verin!!!!

Dersin….

Yokmu!! Bittimi!! Her yerde sevgiye neden bu kadar düşman herkes, neden menfaat olmuş tüm sevgiler, zormu karşılıksız sevmek zormu!!!!! ….

Tutundun sımsıkı bu yapraklara bırakmayacağım artık, aradığım belki bu sevgilerdi dersin…
Yok yok yine atıldın, itildin,yine vuruldun kalbinden…
Yarim,Eşim,evladım,komşum dedin, varını yoğunu fedaya hazırdın onlar için, ettinde …..
Ne mi oldu boş verin….
Hadi gönlüm yola devam, gül yolculuğuna madem girdik hadi devam edelim…

Elbet vardır bu yolun üzerinde olmamızın bir sebebi, Mevlam hiç bir kulunu boş yere bir yerde bulundurmaz vardır bir hikmeti.
Merkez efendinin dediği gibi herşey merkezinde….

Dikenler yine kanatıyor yüreğini taşlayan taşlayana …

Artık ümidini kaybetmek üzeresin…

Öyle bir sevgisiz kaldı ki yüreğin, tam bu dünyada sevgiye yer yok diyecektin ki…

Oda ne farklı bir şey çıkıyor önüne, bu karşılaştığın yapraklara benzemiyor,bu farklı, sanki içinde bir sır saklıyor gibi…

Aman Allah’ım bu ne güzellik, nereye geldim ben, dersin…
Nedir bu kat kat kırmızı perdeler neyi anlatıyor sırrı nedir???…
Gül bahçelerini hep dışarda arardın, sanki artık yüreğinde gül bahçesini yaşıyorsun…
Evet sevgi bitmemiş demek, diğer sevgilerden vefa göremeyişinin sebebi bu olsa gerekti…

Eğer onlarda takılıp kalsaymışsın bu güzelliği göremeyecektin…
Bu sevgi ALLAH SEVGİSİ
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Allahım tüm dertlerim bitti,artık yüreğim acımıyor sanki güneş benim içimde doğdu…

İçimdeki karanlıklar bitti, tüm kalp hastalıklarım yandı bitti.
Artık Mevlana h.z. leri gibi bakabiliyorum hayata, yaradılanları hoş görüyorum Yaradandan ötürü demiş Yunus, Onu’da anlıyorum artık….
Tüm resimlerle dolu kainat, Ressam sensin…
Marifetullah ne büyük bir ilimmiş Allah’ım, samanyolu küçücük kaldı senin ilminin yanında …

Dersin…
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Meğer ne de boş şeyler için üzülmüşüm, asıl senden ayrı geçirdiğim saniyelere üzülüyorum artık…

Seni tanıdıkça Aşık oluyorum sana, hayranlığım kat be kat artıyor.

Hayretlerdeyim….

Neden! Neden!!!! Resimlerle oyalanmışım bunca zaman…

Leyla Leyla derken, Mevla’yı neden unutmuşum, halbuki Leyla sadece bir okulmuş, sana gelen yolu tarif eden bir okul…

Yürek kavruluyor ilahiaşkın ile dönüyorum, dönüyorum, aklım yerinde değil,bu kadar mı güzelmiş senin aşkın, bana verseler tüm kainatı, asla istemem…
Varsın saraylar, köşkler, huriler, gılmanlar, dünyalıklar, ukbalıklar isteyenlerin olsun

BANA SENİ GEREK ALLAH’IM BANA SENİ GEREK

Dersin…
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Gülün çiçeğinde Muhabbetullah ilmini buldum Allah’ım...
Mevlamın sırrı ki çile çekmeden ele geçmiyor, bedel istiyor, ama aldıklarının karşılığında, öyle bir
Hazine veriyor ki, geri istemiyorsun verdiklerini…
Mevlam geri veriyor aldıklarını, bu sefer sen istemiyorsun….

Seni Seviyorum Allah’ım, Seni Seviyorum….
Sana Aşkımı İlan Ediyorum…

Duysun cümle alem,Aşığım aşık…
Dersin…
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Varsın bu kulunda senin aşıklarından yazılsın,
Aşk hamalı olsun, bu öyle bir yükkü hürmetle taşınası.

Mevlam ne olur Cemallulah‘ından mahrum etme bu acizide…

Ne arzum ne dileğim kaldı şu fani dünyada…
Bir dileğim varsa Senin Cemalindir ancak…

Yüreğimdeki bu yangınını Cemalini seyretmek söndürür ahirette…

Bana düşen son nefesi beklemektir , aşkla hizmet gerekir tüm kullarına ki, olada bir kulu dua ederde Cemalullahı kazanabilir bu garip aşık….
Dersin…
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Son nefesim Şeb-i aruz olsun ilahi…
Herkes gülsün, ağlamak yok,
Cenazem Düğünümdür…
Mezarıma güller dikin, dikin ki
Muhabbetullahı herkes okusun, güllerin dallarında, yapraklarında, çiçeğinde….
Dersin…

Bir şey unuttum değilmi? Nedenmi kırmızı gül?...

Kurban olduğumdandır Mevlama, canımı O’na adadığımdandır…
Herkes bir şey için yaşar şu fani dünyada, varsın bu garip aşıkta O’nun için yaşasın,
şehitler gibi canını feda etsin, çokmu O’na bir can feda etmişim, al Mevlam canım senindir…
Dersin….
Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Emanetin Senin’dir…

Ne zaman ki gönderdin AZRAİL A.S’I

HAZIRMISIN” dediğinde

HAZIRIM ARTIK GİDELİM” diyeceğim O’na

İNŞAALLAH….

Dersin….

Yazan:
Bezm-i elest….
26 EKİM 2008 Saat:03:43

29
Sep
08

Bayram gunahlardan kurtulmaktir

Bayram gunahlardan kurtulmaktir

Bayram, günahlardan kurtulma günüdür. Mü’minin bayramı, günahlarının affedildiği gündür. İmânla öldüğü gün bayramdır. Cennette Allahü teâlânın rûyetine kavuştuğu ve Peygamber efendimizi gördüğü gün, mü’minin bayramıdır. Hakiki
Bir bayram günü, insanların neşeyle eğlendiklerini gören hazret-i Ali;
“Günah işlemediğimiz gün de, bizim bayramımızdır” buyurmuşlardır.
Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın ümmetine, nice mübârek günler, geceler ihsân etmiştir. Ramazan ve Kurban bayramları da bu ihsânın içindedir. Bunları fırsat, ganimet bilerek, Rabbimizin rızasına kavuşmayı talep etmeliyiz.

Ana-babanın rızâsı…
Ana-baba hayatta ise, rızâsını almak için uğraşmalıdır. Zira ana-babasını râzı eden kimse için, Cennette iki kapı açılır. Bir kimsenin ana-babası zâlim olsalar dahi onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak câiz değildir. Çeşitli vesilelerle, onların elleri öpülüp, duâları alınmalı, haklarını helâl ettirmelidir. Ana-babanın duâlarını almak için vesilelerden biri de bayramlardır. Bayramlarda, ana-babaya çeşitli hediyeler alıp, bayramları tebrik edilerek, hakları helâl ettirilmeli ve duâlarını almalıdır. Arada kırgınlıklar varsa bu vesile ile giderilmelidir. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselama buyurdu ki:
(Yâ Mûsâ, günahlar içinde bir günah vardır ki benim indimde çok ağır ve büyüktür. O da, ana-baba evlâdını çağırdığı zaman emrini dinlememesidir.)
Dâvûd-i Tâî hazretleri, kendisinden nasihat isteyen kimseye;
“Dünyâda oruçlu gibi, ölüm geldiğinde de, bayram sevinci içinde ol. Halktan yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçıp kendini mesûd kıl. Dilini koru, lüzumsuz şeylerden kaçın. Âhirete götüreceğin şeyler nisbetinde dünyâ ile ilgilen” buyurmuştur.
Sırrî-yi Sekâtî hazretleri anlatır:
“Bir bayram günü hazreti Ma’rûf’u hurma toplarken gördüm ve;
-Bunları ne yapacaksın? diye sordum.
-Ağlayan şu çocuğa niçin ağladığını sordum. Yetim olup anne ve babasının öldüğünü, arkadaşlarının yeni elbiseleri, oyuncakları olduğunu kendisinin ise, olmadığını söyledi. Bu hurmaları toplayıp satacağım, oynaması için ona oyuncak satın alacağım dedi. Bunun üzerine;
-Bu işi bana bırak deyip çocuğu alıp götürdüm. Yeni güzel elbiseler ve oynaması için de bir oyuncak aldım. Çocuk o zaman memnun oldu. Bundan sonra kalbime bir nur geldi, kalbim parladı ve hâlim bambaşka oldu.”
İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin talebelerinden biri anlatır:
“Bir bayram günü İmâm-ı Şâfiî hazretleri ile berâber mescidden çıktık. Bir mesele hakkında sohbet ediyorlardı. Evlerinin kapısına gelince, bir hizmetçi kendisine bir kese altın getirip, efendisinin selâmı olduğunu ve bunu kabûl buyurmasını ricâ etti. İmâm-ı Şâfiî hazretleri keseyi kabûl etti. Biraz sonra biri gelip;
-Bir çocuğumuz oldu ve hiç paramız yok. Sizden Allah rızâsı için biraz para istiyorum dedi. İmâm-ı Şafiî hazretleri, o keseyi açmadan, o şahsa verdi. Halbuki kendisinin de hiç parası yoktu.”
Şumeyt bin Aclân hazretleri bir bayram günü eğlenen kalabalığa bakarak;
“Eskimeye mahkûm bir elbise ve bir müddet sonra böceklerin yiyeceği et olan şu insanları görüyor musun?” buyurarak kabre girecek bir insanın gaflet içinde eğlenip oynamasına olan hayretini bildirmiştir.
İbrâhim Ubeydî şöyle anlatır:
“Bir bayram günüydü. Muhammed Zeynelâbidîn hazretleri, benim, yanından ayrılmamı istemedi ve;
-Bugün bayramdır. İnsanların bir araya gelip dağılma günüdür. Sen benim yanımdan ayrılma. Ziyârete gelenlerin ayrılmalarından sonra, bende bir yalnızlık oluyor. Bugün benim dostum ol. Seninle konuşmak beni memnûn ediyor buyurmuştur.”

“Niçin böyle yaptın?”
Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin on sene canı, mahallî bir yemek ister. Yememesine rağmen bir bayram gecesi nefsi kendisine;
-Ne olur, bayram gününde şu yemeği versen deyince, Zünnûn-ı Mısrî hazretleri;
-Ey Nefsim! Şâyet bu gece bana yardım edip de, iki rekat namazda Kur’ân-ı kerîmi hatim edersen, sana bu yemeği veririm der. Ertesi gün bayram namazından sonra nefsinin arzu ettiği yemeği getirirler. Bir lokma alıp geri koyar ve namaza durur. Kendisine;
-Niçin böyle yaptın? deyince;
-Tam yiyeceğim sırada nefsim bana, sonunda maksadıma ulaştım, dedi. Ben de, hayır ulaşmadın, diyerek lokmayı geri koydum cevâbını verir.
Behlül-i Dânâ hazretleri buyuruyor ki:
“Bayram, ilâhî azâptan emin olanlar, hatâ ve isyânı bırakanlar içindir.”
Netice olarak, Eşrefoğlu Rûmî hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Akıllılar bu dünyâda şu üç şeyle meşgul olurlar. Böylece onlar, herkesin üzüldüğü gün, bayram ederler: 1- Dünyâ seni terk etmeden sen dünyâyı terk edesin. 2- Her şeyden kurtulasın. 3- Rabbinle buluşmadan, Rabbin senden râzı olsun bayram, Rabbimizin huzûruna, yüz akıyla çıkabilmektir.

29
Sep
08

Bayram Namazı

Bayram Namazı

ONK. DR. HALUK NURBAKİ

Bayram namazı Allah’a yaklaşmak için, özellikle O’nu birlemek için verilmiş ilâhi bir nimettir. Kılınış biçimiyle, hakiki namaza yaklaşmak için çok kesin işaretler taşıyan bayram namazı; tamamiyle bir lütf-ü ilâhi ve rahmettir.
Bilindiği gibi bayram namazında, namaz içerisinde iki yerde fazla tekbirler getirilir. Bunlardan birincisi: İlk rekâtta Sübhâneke’yi okuduktan sonra getirilen tekbirlerdir. Bu tekbirler Fâtiha’nın ilâhi cereyan devresine geçişte bize azami kudreti sağlamak içindir. Bu tekbirlerle kılınan bir namazda; Fâtiha sırrı en geç ikinci rekâtın rükûu sırasında teessüs edeceğinden, ikinci tekbirler ikinci rekâtın rükûuna geçerken getirilir. Bu demektir ki: Gerçek namazda anlattığımız rükûa neden olan sırlar, bayram namazının ikinci rekâtında daha kolay ve açık bir şekilde belirir. Allah’ın rahmet kapıları ardına kadar açık olduğu için daha önce nice çabalarla gerçek namaza ulaşamamış kullar; bayram namazı sayesinde gerçek namaza kavuşur.
Bayram namazının bir özelliği de: Bayram namazını kılan o kimse, bu rahmet deryasından tam yararlanamasa bile; ne kadar günahkâr olursa olsun, hatta ilk namazını kılıyor dahi olsa mutlaka namazı kabul olur. Ayrıca, bayram namazının ilâhi rahim sırrı içinde, şahsi günahları da affa uğrar. Şüphesiz ki; Bayram namazı da, cuma namazı gibi herkes için mutlaka gerçek namazı getirmez. Ancak, gerçek namaz bahsinde izah ettiğimiz gibi bulunduğu noktadan, gerçek namaza doğru büyük mesafeler katettirir.
Bayram namazının bir inceliği de farz olmayışına rağmen büyük kitleler tarafından kılınma arzusu peygamberimizin bir lûtfudur.
Çünkü bayram namazı Efendimizin yüzü suyu hürmetine, âlem-i İslâm’a verilen bir ilâhi bahşiştir ki; ancak Efendimize farz, bizlere, O’na nisbeten vaciptir. Elest bahsini iyi okuyan okuyucularım bu inceliği daha derinden kavrayacaklardır.
Bu bakımdan, bayram namazına gelecek kimselere sınır koymak kimsenin hakkı değildir. Zamanımızda bu gerçeği iç yüzünü göz önüne almayan bir çokları, bayram namazına gelenleri adeta eleştiriye tabi tutarak mahcup etmeye çalışmaktadırlar. Tamamen yanlıştır. Bayram namazı, Allah’ın rahmet kapısıdır. İstisnasız her kula açıktır.
Çeşitli amaçlarla, farz olmadığı halde başlangıçta belirttiği tarzda şükür namazı ve benzeri namazlarda belli bir biçimlenme söz konusu değildir.
Kılınan sünnet namazlarının kaza namazı niyetinde kılınması da tartışılan bir konudur. Bundan sonraki bahiste kaza bahsini anlatırken değineceğim gibi; namazın kaza edilmesinde meşru bir mazeret yoktur. Bu, şu demektir: Kaza niyetiyle kılınan namazlar, Cenab-ı Hakk’ın lütfuna bağlı olarak; kabul olur, ya da olmaz. Bu açıdan sünnet yerine kaza diye niyet etmek yanlıştır. Biz sünnet niyetiyle kılarız, Cenab-ı Hak lütfedip makbul sayarsa kaza yerine sayabilir.
Yine bir yanlış uygulama da İslâm Dini’ni belli bir yaşta benimsemiş kimsenin, geçmiş yıllara ait vakit namazlarını kaza etme yanılgısıdır. Çünkü namaz, imana erdikten sonra, katıksız olarak İslâm dinini seçtikten sonra farz olunmuş bir ibadettir. Geçmiş yıllarına ait bir hesap açmak yanlış ve yersizdir.
Bazı okuyucularımız tarafından çeşitli vesilelerle sorulan birkaç noktaya da değinerek bu bahsi tamamlayacağım:
a) Gündüz namazların hafi (sessiz), daha çok karanlıkta kılınan namazların cemaatle kılınırken yüksek sesle okunması: Bu sırrın hikmeti vakitlerin gönüllerde yarattığı uyarı ile ilgilidir. Sanılanın tersine, gündüz kılınan namazlarda gönlün kendi iç dünyasına daha derinden ulaşması gerekmektedir. Bu bakımdan namazda kıraat sessiz okunur. Gece namazlarında ise kulağın kendi sırrında gönle yansıması daha kolaydır. Gecenin hikmetine, onu bize emreden âyet-i kerimenin açıklamasında bu konuya etraflıca değindim. (Amme Cüzü Yorumu)(5)
b) Farz namazlarının iki rekâttan sonraki rekâtlarında, Fâtiha’dan sonra zammı süre okunmamasına gelince: Farz namazı, gerçek namaza davet eden temel namazdır. Bu bakımdan iki rekâttan sonra; kul mutlaka Allah ceryanına kapılarak âlemIerin seyrine geçer ki, bu hızlı iletişim zammı süreyi terketmeyi gerektirir. Bu yüzden de, imam gece kılınan namazlarda bile açıktan okumaya terk ederek gönüllerin âlemleri seyretmesine meydan verir.
c) Daha çok, çok yoğun meşguliyette terkedilebilen sünnet namazlarının ilk oturuşunda salâvat-ı şerife okunması: Bu namazlarda dünyaya yaklaşım her iki rekâttan sonra daha kolay olması için salâvat-ı şerife okunur. Namazın genel anlatımında izah ettiğim gibi salâvat-ı şerifeler dünyaya yaklaşımı ifade eder.
(4) Namaz Süreleri Yorumu. Onk. Dr. Haluk Nurbaki, Damla Yayınevi – İstanbul
(5) Bkz. Amme Cüzü Yorumu, Onk. Dr. Haluk Nurbaki, Damla Yayınevi – İstanbu




PROFİLİM

İlahiaşk Cangüneşi Son nefes Şeb-i aruz inşaALLAH, Biz Mevlamızın AŞK HAMALLARIYIZ Tek derdimiz Mevlamıza hakiki kullardan olabilmek,saygılarımla...
Web sayfama hoşgeldiniz, saygıdeğer ziyaretçilerim...

 

Temmuz 2009
M T W T F S S
« Apr    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blog Stats

  • 285,722 hits

a

İHH

ıp adress

(*sayaç*)

  • SUYUNA SAHİP ÇIK!

  • İSTANBUL