29 May 2007 için arşiv

29
May
07

Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…

rain28tnof2mt7.gif

Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…

 

Kadere rıza ancak iman-ı kâmille…

Esselâmualeyküm

Çok Muhterem kardeşim,

Selâm ve sevgilerimle gözlerinden öperim. İnşallah iyisinizdir. Allah razı olduğu iyilikleri bol bol ihsan eylesin. Sizin ruhsal sıkıntınız bizi de üzmüştür.

Takdire iman!.. Mukadderatın cilveleri bunlar. Sizi kemâle getirmek için, olgunlaştırmak için ilâhî zuhurat. Kadere rıza, ancak iman-ı kâmille olur yavrum. Cenâb-ı Hak belâların en ağırını peygamberlere, velilere, derece derece de müminlere vermiştir. Bir imtihandan geçtiğinizi idrak etmektesiniz.

“Kahr içre lütfa erdim, nice bin hamd ü senâ!”

Sabır ve metânetinizle, kadere imanınızla bütün engelleri aşacaksınız yavrum. Her darlığın arkası genişlik, her sıkıntının arkası da rahat ve huzurdur. Bu küçük hâdiseler, sizi kemâle getirmek için birer vesile olacaktır inşallah!

İman ehli, zikriyle fikir ve tefekkürüyle bütün hâdiseleri hâlleder. Tevhid ehline bir şey engel olamaz. Cesaret ve metanetinizden bir şey kaybetmeyeceksiniz. Bu yolda akl-ı seliminiz, râbıtanız, önderiniz olacaktır. Niçin, niye, neden deyip gaflete düşmeyeceğiz.

“Deme şu niçin şöyleYerindedir ol öyleBak sonuna sabreyleGörelim Mevlâ neylerNeylerse güzel eyler!”

Muhterem Kardeşim,

Sizde aşk nişaneleri var. Sizin, geleceğin aydın, iman-ı kâmille kemâl bulmuş, at denileni atmış, al denileni almış, kadere rıza gösteren, emre itaat, telkine riayet eden kâmil insanı olacağınızdan şüphem yoktur.

Merhametinizin ve iyi niyetinizin neticesi üzüntüye kapıldınız: “Hakikatler apaçıkken neden millet talip ol-muyor? İyiliğe karşı neden isyankârdırlar?” diye. Gönlünüzün merhamet köşesinden kopan merhamet damlalarıyla, iyi niyetinizin, insancıl harekâtınızın sonucu üzüldünüz.

Peygamber Efendimize (s.a.) de Cenâb-ı Hak:

“Habîbim, yakınlarını davet et ve onları korkut.”[1] buyuruyor.

Yine bir âyet-i kerîmede:

“Habîbim, sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin; ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.”[2] buyruluyor. Yâni, habîbine, senden davet, bizden hidâyet, diyor Mevlâmız.

Taif ahalisini imana davet ettiği zaman Taif’in zenginleri, beyleri; çocuklarla köleleri, köpekleri Pey- gamberimizin (s.a.) üzerine salmışlardır. Kendileri de kah kah gülmüşlerdir. Peygamber Efendimizin (s.a.) üzerine taşlar, sopalar, dikenler atılırken Peygamber Efendimiz (s.a.) dua ediyordu: “Ey Rabbim! Bunlar beni bilmiyor. Bunlara hidâyet et!”

Biz kimseye darılmayacağız, küsmeyeceğiz. Alay ettiler diye gönül koymayacağız. Tatlı dil, güler yüz, mütevazı bir hareketle selâm vereceğiz.

“Rahmânın o kulları ki onlar yeryüzünde vakar ve tevâzu ile yürürler. Cahiller kendilerine hoşa gitmeyecek laflar ettiği zaman onlar, selâm, derler, iyilikle muamele eder onlara güzel ahlâkla cevap verirler.”[3]

Sevgili Yavrum!

İyiliği kimse mağlup edemez. Arzu ve emelimiz, herkese iyilikle muamele, tatlı dil, güler yüz, hoşgörü olacaktır. Allah’ın zikri, sevgi ve muhabbeti içimizden bütün hiddeti silecektir inşallah!

Babanızın yakalandığı hastalığa üzüldüm. İnşallah geçmiş olsun. Allah âcil şifalar ihsan etsin. Babana, annene, kardeşlerine, Hacı Amcaya selâm eder, hatırlarınızı suâl ederim.

 Siz iyisiniz, madden ve mânen çok iyisiniz. İyiliğinize inanarak iyi olduğunuzun haberlerini bekler, Allah’tan size sonsuz iyilikler dilerim.

 Cümleye selâm ederim. Allah’a emânet olun.

                              21. 10. 1984


[1] Şuara, 26/214

[2] Kasas, 28/56

[3] Furkan, 25/63

http://www.tasavvufdernegi.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=73

29
May
07

İlâhî aşk

mesnevido8py3.jpg

İlâhî aşk

 

Aşkımın ateşine derece koyamazsınGönlümün baharına hiç engel olamazsınUzaklarda ararsan can içre bulamazsınSevgilinin sohbetine gönül verenleriz 

 

İlâhî aşk

 

Muhterem Dostlar!Bu sohbetleri şahıslara bağlamak verimli olmaz, insanları etkilemez. Sohbetleri ilhama, Hakk’a bağlarsak, kıymetine, zevk u safasına paha olmaz.Aşkımın ateşine derece koyamazsınİlâhî aşk öyle bir ateş ki… Yakar, yıkar, dağları, taşları eritir. Nispet varlıkları, benlikleri yok eder kökünden. Gönlümün baharına hiç engel olamazsınO zaman gönülde bahar havası eser. Gönülde öyle tecellîler olur ki gönlün baharına, aşkına, zevkine, muhabbetine hiçbir şey engel olamaz. Öyle bahar olur ki aman Allah’ım! Güller, çiçekler, lâle, sümbüller açar. Gönül öyle mânâlar saçar ki o baharın gönülde tecellî etmesi, sâlikini sonsuz mânâlara sevk eder. Çünkü gönüldeki gayriyet, benlikler, varlıklar yıkılmış, tarümar olmuş. Aşk ateşi bunları kökünden yıkmış, atmış. Uzaklarda ararsan can içre bulamazsınEğer sevgiliyi uzaklarda arıyorsan, can içre bulamazsın. Uzak değil çok yakınsın. Gönlün baharı gelmiş. Donlar, buzlar erimiş. Varlık ilân edilmiş. Hak varını izhar etmiş. Sevgilinin sohbetine gönül verenleriz. Sevgilinin sohbetine gönül verenler, gönülde Mevlâyı bulanlardır. O kişi ki fenâ-yı tamda bekâya ermiş, Hakk’ı diyet etmiş, sevgilinin sevgisine mazhar olmuş, sohbetine gönül vermiş. Dikkat edelim! Kulak verenler değil; gönül verenler! Gönülde Mevlâyı hakim edenler! Canda cânanla buluşup bilişip sevişenler! Miracınız mübarek olsun!..Dikkat edelim can dostlar! Hak dostlar, tevhide dahil olup bütün müşkilâtları hâllediyorlar. Sırat, mizandan geçiyorlar. Görerek, yaşayarak şahadet veriyorlar. Hak dostlar, yarınlara hiç iş bırakmıyorlar. Hâlde tevhid ederek, şahadet sırrına eriyorlar. “Canım bu nasıl olur?” deme. İtiraz etme bize. Gavs-ı Âzam Pîr Seyyid Muhammed Nur’un bize ikram, ihsan ettiği ilm-i tevhid, ilm-i Ledün, açık seçik Melâmet’tir. Kurtulup şüphe i şirk-i hafiden bulduk emanKorkma Fehmi var iken ol Mustafa SultanımızCanda cânanla buluşup bilişip sevişmek, ilm-i Ledünde, hikmet ve mânâ ilmindedir. Bu ilme gönül verenler Pîrimizin mensuplarıdır. Pîrimiz ederse kabulOlursun indallah makbulYıkma sakın hiçbir gönülGönüldedir zevk u safa Bu dava, gönül erlerinin davası. Bu dava Hak’ta yok olup Hak’la var olanların davası. Bu dava, tenezzül tevâzuyla Hakk’a kul olanların davasıdır. Bu kutsî davaya dünya ukba pazarından geçmeyenler giremezler. Bunu anlayıp zevk edemezler. Onlara da ihsan eylesin Mevlâ.Sevgili Dostlar!Hak mürşidin yolunda, telkinininde hiç gayriyet yok. Gelin, siz-biz diyerek ayrıcalık yapmayalım. Gelin Dostlar! Sevişelim, candan içre kaynaşalım. Neyimizden uzak duruyorsunuz? Fenâ-yı tamda bulduk bekâyı. Kelâm-ı Hak’la sohbet ederiz. Kelâm-ı Hak’la “buyurun!” deriz. Davetimiz mutlaktandır, Hak’tandır. “Ne var Melâmet’te?” dersen vallahi üzülürüm. Ne yok ki Melâmet’te!.. Melâmîdir evliya Dahi nice enbiyaHem cihar-ı bâsafa Kendine gel hey kendine.Geyemiz canda cânanla buluşmak. Bilişip sevişmek. Zikri ehlinden alarak, telkin üzerine Allah demek. Bu zikir canda cânanla buluşmayı sağlar. Tende mih- manla hedefe doğru gider. Önderimiz, Hz. Sıddık’ımız: “Ya Rab! Benim vücudumu o kadar büyük yap ki cehennem benimle dolsun.” buyuruyor. Sıddîkiyet makamının sahibi. Rahme- tenli’l-Âlemin’in mazharı. Biz de bu zat-ı muhteremlerin himmet ve lütuflarıyla, sıddîkiyetle davet ediyoruz: Gelin bize! Gelin bize!Hz. Ömer gibi farkıyetle davet ediyoruz: Gelin bize! Gelin bize!İki nur sahibi olan, Cem’le Hazretü’l-Cem’i cem eden Kavseyn sahibi Hz. Osman gibi davet ediyoruz: Gelin bize, Gelin bize!İlmin şehrinin kapısı olan, Ene nâtıkü’l–Kur’an “Ben Konuşan Kur’an’ım!” buyuran, kötülük edene iyilik eden Keremallahu Veche, Hz. Ali lisanıyla davet ediyoruz: Gelin bize! Gelin bize!Canım kaşını çatıp da “Ne var sizde?” diye sorma bana. Hak mürşidin himmetiyle ne yok ki bizde… Lütfen elimizi vicdanımıza koyarak okuyalım ve tefekkür edelim. Hak mürşidim tevbe-yi Nasuh verdirdi. Zikri talim etti. Suskun diller, Allah dedi. Şirk fiilimi aldı, fiilullahı ihsan etti. Fâil-i Hakikiyi tanıttı. Lâ fâile illallah râbıtası verdi. Hâlâ soruyor musun: “Ne var sizde?”Nispet sıfattan sıfatullaha mazhar kıldı. Şirk olan sıfatlarımızı kaldırdı. Gerçek mevsufu bildirdi. Lâ mevsûfe illallah dedirtti. Allah aşkına dinle ve sorma: “Ne var sizde?”Gerçek Melâmet’in sırrına erenlerde, fenâ-yı zattan tecellî-yi zata geçme vardır. Men aref sırrına erdirdi de bulan bilen, hâlini yaşayanlardan etti. Münezzehte veya gökte sandığımızı gönüle getirdi. Lâ mevcûde illallah râbıtasının hâlini yaşattı. Çok şükür! Yine mi soruyorsun: “Ne var sizde?”Hak mürşidim söyler: Zat-ı Hakk’ı anla zatındır seninHem sıfatı hep sıfatındır seninSen seni bilmek necatındır seninGayre bakma sende iste sende bul yahu A canım, sen nasılsan, ben de öyleyim. Aramızda bir fark mı var! Sakın ha, kırılma bana, gönül koyma! Ben istiyorum, sen olayım. Seni ben yapayım. Candan içre birbirimizle sevişelim; halka-yı zikirde, tevbe-yi Nasuh- ta. O tevbe ki seyyiatı hasenâta çevirir, cezayı mükâfat eder. Kahrı lütfa, nârı nura döndürür. Hakk’ı istersen yürü insana bakHak yüzü insan yüzünden görünürYâni halkı seven Hakk’ı sever. İnsanları sevmek, hoşgörülü, tatlı dilli olmak, hülâsa insana hizmet etmek ne güzel!Âyet-i kerîmede: “Müminler kardeştirler. Aralarında bir sürtüşme, bir çekişme olursa, onu sulh ediniz.”[1] Bu kardeşlik, anne baba kardeşliği değil, mümin kardeşlik. Allah ve Resûlü’nde kardeş olmak. Ulu Yaratanım! İslâm’ı bulduk, bildik. İslâm’ı yaşamak nasip et bize. İslâm üzerine doğduk. İslâmiyeti yaşamak, İslâm olarak da ölmeyi ve bekâ âlemine bir sabah güneşi gibi doğmayı bize nasip et. Zandan, evhamdan, şüpheden bütün ihvanımızı ve bizleri koru. Muhteremler!Bilir misiniz canım ne ister?!. Canım ister ki sorgu suâl meleklerinin suâllerine şimdiden cevap verelim. Rabbim Allah, dinim İslâm, kitabım Kur’an-ı Kerîm. Peygamberim; peygamberler peygamberi, iki cihanın serveri, Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed Mustafa (s.a.)Bu sorulara cevap vermek, kişiyi sırattan, mizandan, muhasebeden, muhakemeden geçirir. Bana soruyorsan “Ne cesaretle bunları söylüyorsun?”Hak dost diyor ki:Vermeyecek onlar hesapGeçmeyecek onlar sıratDünyada verdiler hesapHep gördüğü dîdar, hep cemâl olur. Hak dostlar bize öyle ışık tuttular ki ne hikmetli ne mânidar sözler söylediler. Bizler o zat-ı muhteremlerin bendeleriyiz. Yolundan, izinden giden dervişleriyiz. Allah bize çok çok iyilikler versin. Aşk, muhabbet versin. Âşıklık, sâdıklık, âriflik rehberimiz olsun inşallah.

Selâm, sevgi ve dualarımla Allah’a emânet olunuz!

kaynak; 

http://www.tasavvufdernegi.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=130




@Hakkımda…@

İlahiaşk Cangüneşi

Son nefes Şeb-i aruz inşaALLAH,

Biz Mevlamızın AŞK HAMALLARIYIZ

Tek derdimiz Mevlamıza hakiki kullardan olabilmek,saygılarımla...

Web sayfama hoşgeldiniz, saygıdeğer ziyaretçilerim...

 

Mayıs 2007
M T W T F S S
« Apr   Jun »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blog İstatistiklerim...@

  • 324,346 hits

@İHH…@

  • SUYUNA SAHİP ÇIK!



  • İSTANBUL

    Feedjit

    @Kategorilerim…@