Haziran, 2007 için arşiv
01 Mustafa Caymaz - Gül Tanem (3:11)
02 Mustafa Caymaz - Asir O Asirdi (3:49)
03 Mustafa Caymaz - Nasil Anlatilabilir O Nebi (3:3 ![]()
04 Mustafa Caymaz - Kutuk Ve Insan (2:4 ![]()
05 Mustafa Caymaz - Kapinda Dilenciyim (2:56)
06 Mustafa Caymaz - Kum Taneleri (3:52)
07 Mustafa Caymaz - Aski Muhammed (2:53)
08 Mustafa Caymaz - Kusva (2:30)
09 Mustafa Caymaz - Bir Yigit Vardi (5:02)
10 Mustafa Caymaz - Ne Sanirsin (2:23)
11 Mustafa Caymaz - Hz Eyup Ve Ben (3:40)
12 Mustafa Caymaz - Hz Muhammed (2:4 ![]()
13 Mustafa Caymaz - Hz Veysel (3:00)
14 Mustafa Caymaz - Hz Yunus Misali (2:45)
15 Mustafa Caymaz - Mahserde Gör Beni (2:22)
16 Mustafa Caymaz - Dost (3:44)

http://rapidshare.com/files/32157402/01_Par_a_1.mp3
http://rapidshare.com/files/32157884/02_Par_a_2.mp3
http://rapidshare.com/files/32158375/03_Par_a_3.mp3
http://rapidshare.com/files/32158802/04_Par_a_4.mp3
http://rapidshare.com/files/32159396/05_Par_a_5.mp3
http://rapidshare.com/files/32160215/06_Par_a_6.mp3
http://rapidshare.com/files/32160733/07_Par_a_7.mp3
http://rapidshare.com/files/32161688/08_Par_a_8.mp3
http://rapidshare.com/files/32162268/09_Par_a_9.mp3
http://rapidshare.com/files/32164648/10_Par_a_10.mp3
http://rapidshare.com/files/32165024/11_Par_a_11.mp3
http://rapidshare.com/files/32165335/12_Par_a_12.mp3
http://rapidshare.com/files/32165905/13_Par_a_13.mp3
http://rapidshare.com/files/32166217/14_Par_a_14.mp3
ELİF….ELİF…ELİF`İM

İki elif miktarı uzat acılarımı,
Ne gelirse senden boynum kıldan ince,
Madem ki seni sevmek, çile çekmek,
Seni sevdiğimin kanıtı olsun; dağlanmış bir yürek.
Elifle başlamadıysam hiç bir sözümü ‘be’ye geçirme,
Bütün hayatım senin aşkınla dolsun,
Madem ki seni bulmak, kendini kaybetmek,
Kaybolduğumun kanıtı olsun; ölü şehirlere göçmek.
Elif, Lam, Ra… Olsun tüm sırlarım ifşa,
Gönlüm yalnız senin sevdanı saklasın,
Madem ki seni bilmek adını sayıklamak,
Adına kurban olduğumun kanıtı olsun; her gece ağlamak.
Elif, Lam, Mim… Günahkar titrek ellerim,
‘Elif Elif ‘ diye diye senden seni isterim,
Madem ki sana varmak,dikenli yollar geçmek,
Vuslatımın kanıtı olsun; kevser suyundan içmek
alıntıdır
KARTALLAR ve İNSANLAR
|
Kartal,kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır: Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.
Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski zorundayız. deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz. alıntıdır |
||
|
|
||
Gül Yaprağı..
Dergahın kapısı hikmeti arayan herkese açıktı.
Dergaha hakikatin peşine düşen herkes kabul ediliyordu.
Dergahta geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini
konuşmadan açıklayabilmekti.
Bir gün dergahın kapısına bir yabancı geldi.
Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Bu kapıda sessizce ve sezgiyle buluşmaya inanılıyordu,
o yüzden kapıda herhangi bir tokmak. veya zil yoktu.
Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki mürid,
kapıda duran yabancıya baktı.
Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.
Gelen yabancı. dergaha girmek, fikir halkasına dahil olmak,
burada kalmak istiyordu. Kapıyı açan mürid bir ara kayboldu,
sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla geri döndü
ve bu kabı yabancıya uzattı.
Mürid elindeki dolu su kabıyla şunu demek istiyordu:
“Dergahımız yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek
kadar doludur.”
Bu durum karşısında yabancı dergah bahçesindeki güllerin
yanına gitti, güllerden bir gül yaprağını alarak kabın
içindeki suyun üstüne bıraktı.
Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su bir damla dahi
taşmamıştı. Bu durumu gören mürid saygıyla eğildi
ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.
Hal dili ile şöyle denilmişti:
“Dergahta suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardır..”
1-Tevazu:
Her davete icabet, hediye kabulü, selam verme, selam alma.
Kendinde bir değer görmeme, hakkı her kimden olursa olsun kabul etme,
herkesi kendinden hayırlı görme.
Böbürlenerek yürümeme, insanın yaratılığı şeye bakması.
Zillet ve meskenete düşmek, uygun değildir.
2-İnsanlara yumuşak davranmak:
Halkın arasına karışıp ezalarına sabır, uzletten daha hayırlıdır.
Öfkeyi yutma, aff-u safv memduhdur.
Yumuşaklık hayırdan nasipdarlık demektir.
3-İsar:
Kendileri muhtaç iken başkalarını kendilerine tercih edenler.
Kendisini mülkün emanetçisi görenin isarı en sağlıklı isardır.
Huzeyfetü’l-Adevi’nin Yermük’teki su hadisesi,
Ebu Talha ve misafiri Sa’d b. Rebi ve Abdurrahman b. Avf kardeşliği.
Cömertlik, buhl’la kazanılır
4-Afv ve Müsamaha:
İhsan sana kötülük yapana iyilik yapmandır.
İnsan, güneş, rüzgar ve yağmur gibi umumidir.
5-Güler Yüzlülük ve Tatlı Dillilik:
Güler yüzlülük, tebessüm, sadakadır.
mü’minin kalbinin aydınlığı yüzüne vurur.
Sevinç ve neşe Allah için ve O’ndan (cc) ötürüdür.
6-Şakalaşma ve Yumuşak Muamele
Sufiyye ahlakındandır.
Rasulullah (sav) latife ve şaka yapardı.
Mübtedilerin çokça şakalaşmaları uygun olmaz.
İşin içine nefs karışabilir.
İnsanları rahatlatmak için şaka yapılsa da,
halvette ciddiyyet esastır.
Mizah bast ve recadan ileri gelir,
7-Yapmacık Davranışları Terketmek:
Tekellüf, nefsin arzusu üzere insanlara gösteriş olsun diye
yapılan yapmacık hareketlerdir.
İkram ederken dahi tekellüften uzak peygamberane ahlaktır.
ziyaretçiye elde olanı, davetliye elden geleni ikram etmek esastır.
8-Mal Biriktirmeyi Terketmek:
Rasulullah (sav) ertesi gün için evde bir şey
bırakmaz ve bıraktırmazlar.
Sufilerin Cenab-ı Hakk’ın hazinelerini deniz gibi (tükenmez) bilir.
Allah (cc) kuşlar gibi tevekkül içinde olmak
9-Aza Kanaat Etmek:
Kanaat rızadan kaynaklanır. Şerefi artırır.
Fitnelerden korur. O, tükenmez hazinedir.
Az malın şükrü daha kolaydır.
10-Münakaşa ve Cedelden Uzaklaşmak
Hakkı söylemenin dışında cedel ve münakaşadan
uzaklaşma.
Nefisten gelen öfkeye kalbi hilm gösterme
Öfke anında nefsi itham etme, pozisyon değiştirme.
Öfke ve normal halde hükmetmek ancak nefsini
dizginleyebileceklerin işidir.
11-İnsanları sevmek ve onlarla iyi geçinmek:
Mümine merhamet, kardeşlik.
Geçinemeyen ve geçinilemeyende hayır yoktur.
İyi kimselerle ülfet ve ünsiyyet kalbe inşirah verir.
Sevgi ile itaat, korkarak itaatten daha faziletlidir.
Allah (cc)’ın sevdikleriyle beraberlik O’nun (cc) sevgisine götürür.
12-İyilik Yapana Teşekkür ve Dua:
müslümanın hakkın varlığını kabulü, hakkın vücudunu
perdelemez, O (cc) her şeyi açık seçik görür.
Nimete hamd, nimetden daha değerlidir.
müslümanın teşekkürü, teşekkülün kemalinden,
inancın nimeti Allah (cc)’dan görmelerindendir.
13-Makamı Müslümanlara Hizmet İçin Kullanmak:
Makamı hizmet için isteyenler, ölmeden evvel ölenler içindir.
Nefsin hilelerinden emin olmayanın fitnesinden korkulur.
Bilgisizlikle insanlara zarar vermemek.
İnsanların cehaletine sabretmek
İnsanların elindekilerine talip olmamalı, kendi elindekini
onlar için harcamak. Riyasete liyakat için gerekli şartlardır.

Namaz imanımın ifadesi,
acizliğimin,
zayıflığımın,
çaresizliğimin,
kısacası kulluğumun itirafıdır.
Namaz gözümün nuru,
gönlümün gözbebeğidir.
Dünyam onunla aydınlandı,
hakikati onun ışığı ile gördüm.
Diğer varlıkların ibadetini onun ilhamıyla bildim.
Allah’a baş eğişim,
başkasına baş eğmeyeceğime dair yeminimdir.
Alnım yeri öperken
ruhumda beni sayısız nimetlerle yaşatan rahmet elini öpmektedir.
Namazda ben alem olurum;
alem ben olur.
Yüce divanda kainatın sözcülüğünü ederim.
Dilsiz varlıklar benim dilimle dile gelir.
SECCADE TAHTIM,
SECDE SALTANATIM
VE KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR…
Bunda Yâr’in görmeyen
Gönlüne Şifa Arıyorsan
gönlüne şifa arıyorsan
Gönlüne Şifa Arıyorsan Kur’an-ı Kerim Oku
Huzur ve gönül genişliğine ulaşmanın en güzel anahtarlarından biri Kur’an-ı Kerim’i çokca okumaktır. Çünkü Allah Teala kitabını “ruhlara şifa, akıllara rehber, kalplere rahme t” vasfıyla tanımlıyor. “Rahmet” sıfatıyla vasıflandırıyor.
“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. De ki: Ancak Allah’ın lûtfuf ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır” (Yunus, 57, 58).
“Biz, Kur’an’dan öyle birşey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır” (Isrâ, 82).
Allah dostları Kur’an’a sırtını dönen kişiyi evine giren güneş ışığını perde çekerek engelleyen hasta bir kimseye benzetmiştir. Dolayısıyla Kur’an gibi bir şifa kaynağı varken başka yerlerde gönüllere şifa aramak ne büyük yanılgıdır.
-alıntı-
















Son Yorumlar