17 Jul 2007 için arşiv

17
Jul

*İLAHİAŞK*

Ey güzeller güzeli, beni sevdanla yaktın!
görmüyor bir şey gözüm, her an hulyanla aklım!


Sen (Kabe kavseyn) şahı, ben ise azgın köle,
Sana konuk olmağı, nasıl söyler bu şaşkın?

Acıyıp bir bakınca, ölü kalbler dirilttin,
sonsuz merhametine sığınıp, kapın çaldım!

İyilik kaynağısın, dermanlar deryasısın!
Bir damla lutuf et bana, derde devasız kaldım!

Herkes gelir Mekke’ye, Kabe, Safa, Merve’ye,
ben ise senin için, dağlar tepeler aştım!

Dün gece, bir rüyada göklere değdi başım,
kapındaki uşaklar, enseme bastı sandım!

Ey Cami hazretleri, sevgilimin bülbülü!
şiirlerin arasından, şu beyti seçtim aldım:

(Dili aşağı sarkık, uyuz köpekler gibi,
bir damlacık umarak, ihsan deryana vardım.)

Başka bir şiirinde şöyle terennüm etmektedir:
Ey günahlılar sığınağı, sana sığınmağa geldim!

çok kabahatler işledim, sana yalvarmağa geldim!
Karanlık yerlere saptım, bataklıklara saplandım,

doğru yolu aydınlatan, ışık kaynağına geldim!
Çıkacak bir canım kaldı, ey bütün canların canı!

uygun olur mu söylemek, canımı fedaya geldim!
Dertlilerin tabibisin, ben ise gönül hastası,

kalb yarama deva için, kapını çalmağa geldim!
Cömertlerin kapısına, bir şey götürmek hatadır.

basmakla şeref verdiğin, toprağı öpmeğe geldim!
Günahlarım çok, dağ gibi, yüzüm kara, katran gibi,

Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla,
gerçi yüzüm gibi kara, amel defterimle geldim!

Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz canan!
su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

                                                alıntıdır

17
Jul

BU DA GEÇER

BU DA GEÇER…

Yazan: Okay Gönensin

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşılaştığı köylülere kendisine yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler dervişe kendilerinin fakir ve evlerinin de küçük olduğunu söyleyip onu Şakir diye birinin çiftliğine gönderirler. Derviş yola koyulur. Yolda rastladığı köylülerin anlattıklarından, Şakir’in bölgenin en zengin kişilerinden olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir.

Derviş, Şakir’in çiftliğinde çok iyi karşılanır. Yer içer, dinlenir. Şakir de ailesi de hem misafirperver hem gönlü geniş kişilerdir… Yola çıkma zamanı gelir, derviş Şakir’e teşekkür ederken, “Böyle zengin bir insan olduğun için hep şükret” der.

Şakir şöyle cevap verir:

“Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz, bazen görünen gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer…”

Derviş yol boyunca bu söz üzerine uzun uzun düşünür.

Aradan birkaç yıl geçmiş, dervişin yolu yine aynı bölgeye düşmüştür. Şakir’i hatırlar, uğramaya karar verir. Rastladığı köylülere Şakir’i sorar.

“Haaa o Şakir mi” der köylüler, “O iyice fakirledi, şimdi Haddad’ın yanında çalışıyor.”

Derviş hemen Haddad’ın çiftliğine gider, Şakir’i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir selde sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için çaresiz, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad’ın yanında çalışmaya başlamıştır. Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad’ın hizmetkârıdır.

Şakir bu kez dervişi son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır… Vedalaşırlarken derviş Şakir’e olup bitenlere çok üzüldüğünü söyler ve Şakir’den şu cevabı alır:

“Üzülme… Unutma, bu da geçer…”

Yedi yıl sonra dervişin yolu yine aynı bölgeye düşer. Ve büyük bir şaşkınlık içerisinde olanı biteni öğrenir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır. Şakir Haddad’ın konağında oturmaktadır, geniş arazileri ve binlerce sığırıyla yine yörenin en zengini olmuştur.

Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: “Bu da geçer…”

Birkaç yıl geçmiş, derviş yine Şakir’e uğramak istemiştir. Ona bir tepeyi gösterirler. Tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: “Bu da geçer.”

Derviş, “Ölümün nesi geçecek” diye düşünür ve gider.

Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner, ama ortada mezar filan yoktur. Büyük bir sel gelmiş, bütün tepeyi süpürüp savurmuş, Şakir’den geriye hiçbir iz kalmamıştır.

O yıllarda ülkenin sultanı, kendisi için çok farklı bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük olmalıdır ki, sultan mutsuz olduğunda umudunu tazelemeli, mutlu olduğunda ise kendisini tembelliğe kaptırmasına izin vermemelidir.

Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz. Bir gün sultanın adamları bu bilge dervişi bulur, yardımını isterler. Sultan yüzük işine takmıştır.

Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir.

Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur. Sultan önce bir şey anlamaz, çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Derken üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır. Yüzüğün üzerinde “Bu da geçer” yazmaktadır.

Kaynak : www.vatanim.com.tr




PROFİLİM

İlahiaşk Cangüneşi Son nefes Şeb-i aruz inşaALLAH, Biz Mevlamızın AŞK HAMALLARIYIZ Tek derdimiz Mevlamıza hakiki kullardan olabilmek,saygılarımla...
Web sayfama hoşgeldiniz, saygıdeğer ziyaretçilerim...

 

Temmuz 2007
M T W T F S S
« Jun   Aug »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Blog Stats

  • 180,591 hits

İHH

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

İmzam





...MİSYONUMUZ...


mec.jpg


ıp adress

(*sayaç*)

  • SUYUNA SAHİP ÇIK!

  • AKRA FM
    İSTANBUL
    imzam >Free Image Hosting at www.ImageShack.us

    Yazarlar