
19 Jul 2007 için arşiv
Kandiliniz mübarek olsun
Regaib kandiliniz mübarek olsun

REGAİB GECESİNİN FAZİLETİ
|
||||
(( ÂH ))
|
(( ÂH )) Âh…….Tek hece…Bütün Lisanlarda aynı olan manâ…Bir elif, ardından bir he…Allah adının ilk ve son harfi… Zora tahammülü güzel bulanlara değil; güzele tahammülü zor bulanlara yazgılıdır âh… Güneşi izleyen bulut , gizleyebilir mi hiç varlığını güneşin; acıyı saklayan tebessüm, ya saklayabilir mi hiç vücudunu acının? Dokunulunca en ince teline içindeki sızının, bülbül durabilir mi şeydalanmadan ta mahşer olunca?… Her nereye bakarsa gördüğü âhtır aşkın; âh elinden niyaz için mescide girse dahi…Minaresi elif, kubbesi hedir çünkü camilerin…Ve hala elifin bağrı şerha şerha kan ve hala iki gözü iki çeşme henin… Erbab-ı aşka pîşe heman her gün âh imiş Ve sözün düğümü; Âh mine-l aşk!… Ceddimiz ne güzel kullanmış Âh’ı; Âh Yâ Teslimiyet… |
|
|
Beni sensiz bırakma Allah’ım
O büyülü saatlerinde pencereden sızan ay ışığının her bir cilvesinde,
Sen’i düşünüyorum.
Yüreğim hasretle yanıyor;
bir gariplik hissediyorum, içim içime sığmıyor;
can kafesten uçmak istiyor.
Yediğim ekmekte, içtiğim suda, kokladığım
gülde,
ziyânın parıltısında, yağmur damlasında, kar taneciklerinde,
Sen’i düşünüyorum.
Güneşin her sabah doğuşunda, her akşam gurubunda
Sen’i düşlüyorum;
Aşkın kalbimi titretiyor.
Yürüdüğüm yollarda, konuştuğum insanlarda,
ikliminde uçuşan altın kanatlı kuşlarda hep sanatını görüyorum.
Rahmetine sığınıyorum…
Rahmetin;
hem hazanı, hem kışı, hem baharı, hem yazı,
hem arzı, hem semâyı, kucaklıyor. İkliminde fânî olmak,
ebetlere yelken açmak istiyorum.
Bazen bir gülün kokusunda, bir güle bakışımda,
dokunuşumda, Habibini (sas) görüyorum.
Çiçekler, ötelerden O’nun (sas) kokusunu getiriyor.
Kuşlar haber veriyor; Âşık, Mâşukunu arıyor diye;
semtinde geziyor rûhum; belki görürüm diye.
Gözlerim Sevgili’nin yolunu ümit dolu bir intizarla bekliyor;
O’nun ışığı rûhuma doluyor…
Ey bîçarelerin çaresi, yolda kalmışların, gariplerin,
kimsesizlerin yardımcısı… Ey Mâbûd-u Mutlak!
Ümitle kapına geldim; girmeme izin verir misin?
Kirpiklerimi yıkayan gözyaşlarım, ıslak seccadem,
seherlerde semaya açılan avuçlarım şâhittir; yalan değil sevdam!
Ürperen kalbim, titreyen bedenim,
vücudumun bütün zerreleri şâhittir, Sen’den başkasına yönelmedim.
Bir tomurcuğun şehbâl açması gibi, Ya Fettâh,
şu kalbi de Sana aç, aç ki kurtuluşa ereyim!
Erit beni, bir kor saç içime, ocaklar gibi yanayım;
Yüce Nebi (sas) gibi, Sana dilbeste olmuş dostların gibi…
Kokuşmuşluktan usandım, şu gurbetlikten bunaldım.
Hasretine artık dayanamıyorum.
Dizlerimde derman, gözlerimde yaş kalmadı.
Rûhum âb-ı hayat istiyor, adımı çağıran bir ses çekim alanıma girsin,
içime hasretinin sancısını söndüren bir damla düşsün…
Garibim, acizim, bîçareyim gitmek istiyorum, canım toprak çekiyor.
Sana ulaşmak, ruhun tenden ayrılması ise, visalimi istiyorum.
İki damla gözyaşıyla Sana gelmeyi arzu ediyorum.
Beni, Sensiz bırakma Allah’ım!
Şimdi Ağlamak Vakti Gönlüm…

Seherin lahuti ikliminin bir demindeyiz ey gönlüm.
Aşkın kalbe gelip gelip vurduğu bu demde artık
fanilikten sıyrılma zamanı.
Bütün mahlukatın hep birden kendilerine
nimet vereni zikre durduğu anda ,
senin de şükür zikrine başlama anın gönlüm…Muhabbetin bir zevk deryasına dönüştüğü ,
kalpden yanık kokularının geldiği anlarda ,
artık ağlama vaktidir gönlüm…Ağla kendin için şu vefadan yana yüz çevirmeyen
hal ve tavrın için ağla!Ağla ey gönlüm,ağla!
Ağla ki günahlarını silip götürecek başka dermanın yok.
İçine gurbeti soluklarken ,
her an faniliğinle fanilere takılıp kalmana ağla…Aşkın,
bir Kevser suyu gibi iliklerine kadar işleyip,
seni ayağa kaldırdığı şu vakitte ağla ve sığın
o Yüceler Yücesi’ne!…
Bak , O ne kadar yakın ne kadar enis…O Güzeller Güzeli’ne sığın ve faniliğe bürünmüş
bütün güzellik timsallerinden sıyrıl!
Dünyada bulunan herşeyden daha kıymetli kalbini
O’nun emrine ver!…O’nu an ,seni ansın…
Kainat O’nun ,dünya O’nun ukba O’nun.
O zaman ne duruyorsun ey gönlüm ;
sığın O’nun kapısına ve ağla güneş doğasıya kadar.
Ağla ki ,
O’ndan başka yok sesini duyan ve yok isteklerine cevap veren…Bak,bütün mahlukat var edenine nasıl da ram olmuş…
Şöyle bir dinleyiver çevreni,
zikir sesinden senin gaflet perdesine takılıp kalmış
kalbin bile ne sesler duyacaktır,
ne güzellikler yudumlayacaktır.Anla ki,bu dem ağlama vaktidir gönlüm.
Otur ve ağla…Muhabbetin bedene ansızın dağıldığı anda ağla ey gönlüm…
Her atışında kalbinin ,
aşkın ben varım dediğinde yan gönlüm ve ağla…
Ağla sabahlara kadar ağla ve yan!…
Yan ki ,yanılması gereken sevgili burada.
Muhabbetide hiçbir zaman geri çevirmez…Hadi gönlüm ,bırak bütün dünyayı geriye bırak ki,
kapılar açılsın bir bir.Yetmez mi bu dünyaya gönül verdiğin?
Artık O’nun kapısına gitme zamanı.Yaklaş, dokun,çal o kapıyı!…
Çalınması gereken bir kapı varsa o da bu kapı.
O kapıdan geri çevrileni gördün mü?
Firavunların bile birşeyler beklediği o kapı ,
senin gibi günahkar,vefasız ,
ama eşiğinde ağlayana kapanır mı?Ne olur Kapanmasın ALLAH’ım…
“RABBİM! SEN beni kendine dost seçinceye kadar yaşat,
ve aşkınla yandığım bir anda canımı al ki
ÖLÜM
sana olan aşkımın adı olsun….”
Seni Sevmek………..
|
Seni Sevmek Seni sevmek; Seni sevmek; Seni sevmek; Seni sevmek; |
|
|








@Son Yorumlarım@