28 Jul 2007 için arşiv
Bir MUM’un Hikayesi
Bir mumun hayat hikayesi ;
Önce bir teneke de idim adım parafin di ,
Sonra uzunca bir süre bir depoda diğer
parafinler ile beklemede kaldım ,
Sonra bir hareketlilik oldu ,
Teneke bir arabaya yerleştirildi ,
yanımda benim gibi onlarca teneke vardı ,
İşyerine geldim burada tenekemin kapağı açıldı ,
Etraf ne kadar güzel ,
Mis gibi kokuyor her yer ,
Rengarenk şeyler dolu her yer , çok güzeller ,
Birisi tenekeden bir parça mı aldı ,
Korkmadım değil ,
İçime renkli toz kattılar ,
biraz koku ve uzunca bir sicim yerleştirip
beni bir kaba yerleştirdiler …
Sıvı halimin gittiğini görüyorum .
Üstten alta doğru hızla şekillendiğimi farkettim ,
hem daha sert hemde mis kokulu oldum ,
Sanatkar beni aldı eli ile ve kaptan dışarı çıkardı.
Şöyle bir baktı , sağımı solumu inceledi ,
ardından elindeki boncukalrı bir orama bir burama yerleştirdi,
güzelce ambalajladı ve o güzel dediğim diğer
süslü şeylerin arasına koydu ,
Yanımda mavi boncuklu şöyle bir bana baktı ,
Senin ne kadar güzel turuncu boncukların var
mum kardeş dedi ,
O anda adımın mum olduğunu anladım ,
Etrafıma baktığımda benim gibi ama her biri
farklı hepsi birbirinden güzel diğer kardeşlerimi gördüm ,
O 1 hafta boyunca hep orada durdum ,
Taki bir müşteri beni alana kadar ,,,,
Belli ki her müşterinin zevkine göre üretilmiştik ,
ve bu müşteride onlarca mum arasından beni beğenmişti.
Evine geldik.
Beni güzel bir masanın tam ortasına yerleştirdi.
Yeni evimde benden başka mum yoktu.
Biraz zaman geçti ,
Ev karanlık oldu ,,,,
Sonra çevreme birşeyler getirip yerleştirmeye başladılar.
Diğer odalarda bir ışık varken benim odam karanlığa yakındı ….
Sonra birisi masanın bir tarafına diğeri diğer tarafına geçti …..
Kalıplı olan elindeki bir alete bastı ,
Kısa bir an her yer azıcık daha aydınlandı ,,,,
Küçük ışık saçan bana doğru geldi ve ..
Tek saç telime dokundu ,,,
Aman Allahım ……
Saçım ışık saçmaya başladı ,,,
İçim ısınmaya başladı….
Etraf güzel bir kokuya büründü ,,,
Sanırım benim kokum bu….
Etraf deminkinden biraz daha aydınlandı ….
Şimdi daha iyi seçebiliyorum bir çok şeyi,,,
Biraz zaman geçti …
içim ısınmaya başladıkça boyumun da kısaldığını fark ettim.
kISALIYORUM…
Masadakiler kalktılar ve giderken birisi uzunca bir nefes verdi.
aLEVİM SÖNDÜ…
eski süslü görüntümden eser kalmamıştı.
Saçım da bembeyaz iken şimdi zifiri kara halde idi ..
Boyum kısalmış , sağımdan solumdan aşağıya doğru kaymaya başlamıştım,,,
Ne olduğunu anlayamadım…
mutluydum ,
Bana bakıp mutlu olduklarını gördüm ,
Sanırım o küçücük ışığım ile ,
mutlu edebilmiştim bunları ,
Mutlu etmek güzel ,
Eridikçe başkalarını doldurdum.
Bence gecenin en güzel en hatırlanacak anını ben yaratmıştım.
Mum olmak güzel …
hemde çok güzel…….
Kaynak ; Bir mumun hayat hikayesi atlı çocuk kitabından alınmıştır.
SAKLI KAL
SAKLI KAL
öyle kal orda kaldokunulmamış
kirletilmemiş
en mahremimde;
gönlümde kal
saklı kal…
akreple yelkovan arasına sıkıştırma zamanı
gülüp geçme, ağlayıp kalma
durup bakma uzaktan, fazla yaklaşma
söndürme bu ateşi,
yakma viran etme yurdumu
bir yudum kaldı; az kaldı
dur bir düşün şimdi yar
şehrimi viran eden dumansız yangınları
şimdi dur bir düşün yar
şehrimi viran eden çamursuz selleri
yitenler doğdu, doğanlar yitirildi
kundaktaki umutlar çoktan kundaklandı
kefenlere karalar çalındı
karalara gün doğdu
kırmızı düşler kuranlar
çoktan kara toprağa gömüldü yar
hasret zordu; gönlümü yordu
avuçlarıma düştü kor yangını
ellerim değil, canım yandı yar
aşikar olan; saklı kal
güzel olan; saklı kal
el değmemiş, incitilmemiş, bozulmamış, kirletilmemiş;
sen bari saklı kal
en mahremimde;
gönlümde kal
saklı kal… alıntıdır
DÖNDÜM MEVLANA GİBİ
Dervişin biri, bozkır sıcağında yürürken, bir kucak elma ile bayırlar aşan genç bir kıza rast gelmiş. Yorgunluktan al almış kızın yanakları.
Derviş kıza, “Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” diye sormuş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız: “Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.” demiş.
Kaç tane diye soruvermiş derviş baba.
Kız şaşkın; “İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” demiş.
Usulca kırmış elindeki tesbihi derviş…
HAYATA KALP GÖZÜYLE BAKMAK : TEFEKKÜR
Tefekkür, insanın, varlıkların, kainatın ve olayların hakikatini anlama çabasının adı… Allahu Tealâ’nın, birçok ayet-i kerimede “düşünmez misiniz?”, “görmez misiniz?” , “düşünüp ibret almaz mısınız?” hitabıyla insanı sorumlu tuttuğu büyük ibadet… İnsanı insan yapan, diğer varlıklardan ayıran temel özellik ve en büyük fark…
Tefekkür, olmayan bir şeyi hayal etmek değil, varlıklardaki manayı görmektir. Tefekkür, kalp gözüyle varlıklara bakmak ve onlarda yazılı ilâhî ibretleri okumaktır.
Tefekkür, adeta varlıklar ile konuşmak ve her gördüğünden Yüce Mevlâ’dan haber sormaktır.
Tefekkür, Allahu Tealâ’nın eşyadaki tecellilerini okumak ve onlardaki hikmeti anlamaktır.
Tefekkürün gayesi manevî yükseliştir. Manevî yükseliş, körükörüne bağlılıktan kurtulmak, her an Allah’a yaklaşmak, devamlı O’na hayran olmak, sürekli zikir halinde bulunmak ve nihayet “ihsan” mertebesine ulaşmaktır.
İhsan, kalbin uyanması ve basiretin açılmasıdır. İhsan, eşya ile perdelenmemektir. İhsan, gaflete düşmemektir. İhsan, sanki Allahu Tealâ’yı görüyormuş gibi bir hale ermektir.
Tefekkürün sonu, tevhittir. Alanı kainat kadar geniştir. Allahu Tealâ’dan başka bütün varlıklar tefekkür edilebilir. Şu dünyada acı-tatlı her ne varsa, hepsi ayrı bir ilim ve tecelli taşır. Var olan her şey, bir şeyi öğretmek içindir. O da kula kulluğunu bildirmek, Yüce Yaratıcı’nın ululuğunu isbat etmektir.
Etrafımızda ibret alınacak o kadar şey var ki, belki de bu çokluk ve devamlı yüz yüze bulunuyor olmak bizi gaflete düşürüyor. Bu halimize Yüce Rabbimiz şöyle dikkat çekiyor: “Göklerde ve yerde (birliğimizi ve kudretimizi gösteren) nice deliller vardır ki, hergün onların yanından geçiyorlar, fakat hiç ibret almadan yüz çevirip gidiyorlar.” <******> (Yusuf/105)
Evet; görülen ve duyulan şeylerden ibet almak, ancak tefekkürle mümkün. Eğer tefekkür edip ibret alsaydık, bir an bile aynı halde kalmazdık. İbret alsaydık, boş işlerle bir daha yaşanmayacak yılları boşuna tüketmezdik. İbret alsaydık bir delikten iki kere ısırılmazdık. İbret alsaydık, dünyayı baş tacı yapıp, ebedi yurdu unutmazdık. İbret alsaydık, bozuk halimiz düzelir, kötü zamanlarımız tekrar etmezdi.
Ve… eğer ibret almazsak Mevlâmız da dünyamız da bize gazap edecek. Çünkü ibret almadan yaşayan insan, Mevlâ’sına asi, dünyasına yüktür.
Ve… eğer ibret almazsak Mevlâmız da dünyamız da bize gazap edecek. Çünkü ibret almadan yaşayan insan, Mevlâ’sına asi, dünyasına yüktür.













Son Yorumlar