Temmuz, 2007 için arşiv
Kainatın Mayası Muhabbet
Senai demirci gül oldum
Senai Demirci- Affeyle
sen ve son
salavat kibi

Kimiz, Kim Olmaya Özeniyoruz?
Semine Demirci
semine@senaidemirci.net
GÜZEL kumaşlar satan bir kumaşçı dükkanında iki top basma varmış. Basmalardan biri mütevazi; renkleri ve desenlerinden memnun bir şekilde onu alacak, kıymetini bilecek müşterilerini sabırla beklermiş. Arkadaşı ise daha renkli ve desenleri daha güzel olduğu için bir an önce beğenilmek ister ve bunun için de elinden geleni yaparmış. Mütevazi olan ona hep
“Arkadaşım, sakin ol, sabırlı ol; biz birer basmayız; bizim kıymetimizi bilenler bizi almalı; kendini ipekli kumaş gibi ortaya koyup durma; sen ipek değilsin, seni ipek sanıp alanlar ipek olmadığını anlayıp seni geri getirirler, kesildiğinle kalırsın; hem bu halinle bizi dokuyana da hakaret etmiş olursun; seni dokuyan seni basma olarak takdir etmiş; “ben basma değilim” demekle seni dokuyana nankörlük etmiş olursun, yapma böyle, eğer bu desenler sana verildiyse bir maksat içindir, kendini ipek sanman için değil; üzerine bir çamaşır suyu dökülürse bu desenlerden eser kalmaz-desensiz kalıverirsin, o zaman ne yapacaksın” dermiş. Fakat bizim sabırsız basma bütün bunları dinlemez, kendi bildiğini okumaya devam edermiş.
Bir gün dükkâna; uzuna yakın, alımlı, kızıl saçlı, yanında iki çocuğu olan, kendinden emin bir kadın girmiş. Bütün kumaşları gözden geçirmiş. Bizim basmanın içi kıpır kıpırmış. Dönüp bana baksın, bak beni nasıl beğenecek diye içi içini yiyormuş. Bir de ne görsün? Kadının gözleri, bizim basmadaymış. Bizim basmanın kalbi yerinden fırlayacakmış neredeyse. Kadın, dükkân sahibine bizim basmayı göstermiş. Dükkân sahibi topu indirmiş raftan. Kadın şöyle bir bakmış basmaya.Yoklamış elleriyle. Basma olduğunuanlamış anlamasına ama desenler, renkler onu cezbetmiş.
Diktireceği elbiseye en uygun desenler ve renklermiş. Fakat basma oluşu düşündürmüşbiraz. Neyse demiş, “Bu desenler, bu renkler sendeyken basma oluşunun bir önemi yok. Sana öyle bir model uygulayacağım ki, cümle ipekli elbiselersenin güzelliğini kıskanacak, başın hep dik olacak senin.”
Kadın bizimbasmadan iki metre kestirmiş. Çantasını koluna takıp, çocuklarını da alarak evine gitmiş. Terziye gitmeden önce aldığı kumaşı suya bastırması gerekiyormuş. Almış bizim basmayı bir kova suya batırmış. Sabaha kadar kovada kalmış zavallı. Sabah, kadın basmayı çıkarmış kovadan. Suyunu silkmiş, kuruması için ipe asmış. Bizimki şimdi de ipte, güneşin karşısında kurumayıbeklemiş. Kuruyunca kadın alıp ütülemek istemiş. Çünkü buruş buruş olmuşmuş. Ütüleyip tekrar ölçmüş basmayı. Bir de ne görsün?! Bizim iki metrelik kumaş çekmiş kalmış mı bir buçuk metre. Bir de renkleri biraz solmuş mu ne?!
Kadın küplere binmiş. Suç sanki kumaşınmış gibi başlamış bağırmaya. Sonra alıp dükkâna götürmüş; kumaşcıya da bir sürü bağırıp çağırdıktan sonra öfkeyle çıkmış dükkândan. Kumaşçı ne yapsın? Kadın bile bile almış onu. Sonra aslını anlayınca geri getirmiş. Bu kaçıncı oluyormuş. Kumaşcı uyarmasına rağmen kadınlar renk ve desenlerine aldanıp alıyor, sonra geri getiriyorlarmış.
Kumaşçı ne yapsın şimdi? Her defasında, geri gelen par çayı topa yeniden sarıyormuş. Yine, her zaman yaptığını yapmış; bizim basmanın gelen parçasını topunu sarmış, mütevazi basmanın yanına-eski yerine yerleştirmiş. Bizimkisi acı içindeymiş. Kadına karşı da çok öfkeliymiş; “Beni ipekli elbiseler gibi yapacaktı, beni kandırdı, yerimden etti, üstelik o kadar suyun içinde bekletti, yetmedi ipe astı-güneşte bıraktı, bununla da yetinmedi, kızgın ütüyü her zerreme bastırdı; sonra da çekmişim, renklerim biraz solmuş diye beni geri getirip attı” diye veryansın edip duruyormuş.
Mütevazi arkadaşı, ona şefkatle demiş ki; “Gel kardeşim, biraz beni dinle, sabret, unutma ki kadının seni alması için çok çabaladın; bütün desenlerini,renklerini ortaya koydun; basma olduğunu unuttun; onu suçlamakla eline birşey geçmez; gel sen kendine bak, kusuru kendinde görene ne mutlu, böylece düzeltebilirsin kendini; kendi nefsini ıslah edemeyen, baskasını ıslah edemez; gel sen kendinden başla; hem benim tanıdığım bir kumaş örücü var,ondan rica edelim senin kesik yerlerini örsün-tamir etsin, yoksa böyle hep alel usul sarılı kalacaksın, en ufak rüzgarda yerinden oynayacaksın; gel arkadaşım kesiklerini birleştirelim, tamir edelim ki daha büyük sorunlara neden olmasınlar.” Ne dersiniz? Bizim kendini ipekli sanan, basma arkadaşını dinleyecek mi?
Yoksa ben böyleyim, ben değişemem, Beğenmiyorsan arkadaşlığımı, sen bilirsin deyip yine hırsına yenilip, aslını kabul etmeyerek zarara düşmeye devam edecek mi? Bilemiyoruz. Fıtrat çok değişmiyor. Fakat kusurlarımızı farkedip büyük bir cehdle değiştirmeye çalışabiliriz. Kabul etmemiz gereken, kusurlu olabileceğimiz gerçeğidir. Bunu kabul ettikten sonra düzeltme çabası da, affedilme çabası da gelecektir. Yeter ki kendimizi kusursuz kabul etmeyelim. Basma iken ipek zannetmeyelim.
http://www.senaidemirci.net/yazilar.php?kategori=6
Muhabbettir
Muhabbettir

Kelimeler dudağında bir musiki gibidir
Elleri, dağ yamacında nevbahar çiçekleri
Nereye gitse umut, ne yöne baksa hayat
Yürüdüğü yolları incitmekten çekinir
Nazenin bir gül olur tebessüm yanağında
Zarafettir…
Erir mum gibi
Aşk-ı ilahi ile enâniyet
Varlığın sırrı yok olmakla bilinir.
Ayet ayet dokununca geceler
Kelam, kalbe dokunur
Muhabbettir…
Kavil üzre alınır, evlerin göz bebeği
Tedirgin bir kuğu yuvasından ayrılır
Hayat boyu mutluluğa adanır tüm dilekler
Yalnızlık bahçesinde gülfidanı gibidir
Kadın
Emanettir…
Kırılgan bir hayatı taşır omuzlarında
Gün olur konuştukça kan damlar,
Dudaklardan
Her sözde ayrılık fark etmeden yeşerir
Ve öfkenin hasadı biçildiğinde
Söz biter, gönül susar
Felakettir…
Öfkenin sabahın da mutsuzluğa uyanır
Ardında fırtınadan arta kalan pişmanlık
Önünde kalbi kırık bir suskunluk denizi
Muhabbet sarayında bir peri ağlamıştır
Kirpiğinden yanağına
Çaresizlik dökülür
Gözyaşı
Nedamettir…
__________________
IQ’nuzu hesaplayın
IQ testi: http://www.tolunay.com/iqtest
IQ = 100 ise , toplumun 50%’sinden daha zekisiniz.
IQ = 110 ise , toplumun 75%’inden daha zekisiniz.
IQ = 120 ise , toplumun 93%’unden daha zekisiniz.
IQ = 130 ise , toplumun 98%’inden daha zekisiniz.
kİŞİLİK TESTİ
Aşağıdaki resimler psikologlar tarafından ortaya çıkarılmış, defalarca test edilmiş, şekiller ve renkler değişerek bugünkü halini almış. Hangi resim size yakın geliyorsa seçin, dokuz ana karakterden hangisi size uyuyor bulun.

1. İçedönük-Hassas-Kolay Etkilenen: Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafinızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstün körü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorsunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa, yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.
2. Özgür-Geleneklere Karşı-Tutulamayan: Kendinizi geliştirmenizi saglayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani, akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.
3. Dinamik-Aktif-Dışadönük: İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak. Aslında olayları başlatan kişi de siz oluyorsunuz.
4. Ayakları Yere Basan-Dengeli-Uyumlu: Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor, çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki, herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan herşeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.
5. Profesyonel-Pragmatik-Kendini Tanıyan: Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise, herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.
6. Barışçıl-Tedbirli-Agresif Olmayan: Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlügünüze düşkün oldugunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz. Ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden, dünyayla barışık bir insansınız.
7. Dikkatsiz-Oyunsever-Neşeli: Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz.
8. Romantik-Hayalci-Duygusal: Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.
9. Analitik-Güvenilir-Kendinden Emin: Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanla__________________






Son Yorumlar