VÂLİHÎ-İ KADÎM (Kurd zâde Edirneli Şeyh)
“Bir gonca sevdim eyledim ağyâr âlemi Şekvâ-yi hâr eden de benim, gül diken de ben”
Gonca kadar taze ve güzel bir dilber sevdim, bütün dünyayı kendime düşman ettim. Fakat bunda kimsenin kusuru yok. Bahçemde gül fidanını diken de benim, dikenlerden şikâyet eden de ben…
ÂGÂH (Semarkandlı)
“Bir dilde iki sûz-i mahabbet olmaz
Bir fânus içre iki şem’ etmez câ”
Bir fenerin içine iki tane mum konmadığı gibi, gönülde de iki aşk barınmaz…
HÂLETÎ (Azmî zâde)“
Yâri görünce kaldı gönül arz-ı hâlden
El değmedi şikâyete şükr-i visalden”
Sevgiliye söyleyecek bir çok sözlerim vardı ve gönlümdeki şikayetleri ona bir bir açacaktım.
Fakat kendisini görür görmez her şeyi unuttum.Bu kavuşma saadeti içinde ona minnettarlığımı anlatmaktan derd yanmağa vakit bulamadım..
HÜDÂÎ (Üsküdarlı Şeh Aziz Mahmud)
“Aşk u misk olmaz nihan ânı bilür hak-i cihan
Âşık-i bîçâreye mümkün müdür ihfâ-yi aşk”
‘Aşk’ ile ‘Güzel koku”u saklamanın imkânı yoktur; bunu herkes bilir. Öyleyse biçare âşık, aşkını nasıl saklasın?
NÂİLÎ-İ KADÎM (Mustafa)
“Vâr ise seng-i siyah-i kalbe aşıkdır mihenk
Yoksa ol şûhun ıyâr-î hüsn ü ânın küm bilür”
Kalb için en mükemmel mihenk taşı aşığın kendisidir. Yoksa sevgilinin güzellik derecesini ve değerini kim takdir edebilir?
YAHYA (Şeyhülislam –Efendi) “
Hiçbir bela mı var ki gönül ânı bilmeyeSeyyâh-ı bîkarârın olur âşinâsı çok”
Güzelden güzele, emelden emele gezip tozan gönlümün bilmediği, tatmadığı bela mı kaldı? Çok gezenin çok tanıdığı olur, derler; ben de onlara benzedim…
FİTNAT (Zübeyde Hanım)
“Mihrin görür kemalde her gün zevâlini Âkıl, felekde, câh ile mağrur olur mu hiç”
Güneşin her gün, en yüksek noktaya çıktıktan sonra tekrar alçalıp battığını gören akıllı bir insan, işgal ettiği mevkiin yüksekliği ile kibirlenir mi? Hangi insan ikbal mevkiini ebediyen muhafaza edebilmiş ki…
GAALİB (Şeyh Dede )
“Tedbirini terk eyle takdir Hüda’nındır
Sen yoksun o benlikler hep vehm ü gümanındır”
Sen, tedbir alacağım, hadiselere karşı koyacağım diye uğraşıp duruyorsun; boş emek. Takdir, alın yazıları hep Allah’ın emir ve iradesiyle kurulmuş ve yazılmıştır. Hakikatte zaten sen yoksun. Kendini var zannediyorsun, bu, hep senin kuruntundan ibarettir. Hakikatte var olan yalnız O’dur…
NABİ (Yusuf)
“Keman misal geç ol maksadın tekarrüb ise Atılma ok gibi yâbâna istikamet ile”
Maksadın büyüklere ve nüfuzlulara yaklaşmak ise, her zaman ok gibi dümdüz olup kapılardan koğulma, sırasında, yay gibi eğri olmayı bil!
RÂSİH (Enderûnî Balıkesirli Ahmed)
“Dilde gam var, şimdilik lûtf eyle gelme ey sürûr Olamaz bir hanede mihmân mihmân üstüne “
Ey sevinç! Gönlümde kederlerim var, lütfet de sen bari şimdilik gelme. Zira bir evde misafir üstüne misafir olmaz, ağırlanması zor olur…
guzide.org dan alıntıdır . . .












Aşıka Aşık gerek, aşka maşuk
Aşık Aşıkı anlar
Aşıkın sözleri derman olur gönlün yarasına…
Aşk derdini alır gülden,
karşılıksız ta gönülden sevenlere selam olsun….
GÜL’e ve GÜL’ü seven herkeze selam olsun.