
Ah mine`l Ask
İlahi Aşk
Karanliğın gündüze hasret kaldığı gibi,
Gülleri görmekten çok hasret kaldim sana.
Yapayanlızım bazen, sen her yerde olsan da,
Özlemin ateş olur hasret yağmurlarında.
Bir aşk, bir sevgi doğdu gönlümün baharında
Sonbaharı, kışında, hem de yazında.
Bir başka aleme alipta götürdü,
Eskimiş kırık aynanın karşısında.
Bir aşk buldu beni, Bende beni bırakmayan,
Kanayan yarama melhem oldu gönlümde.
Bir Aşk buldu beni, aydınlatıp karartmayan,
Tebessüm belirdi yorgun düşen yüzümde.
Nedir bu yangın? Nasıl bir Aşk? Böyle bir sevada,
İlahi bir sevginin aşk mucizesinde.
Feth edilen koca bir şehrin surları gibi,
İlahi Aşkın kudreti doğdu yüregimde.
Uykularım bölündü, amansız gecelerde,
Teheccüte kalkarken şefkatli sevginde.
Mahrum etme beni Aşk’dan ey ilahi kudret,
Büyük kutsal bir Aşk’tır, sabret gönül sabret.
Kerem aslı’sına, Ferhat şirin’e kavuşsun,
Varsın bu yürek, İlahi Aşk ile kavrulsun.
bir zerre kadar aciz kaldım, senin yanında.
Yansın, bitsin uğrunda, ister hep yok olsun
İlahi Aşk… Beni benden koparıp aldında,
Divanesi oldum ıssız sokakların.
Karanlık gecelerin nurlu sabahların da,
Bana seslenir oldu tüm ezanların.
Hayyaal esselah davetin, haydi gel namaza,
Buluşmak vardı ey Aşk senin huzurunda.
Hayyaal el felah dı çağrın, hadi gel felaha
Kurtulmak vardı ey İlah senin yanında.
Dağların yorgun yamaçlarına vurdum kendimi,
Sana bir adım yaklaşıp ulaşmak için,
Kendimde tutu verdim karanlık gölgemi
İlahi Aşk, senin uğrunda ölmek için.
Alıntıdır
İlahi Aşk…
MS 1058-1111 tarihleri arasında Horasan’da yaşayan İmam Gazali’nin 200 civarında eseri bulunmaktadır. Mükasefet-ü’l Kulüb (Kalplerin Keşfi) en önemli eserlerinden biridir. Kalplerin Keşfi konu itibariyle Tasavvufi bir eserdir. Tasavvuf, kalp ile ilgilenen bir ilimdir. Cenab-ı Hakk’ın her gün ziyaret ettiği kalp, kuşkusuz temiz olmaya layıktır. Çünkü bu kulun Rabb’ine karşı edeb kuralıdır. Kalplerin Keşfi adlı eserinde İmam Gazali ayet ve hadislere uygun tarzda Tasavvufu işlemiştir.
Aşk konusunda İmam Gazali’nin görüşleri
“Sevgi” canlı varlığın, haz veren bir nesneye karşı eğilimli olmasıdır. Söz konusu eğilimin güçlenmesi haline aşk denir.
Aşk duygusu, aşığın sevgilisine kul olması ve sahip olduğu her şeyi uğrunda feda etmesine yol açacağı bir dereceye varabilir.
Züleyha’nın Hz. Yusuf’a karşı duyduğu aşkın ne dereceye vardığına bir baksanıza! Kadının bütün servet ve güzelliği bu uğurda gitmiş. Yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığının var olduğu söylenir, hepsini Hz. Yusuf’un aşkı uğruna harcamış. “Bugün Hz. Yusuf’u gördüm” diyen herkese, eline geçeni zengin edecek değerde bir mücevher vere vere elinde hiçbir şey kalmamış.
Aşırı aşkından dolayı diğer her şey aklından çıktığı için karşılaştığı her şeyi “Yusuf” diye çağırır olmuş, o kadar ki, başını göğe kaldırdığı zaman Hz. Yusuf’un adını yıldızların üzerinde yazılı görürmüş.
Rivayete göre, Züleyha iman edip Hz. Yusuf onunla evlendikten sonra eski aşığı ve yeni kocasından ayrı yasamaya yönelerek kendisini ibadete vermiş, varlığını tamamen Allah’a adamış.
Nihayet bir gün, Hz. Yusuf’a demiş ki, “ben sana Allah’ı tanımadan önce aşık olmuştum, fakat O’ nu tanıyınca kendisine karşı duyduğum muhabbet, diğer her şeyin sevgisini gönlümden giderdi. O’ nun sevgisine bedel istemiyorum.”
Leyla ile Mecnun’ un aşk hikayesini herkes duymuştur. Mecnun’a “adın ne?” diye sorarlar, “Leyla” diye cevap verir. Bir gün yine Mecnun’a “Leyla ölmedi mi ” derler. “Hayır, Leyla kalbimde yaşıyor ölmedi, Leyla benim” diye karşılık verir.
Yine bir gün Mecnun, Leyla’nın evi önüne gider ve gözlerini gök yüzüne diker. Ona “ey Mecnun, gökyüzüne değil, Leyla’nın odasının duvarına bak, belki onu görürsün” derler. O böyle diyenlere “gölgesi Leyla’nın evine düşen yıldız bana yeter” diye karşılık verir.
Anlatıldığına göre, Hallac-ı Mansur’u seksen gün hapsetmişler, İmam-i Şibli, bir gün ziyaretine gitmiş ve “ey Mansur, Muhabbet nedir” diye sormuş. Mansur “bu soruyu bana bugün değil, yarın sor” demiş. Ertesi gün olunca Mansur’u zindandan çıkarırlar ve üzerinde boynunu vurmak üzere yere yaygı yayarlar, bu sırada İmam-i Şibli çıkagelerek karşısında dikilir. Bu anda Mansur ona seslenir, “ey Şibli! Sevginin başı yangın, sonu ise ölümdür.”
Hallac-ı Mansur’un nazarında Allah’tan başka her şeyin batıl olduğuna kesin kanaat gelince ve yalnız Allah’ın hak olduğunu bilince, Hak isminin onun kendi adı olduğunu unutmuş ve “sen kimsin?” sorusuna muhatap olunca “ben Hakk’ım” diye cevap vermiştir.
Elbette ki Tasavvufi anlamda, aşık kul; sevgili, âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. Aşk, bu hikayelerde de okuduğumuz gibi mecazi aşkla başlayarak yol alan ve Allah’a ulaştıran İlahi Aşk’tır.
İmam Gazali












Rabbim(c.c) ;
Muhammed(s.a.v) ümmetini; İlahi aşkı bulanlardan eylesin inş.
Amin,inşaALLAH,değerli kardeşim,gönüller Mevlamızın aşkıyla dolsa yeryüzünde kavga kalmaz huzur hakim olur,insanoğlu sevgisiz yaşayamaz ama sevginin hakikatide ilahiaşk ,saygı ve hürmetlerimle…..
Rabbim bulmayı nasip eder inş. cümlemize
Dua ile kalın.
Saygılarımla
Selam.
Dostlar.
Allah biz insanlara aşıkktır seviyor bizleri ondan dolayi,
vahiy gondermistir,
oyle ise o vahyin gereklerini yerine getirmekle rizasina ermis oluruz,
ALLAH BIZLERIN HER TURLU HAYALLERIMIZDEN, VE TASAVVURLARIMIZDAN BERIDIR,
CUNKU , TASAVVURLARIMIZIDA ALLAH YARATMISTIR,
ALLAHSA YARATTIKLARINDAN HIC BIR SEYE BENZEMEZ,
HERSEY ONA MUHTACTIR,
O HIC BIR SEYE MUHTAC DEGILDIR,
ONUN AZABINDAN YINE ONA SIGINIRIZ,
O MERHAMETI UZERINE ALMIS,
CEHENNEMI, MUMINLERE HARAM KILMISTIR,
OYLE ISE KURANDA MUMINLERIN OZELLIKLERINI OKUYUP O MINVAL UZRE YASANTIMIZI IKAME ETME GATRETI ICERISINDE OLMALIM.
SELAM VE DUA ILE.
FURKAN NEZIR
kurandanmesajlar@hotmail.com
BUNU KİM YAZMIZASA HELEN OLSUN BİDE EN GUZEL İLAHİ LRİNİZ VRVVARSA GÖNDERİR MİSİNİZ?