Yazar ilahiask için Arşiv



02
Aug

Kalp, İlahi sevgiye ayna olunca…

Sevgi, derece derece midir?
Yoksa sevmek, tüm kalbini vermek mi?
Zerrelerince sevmek mi?
Sevdiğini sandığında kişi, bu sadece sanı mıdır?
Zahiri mi, yoksa başlangıç mı?
Mecazi sevgili, gerçek sevgiye ayna olur mu? Yoksa gerçek sevgiliye olan sevgi midir ona yansıyan?
Sevmek, öğreti midir? Yoksa doğuştan, fıtri mi?
Kimi, kim için seviyoruz?
Sevgili için mi, sevmek için mi, kendimiz için mi?

Sevdikçe seviyor insan…
Rabbini sevdikçe, her şeyi daha da çok seviyor.
Onlara Rahmani nazarla baktığında
Rabbinin kendine bakışını hissediyor sanki.
Onları sevdiğinde, Rabbinin kendine olan sevgisini…
Onları, Rabbi için seviyor.
O’na yaklaştıracak her şeyi de seviyor.
Yaradanın tecellilerine aşıksa bir de
O’nun hatırına, kusurlar kusursuzlaşıyor.
Çünkü, herkese taksim edilmiş bir tecelli görüyor.
Hoşgörüyü aslında o, Rabbinden öğreniyor.

02
Aug

…ASIL AŞK BUDUR İŞTE…

…İnsan kimi severse ona eştir.Bu alemde de onunladır o alemde de…
(Mevlana)

Aşk bir tek kelime. Üç harften oluşuyor sadece. Bir a, bir ş ve bir k bir araya geldiğinde AŞK çıkıyor karşımıza. Ne kadar kısa bir kelime değil mi?
Madde gözüyle bakıldığında tek hecelik olan bu kelime, mana gözüyle bakıldığında ummanlara denktir, ummanlar kadar sonsuzluğa yol çizer. Aşk hissetmek için, yaşamak için var. Aşk ezelden ebede… Hiç bitmeyen, bitmesi hiç mi hiç mümkün olmayan…
Aşkı Adem de yazmıştı kalbine; Rabb’i ruhuna nakşetmişti aşkın parıltılı, aydınlık, nurlu çizgilerini. Havva’da da vardı bu aşk nakışlarından. Havva’nın ruhunun en bilinmeyen, en görülmeyen, en deruni safhasında işliydi bu aşk nakışları.
Adem’de Havvai bir hava var iken Havva’da da Ademi bir rüzgar esiyordu.
Neydi bu?
Belli ki aşktı bu. Adı Aşktı. Adem Havva’ya Havva Adem’e aşıktı. İki ruh birbirine sevdalıydı. Sevgi, aşk, sevda… Karışmıştı birbirine her şey. Adem Havva’ydı, Havva Adem’di sanki. Havva ile Adem tek bir insandı aslında. Aşktı işte bunun adı. İlmi sonsuz, her şeyi bilen, her şeyi gören; ama kendisi görülmeyen biri koymuştu onların ruhlarına aşk pırıltılarını… Ve O bahşetmişti bu güzel, hoş, enfes lütufları. Aşk ağacının meyveleri yetişecekti zamanla… Ve yetişti de… Biz ilk insan Adem ve Havva’nın çocukları, yani onların aşklarının meyveleri değil miydik? Yani insanoğlu aşkın meyveleri…
Kainat olmasaydı AŞK olur muydu? Bu kainat zaten aşkla tekevvün etmemiş miydi? Evet evet… Kainatın, mülk ve melekutun sahibi evreni ihata eden Yüce Allah gül kokulu Peygamberin aşkıyla yaratmıştı bu dünyayı. Aşk dolu bir alemdi bu alem. Muhammed olmasaydı Adem ve Havva yaşarlar mıydı aşklarını?.. Ve meyveler, yani insanoğlu yetişir miydi aşkla? Sözün kısası aşkın temeli ilahi aşka, Allah’a dayanıyor.
Düşünüyorum da biz ne kadar aşığız? Ya da aşık mıyız acaba? Aşık olmamız için sebebimiz var mı? Düşündük mü aşkın ne demek olduğunu? Aşık olmanın şartları mevcut mu yüreğimizde? Sözümüz ne kadar geçer kendimize?
İnsanoğlu kainattaki her şeye aşık olamaz bence. Ya siyahı seviyorsundur ya beyazı. Ya gül güzeldir senin için ya fesleğen; ama ikisini de seviyorum dersen yanılırsın. Aşkın kuralı budur: Tek bir şeyi sevmek. İki tane seviyorsan aşk değildir bu… Tek olmalı… Gül ile fesleğenin arasında fark olmalı… Birini daha fazla sevmelisin. Nasıl ki Allah Muhammed’i diğer peygamberlerden daha çok sevdi… O’nun aşkıyla evreni yarattı… Onun gibi işte… Nasıl ki Adem Havva’yı sevdi… Onun gibi işte…
Sen ki kainatı seviyorsan her şeyiyle, bu aşk değil aşk sebebindir. Seni Allah’a ulaştıracak sebeplerdir bunlar… Yüce Yaradan’a olan aşkının sebepleridir bunlar. Asıl aşk O’na ve o gül yüzlü, gül kokulu Peygamber’e… Aşk budur işte… Aşkı yüreğime kazıyana, aşkı bana düşündürene ve hissettirene aşığım…

…ASIL AŞK BUDUR İŞTE…

02
Aug

Sevgiliye Olan Vuslat Aşki

 

Sevgiliye Olan Vuslat AşkiBir sevda vardır senede bir hatırladığımız; bir sevda da vardır ki hiç unutamadığımız.
İnsan manevi alemlere her kanatlanışında, günde defalarca kapısını çaldığı, bıkmadan usanmadan uğrunda koştuğu Sevgili…
O’na yaklaştıkça, deniz suyu içmiş bir çöl yolcusunun suya duyduğu iştiyak gibi, bitmeyen yolculuğun çıldırtıcı vuslat arzusu gibi …Her an O’nu yaşamak ve O’nu anlatmakla geçen bir hayat ve bu Sevgili’ye olan vuslat arzusu tüm mecazi aşkları siliverir bir anda.

Mevlana’nın dediği gibi ‘Hak aşıkları muhabbet deryalarında yüzen balıklara benzer, işte onlar vuslata doymazlar, mecazi olana kanmazlar.’

Ballar balını buldum neyleyeyim gayrını işte onun yeri bambaşka. Kalbin, ruhun, vicdanın mevcudiyeti o Sevgili’ye bağlı.
O’nun sevgisinden mahrum olmak mecazi aşklara kanmaktır.

Aşk-ı hakiki ise doyulmayan ve ulaşılamayan bir varlıktır.
Kainat bile O’na olan muhabbet ile ayakta durabilmekte, bu ne gönül ki doymuyor O’na; istiyor her an vuslatı.

O’na atılan bir adım, O’na yakın olan her bir mekan bir öncesinin binlerce kat fevkindedir.
Koşuyoruz O’nun peşinden, arzumuzdur O’nun cemalini müşahede etmek.
Demiyor mu Sevgili’nin sevgilisi “bir saatlik Cennet hayatı bin yıllık dünya hayatına bedel, bir anlık O’nun cemalini temaşa etmek bin yıllık cennet hayatına bedel”
Bu ne büyük bir lezzettir ki, sevgililer sevdalarını terketmişler O’nun için; evlatlarını dünya malını, makamını terketmişler.
Mecnunlar bile O’nu bulunca Leyla’larını unutmuşlar.

Hakiki aşk odur ki sevgilisi uğruna binlerce sevdiğini terkeder.
Bunun misali ruhta vardır, eğer ki hakiki muhabbet dünya mansıpları olsaydı bırakır mıydı bu bedeni? Ama bırakıyor, neden?
Bir sevgiliyi terketmeden diğerini sevemiyor da ondan.

Bir de Hakiki Sevgili’ye ulaşmak için Sevgili’nin sevdiğini seveceksin, biz O’nun sevgilisini sevmedikçe O’na olan muhabbetimiz hep yarım olacaktır.
O sevda da gurbete uçup gitti, işte bir başka sevgili gidince gurbete sevenler ağlarlarmış, işte o muhabbet gözyaşları da sevgiliye kalbden onu bağlarmış, her şeyde ifrat olsa da sevgilinin muhabbetinde olmazmış; işte ona olan muhabbetin ifratı, zamanı, mekanı ortadan kaldırırmış.

Hasrettir şimdilerde o gönüller sevgililer sevgilisine, adeta yağmur yüklü bulut olurlar; en ufak bir his kıvılcımı ile yağmaya başlarlar, bu billur billur olmuş yağmur taneleri vuslat arzusunun ateşini dindiren ızdırap damlalarıdır.
Vuslat arzusu alevleri körükleyen bir kor gibi kalır, ne söner ne diner…
O öyle bir hicrandır ki, onu ne Mecnun’lar hayatları ile ne de aşıklar besteleri ile anlatabilirler.
Onu ancak ızdıraplı bir gönül, özünden duyguların tercümanı olup billur billur akan gözyaşları anlatır.

Vuslatın şafağını bekleyenler kalblerinde esen hicran meltemleri ile hep o sayılı günlerin bitmesini beklerler ve ona güllerden besteler yaparlar.
Artık ona olan özlem o kadar yoğunlaşır ki, vuslatın hicran dolu yağmurları yetmez o ateşi söndürmeye.. kutlu doğumlarda emanetinin bir tanesini yüzüne, gözüne sürse de koklasa da doyamaz hiçbir zaman.

Sevdada hasbi olunca insan, asıl Sevgili sevdiğine kavuşturuverir insanı.
Nasıl bülbülün güle olan hasreti bahara kadardır, insanın da sevgililer sevgilisine olan vuslatın hicran dolu çığlıkları da insanlığın baharına kadardır.
Gülü seven dikenini bilendir. Engel mi olurmuş hiç sevgiliye kavuşmada ızdıraplı yollar?
Olsaydı eğer aşık olur muydu bülbül güle, konar mıydı narin vücudu ile dikene?

Bir de asıl sevgiliyi bulamayanlar Leyla’yı Mevla zannedip peşinde koşanlar vardır.
Aslında ruh onlarda hep hakiki aşkını arar durur; bulamadıkça aşk-ı hakikiyi, bir dalga misali sürükler durur insanın kalbini tâ ufuklar ötesine yoruluncaya kadar.
İşte orada, kalb de mecazi aşkların yorgunluğunu gidermek ve yaralarını tedavi etmek için, belki de aşk-ı hakikiyi tadar.
Aşk-ı bakiyi tatmayan aşk-ı fanide aradığını bulamaz; fani mahbuplar uhrevi aleme açılan kalbin vuslatın hicran yaralarına hiçbir zaman tiryak olamaz.

İşte ebedi aşk için yaratılan kalb fani aşk ile doyamaz.
Bunun için her zaman Mecnun Leyla’sının arkasında koşarken her zaman Mevla’sını bulmuş, Kerem de Aslı’sını ararken asıl Sevgili’sini bulmuştur.
Ballar balını buldum kovanım yağma olsun..
alıntı

29
Jul

Mirac gecemiz mübarek olsun

 

Selamünaleyküm 

 

8eih9g7MİRAÇ8eih9g7 

KANDİLİNİZ MUBAREK

8eih9g7  OLSUN  8eih9g7

g9g9g9

 

 kalp atan gülsu  kalp atan gül

18au1crg918au1cr

kalp atan gülMİRAÇkalp atan gül

pu3SJb315723-02

2ltkh1xrenkli cubuk2ltkh1x

Arapça’da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam’da Hz. Peygamber (s.a.s)’ in göğe yükselerek Allah’ın huzuruna kabul edilmesi olayı.

2ltkh1xzzzzzzzzerg  zzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg2ltkh1x
Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram’dan Beytü’l-Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)’in Beytü’l-Makdis’ten Allah’a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur’an’da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır.

2ltkh1xzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg2ltkh1x
Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe’de Hatim’de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib’in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü’l-Makdis’e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı.

2ltkh1xzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg2ltkh1x

Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü’l-Makdis’te kurulan bir Mirac’la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü’l-Münteha’ya kadar sürdü. Cebrail, “Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım” diyerek Sidretü’l Münteha’da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah’ın huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların Cennet’e gireceği müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve beş vakit namaz farı kılındı. Yeniden Refref ile Sidretü’l-Münteha’ya, oradan Burak’la Kudüs’e, oradan da Mekke’ye döndürüldü.

2ltkh1xzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg2ltkh1x
Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)’i suçlamaya, alaya almaya başladılar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü’l-Makdis’e ve Mekke’ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)’i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)’in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Mirac olayı inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)’ce “Sıddîk” lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir olayı kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğini soran müşriklere “O söylüyorsa şüphesiz doğrudur” cevabını vermişti.

 

 

 

 

2ltkh1xzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg 2ltkh1x

 Ahad hadislere dayansa da Mirac olayının gerçekliğinde tüm müslümanlar birleşmişlerdir. Ancak olayın gerçekleşme biçimi İslam bilginleri arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas’ın da içinde bulunduğu bazı bilginlere göre Mirac olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük çoğunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşü savunanlar da Mirac’ın yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır. Sonraki Kelamcıların büyük çoğunluğuna göre mirac olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir. İçlerinde Hz. Aişe’nin de bulunduğu bazı bilginlerle mutasavvıfların büyük çoğunluğuna göre ise uyanık durumda iken ama yalnız ruhla gerçekleşmiştir.

2ltkh1xzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg2ltkh1x

Mirac olayının gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlılar döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

Ahmet ÖZALP 

vaZjwn513581-02

 

kalp atan gülkalp atan gülkalp atan gül

      2ltkh1x               g9          2ltkh1x     

MİRAÇ KANDİLİNİZ

 

 

2ltkh1xzzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg2ltkh1x

 

MUBAREK OLSUN
2ltkh1xkalp atan gül2ltkh1x
KıLıçBeY
zzzzzzzzergzzzzzzzzergzzzzzzzzerg
 

 

2ltkh1xhttp://kilicbey-27.spaces.live.com/  2ltkh1x

zzzzzzzzergzzzzzzzzerg

zzzzzzzzergSelam ve Dua ile Kalın zzzzzzzzerg

02
Jul

Allah Sevgisi

Allah Sevgisi

DR. HALUK NURBAKİ

İmandan sevgiye intikal, ALLAH SEVGİSİNİN nûrunu yakar. Ne var ki, ALLAH SEVGİSİ teorik bir tutku değildir. Aksine istekle seçilmiş bir eylemdir. RIZA ile başlar. Allah’ın takdirine büyük bir teslimiyet, her türlü tecelliye gönlünde sıcak bir hoşgörü ile sürer. Böylece benlikten adım adım uzaklaşmaya başlar.
Her sevgi, hoşgörü ve sevgiliden gelen herşeye içtenlik ister. MECAZİ AŞK’ta bile, sevgiliden gelen ikram da, sitem de hep sıcak bir mutluluk yaratır. ALLAH’a inanıp, O’nu seviyorum dedikten sonra: KADERE RIZA KAÇINILMAZ BİR SONUÇTUR. ALLAH SEVGİSİ başladıktan sonra, dengeli bir şekilde artarak kadere rızayı en üst seviyelere getirir. Eğer, bu rıza gelişmeyip, ARA SIRA İSYANLAR HÜKÜM SÜRÜYORSA, SEVGİDE KESİKLİK VARDIR; ÇARESİ: İNFAKI ARTIRMAKTIR. Namaz konusu ALLAH SEVGİSİNİN en vaz geçilmez unsuru olduğu için, dikkat ederseniz o konuda ikaz bile gerekmiyor. Çağımızın: “BENİM KALBİM TEMİZ, ALLAH’I DA ÇOK SEVİYORUM” diyen taklitçilerine hiç aldırmayın. Zira kalp arınınca inanç ve ALLAH SEVGİSİNE koşar ki: ONUN KAPISI NAMAZ’DIR. Sevgide aksamalar nefsin gönle taktığı çelmelerdir. Yüce Kitabımız Kur’an, İNFAKI EMREDEREK GÖNLÜ BU TEHLİKEDEN KORUMUŞTUR.
ALLAH SEVGİSİNİN sırrı arttıkça nefs perdesi incelir. İMANDAN VE ALLAH SEVGİSİNDEN MURAT: Nefsi, onun simgesi olan BENLİĞİ eriterek sevgiliyi gönlünde hissetmek ve yaşamaktır.
Bu sevginin artışı nefsi ve nefsin dünya ilgilerini sildikçe yavaş yavaş olayların ardındaki gerçek seyredilmeye başlar. İnsan, hikmetten hikmete geçerek, her yeni olayda, CENÂB-I HAKK’IN SONSUZ KUDRETİNDEN BİR BAHANE OLMADIĞINI FARKEDER…
Hak âşığı olanların, dünyaya değil de; olaylara karşı tavırları ilâhi sevginin mihengidir. DÜNYAYI TERK YANLIŞTIR. Çünkü, dünyayı terk kulluğu terk gibi bir tezattır.
Olayların etkilerini terk etmekse Hak Âşığı için zorunludur.
ALLAH SEVGİSİ’nin, Allah indinde makbul olan sırrı ise gönlün her türlü telaş ve gaileden arınıp ALLAH’a âyine olma noktasına gelmesidir. Mânevî eğitimle insan servetinden, tutkularının tümünden, gereğinde aziz sandığı canından bile vazgeçmesini bilecek ve tüm hayatını bu çizgide yaşayacaktır.
ALLAH SEVGİSİ’nin gönüldeki şiddeti benliğin yok olma sür’ati ile paraleldir. Ve gönül arınmasını tamamlayınca âyine-yi ilâhi olur. Allah’ın Cemâli yansır. Böyle bir durumda zaten kişilikten arınmış kulun yerini tayin mümkün değildir. Ne var ki bu anda Allah’ın aşk ateşi ile dolan gönül, kulun ekranına SEVDA-YI MUHAMMEDÎ’yi doğurunca imanın asıl sırrı tamamlanır. Böylece Kelim-i Şahâdet’in ilk ışığı, mânâdaki iman tahakkuk eder. GÖNÜL SEMÂSI’ ndaki SIR BUDUR. AŞK-I İLÂHÎ ÖYLE NET BİR GERÇEKTİR Kİ; GÖNLE YANSIYINCA, O GÖNÜLDE TÜM SIFATLARIN TECELLİLERİ O KULUN DÜNYASINA IŞIK TUTAR. Rahmetle yıkanan gönülde merhamet sonsuzlaşır; SABIR, ŞEFKAT DOĞAR. Unutmamak gerekir kir, ilâhî tecellinin en bariz bir yanı HEYECAN VE CESARETTİR. İLÂHÎ TECELLİYE UĞRAYAN KUL TÜM BU YENİDEN HAYAT BULUŞ SIRRI İLE KÂİNATIN İNCİSİ FENEDİMİZİN SEVDA FIRTINASINA YAKALANIR. BU NEDENLE EFENDİMİZE GERÇEK İMAN, ANCAK GÖNÜLLERİNDE İLÂHİ TECELLİ OLANLARA HAS BİR SIRDIR. Böyle bir anda gönlün karşısında:
“LEVLÂKE LEVLÂK, LEMMÂ HALAKTÜ’L-EFLÂK” Hadisi okununca:
- VALLAHİ HAKLISIN.
- BİLLAHİ HAKLISIN, DİYE ÇOŞAR…
O KUL ARTIK BİLMEKTEDİR Kİ: 24 Saat içinde en temiz, en yakın, en güzel nefesi, EZÂN-I MUHAMMEDÎ okunurken alabiliriz. Günde üç beş kez beş dakika kasvetten uzak şeytansız soluruz. ÇÜNKÜ O ANDA EFENDİMİZİ SOLURUZ…

Bir gönül mutlak anlamda ilâhî tecelliye uğrarsa âşık makamına intikal eder. Gönlünde, Efendimizin ışığını bulduğu kimseye nazar eder, bir tarz ŞEMS-MEVLÂNA senaryosu doğar. Bu, gönüllerde bir Semâ’dır. Ne Şems sırrı, ne Mevlâna hikmeti kimsenin elinde değildir. Bu bir ALLAH vergisidir. ALLAH, İSTEDİĞİ AN, İSTEDİĞİ GÖNÜLDE BU SEMÂNIN ATEŞİNİ YAKIVERİR…

__________________

26
Apr

Dinle beni ey yüregim!

img143/9892/01od6.jpg 

   img221/4049/dove1xz41cw3.gif   img221/4049/dove1xz41cw3.gif    img221/4049/dove1xz41cw3.gif

  img239/6564/49582155zq7ay61vz0.gif

Dinle beni yüreğim…
sadece ve sessizce dinle…
ve selam et yüreğim…
sevdaya aşka dair ne varsa hepsine selam et. ..

img508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gif 

Bir yalvarışla çıkmıştık yola biz…
bir haykırışla…
umutlarımızı anlatmıştık susayan gönüllere…
biz sevdanın esiriydik yüreğim…
biz aşk askeriydik…

img508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gif 

Şimdi bir köşede bükükse boynumuz…
ağlıyosak hala,incilmişsek yine toparlanma zamanı yüreğim…
bu yolda acının adını GÜL koyduk biz…
zehirin adını BAL koyduk biz…
itselerde, herkesi DOST bildik biz…
bilelim yüreğim hep böyle bilelim biz…

img508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gif 

Dertlere siper olma zamanı,gönüllerde sevda olma zamanı..
yüreğim kışın bahar olma zamanı….
hadi bir umut yine…
kalkalım ayağa..
hadi silelim gözyaşlarımızı…

img508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gif 

kimse görmesin bilmesin ağladığımızı…
dostumuz olan geceyi bekleyelim yüreğim…
vede bizi yalnız bırakmayan yıldızlarımızı..
onları dost seçtik biz kendimize…
çünkü hem çok uzaktırlar hemde çok yakındırlar…

img508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gif 

vede ışıklarıyla geceyi ne güzel aydınlatırlar..
örtsün yüreğim gece bütün yaralarımızı…
saklasın bizim gözyaşlarımızı…
elimizi kaldırdık ya semaya biz…
UNUTMA yüreğim biz istedik AŞIK olmayı RABBİMİZDEN…
biz istedik dertleri can-ı gönülden…
gelsin dedik…
sevginin fedakarlığı olacakdı elbet…

img508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gifimg508/6612/luzhr11os7.gif 

26
Apr

Sen Gönlümün Sultanısın


Seni bilir seni tanır

Nere baksa seni sanır

Sanma ki senden usanır

Sen gönlümün sultanısın

 


Aşk bağımın gülü sensin

Gönül sazın teli sensin

Gözlerimin seli sensin

Sen gönlümün sultanısın

Bu can sana vurgun sana

Hasret zarar verir cana

Gönül tahtında dursana

Sen gönlümün sultanısın

Aşk bağımın gülü sensin

Gönül sazın teli sensin

Gözlerimin seli sensin
Sen gönlümün sultanısın
26
Apr

ALLAH aşkı için çalış

ALLAH aşkı için çalış. ALLAH aşkı için hizmette bulun;
halkın kubul etmesi veya reddetmesi ile senin ne işin var?
 
Bu fani dünya pazarında sana bol bol kazandıracak bir müşteri
olarak ALLAH kafi değil mi?
ALLAH’tan alacağın karşısında insanların verebilecekleri ne ki!..
 O halde gözünü ve gönlünü insanlardan gelecek teşekkürlere değil,
 ALLAH’tan gelecek mazhariyete döndür!..”

 

MEVLANA

 

 

 

26
Apr

İlan-ı Aşk

Ey Allah’ımSana aşkımı ilan ediyorum..

Seni Seviyorum! Seni Seviyorum Allah’ım!

Ne olur, ne olur sen de beni sev! Ne olur sen de beni sev!…

Beni sevginle yaşat ve Sevginle canımı al!

Sevginle dağıt bedenimi, Tekrar sevginle bir araya getir!

Sevginle çıkayım kabirden,

Sana koşayım yüreğimdeki sevginle!

Mahşerde sevginin gölgesinde bekleyeyim Seni!

Sevginle hesaba çek beni! Sevgi terazinde ölç sevgimi!

Sahteyse sevgim, yak beni!

Küçücük de olsa eğer, sevgim gerçekse; Sen de sev beni!..

Geçeyim sırat köprüsünden sevginle!

Sevginle, dilimde isminle cennetine koy beni!

Yüreğimdeki aşkınla yüreğine al beni,

Nurunla yak, Cezbenle erit, Ruhuna kat beni!

Ne olur sev beni Allah’ım, Ne olur sev beni!…

Nasıl ki kuş kanatsız uçamazsa,

ruhum da sevgin olmadan uçamaz,

Sevgin kanadımdır benim!

Nasıl ki beden cansız yaşayamazsa,

ruhum da aşkın olmadan yaşayamaz,

Aşkın canımdır benim!

Nasıl ki insan sevmeden, sevilmeden yapamaz, bir canan ister,

Ben de sensiz yaşayamam, Cananımsın benim!

 
Nasıl ki bir ülke sultansız olmazsa, ruhum da sensiz olmaz,

Sultanımsın benim!..

 
Kanadımsın, Canımsın, Cananımsın, Sultanımsın yarab!

Nasıl ki kelebekler sevdalıysa ateşe,

ve yanacaklarını bile bile nasıl dönerlerse ateşin etrafında,

 
Nasıl kanat çırparlarsa Sevgili’ye doğru,

Ben de senin nurunun etrafında öylece,

tıpkı kelebekler gibi dönmek,

Kanatlarımı senin aşkınla çırpmak

Ve nurunun beni yakacağını bile bile sana kavuşmak istiyorum.

Bu garip, bu sevdalı kelebeği nuruna kavuşturur musun yarab!

Bana verdiğin onca nimetin kadrini bilemedim,

Sana karşı o kadar mahcubum ki yarab!

Beni affet, Beni bağışla ne olursun!

Affını ve aşkını benden mahrum etme ne olursun!..

 
Yüreğim günahlarla o kadar kirlendi ki Rabbim!

Senin için döktüğüm gözyaşlarımla yıkasam,

arınır mı acaba yüreğim?

Dünya müminin zindanıymış,

Bunaldım bu zindandan Allah’ım!

Yüreğimdeki sevgini öyle büyüt, öyle büyüt ki,

 
Yüreğim artık bu dünyaya sığmaz olsun..

Aşkım miracım olsun Allah’ım, Aşkım miracım olsun!

Kalbim bir Burağa dönüşsün ve beni alıp sana getirsin.

Yedi kat göğü aşkınla aşıp huzuruna varayım,

Huzurunda başımı secdeye koyayım,

sonsuza dek hep öyle kalayım yarab!

Öyleyken bir kere nazar et,

Bir kere “Kulum!” de, kendimden geçeyim yarab!..


Ey Azrail! Sen ne güzel bir meleksin!..

Beni vuslatıma erdirir misin?

Sevgili’ye götürür müsün beni?


Kurtarır mısın beni bu dünya zindanından?..

Ey bizleri yoktan aşkıyla vareden şanı yüce Allah’ım!

Beni aşkınla varettiğin gibi, aşkınla yaşat ve aşkınla yanına al!

Ya Fettah! Gönül kapılarımı sevgine aç!

Ya Latif! Bana sevgini, mağfiretini,

bana cennetini, cemalini lutfet!

Sevdiklerini sevmeyi nasip et Allah’ım!

Ya Vedud! Ey sevgiyi vareden, sevgiyle vareden!

Ey aşkı yaratan!

Aşkın kaynağı, Aşkın merkezi, Aşkın ve aşıkların kıblesi!

Ey en çok seven ve en çok sevilen,

Ve sevilmeye en çok layık olan Allah’ım!

Ey En Büyük Sevgili! Bana sevgini bahşet!.


Ya Veli! Dostların en iyisi, en yücesi,

Dostların en güzeli, en mükemmeli!

Ey en büyük dost!

Beni kendine, kendini bana dost kıl!

Ya Semi! Ey her şeyi duyan Allah’ım!

Sana söylediğim bu sevgi sözcüklerini duyuyorsun. Sen de sesini

bana duyur Allah’ım!.

Ne olur bana da söyle “Ey mutmain nefs! Razı olmuş ve razı

olunmuş olarak gel!” diye…

 
Ya Basir! Ey herşeyi gören Allah’ım!

Garipliğimi, aczimi,

kusurlarımı, günahlarımı görüyorsun yarab!

Huzurunda bükülen boynumu, secdeye varmış başımı,

Pişmanlıkla ve aşkınla döktüğüm gözyaşlarımı,

yüreğimdeki sevgini görüyorsun!

Sana layık olmasa da Allah’ım,

Ettiğim secdeler hakkı için,

Döktüğüm gözyaşları hakkı için,

Yüreğimdeki aşkın hakkı için beni bağışla ve cennetine al!

Al ki; senin beni gördüğün gibi, ben de seni göreyim,

 
Cennetinde cemalini seyredeyim,

 
Cemalinle kendimden geçeyim yarab!

Ya Hay, Ya Muhyi! Alem seninle hayat bulur.

Seni bilmeyenler, seni sevmeyenler birer ölüdür.

 
Aşkından mahrum edip de beni öldürme!

Bana aşkınla hayat ver yarab!

Ya Hak! Ezelden ebede varolan tek gerçek sensin Allah’ım!

Beni bu yalan dünyadan kurtar!

Beni sevgi ülkesine, mutluluk ülkesine, beni cennetine al yarab!

Ya Vekil! Dua, secde ve gözyaşıyla sana yöneldim,

 
Sana tevekkül ettim, Sana güvendim! Vekilim yalnızca sensin! Sen

 ne güzel bir vekilsin yarab!

Sen bana yetersin, aşkın bana yeter yarab!

Ya Zahir! Ey varlığı apaçık deliller ile aşikar olan Allah’ım!

Alemdeki her zerre seni haykırıyor!

Ruhum varlığını, yüreğim aşkını haykırıyor Allah’ım!


Ya Batın! Ey varlığı gözle görülemeyecek gizli hazine!

Nuru binlerce perdenin ardından bile yakıp kavuran,

Bu fani gözlerin görmeye dayanamayacağı güzellikte olan Allah’ım!

Zahirimi de, batınımı da nurunla nurlandır,

aşkınla güzelleştir yarab!

Ya Vahid! Şirke düşmeme izin verme!

Yüreğime sevmediklerinin sevgisini yerleştirme!

Ya Hamid! Ey övülmeye layık olan Allah’ım!

Seni hakkıyla övmekten acizim,

Kelimeler yetersiz kalıyor seni övmeye!

Yüreğim sevginin diliyle övüyor seni yarab!

 
Ya Şehid!

İlim ve kudretiyle ezelden ebede herşeye şahid olan Allah’ım!

Aşkıma şahit ol!

Aşkıma şahit ol!

Aşkıma şahit ol!


Yüreğimdeki sevginle şehid olarak ruhumu al,

Huzuruna senin için dökülen kanlarımla geleyim yarab!

Ya Hakim! Ey herşeye hükmeden Allahım! Kalbime hükmet!

Ey hakla batılın arasını ayıran!

Benimle yalan dünyanın arasını ayır!

Ey hüküm ve hikmet sahibi,

hükmüne herkesin boyun eğdiği Mevlam!

Yüreğimdeki sevginle sana boyun eğiyorum,

teslimiyetimi kabul et!

Ya Alim! Ey herşeyi bilen Allah’ım! Bana kendini bildir!

Seni sevdiğimi biliyorsun, bana da beni sevdiğini bildir yarab!

Ya Melik! Ey herşeyin sahibi olan Allah’ım!

Bedenimin, ruhumun, yüreğimin sahibi olan Allah’ım!

Ey sevgimin sahibi olan Mevla’m! Beni sevginin sahibi kıl!

 
Ya Kerim! Ey keremi bol olan

ve karşılık beklemeden ihsanda bulunan Allah’ım!

Sevginin sağnak yağmurları altında sırılsıklam ıslat beni!.

Ya Selam! Ey kullarını kurtuluşa erdiren Allah’ım!

Selamın ve sevgin her an üzerime olsun!

Sevginle, selamınla kurtuluşa erdir beni!

Ya Rezzak! Ey herşeye rızkını veren Allah’ım!

Ruhumun, yüreğimin rızkı aşkındır! Aşkınla rızıklandır beni!

Ya Hafiz! Ey her şeyi koruyan Allah’ım!

Beni; yüreğimdeki aşkının düşmanı olan şeytandan

ve onun yoldaşlarından koru!

Ey hiçbir şeyi unutmayan Mevla!

 
Seni unutan, senin de unuttuğun kullarından eyleme beni!

Ya Tevvab! Ey tövbeleri kabul eden!

Yapmış olduğum tövbeleri kabul et!

Bir daha yapmamak için bana güç ver!

Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Gaffar!

Ey affetmeyi seven Allah’ım!

Ne olur, ne olur affet beni!..

Sevgimin hatrına bağışla beni yarab!

Ya Kahhar! Ey kahredici Allah’ım!

Sevginden mahrum ederek kahretme beni!

Ya Aziz! Beni sevginden yoksun bırakıp da zillete düşürme!

Sevginle aziz kıl beni!

Ya Meyyit! Ey öldüren Allah’ım! Aşkınla öldür beni!

Ya Bais! Ey dirilten Mevlam! Aşkınla dirilt beni!

Ya Hasib! Ey kullarını hesaba çekici olan Allah’ım!

Aşkınla hesaba çek beni!

Ya Kadir! Ey kuvvet ve kudret sahibi!

Bana emanetini ve sevgini taşıyabilme gücü ver!

Ey herşeyi kendine boyun eğdiren!

Kudretinin karşısında boyun büktüm, acizim.

Ben sensiz ben bir hiçim, aşkınla varet beni yarab!

Ya Samed! Ey kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç

olduğu Rabbim!

Sana muhtacım! Nuruna muhtacım! Aşkına muhtacım!

Beni senden ayırma! Beni Aşkından ayırma!

 
Ya Rafi! Ey hak edenleri yücelten Allah’ım!

Aşkınla kendine yücelt beni!

Ya Hadi! Ey hidayete, doğru yola erdiren Allah’ım!

<