'AİLE EĞİTİMİ' kategorisi için arşiv



28
Apr

KALPLERDEKİ sevgi çağlayanı ne ile coşar?

Küçük çocuk mutfağa girdiğinde annesi yemek hazırlıyordu. Annesine bir kâğıt uzattı. Kâğıtta bir liste vardı:
- “Odamı temiz tuttuğum için 1 YTL.
- Bakkala gittiğim için 3 YTL.
-İyi karne getirdiğim için 10 YTL.”

Kadın, çocuğunun getirdiği kâğıdı çevirerek arkasına şunları yazdı:

-”Seni dokuz ay karnımda taşıdım: Bedava.
-Geceler boyu senin için uykusuz kaldım: Bedava.
-Oyuncakların, yemeğin, elbiselerin: Bedava.

Yavrum, bunları topladığında sevginin toplam ücretinin bedava olduğunu göreceksin.” Çocuk, bunları okuyunca kendi listesinin altına “Tamamı ödenmiştir.” yazdı.
Dünyada her şeyi ölçen âlet vardır. Hava sıcaklığı ölçülür, kan basıncı ölçülür, mesafeler ölçülür…

Ama sevgiyi ölçebilecek bir âlet yok! İnsanoğlu, mekanik olarak böyle bir âleti henüz geliştiremedi. Fakat bir şey var ki, o sıcaklığı ölçüyor: Kalp!
Yaşadığımız çağa dönelim. Teknolojik olarak nice buluşlar yapılırken, insanoğlu dünyaya sığmazken; tam tersine kalbin yolları tıkanıyor, hayata uzanan damarları düğümleniyor.

Sevgi ile dirilen kalp, sadece sahibine can vermez. O, düştüğü her yeri yeşillendirip, vahaya çevirir. Yaşadığımız ailede, beldede, bölgede, ülkede, dünyada… kalpler, sevgi enfarktüsü geçiriyorsa, bilinmelidir ki, oralarda diri bir yürek sineye düşmemiştir. Yağmur yağdığı zaman bütün topraklar rahmetten nasibini alır. Güneş doğunca her mekânı ısıtır. Yaratıcısı na bağlı bir kalp, bir yere girer de, orası nasıl olur da dirilmez? Bu, mümkün müdür?
Sevgi ile dolu, aşkı soluyan bir kalbe sahip olunamaz mı? Allah Celle Celaluhu, her şeyi bizim için yaratmış ve mutluluğa ulaşma yollarını göstermiştir.
Kalplerde sevgi çağlayanını coşturacak olan şey, güzel ahlâktır. Ona nasıl ulaşılır? Deneyelim:

1) Dünyada hiçbir yaratılmışın incinmesini istememek ve kimseyi incitmemek. “Ama nasıl olur? Adam bana, haksızlık yaptı.” diyenler vardır. Hz. Mevlânâ diyor ki: “***** ısırdı beni, ben onu ısıramazdım. Ben insandım, bunun için dudağımı ısırdım”. Karanlıklara güneş gibi doğmak. Zor olanı başaramazsan, insan olduğun nereden anlaşılacak? Hacı Bektaş–ı Velî nin bir sözünü hatırlatmak isterim: “Bir kere öldürmektense, bin kere ölmeyi tercih ederim.” Zalim değil, mazlum olmak; çünkü mazlumun yardımcısı Allah Celle Celaluhu dur.

2) Haya sahibi olmak. Utanmayan insandan, şeytandan kaçar gibi kaçmak gerekir. Çünkü utanmaz, havaya fırlatılmış ok gibidir, nereye saplanacağı bilinmez. Geçenlerde bir dostum, kızına talip bir gençten söz etmişti de, “Çocuğun yüzü kızarıyor mu? Edebi var mı?” demiştim. “Evet.” deyince, “Kızını ona ver; pişman olmazsın inşallah.” dedim.

3) Doğru olmak, vaatlerine sâdık olmak. Atalarımız, nerede kaldı insanı, ******ı aldatanların bile sözlerine itibar etmemişlerdir. Öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz ki, “Filan yerde doğru, emin bir adam var.” denmeye başlanmıştır. Aldatan nasıl sevilir ve sevebilir? Sevmeyen ve sevilmeyen, Allah Celle Celaluhu nun “Vedûd” ismine mazhar olabilir mi? Yaratılmışlar içinde sevgisiz kalp taşıyanlardan daha tehlikeli bir mahlûk var mıdır? Dünyayı ateşe verenler, ******lar, bitkiler, taşlar mıdır; yoksa sevgiden mahrûm kalplerini hançer gibi sinelerinde tutan insanlar mıdır?

4) Sözünü yumuşak ve tatlı dille Allah Celle Cellauhu için söylemek. “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.”
Arabamla, yolun kenarında duran bir adamın yanından bir dalgınlık eseri olarak, hızla geçtim. Arabamın tekeri, suyla dolu çukura girince, adamın üstünü başını ıslatmış oldum. Dikiz aynasından onu izledim. Elleri ve ağzı aynı paralellikte çalışıyordu. Karar verdim. Neye mal olursa olsun, dönüp adamın yanında durdum ve arabadan indim. Adama dönerek, “Efendim, yüzde yüz siz haklısınız. Ama dalgınlık işte, oldu bir kere. Ben, sizi önce bir hamama götürmek ve sonra da üstünüzdeki tüm elbiselerinizi yenilemek istiyorum. Lütfen, beni affediniz ve arabama buyurunuz!” dedim. İki dakika önce, beni öldürebilecek derecede sinirli olan adam, gözümün içine baktı, baktı ve seslice ağlamaya başladı! Hıçkırıkları arasından, ondan şu sözleri duydum: “Üzerimdeki elbiseler değil, canım sana feda olsun! Allah ım, hayatımda beni böyle bir olayla karşılaştırdığın için sana sonsuz derecede şükrediyorum!”

5) Haramdan sakınmak, nâmusunu ve ırzını korumak. İçki sarhoş ediyor, sarhoşu görebiliyoruz; fakat ne yazık ki, haram yiyen ve mânen sarhoş olanları baş gözümüzle göremiyoruz. Mikrop vücûdu yiyip bitiriyor, haram mal ise rûhu kemiriyor. Nice haramzedelerin dünya iktidarlarına aldanmamak gerek. Rûh emarımızı çeken melekler, bir gün mahşer meydanında röntgenimizi ortaya çıkardıklarında, “esefaaa” diyenlerden olmayalım.
Haram, murdardır ve murdar olan, kişiyi murdara götürür. Helâl nurdur ve helâl lokma, insana nurdan kapılar açar. Helâl lokmanın ucunda, nâmus ve ırzı muhafaza eden ilâhî bir kap vardır. Nâmusuna sahip çıkan nice Yûsuf yüzlü gençler vardır. Kimisi, Yakup unun şefkat elinde, kimisi kuyunun derinliklerinde, kimisi zindanın karanlıklarında veya saraydadır. Gün gelecek, bu gençler Mısır a sultan olacaklar ve o zaman yeryüzü, gökyüzüne nice muştular yağdıracaktır.

6) Güzel ahlâkın bir özelliği de, küçüklere sevgi, büyüklere saygıdır. Bugün büyüklere saygı yoksa, bilinmelidir ki, o büyükler kendileri küçük iken büyüklerine karşı saygıda kusur etmişlerdir. İş, o kadar hassastır ki, Kur an–ı Kerim de insanlar, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem e karşı seslerini yükseltmekten men edilmiştir.

7)İnandığın ne ise, onu hiçbir şekilde para karşılığında satmamaktır. Dünyayı değiştirenler, önce inanacak oldukları şeyleri iyi tespit etmişler ve kendilerini ona göre değiştirerek davalarını canla başla yürütmüşlerdir. Dünya, sebatkâr ve azimli insanların omuzları üzerinde yükselmiştir.

8) Muhtaçlara yardım etmek, yetimleri sevindirmek de bir başka ahlâk güzelliğidir. Bir zamanlar, görevim gereği Çocuk Yetiştirme Yurdu ndaki, yaşları 12–18 arasında olan gençleri toplamış ve onlara şöyle demiştim: “Eğer bugün Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaşamış olsaydı, şimdi sizin yanınızda kalıyor ve dertlerinizi paylaşıyor olacaktı.” Bir genç, “Nedenmiş o?” deyince, eklemiştim: “Çünkü o da yetim ve öksüzdü.” Yüz kişilik salon susmuştu. Âdeta rûhlar bütünleşmişti. Köşedeki bir gencin gözlerinden inci taneleri gibi yaşlar boşalırken, ben konuşmamın amacına ulaşmıştım.

9)Bir başka şey ise, komşuluk ilişkileridir. Hangi dinden ve anlayıştan olursa olsun, komşunun gözünde sen “Emin” değilsen, durumunu yeni baştan gözden geçirmelisin. Komşusu, kendisinden razı olmayan insan, titresin.
Güzel ahlâkın belirtileri elbette ki çoktur. Bir belirti de misafirperver olmaktır. Sofrasında insan eksik değil, yüzünde tebessüm… Ne güzel mü mindir o. Bir insan tanımıştım. Sofraya onunla oturunca iyi yemekleri başkalarının önüne sürer, arta kalanı kendisi yerdi. Ölümüne, onu tanıyan tüm çocuklar ağlamıştı.
Umulur ki, yarın amel defterimizde yazılacak olan “Alacak” hanesinde, güzel ahlâkımız sayesinde
“Tümü ödenmiştir.”
ibaresi ile karşılaşalım…

Rabb´im güzel amelleri olan mü-min kullarindan eylesin.. (amin)

alıntıdır

12
Apr

5 Sevgİ Dİlİ’

bb03it10.gifbb03it10.gifbb03it10.gif

5 SEVGİ DİLİ’

KAYNAK : 5 SEVGİ DİLİ (Garry Chapman)

Gerek arkadaşımız, gerek anne, baba, eşi ve gerekse de iletişime geçmiş olduğu karşı cins arkadaşlarımızla beraber aynı fiziksel ve sosyal ortamı paylaştığımızda bile genellikle anlaşılmamaktan şikayet ederiz.

Genelde ‘biz birbirimizi sevdik ve aldık, flört dönemimiz oldu ama ben bunun böyle olduğunu bilmiyordum’, ‘vay hain demek bana bunu da yapacaktı’, ‘nasıl olur ben bu adama kanabilirim’, ‘ama ne yapabilirim ki bana hep iyi olduğundan bahsetmişti nişanlı olduğumuz yıllarda bunlara kızmazdı şimdi nasıl olur anlamıyorum’ vs sözleriyle sık sık karşılaşırız. Bunların kendimize göre bir açıklaması vardır tabi, ama acaba ‘doğru dili’ konuştuğumuzdan emin miyiz?

İşte Garry Chapman, yılların tecrübesiyle mutluluk yolunu arayanlara ‘5 Sevgi Dili’ni sunuyor…

5 SEVGİ DİLİ…

Sevgi deposunun dolu tutulması gerekmektedir. İnsanlardaki sevgi oluşumu işte bu deponun varlığına bağlıdır. Aşık olan kişi sevdiği kişini mükemmel olduğu illüzyonuna sahiptir. Aşık olma deneyimi 3 nedenden dolayı gerçek sevgi olmadığı sonucuna vardı Dr. Peck.

a) Aşık olma iradi bir fiil veya bilinçli bir seçim değildir.
b) Aşık olmak gerçek sevgi değildir,çünkü çaba göstermeden yaşanır.
c) Aşık olan kişi diğer kişinin gelişimine yardımcı olmakla gerçekten ilgili değildir…

5 sevgi dilini aşağıya sıraladıktan sonra konu açıklamalarına geçeceğiz. Önce bu dillerin nasıl olduğu konusunda sizler tahminde bulunun.

(1) ONAY SÖZLERİ
(2) NİTELİKLİ BERABERLİK
(3) HİZMET DAVRANIŞLARI
(4) ARMAĞAN ALMA
(5) FİZİKSEL TEMAS

Yukarıdaki sıralanan maddeler 5 sevgi dilinin varlığından bahsediyor ve şimdide bunların ne demek olduklarını öğrenelim.

(1) ONAY SÖZLERİ

Antik İbrani bilgesi, Solomon “Dil; yaşamın ve ölümün gücüne sahiptir. Kaygılı bir yürek insanı bunaltır,ama sevecen bir söz onu neşelendirir.” Sözlü iltifatlar veyi takdir sözleri sevgiyi güçlü şekilde iletir.
Bu kıyafetle çok şık görünüyorsun…

Ooo ! Bu elbiseyle çok hoş görünüyorsun…

Bu dünyada patatesi en iyi pişiren kişi sen olmalısın…
Sevginin hedefi,istediğiniz bir şeyi elde etmek değil,sevdiğiniz insanın saadeti için bir şey yapmaktır. Bununla birlikte şu bir gerçektir ki onaylayıcı sözler aldığımızda karşılıkta bulunmak için güdülenmemiz çok daha muhtemeldir.

Onay sözlerinde;

a) Cesaret verici sözler: Duyguları sezinlemeyi ve dünyayı eşinizin gözüyle görmenizi sağlar.
b) Sevecen sözler: Seni seviyorum kelimesi buna bir örnek bu tür durumlarda da eşiniz genellikle sesinizin tonuna yüklenmiş olan mesajı yorumlayacaktır. Kullandığınız kelimeleri değil,konuşurken tavrınız ve ses tonunuz çok önemlidir.
c) Alçakgönüllü sözler: Ricalarda bulunmak,takdir edilmek,pardon hanım efendi 2 dakikanızı alabilir miyim? Ricalar iletişime yön verir ve kişinin kendisinin
önemli olduğunu hissini verir.

(2) NİTELİKLİ BERABERLİK

Nitelikli beraberlikte bütün dikkatimizi kiminle berabersek ona vermemiz gerekmektedir. Kanepeye birlikte oturup,beraberce TV. İzlemek değil,televizyonu kapatıp,tüm dikkatlerimizi toplayıp,birbirimize bakmamızdır. İkinizin beraberce konuşması,beraberce yürüyüşe çıkmanız,beraberce dışarılarda yemeğe çıkmanız vs. birbirini seven 2 gençle ,bir karı-kocanın aynı ortamda otururken bile davranışları farklıdır, çıkan gençler gözbebeklerinin içine bakar,dışarıdaki ortam 2.plan beraberdirler,karı-kocadan biri mutlaka dışarıyı izliyordur bunlar ne yapıyor garsona bakar,başka müşterilere bakar. Nitelikli beraberlik yoktur onlarda.

Nitelikli beraberlikte;

a) Birliktelik: Bedensel yakınlık demek değil,odaklanmışlıkla ilgili bir şey hem dikkatimizi hem de ruhen yakınlık ve birliktelik demektir.
b) Nitelikli sohbet : 2 bireyin deneyimlerini, düşüncelerini, duygularını ve arzularını dostça ve rahatsız edilmeyecekleri bir ortamda paylaştıkları anlayışına dayanan diyalogdur.

Nitelikli Sohbet Ve Nitelikli Beraberlikte Dikkat Edilecek Hususlar:

1) Eşiniz konuşurken göz temasını sürdürün.(Eşinize tüm dikkatinizi verdiğini anlatır.)
2) Eşinizi dinlerken başka bir şeyle meşgul olmayın .(Başka bir şey yapmayın.)
3) Duyguları dinlemesini öğrenin. (Haklı olduğunuz belli olacaktır.)
4) Vücut dilini gözlemleyin. (Sıkılmış yumruklar,titreyen eller,gözyaşları.)
5) Sözünü kesmeyin. ( Araştırmalar bir insan en fazla karşısındakinin sözünü kesmeden yalnızca 17 saniye dinler normal olarak ama susması gerektiğini bildiği zamanlar bu uzar ve susma süresi susana bağlı olur.)

c) Konuşmayı öğrenmek: Eşinizle konuşmayı öğrenmeniz gerekmektedir. Mümkün olduğu kadar da eşinizle sohbete girmekten kaçınmayın. 2 kişilik tipi vardır 1. Ölü denizdir : İsrail’de Galileo denizi,Jordan nehri yolu ile güneye ölü denizine akar,alır fakat vermez. Bu kişilikte alır kesinlikle vermez. Bilgisi vardır paylaşmak istemez suskundur. 2.Çağlayan çayıdır. Gözden veya kulaktan her ne girerse ağızdan dışarı çıkar ve ikisi arasında nadiren 60 sn. vardır her gördüğünü ve işittiğini anlatır.

d) Nitelikli faaliyetler : Birinizin veya her ikinizin ilgi duyduğu her şeyi içerir.
Vurgu ne yaptığınız üzerinde değil,neden yaptığınız üzerindedir. Amaç birlikte
şey yapmak ve bu yaşantıyı “bana değer veriyor”. İmajını vermektir.

(3) ARMAĞAN ALMA

Armağanlar sevginin görsel sembolleridir. Kriz zamanlarında fiziksel varlığınız eşinize verebileceğiniz en güzel armağandır. Armağanın pahalı olması gerekmez. Nede her hafta verilmesi gerekir. Bu yüzden armağan insanın ilişkilerinde,kendisinin diğer kişinin karşısında kıymetli olduğu izlenimimi verdiği için etkili olacaktır. Bu armağanlar eşinizi ve arkadaşınızı daha iyi tanıdıktan sonra çeşitliliği artacaktır. Bazen bakarsınız bir tatlı söz, bazen bakarsınız bir öpücük,bazen de akşam yemeği bazen de mahallenin çiçekçisinden alınmış kırmızı bir gül armağan için yeterli olacaktır. Ayrıca armağan; verdiğiniz kişide sizi de hatırlaması ve unutmaması ihtimalini verdiği için,ilişkiniz ve sevginiz de hatırlanacak olması yönünden çok önemlidir.

(4) HİZMET DAVRANIŞLARI

Hizmet davranışları ile eşinizin,yapmanızdan hoşlandığı şeyleri yapmayı kastediyorum. Ona hizmet ederek,onu memnun etmeye onun için bir şeyler yaparak ona sevginizi ifade edersiniz, yemek pişirmek,masayı hazırlamak,bulaşıkları yıkamak,evi süpürmek,çöpleri dökmek,bebeğin bezini değiştirmek,odayı boyamak,ütü ütülemek vs. bu gibi durumlarda kişi kendisinin sevildiğini kendisine ve ortamına hizmet edildiği zaman anlar. Ricalar sevgiye yön verir ama talepler sevginin akışını durdurduğu için isteklerinizde rica etmeyi ihmal etmeyiniz.

(5) FİZİKSEL TEMAS

Çocuk gelişim alanlarında çok sayıda araştırma şu sonucu vermiştir. Kucaklan an ve öpülen çocuklar uzun zaman süreçlerinde fiziksel temastan mahrum bırakılmış çocuklara nazaran daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştiriyorlar. Fiziksel temas evlilikte sevgiyi iletmek için güçlü bir araçtır. Öpme,sarılma,cinsel ilişki,fiziksel temasta ileti güçlüdür. Dilin ucu,parmakların ucu, burun ucu dokunmaya çok duyarlı olan yerlerdir. Ama omuzların arkası en az duyarlı olan yerlerdir. Fiziksel temas 2 ye ayrılır,

a) Örtülü temas: Vücudunuzu çaktırmadan sürtmek,elini omzuna koymanız.
b) Aşikar temas: Bilerek temastır. Masaj elle tutma masaj vs.

El tokalaşmaları da bir nevi teminattır. Vücut dokunulmak için vardır. Kriz zamanlarında neden iç güdüsel olarak,birbirimiz kucaklarız. Çünkü fiziksel temas sevgiyi güçlü olarak ilettiği için.

NOT:Yukarıda saymış olduğumuz 5 sevgi dilini iyice anlamış bulunuyorsunuz ama burada unutulmaması gereken en önemli nokta,her insanın farklı sevgi dili olacağıdır. Eşiniz için 1. sevgi dili nitelikli beraberlikken arkadaşınız için de 1.sevgi dili onay sözleri olabilir. Erkek için 1. sevgi dili hizmet davranışları iken kadın için armağan alma 1. sevgi dili olacaktır.

KARŞINIZDAKİNİN BİRİNCİL SEVGİ DİLİNİ
VE KENDİ SEVGİ DİLİNİZİ
NASIL KEŞFEDECEKSİNİZ ?

Eşinizin en çok hangi yönünü eleştiriyorsanız,hangi davranışlarından rahatsız oluyorsanız yaptığı ve yapmadığı davranışlar sizin sevgi dilinizi öğrenme açısından yardımcı olacaktır.

Evlendiğinizde geriye dönüp baktığınızda, şu soruyu sormanız gerekmektedir. Bugüne kadar eşimden ben en çok ne istedim?

Sizin eşinize yaptıklarınız ve yapmaktan hoşlandığınız davranışlar çünkü yaptığınız muhtemelen size yapılmasından hoşlandığınız demektir.

Sizi inciten eşinizin davranışları nelerdir?

Eşinizden en çok neyi ister ve rica edersiniz?

2 türlü insanın 1. sevgi dilini tespit etmekte zorlanırız.
A) sevgi deposu, uzun süredir dolu olan kişiler,
B) sevgi deposu, sevildiğini hissetmeyecek kadar boş olan kişiler

12
Apr

Evli Kadınlar İçin Önemli Konular

gl9ek.gif

Güleryüz: Kadın, erkeğine karşı güler yüzlü, tatlı sözlü olmaya çalışmalı. Kocasının iyiliklerine karşı teşekkür etmek de, güzel bir nezaket halidir.İtaat: Kadın, eşinin meşru isteklerine itaat etmeli, sözlerini dinlemeli. Ancak haram işlemeye ve farzın terkine yönelik yersiz bir istek karşısında kimseye itaat gerekmez.
Ev idaresi: Ev idaresinde kadın lüks ve israftan kaçınmalı. Evdeki eşyaları temiz ve idareli kullanmalı. Ev masraflarında kadının savurganlığı iyi değildir. Tutumlu olması gerekir. Buna dikkat etmeyen aileler sıkıntıya düşerler.
İzin almak: Eşinden izinsiz ve lüzumsuz dışarılarda gezmekten kaçınmalıdır. Ancak ana-baba ve yakın akrabalar, lüzum ve ihtiyaç halinde izinsiz de olsa ziyaret edilebilir.
Süslenme: Kadın, evindeki süs ve giyimiyle erkeğine cazip görünebilmeli. Bu süslenme faydalı ve lüzumludur. Fakat kadın, sadece eşi için süslenmeli, dışarıya karşı değil!
Tenkitten çekinmek: Kadın, erkeğine karşı olur olmaz şeyler için tenkitte bulunmaktan ve ona emir verir gibi tavır almaktan sakınmalı. Hiç bir erkek, eşinin ona emir vermesinden hoşlanmaz.
Dedikodu: Bağırıp çağırmaktan, gevezelik etmekten, başkalarının dedikodusunu yapmaktan kadınlar titizlikle sakınmalı. Huzursuzlukların baş sebebi dildir, bunu unutmamalı.
Alaydan sakınmak: Kadın, şaka dahi olsa eşi ile alay etmemeli. Ona hakarette bulunmamalı. Hele bunu başkalarının yanında asla yapmamalı. Ayrıca ikide bir kendini ve sülalesini övmekten sakınmalı.
Şikayetçi olmamak: Erkek eve döndüğü zaman kadın, bir takım sıkıntı ve şikayetleri öne sürerek huzur bozmaktan sakınmalı. Ailedeki kaynana kayınbaba ile de iyi geçinmelidir.
Engel çıkarmamak: Kadın, eşinin ilmi ve fikri çalışmalarına engel olmaktan sakınmalı. İlim ve fikir mesleğinde hizmet görenler, bunları evlilik hayatına feda edemezler.

YUSUF ÖZCAN

12
Apr

Evli Erkekler İçin Önemli Konular

crystalbluerose-2.gif

Nafaka: Evli erkek, imkanları nisbetinde eşinin ve çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşılamakla, helal nafaka sağlamakla mükelleftir. Nafaka, yeme-içme, mesken, giyim gibi zaruri ihtiyaçlardır.
İyi geçinme: Erkek, hanımına karşı güler yüzlü, tatlı sözlü, iyi huylu olmalıdır. Kadını incitecek yersiz davranışlardan, kaba tavırlardan sakınmalıdır.
Sevgi ve bağlılık: Erkek, eşine karşı olan sevgisinde cömert olmalıdır. Ona karşı öyle samimi olmalı ki, kadın herkesten daha çok sevildiğini hissetsin. Ancak bu, her isteğini yerine getirmek anlamında değildir. Bazı istekler elbette gerçekleşmeyebilir.
Sohbet: Şartlar elverdikçe hanımıyla sohbet ve şakalar yapıp neşeli vakitler geçirmeyi sağlamak evliliğin tabii ihtiyaçlarındandır.
Nezaket: Kadın, eşi tarafından beğenilmeyi ister. Şaka dahi olsa kadın kötülenmemeli. Lüzumu yokken tenkit edilmemeli. Kadına değer verilmeli. Sık sık yaptıklarını takdir etmeli.
Sabır: Erkek, eşinin bazı hatalı sözleri ve davranışlarına karşı hemen öfkelenmemeli. Sinirlenip bağırmamalı. Kadın sinirlenmişse de, erkek sükûnetini korumalı.
Tedbir: Erkek, ailede kavga çıkarmaktan ve kadını dövmekten sakınmalı. Evlilik hayatının selameti için herkes çeşitli tedbirler alır. Fakat, basit kusurlar için kadını azarlamak yersizdir.
Hoşgörü: Eşinin bazı kusurlarını görmezden gelmeli. Olağan bir kusurdan dolayı da bir-iki günden fazla dargın durmamalı. Erkek, bazen de kusuru kendinde aramalı.
Yardım: Dışarıya dönük işler erkek tarafından görülmeli. Ev işlerinde de kadına yardımcı olmalı. Evdeki düzen ve temizliğe dikkat etmeli.
Eve bağlılık: Kadının hoşlandığı erkek, evine bağlı olan erkektir. Erkek, geceleri ihtiyaçtan fazla dışarıda kalmayıp evine dönmeli. İnsan aradığı saadeti, ancak evinde bulabilir.

YUSUF ÖZCAN

12
Apr

Huzur Kendi Elimizde

f.jpg

Huzur Kendi Elimizde

İçinde yaşadığımız şartlar hepimizi zorlayan ve dînî yaşantımızı etkileyen bir hâl almıştır ne yazık ki. Her geçen gün âile yuvaları dağılmakta, bazı kıymetli husûsiyetlerin değeri takdir edilememektedir. Bugün bir şeyler yapmazsak bizden sonraki nesiller hassâsiyetlerini ve önceliklerini takdir etmekten çok uzakta olacaklar.
Evimizin huzûrundan ve geçiminden büyük oranda mes’ul olan biz hanımlar, evliliğe kutsal bir vazîfe şuûruyla bakmalıyız. Husûsiyetle evliliğin en ince noktasına kadar üzerinde durmalı ve gâyet titiz davranmalıyız.
Özellikle yirmi yaşın altındaki evlenecek kızlarımız daha farklı bakıyorlar evliliğe. Birbirlerinin haklarını ve mes’uliyetlerini tam bilmiyorlar bu yaşlarda. Sadece toz pembe bir hayat olarak düşünüyorlar evliliği.
Sevgi, saygı, güven, anlayış, fedakârlık, paylaşma, sabır, değer verme ve buna benzer üstün ahlâkî meziyetler, evliliğe ilk adımı atarken biz hanımların dikkate almaları lâzım gelen hususlardır. Bu saydıklarımız içinde özellikle “sevgi, evin sağ direği; saygı, evin sol direği; güven ise evin çatısı gibidir”
Nasıl ki, bir ev direkleri olmadan ve çatısız bir şeye benzemiyorsa sevgisiz, saygısız ve güvensiz de bir yuva kurulamaz! Yâni bir yuvayı sağlama almak için birtakım maddî unsurların yanında mânevî husûsiyetler de gereklidir.
Evlenecek çağa yeni gelmiş gençler sanırlar ki hayat, sadece hislerle sürüp gider. Halbuki evlilikte hislerin etkisi kısa zamanda geçer. Tarafların meziyetleri, mizaçları, bilgi ve becerileri çıkar ortaya. İşte ömür boyu sürüp gidecek gerçekler bu ayrılmaz mizaç ve alışkanlıklardır.
Sabır olmadan huzurlu bir âile hayatı olamaz. Bazen bir tarafın öfkesi, hiddeti, havayı gerginleştirebilir. Bundan dolayı Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, âile hayatında sabra bilhassa dikkat çekmiştir. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- da sabrın ehemniyetini şöyle anlatmaktadır:
“Başın, bedendeki yeri, sabrın îmândaki yeri gibidir. Çünkü başı olmayanın bedeni, sabrı olmayanın da îmânı olmaz.”
Âile hayatında kadın ve erkek duygulu ve neşeli hareket etmelidirler. Hassas davranmalı ve birbirlerinin acı ve üzüntülerine ortak olmalıdırlar.
Takvâ sâhibi olmak ne güzeldir. Buna sahip olan kişi evlilikte, sevgiyi, saygıyı, güveni daha iyi yaşar.
* * *
Ebû Müslim Havlânî bir toplulukta konuşulanları dinler. Hemen hepsi de hanımından şikâyette bulunmaktadırlar. Ancak Ebû Müslim hiç şikayet etmez. Derler ki:
“-Velî gibi bir hanıma düştün de sesin çıkmıyor değil mi?”
Omuzlarını silkerek cevap verir:
“-Bizimki velî filan değil, kelimenin tam manasıyla delidir deli!..”
Konuşmasına devamla:
“-Ben” der, “-Usûlünü biliyorum da öyle geçiniyorum, kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!..”
Büsbütün meraka düşerler ve:
“-Deli gibi biriyle kavgasız gürültüsüz geçinmenin usûlü nedir ki?” diye sormaktan kendilerini alamazlar. Şöyle îzah eder, Ebû Müslim, geçinmenin sırrını:
“-Allâh Teâlâ Âdem -aleyhisselâm-’ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Sonra öfkeyi yarattı. Ona da Âdem’in bedenine girmesini emretti. Öfke:
“-Ben” dedi, “Âdemin bedenine giremem. Çünkü orada akıl var! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!..”
Rabbimiz buyurdu:
“-Ey öfke! Sen Âdem’in bedenine girmeye yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem’i deli edersin.”
Ebû Müslim burada der ki:
“-İşte biz hanımla bu konuda anlaştık. Dedik ki, madem insana öfke gelince akıl gidiyor, insan delinin tekidir. Deliye karşı ise bir velî lâzımdır. Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap vermeyecek, velî rolü oynayacaksın. Şâyet sen öfkelenir de sen deli durumuna girersen, bu defa da ben velî rolüne girerek sabredeceğim.”
“-Ey dostlar, siz de bir deliye bir veli rolü oynayın, öfkelenince karşı taraf velî rolüne girsin, sabır ve tahammülü esas alsın, göreceksiniz, tartışma kısa zamanda son bulacak, taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dolacak.”

Sevda Coşkun

12
Apr

Mü’mineler icin güzellik sırları

mkjh.jpg

Mü’mineler icin güzellik sirlari

Güzel dudaklar icin…
Güzel, dürüst ve hayirli seyler konusmasi

Güzel gözler icin…
Insanin iyi tarafini görmesi..

Güzel bir vucut icin…
Yemegini fakirlerle paylasmasi..

Güzel saclar icin…
Birgün saclarini bi cocuga oksatmasi…

Bilgi icin…
Bilginle baska insanlara dogru yürümesi,
Böylece hicbir zaman tek degildir ve olmazda…

Yumusak eller icin…
Biri kendisi icin öbürüde baskasina yardim icin olmasi…

Bir kadinin gercek güzelligi giydigi kiyafetinde,
vucut seklinde veya sacini yapis seklinde degildir…

Bir kadinin güzelligi gözlerinde görülmelidir.
Cünkü gözleri kalbine giden yoldur, sevginin oldugu yer…

Gercek güzellik dis görünüsde degildir,
bir kadinin gercek güzelligi onun ruhunu yansitir..

Sevgisi, özentisi, düskünlügü ve gösterdigi dindarligidir…

Böyle bir kadinin güzelligi yillar gectikce azalmaz ama “YÜKSELIR” ve “GÜZELLESIR”

12
Apr

Hz. Fatıma’nın çocuk eğitim yöntemleri

pinkrosebykittenpornal8.jpg

Hz. Fatıma’nın çocuk eğitim yöntemleri

Günümüz dünyasında bütün eğitim merkezlerinin onca çabaya rağmen halâ çözemedikleri önemli konuların başında eğitim ve eğitim yöntemleri gelmektedir.

Doğru bir eğitim nasıl olmalıdır?
Eğitimde, eğitenle eğitilenin konumu nedir?

çocuk eğitiminin özel yöntemleri var mıdır?

çocuğun fıtrî doğrularıyla çelişmeden onu eğitebilmek mümkün müdür?

insanoğlunun yaratıcısı ve bu varlığın tek ve muktedir mühendisi olan Rabbul Âlemin hazretleri bütün bu yöntemleri yüce Resulüne (s.a.v) o hazret de, mutahhar Ehl-i Beyt’ine -s- öğretmiştir.

Her insanın karakteristik yapısı çocukluk döneminde oluşur. Ağaç yaşken eğilir diyenler de bunu vurgulamakta ve çocuğun alacağı her eğitime adapte olacak bir yapı arz ettiğini hatırlatmak istemektedirler. Bilhassa yakınlarının bu eğitim ve “kişilik biçimlenmesi”nde özel bir yeri vardır ve bu özel yerin zirvesinde “anne”ler bulunmaktadırlar.

Annenin güçlü elleri mucizemsi bir yetenekle çocuğu istediği biçime sokar; bir hammaddeden istediği heykeli yontan bir heykeltıraştır anne. Gelecekte saadet yoluna veya bedbahtlık yoluna yönelten unsur annedir, her insanın bir “anne”nin öğrencisi olduğu asla unutulmamalıdır

Fatıma-ı Zehra (a.s.) babası Resulullah’dan (s.a.a.) aldığı terbiye ve ilim sayesinde dünya ve ahiret kadınlarının en ulusu olmuş, en mükemmel evlatları yetiştirmiş ve böylece insanlığa “en mükemmel anne” olduğunu ve onun eğitim yöntemlerinin “en mükemmel eğitim yöntemi” sayıldığını bilfiil ispatlamıştır.

Yirmi yılı bulmayan kısa hayatının on yıldan az bir bölümünü eşiyle geçirdiği halde sade ve küçücük evinde öyle evlatlar yetiştirmiştir ki, rahmetli imam Humeyni’nin de tabiriyle “varlığının nuru toprak âleminden göklerin ötesine, mülk âleminden melekut-i âlâ’nın ötesine yansımakta”dır.

Evet, Zehra-ı Merziyye selamullah aleyha’nın yetiştirdiği evlatlar insanlık tarihinin nadide çiçekleri, emsalsiz güzideleridirler; yiğit, dürüst, korkusuz ve kelimenin tam anlamıyla “mükemmel insan”lardırlar.

islam’ın bu büyük kadınının çocuk yetiştirme hususunda kullandığı yöntemler bugün en ciddi eğitim merkezlerinde, muhtelif din ve görüşlere mensup pedagog ve eğitim uzmanlarınca incelenmekte olup en sağlıklı yöntemler olarak tavsiye edilmektedir.

çocuğun karakterinin şekillenmesi açısından o hazretin uyguladığı metotlar dürüstlük, sevgi, merhamet ve korkusuzluk temelleri üzerine kuruludur.

 
ünlü sahabe Selman-ı Farisî hazretleri “Bir gün Hz. Fâtıma’nın el değirmeninde un öğüttüğünü gördüm, bu sırada küçük Hüseyin’in ağlama sesi duyuldu. “Hz. Resulullah (s.a.a.) size yardım edenleri sevdiğini buyurdu” dedim, çocuğu mu sakinleştirmemi istersiniz, yoksa el değirmenini almamı mı?” Hazret “Evladımla benim ilgilenmem daha iyidir, zahmet olmazsa siz şu unu öğütebilirsiniz!”

Resulullah’ın (s.a.a.) kızı Fatımâ (a.s.) ölümünden sonra bile çocuklarını düşünmekten kendisini alamamış ve ölüm döşeğinde Hz. Ali’ye (a.s.) “çocuklarımı annesiz bırakma, benden sonra kız kardeşimin kızıyla evlen, o benim çocuklarıma karşı tıpkı benim gibi şefkat gösterir.” vasiyetinde bulunarak çocuklarının eğitimi ve yetişmesi için fevkalâde bir basiret ve ileri görüşlülük örneği sergilemiştir.

 

Keza, Hz. Resulullah’ın (s.a.a.) vefatıyla birlikte, çocuklarının bu şefkatli dedenin sevgisinden mahrum kalmaları Hz. Fâtıma’yı (a.s.) pek üzmüştür. Nitekim bazen çocuklarını severken “Sizi herkesten çok seven dedeniz nerede şimdi? Sizi yerde görmeye dayanamayıp hemen kucağına alan o şefkatli dedeniz nerede şimdi yavrularım?” dediği bilinmektedir.

Burada sadece annenin değil, başkalarının da duygusal bağlarının çocuk üzerinde etkili olduğu ve şefkatli bir annenin bu bağlara da önem verdiği anlaşılmaktadır.

çocuklarla oynamak

 

çocuklarla oynayıp onlara oyun arkadaşlığı yapmanın fiziki ve psikolojik faydaları yanı sıra, çocukların yaratıcılık gücünü de artırması açısından fevkalâde önemli olduğu unutulmamalıdır. Hz. Fatıma’nın (a.s.) yöntemlerinden biri de budur; o hazret, çocuklarıyla oynamayı pek sever, onlarla oynarken zihin ve inançlarını olumlu yönde etkileyip sağlıklı düşünmelerini sağlayacak sözler ve şiirler söylemeyi ihmal etmezdi. Hz. Hasan’la -s- oynarken, onu havaya atıp tuttuğu ve bunu yaparken şu mazmunu şiir olarak tekrarladığı kayıtlıdır:

“Hasan’ım! Baban gibi ol sen de

Büyü de, babana benze

Hakkı kurtar boynundaki urgandan

 

Rabbine ibadet ve şükürde bulun her zaman

 
O’dur bize bütün nimetleri bağışlayan

Zalimlerle dost olma, e mi Hasan?!”
 

Yarışma ve Sağlıklı Rekabet

Sağlıklı rekabet ve dürüstçe yarışma, çocuklarda kendine güven duygusunu geliştirip onlara sorunlardan kaçmama ve zorluklarla pençeleşme ruhunu aşılar. Kendisine güven duyan ve zorluklardan korkmayan bir insan, hayatın çeşitli merhalelerinde karşılaşabilmesi mümkün zorluklarla yüz yüze geldiğinde teslim olmaz, sorunlarına sırt çevirmez, batıla eğilmez, zilleti kabullenmez ve başı dik olarak bütün zorluklarla boğuşmayı, lekeli olarak rahat yaşamaya tercih eder.

Resulullah’ın (s.a.a.) kızı- Fatıma’nın (a.s.) eğitim yöntemlerinden biri de budur.
 

Hz. Hasan’la (a.s.) Hz. Hüseyin (a.s.) küçük yaşlardayken bir el yazısı yarışması tertipler ve kimin yazısının daha güzel olduğunu sorarlar annelerine. çocuklardan hiçbirinin kırılmasını istemeyen Hz. Fâtıma (a.s.)  onları babalarına gönderir, babaları kendisine uzatılan yazılara şöyle bir göz attıktan sonra ikisinin de güzel olduğunu, kendisinin bu yazılardan birini tercih edemeyeceğini, hatta eğer isterlerse dedelerinden de bunu sorabileceklerini söyler. çocuklar Resulullah’a (s.a.a.) giderler. Hz. Resulullah (s.a.a.) bu çetin hakemliği Hz. Cebrail’e, o da Hz. israfil’e havale eder ve nihayet Allah Tealâ’nın emriyle Hz. israfil, bizzat Hz. Fatıma’nın (s.a.a.) hakemlik etmesi gerektiğini söyler.

Hz. Fâtımâ (a.s.) ilahi bir ilhamla, taneleri tek rakamlı olan gerdanlığındaki boncukları yere dökerek en fazla taneyi getirenin bu yarışmayı kazanacağını açıklar.

 

çocuklar yine eşit sayılarda boncuk taneleri ve birer yarım boncuk getirirler.

 

Cebrail (a.s.) Allah’ın (c.c.) emriyle boncuklardan birini ikiye ayırmış ve bu yarışmada taraflardan hiçbirinin “kaybeden taraf” olmaması sağlanmıştır.

Aynı çatı altında yaşayan kardeşler arasında birlik sağlamak ve çocuklar arasında ayırım gözetmemek gerektiği konusunda fevkalade öğretici bir vakıadır bu.

çocukların Kişiliğine Değer Vermek

Hiç kimse kendisini bir hiç olarak görmek ve bir hiç olarak görülmek istemez, bu kural çocuklarda da böyledir.

Hz. Fatımâ’nın (a.s.) evinde çocuklara saygı gösterilir, onların görüşleri alınarak kişiliklerinin sağlamlaşması sağlandı. Ehl-i Beyt (a.s.) rivayetlerinde geçen şu hadise gerçekten öğreticidir:

 

Hz. Resulullah (s.a.a.) sevgili kızı Hz. Fâtıma’nın (a.s.) evine gelmişti. Evde, babasına ikram edebilecek hiçbir şeyi olmayan Hz. Fâtıma’nın (a.s.) bu duruma pek üzülmesi ve mahcup olması üzerine Resulullah (s.a.a.) mübarek ellerini semaya açıp Rabbinden cennet rızkı istedi. Bu sırada Hz. Cebrail -s- inerek “Ya Resulullah!” dedi, “Rabbimin sana özel selamı var; siz, Ali, Fâtıma ve çocuklar cennetten istediğiniz herşeyi hemen hazır etmemi buyurdu, ne istersiniz?” Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a.) bunu Ehl-i Beyt’ine bildirdi, kimseden ses çıkmadı, bu sırada imam Hüseyin (a.s.) “Benim seçmemi ister misiniz?” diye sordu, “elbette!” dediler, “Sen neyi seçersen kabulümüzdür, haydi siparişini ver bakalım!”

islami metinlerde geçen bu vakıa; onca ulvî ve melekutî anlarda bile çocukların görüşlerine önem verip onların kişiliğine saygı duymanın Ehl-i Beyt (a.s.) okulunun eğitim sisteminde ne denli önem taşıdığını vurgulaması açısından bir hayli ilginçtir.

Hz. Fâtıma (a.s.) çocukları Dövmezdi!

Teşvik ve ödüllendirme yönteminin, ceza ve dayaktan çok daha olumlu sonuçlar verdiği ve dayağın olumsuz neticeler getirdiği gerçeği, günümüz dünyasında yeterince netleşmiş bulunmaktadır.
 

Hz. Fatıma’nın (a.s.) çocuklarını dövdüğü veya onlara sert fiziki cezalar uyguladığına dair tarihi kaynaklarda tek bir kayıt yoktur
çocuklara ibadetin önemini Aşılamak

Resulullah’ın (s.a.a.) kızı Fatıma’nın (a.s.) eğitim yöntemleri arasında en dikkat çekici olanı, çocuklara küçük yaşlardan itibaren Allah sevgisini aşılamak, onlara namaz ve orucu öğretmek ve ibadete önem vermelerini sağlamaktır.

Mesela Kadir Gecelerinde çocuklarını bütün gece uyanık kalmaya ve sabaha kadar ibadetle meşgul olmaya hazırlamak için onları gündüz yatırır, uyku basmaması için hafif yemekler yedirirdi. Kadir Gecelerine fevkalade önem verdiği ve bu gecelerde evde kimsenin uyumasına izin vermediğini “Kadir Gecesinin bereketlerinden kendisini mahrum bırakan biri gerçek anlamda bir mahrumdur” buyurduğu kaydedilmiştir.

Hz. Fâtıma’nın (a.s.) bu konudaki yaptırım ve eğitim yöntemi unutulmamalı ve Kadir Gecelerinde uyumasına izin verilmeyen Hasaneyn’in henüz on yaşına bile basmamış birer çocuk oldukları hatırlanmalıdır.
 

çocuklar arasında adaleti gözetme

çocuklar arasında ayrım gözetilmemeli, hepsine adaletle davranmalı, sevgi ve şefkati eşit olarak paylaşmalıdır onlara. Birine daha fazla sevgi duyulsa bile bunu belli etmemek gerekir.

Hz. Fatıma’nın (a.s.) hayatında bu tutumun da bir örneği vardır. islami metinlerde şöyle bir hadise anlatılır:

“Küçük yaşta olan Hz. Hasan’la (a.s.) Hz. Hüseyin (a.s.) güreşiyor, Hz. Resulullah (s.a.a.) bu güreşte Hz. Hasan’ın (a.s.) tarafını tutarak sürekli onu teşvik ediyordu. Bunu gören Hz. Fâtıma (a.s.) Hz. Resulullah’a (s.a.a.) neden Hasan’ın (a.s.) tarafını tuttuğunu, sorduğunda çocuklar arasında ayrım yapmayışıyla ünlü olan Allah Resulü (s.a.a.) “Sen, dostum Cebrail’in Hüseyin’in tarafını tuttuğunu ve sürekli Hüseyin’i teşvik ettiğini görmüyor musun?” buyurdular, “Bu durumda bana da Hasan’ın tarafını tutmak düşer değil mi?!”

 

ilim ve terbiyeyi Yüceler Yücesi Hak Teala hazretlerinden alan bu vahy ailesinin çocuklar arasında ayırım gözetilmemesi gerektiği konusunda bütün bir beşeriyete verdiği anlamlı bir derstir bu.

Hürriyetini Zedelemeden çocukları Kontrol Etmek

çocukların eğitim ve terbiyesinde en önemli etkenlerden biri de, onların davranış ve yaşamlarını dolaylı olarak kontrol etmek, onlara karşı kayıtsız kalmamaktır. Bunun, hürriyeti zedelemek olmadığı, bilakis, bu yolla insanî hürriyetin de garanti altına alınmış olacağının bilinmesi gerekir.

Ebeveyn, çocukların eve geliş-gidiş saatlerini, kimlerle arkadaşlık kurduklarını dikkatle kontrol etmek durumundadır, bu hususta yapılacak bir ihmalkârlığın pahalıya mal olması mümkündür.

çocuğuna bu dikkati göstermeyen ve onun tedirginliğini duymayan bir annenin ne kadar tehlikeli bir sorumsuzluğu üstlendiği apaçık ortadadır.

 

“Hz. Fatıma’nın (a.s.) tedirgin bir şekilde kapı-ardında beklediğini gören Resulullah (s.a.a.) bunun nedenini sorar, hazret-i Fâtıma (a.s.) “çocuklar çıkalı epey oldu, hâlâ dönmediler” diyerek cevap verir ve tedirginliğini gizleyemez. Bunun üzerine Hz. Resulullah (s.a.a.) hemen çocukları aramaya koyulur ve çok geçmeden onların Cebel Mağarası yakınlarında oynamakla meşgul olduklarını fark eder, ikisini de şefkatle okşayıp annelerine getirir”…

 

islami metinlerden seçtiğimiz bu örnekler, din-i mübin-i islam’ın büyük kadını Hz. Fatıma’nın (a.s.) annelik hasletleri deryasından alınan bir testi misali naçizdir, ama tefekkür ehli için eğitim sahasında bunların birer kilometre taşı olacağına da hiç kuşku yok.

 

Bu uçsuz bucaksız deryadan testisini doldurabilen müminlerin saadet ehli olduğu bilinmelidir; müminlerin duası ve Rabb’ul Âlemin’in mağfiret ve rahmetine mazhar olmak umuduyla

12
Apr

Sâliha Hanım Olmak Demek

dornrose6jd.gif

Sâliha Hanım Olmak Demek!..
Güzel kızım, unutma!..
Sâliha bir hanım olmak; incelik ister, fedâkarlık ister.
Gönlündeki deryâyı coşturup inciler devşirmek gerek. Sevmek gerek hanımlığı, anneliği
Merhametli olmaya baş koymak, gönül tasınla bütün âleme serin, berrak bir yağmur olup kupkuru toprakları münbit hâle getirmek kolay değildir, elbet
Hazret-i Âmine’lik rûhuna bürüneceksin önce
Kimdir Âmine? Ne demektir Âminelik rûhu?
Emâneti en iyi taşıyan demek. Hâmil olduğun yükün “emanet” olduğunu bilip, rûhun bu yük altında ezilecek, dokuz ay çile çekeceksin
Dilinden geçen zikri yüreğinde hissedeceksin ki, ardından insanlığa numûne olacak bir “sadaka-i câriye” bırakabilesin.
Sonra Hazret-i Hacer olup teslimiyet bağrından zemzem akıtmak Yanacaksın, koşacaksın, ağlayıp O’na dayanacaksın ki, zemzemler fışkırsın, kurak yüreklerden
* * *
iki gözümün ışığı!
içinde, kıpırdanan yavrunu ilk hissettiğin andan itibaren bir merhamet kaplar hücrelerini… işte o zaman Allâh’a şükredeceksin, Peygamberlerin en fârik vasfı olan “merhamet”ten sana da bir pay verildiği için
Yavrucuğum, insanın en büyük ihtiyacı “rûh gıdası”dır. Onun ilk kıpırdanmalarına salevât-ı şerîfelerle karşılık vereceksin. Sen fark etmesen de o seni duyar ve hisseder. öyleyse ilk duyduğu, Allâh’ın kelâmı, Peygamber Efendimiz’e sunmuş olduğun duân olsun.
Dokuz aylık çile çabuk geçmez, geceleri yatamadığın zaman kıyâma dur ki, Rabbinin huzurunda durmayı öğrensin
Gözyaşı dök ki, merhameti öğrensin, ümmet-i Muhammed’e duâ ve infâk et ki cömertliği öğrensin
Ağzından haram lokma girmesin, yavrum! Helâl lokmayı tanısın ki, harama uzanmasın.
Tatlı dilli ol ki, kötü konuşmasın.
Secdelerini çoğalt ki, Rabbinin karşısında hiçlik ve tevâzuya bürünsün.
Mahlûkata gönlünü aç ki, sevgiyi ve muhabbeti öğrensin
Sancılar sana kıyâmetin dehşetini hatırlatır, belki. işte o zaman anacığını anlayacaksın. işte o zaman “cennetin anaların ayakları altında olduğunu” öğreneceksin. Dişlerin birbirine kenetlenince, ölümün varlığını tadacaksın.
Yavrunu kucağına alınca, dünyanın “gurbet” olduğunu ve konuşmanın zevkini tatmak için bu dünyada bedel ödemek gerektiğini öğreneceksin.
Ona sütünü, Yâsin-i şerif’lerle verirken; dünyadaki en güzel şeyin, insanlara “Allâh için kendinden koparıp vermek” olduğunu hissedeceksin.
Geceleri herkes uyurken, onun seni ağlayarak çağırmasına zevkle koşup gideceksin. işte o ân, Rabbini de gerçek mânâda sevdiğinde, teheccüde kalkmanın senin için bir yük olmadığını anlayacaksın.
Onu hasta ve ateşler içinde görünce “hiçliğini” ve “çaresizliğini” görüp Allâh’a îmânın kat be kat artacak
Ona sünnet-i seniyye ile yaşamayı öğret ki, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e hayran olup, onu taklid etsin. öğretmezsen ilerde kim olduğu belirsiz kimseleri taklide başlar, onlara hayran kalır, sen de mes’ul olursun.
Onunla mübarek gün ve geceleri zevk ve heyecan içinde yaşa ki, gayr-i Müslimlere ve onların eğlencelerine hayran kalmasın. Bayramını bilip, gerçek bayramı olan kıyâmet sabahı için hazırlansın.
Ona Kur’ân-ı Kerim’i çok iyi anlatmalısın. Her bir sûre, onun gönlüne iniyormuş gibi hissetsin ki, yaşantısıyla “canlı bir Kur’ân” olsun.
Hâfızlığı sevdir, ona âşık olsun ki, dilinde şarkı-türkü olmasın. Boş satırların hamalı olmasın
Kur’ân-ı Kerîm kültürüyle aydınlanırsa iki dünyası da pürnûr olur.
işte o zaman, tıpkı şimdi benim olduğu gibi seni de kabirde nûrdan taçlarla taçlandırıp cennet elbiseleriyle nûrlandırırlar
Hedefini unutma kızım, hedefin sâliha bir hanım, sâliha bir ana olmaktır.
Annen

12
Apr

Mutlu Evliliğin Sırrı:H2O

 xhsj0026ta.jpg

Mutlu Evliliğin Sırrı:H2O
“Evlendikten sonra aşk öldü diyenler, aşk ateşini beslemiyorlar” diyen Prof. Tarhan’a göre aşkı ölümsüz kılmanın formülü: H2O.

Peki bu formülü nasıl hayata geçirmek gerekiyor?

‘Kadın Psikolojisi’ adını taşıyan kılavuz kitabında evlilik ilişkisini H2O (suyun kimyasal formülü) simgesiyle tanımlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ‘Hidrojen ve oksijen, atmosferde ayrı ayrı dolaşıyor, birleşince suyu oluşturuyor. Eğer evliliğinizde sevdiğinizle uyum içindeyseniz siz de H2O formülünü uygulamışsınızdır’ diyor.

Kadın erkek ilişkisini H2O (su) simgesiyle tanımlayan Prof. Tarhan, ‘Hidrojen ve oksijen, atmosferde ayrı ayrı dolaşıyor, birleşince suyu oluşturuyor. Eğer ilişkinizde sevdiğinizle uyum içindeyseniz ve ‘biz’ olmanın güzelliğini yaşıyorsanız H2O formülünü uygulamışsınız demektir’ diye konuştu. işte Prof. Tarhan’ın kadın-erkek ilişkisi üzerine söyledikleri:

* Taraflar arasında, güven, saygı ve sevgi sarsılmışsa mutlu olmak mümkün değildir. çok zıt kişilikli insanlar, iyi iletişim kurarak birbirini anlıyor. Kişilik yapıları benzeyenler ise kötü iletişim kurdukları için anlaşamıyor.

* insan 100 kapılı bir saraya benziyor. iyi iletişimin temelinde de, hep kapalı kapıları zorlamak yerine, açık kapıları bulup iletişim kurmak yatıyor.

* Aşk bir ateş gibidir, bakılırsa büyüyor. Bakılmazsa sönüp gidiyor. Evlendikten sonra aşk öldü diyenler, aşk ateşini beslemiyorlar.

* Erkek ve kadın birbirlerini eleştirmekten ilişkiyi yürütmeye zaman kalmıyor.

* Uzlaşmada ‘altın orta nokta kuralı’ var. Tartışma çıktığında erkek bir adım, kadın bir adım atıyor, orta bir noktada buluşup anlaşmaya çalışıyorlar.

12
Apr

Bir Anneden kizina mektup

Bir Anneden Kızına Mektup :

Yavrum! şimdi sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayanarak bazı nasihatlerde bulunacağım. Bu nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, âhırette de ebedî saâdete ulaşırsın.

1 - Kanaatkâr ol! Yâni, kocan tarafından getirilen yiyecek ve giyecek herşeyi memnuniyetle kabul et! çünkü, kanaat, kalbi huzûra kavuşturur.

2 - Söylenenleri dâima iyi dinle ve kocanın meşrû emirlerine itaat et!

3 - Evin ve her şeyin her zaman, temiz, muntazam ve düzenli olsun!

4 - Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin! Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise, öfkelendirir.

5 - Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru! Yaptığın işleri, iyilikleri başa kakma! iyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur, fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.

6 - Eşinin yakınlarına güzel muâmelede bulun! Kocanın hatâlarını, yalnız iken, yumuşak bir şekilde söyle!

7 - Koca! nın sırlarını hiç kimseye söyleme! Karı-koca arasındaki sırlar kabre berâberlerinde gömülmelidir.

8 - Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş! Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol! Yalan, yuvayı içten içe yıkan bir kurttur.

9 - Aranızdaki problemleri kendiniz hâlledin! Sakın bunları, bize ve başkasına taşıma! Kimseden medet umma!

10 - Kocandan, almakta zorlanacağı, gücünün yetmeyeceği şeyleri isteme!

11 - Kadının güzel huylusu, eşine Cennet nîmetidir. Sen kocana Cennet nîmeti ol! Azap çektirme!

Bunları yapabilmen, ancak, onun isteklerini kendi isteklerine, onun rızâsını kendi arzularına tercih etmenle mümkün olabilir. Hep kendi istek ve arzularını ön plâna çıkartırsan, bu nasihatleri tutman mümkün olmaz.




PROFİLİM

İlahiaşk Cangüneşi Son nefes Şeb-i aruz inşaALLAH, Biz Mevlamızın AŞK HAMALLARIYIZ Tek derdimiz Mevlamıza hakiki kullardan olabilmek,saygılarımla...
Web sayfama hoşgeldiniz, saygıdeğer ziyaretçilerim...

 

Temmuz 2008
M T W T F S S
« Apr    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blog Stats

  • 180,591 hits

İHH

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

İmzam





...MİSYONUMUZ...


mec.jpg


ıp adress

(*sayaç*)

  • SUYUNA SAHİP ÇIK!

  • AKRA FM
    İSTANBUL
    imzam >Free Image Hosting at www.ImageShack.us

    Yazarlar