'ŞİİRLER' kategorisi için arşiv
Kadı Burhaneddin
Unutulmaz Mısralar 1
VÂLİHÎ-İ KADÎM (Kurd zâde Edirneli Şeyh)
“Bir gonca sevdim eyledim ağyâr âlemi Şekvâ-yi hâr eden de benim, gül diken de ben”
Gonca kadar taze ve güzel bir dilber sevdim, bütün dünyayı kendime düşman ettim. Fakat bunda kimsenin kusuru yok. Bahçemde gül fidanını diken de benim, dikenlerden şikâyet eden de ben…
ÂGÂH (Semarkandlı)
“Bir dilde iki sûz-i mahabbet olmaz
Bir fânus içre iki şem’ etmez câ”
Bir fenerin içine iki tane mum konmadığı gibi, gönülde de iki aşk barınmaz…
HÂLETÎ (Azmî zâde)“
Yâri görünce kaldı gönül arz-ı hâlden
El değmedi şikâyete şükr-i visalden”
Sevgiliye söyleyecek bir çok sözlerim vardı ve gönlümdeki şikayetleri ona bir bir açacaktım.
Fakat kendisini görür görmez her şeyi unuttum.Bu kavuşma saadeti içinde ona minnettarlığımı anlatmaktan derd yanmağa vakit bulamadım..
HÜDÂÎ (Üsküdarlı Şeh Aziz Mahmud)
“Aşk u misk olmaz nihan ânı bilür hak-i cihan
Âşık-i bîçâreye mümkün müdür ihfâ-yi aşk”
‘Aşk’ ile ‘Güzel koku”u saklamanın imkânı yoktur; bunu herkes bilir. Öyleyse biçare âşık, aşkını nasıl saklasın?
NÂİLÎ-İ KADÎM (Mustafa)
“Vâr ise seng-i siyah-i kalbe aşıkdır mihenk
Yoksa ol şûhun ıyâr-î hüsn ü ânın küm bilür”
Kalb için en mükemmel mihenk taşı aşığın kendisidir. Yoksa sevgilinin güzellik derecesini ve değerini kim takdir edebilir?
YAHYA (Şeyhülislam –Efendi) “
Hiçbir bela mı var ki gönül ânı bilmeyeSeyyâh-ı bîkarârın olur âşinâsı çok”
Güzelden güzele, emelden emele gezip tozan gönlümün bilmediği, tatmadığı bela mı kaldı? Çok gezenin çok tanıdığı olur, derler; ben de onlara benzedim…
FİTNAT (Zübeyde Hanım)
“Mihrin görür kemalde her gün zevâlini Âkıl, felekde, câh ile mağrur olur mu hiç”
Güneşin her gün, en yüksek noktaya çıktıktan sonra tekrar alçalıp battığını gören akıllı bir insan, işgal ettiği mevkiin yüksekliği ile kibirlenir mi? Hangi insan ikbal mevkiini ebediyen muhafaza edebilmiş ki…
GAALİB (Şeyh Dede )
“Tedbirini terk eyle takdir Hüda’nındır
Sen yoksun o benlikler hep vehm ü gümanındır”
Sen, tedbir alacağım, hadiselere karşı koyacağım diye uğraşıp duruyorsun; boş emek. Takdir, alın yazıları hep Allah’ın emir ve iradesiyle kurulmuş ve yazılmıştır. Hakikatte zaten sen yoksun. Kendini var zannediyorsun, bu, hep senin kuruntundan ibarettir. Hakikatte var olan yalnız O’dur…
NABİ (Yusuf)
“Keman misal geç ol maksadın tekarrüb ise Atılma ok gibi yâbâna istikamet ile”
Maksadın büyüklere ve nüfuzlulara yaklaşmak ise, her zaman ok gibi dümdüz olup kapılardan koğulma, sırasında, yay gibi eğri olmayı bil!
RÂSİH (Enderûnî Balıkesirli Ahmed)
“Dilde gam var, şimdilik lûtf eyle gelme ey sürûr Olamaz bir hanede mihmân mihmân üstüne “
Ey sevinç! Gönlümde kederlerim var, lütfet de sen bari şimdilik gelme. Zira bir evde misafir üstüne misafir olmaz, ağırlanması zor olur…
guzide.org dan alıntıdır . . .
Harfü’ş -Şın
Harfü’ş-Şın
“İki cihanın zübdesiyim canibim canan ile
Ben mekanıyım kanımın kanım bana mekan imiş
Ayrı bilenler ayrıdır uşşakını maşukiden
Ben canıyım cananımın cananım bana can imiş
Ben bir dürr-i sencideyim kanımdır umman içinde
Ben kanıyım umanımın ummanım bana kan imiş
Yakub-veş ah eylerim Yusuf benimle yar iken
Ben dürüyüm Kenanımın Kenan benimle kan imiş
Hızr ile buldum hayatı ben sırr ile erdim ana
Ben ab-ı hayat aynıyım aynım bana ayan imiş
Şol vahdete yol bulmuşum ahir o yol ben olmuşum
İkanı tahkik görmüşüm tahkik bana ikan imiş
Hulusi-i biçareyim her dertlere men çareyim
Ben seyrimin hayranıyım seyrim bana hayran imiş”
Osman Hulusi Efendi Külliyatı
SENİ DÜŞÜNÜRÜM
Aşktan yana söz duyunca,
Ben hep seni düşünürüm.
Uçsuz hayaller boyunca,
Ben hep seni düşünürüm.
Yıldızlar kayar yüceden;
Renkler sıyrılır geceden;
Yüreğim sızlar inceden;
Ben hep seni düşünürüm.
Aklın ucu değer hiçe;
Yol ararım içten içe.
Kainat uyur sessizce,
Ben hep seni düşünürüm.
Korkunun bittiği yerde
Haz duyarım perde perde.
Bir mezar görsem bir yerde,
Ben hep seni düşünürüm.
Zaman hep sonsuza akar
Meyve dökülür,dal kalkar.
Çiçekler bakar bakar,
Ben hep seni düşünürüm.
Rüzgar eser ilden il’e
Sağlıkta bitmez bu çile.
‘Var’dan öte ‘Yok’ta bile
Ben hep seni düşünürüm.
ABDURRAHİM KARAKOÇ
dinlemek için tıklayın
Aşkından Yanar Yüreğim
-
Aşkından yanar yüreğim
-
Yandığım bana hoş gelir
-
Hakkı gerçek sevenlere
-
Cümle alem kardeş gelir
-
Bu dünya dopdolu kalleş
-
Her birinden bir taş gelir
-
Hakkı gerçek sevenlere
-
Cümle alem kardeş gelir
-
Bir kez gönül yıktın ise
-
Bu kıldığın namaz değil
-
Yetmişiki millet dahi
-
Elin yüzün yumaz değil
-
Adımız miskindir bizim
-
Düşmanımız kindir bizim
-
Biz kimseye kin tutmayız
-
Cümle alem birdir bize
-
Biz dünyadan gider olduk
-
Kalanlara selam olsun
-
Bizim için hayır dua
-
Kılanlara selam olsun
-
Derviş yunus söyler sözü
-
Yaş doludur iki gözü
-
Bilmeyen ne bilsin bizi
-
Bilenlere selam olsun
-
Yunus Emre
Yanar yüreğim,yanar……
Allahım daha ne kadar dayanır bu yüreğim bilmiyorum
Bu yangın dinmek bilmez,yakar kavurur beni
Savrulur külüm dahi kalmaz,
An gelir bir anka olurum, an gelir bir su damlası
Yada içten içe yanan bir kor ateş…
Biliyorum yaşamam gerek bu halleri
Razıyım ya Mevlam razı,
Beni AŞK derdiyle mübtela eyle
Bu derdin dermanı ilahi aşktır bilirim…………………………………
İlahiaşk……………………………….
T E F E K K Ü R
Sonsuzluk içinde bir mâvi kubbe
Bir lâmba ortada yanar durmadan,
Nakkaş-ı Ezelî’nin yaptığı tipte
Boşlukta bir hâne döner durmadan.
Misafirhânedir o hâne bize
Yıldızlar kıvılcım ay pervânedir,
Gelenler hep gitmiş kalır mı bize
Bu akış içinde gaflet neyedir?
Gelenler eli boş gelmiyorlar mı
Getirdi mi ağacın fihristesini?
Elinde bir tohum çekirdek var mı
Kim temin ediyor maişetini?
Niçin tükenmiyor bu yenen rızık?
Bir tohum tonlarca yemiş getirir
Bir dâne vagonlar dolusu azık,
Düşündün mü, bunlar nereden gelir? Kuru çıplak daldan çiçek açtıran
Zehirli sinekten bal yediren kim?
Kim elsiz böceğe ipek yaptıran
Bunca hizmet kime, emir veren kim?..
Felâh’a götüren doğru yol varken,
Çıkmaz sokaklarda kıvranmak neden?
Güneş kadar parlak hakikat varken,
Görmek istemeyip göz yummak neden?
Ey, yolcu! Nereden-nereye böyle?
Şaşırma kendini bul doğru yolu,
Var mıdır, başka Hak, doğru yol söyle?
KUR’AN va’zediyor en doğru yolu.
Şerafettin KESKİNOĞLU
Not: 15-Haziran-1971 Tarihli ‘Seher Vakti’ Gazetesinin
21.inci sayısında yayınlanmıştır.
“Bir saat tefekkür, bir sene nâfile ibâdetten hayırlıdır.”
(Hadîs-i şerif meâli).
















Son Yorumlar