18
Tem
07

Allah’ın İpine Sımsıkı Sarılmak


Allah’ın İpine Sımsıkı Sarılmak

İslam fıtratı üzere doğan her insanın hedefi, kendisine bahşedilen bu büyük nimeti muhafaza etmek ve onu sahibine en güzel bir şekilde ulaştırmak olmalıdır. Çünkü her şeyin sahibi olan Allah Tealâ böyle istemektedir.

“Ancak müslümanlar olarak can verin” (Âl-i İmran 102)

Yani emanete ihanet etmeyin, ben sizi size nasıl teslim etmişsem öylece bana geri dönün. Âlemlerin Rabbi olan Allah Tealâ’nın kullara talimatı bu. En basit bir emanetinin bile ufacık zedelenmesine tahammülü olmayan insan, neden ilâhî emanet olan kendisinin muhafazasına, basit bir eşyanın muhafazası kadar dikkat etmez. “Kimi yüzlerin ağarıp, kimi yüzlerin kararacağı” emanetin sorgulanması gününde kararan yüzlerden olmamak için ilâhî emanete ihtimam göstermeliyiz.

Maneviyat hırsızlarının kol gezdiği günümüzde emaneti zedelemeden sahibine ulaştırmayı nasıl başarabiliriz? Önceki ümmetlerin helak sebebi olan günahlarla, tüm yeryüzü günah bataklığına çevrilmişken bundan kurtuluş nasıl olacaktır? Kulun, kendisine müslümanca dönme emri veren Allah Tealâ elbette bunun yolunu da göstermiştir. Bunun yolu emanetin sahibi olan Allah Tealâ’yı her türlü şüpheden uzak, ilim yolu ile tanıyıp sonra da gereğini yapmaktan geçer. Allah Tealâ’yı tanımayan nasıl O’na hakkıyla iman eder, ittika eder, itaat eder, korkar, sever ve bağlanır. Allah Tealâ’ya olan bağlılık bir faniye olan bağlılık kadar bile değilse bu bağlılık nasıl bir bağlılıktır. Nitekim Rabbimiz:

“İnsanlardan kimi Allah’a yalnız bir yönden kulluk eder. Kendisine bir iyilik dokunursa buna memnun olur. Bir musibet isabet ederse yüzüstü döner. O dünyasını da ahiretini de kaybetmiştir. Bu ise apaçık ziyanın ta kendisidir.” (Hac 11) buyurmaktadır.

İşte Allah Tealâ’yı, kendisini tanıttığı şekilde, hakkıyla tanımayanın kulluğu ancak bu kadar olur. Vehb b. Münebbih de:

“Köpeklerin sahibine olan sadakati senin Allah’a olan sadakatinden daha kuvvetli ise vay haline” der.

O halde mü’min, Allah Tealâ’yı, kendini tanıttığı şekilde, hakkıyla tanımak zorundadır. Çünkü Allah Tealâ kendini kullarına anlayacakları şekilde tanıtmıştır.

İşte o ayet-i celilerden bazıları:

“Allah’ın benzeri hiçbir şey yoktur” (Şura 11)

“O, Allah birdir, Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur” (İhlâs suresi)

“Güldüren de ağlatan da O’dur. Öldüren de dirilten de O’dur. Zengin eden de yoksul kılan da O’dur.” (Necm 43, 44, 45)

“Bir işe hükmederse, ona sadece “ol” der o da oluverir.” (Meryem 36)

“Rabbin, onların sinelerinde gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.” (Kasas 69)

“Allah sana bir sıkıntı verirse onu ondan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse onun nimetini engelleyecek yoktur.” (Yunus 17)

“De ki göklerde ve yerde olanlar kimindir? De ki: Allah’ındır.” (En’am 12)

“Allah, hain gözlerin ve gönüllerin gizlediğini bilmektedir.” (Mümin 19)

“Allah gizlediğinizi de açığa verdiğinizi de bilir.” (Nahl 19)

“Allah diridir, her an varlıkları gözetip durandır.” (Âl-i İmran 1)

“Kulların tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden, yaptıklarınızı bilen, lütfuyla onlara fazlaca verecek olan O’dur.” (Şûra 25-26)

“Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır.”

(Şûra 49)

“O hem ilktir, hem sondur, hem aşikârdır, hem gizlidir. O her şeyi bilir” (Hadid 3)

“O görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır.” (Haşr 22)

“Bilinki Allah’ın cezalandırması çetindir, bağışlama ve esirgemesi de sınırsızdır” (Maide )

“Dikkat edin göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır” (Nur 64)

“Allah göklerin ve yerin nurudur” (Nur 35)

“Rabbiniz Allah işte budur, O’ndan başka ilah yoktur” (En’am 102)

Böyle bir Allah’a iman ettiğini söyleyen insan nasıl olur da O’na hayran olmaz, O’nu gereği gibi sevmez, O’ndan hakkıyla korkmaz, O’na şükretmez, utanıp hayâ etmez, O’na karşı mal mülk saltanat iddiasında bulunur. Hata ve günahlarından tevbe edip af dilemez, ikaz ve uyarılarına kulak vermez, O’nun rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak için bütün imkânlarını seferber edip, bütün gücünü ortaya koyarak O’nun davasına hizmet etmez.

Rabbini kendini tanıttığı şekilde tanıyan kimse Allah’a sımsıkı sarılır, kitabına sımsıkı sarılır. Allah’tan da hakkıyla korkar. Bunun neticesi olarak da o dosdoğru yola iletilir. Vaad-i ilâhî de budur.

“Kim Allah’a sımsıkı sarılırsa, şüphesiz ki o, doğru bir yola iletilmiştir.” (Âl-i İmran 101)

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın.” (Âl-i İmran 103)

Allah’ın ipinden maksat Kur’an-ı Kerim’dir. Nitekim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:

“Kur’an, Allah’ın ipi ve O’nun dosdoğru yoludur” (Tirmizi)

“Allah’ın kitabı gökten yeryüzüne uzatılmış bir iptir” (Tirmizi ve Müslim) buyurmaktadır.

Hep birlikte Allah’ın kitabına, Allah’ın dinine, Allah’ın hükmüne sımsıkı sarılmalıyız. Parçalanmamak, kopup dağılmamak, savrulmamak için sarılmak… Sarılmadığımızda ateş çukuruna yuvarlanacakmışçasına, uçurumun dibine düşecekmişçesine, bataklığa saplanacakmışçasına bir halet-i ruhiye ile sarılmak… Samimi ve gönülden, hiç gevşemeden ve gevşetmeden sımsıkı sarılmak.

Bununla birlikte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yaptığı gibi, bu zorlu mücadelede âlemlerin Rabbi olan Allah Tealâ’dan yardım dilemektir.

“Ey kalpleri çekip çeviren Rabbim! Kalbimi dinin üzere sabit kıl”

“Ya Rabbi göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma”

En ufak bir ayrılık ve kopuş -Allah Tealâ muhafaza buyursun- ebedî bir felakete kapı aralayabilir. Onun için her an O’nunla beraber olma şuuruna ermek gerek. İşte o zaman Allah Tealâ’dan hakkıyla korkarak kurtuluşa erebiliriz:

“Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkun.” (Âl-i İmran 102)

İbn-i Mesud radıyallahu anh bu hususu şöyle açıklamıştır:

“Allah’a asi olmadan itaat üzere bulunmak, nankörlük etmeksizin şükretmek ve O’nu unutmaksızın hep hatırda tutmak.” (İbn Kesir)

Bu ilâhî ve nebevî öğretilere kulak vermemenin akıbeti tökezlemektir. Bu tökezleme kimi zaman ufak tefek çizik ve sıyrıklarla atlatılırken kimi zaman ihlâs ve samimiyeti, kimi zaman da imanı alıp götürmektedir.

Nitekim Kur’an ve sünnet, önceki ve sonraki Peygamberlerin eş ve çocuklarından tutun da akraba ve yakınlarının, ümmetlerinin tökezleme örnekleri ile doludur ki ibret alıp sakınalım.


0 Responses to “Allah’ın İpine Sımsıkı Sarılmak”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

@Kategorilerim…@

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Blog İstatistiklerim...@

  • 810,793 hits

@İHH…@

  • SUYUNA SAHİP ÇIK!

  • İSTANBUL

    Ziyaretçilerim@

    Facebook sayfama hoş geldiniz

    Twitter Sayfama hoş geldiniz.

    Feedjit

    Allah Yeter


    Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

    Diğer 718 takipçiye katılın

    Candan'cığımın evinde Nesrin teyzemin karanfilleri ile kahve keyfimiz 😊☕️❤️💞💝🌹#validebağ #sitesi #kadıköy #muhabbet #vefa #dostluk #sevgi  #istanbul #mola #anılar #avrasya
    Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
    Büyük Gün13 Ara 2016
    Sabrın Sonu Her Daim Selamettir

    Sosyal


    AUZEF Sosyoloji

    DERS NOTLARI ÖZET ÇALIŞMALARI

    "İç Huzuru Ararım"

    DEĞİŞİMİ gerçekleştirecek nitelikteki niyet gücü, adım atma gücü “ben”de, “sen”de ve “biz”dedir.

    Durma, Koş!

    DEĞİŞİMİ gerçekleştirecek nitelikteki niyet gücü, adım atma gücü “ben”de, “sen”de ve “biz”dedir.

    Haluk Çavuşoglu

    Tasavvuf ve Hakikat kapısı

    Mavera

    Hizmet

    Gökkuşağı

    " Gönlüm öyle bir yere düştü ki, hiç sorma " ( Şems-i Tebrizi ) , Hayata dair düşünce metaforu, Edebiyat

    kurannuru psikoloji

    ruha şifa kalbe huzur akıla ışık hayata rehber

    EnSevgili

    Anam Babam Sana Feda Olsun Ya RasulAllah!

    %d blogcu bunu beğendi: