30
Tem
07

TAŞ GELİNLER


Taş Gelinler…
 

 KAF ŞEHRİNE YÜRÜYEN TAŞLAR

Halas it masivadan kalbüni pak
Hicab olmaya sana hergiz eflak
Geçesin reng ü büyu iltifattan
Giyesin hıl’ati hoş meskenetden
Hz. Üftade

Güneş var bugün…
Gökyüzü masmavi. Yaşadığım kenti seviyorum. İnsanları seviyorum.
Dolmuşta karşımda oturan aristokrat sarışın hanıma cesaretimi toplayıp duayla gülümsüyorum, o da bana gülümsüyor. Hepsi bu…
Mavi beni kendine çekiyor. Üftade Hazretleri de…
Sonsuzluk bir ev sahibiymiş de içine atlamam için bekliyor sanki… Dayanamıyorum ve ruhumu teslim ediyorum maviliklere, sırtımı da güneşe… Uzun uzun yürüyorum sokaklarda. Nasıl olsa göklerin misafiriyim. Ruhuma usulca dokunup vınlayarak kaçan bir şey hissediyorum. Başımı çevirip bakıyorum; Okçu Baba. Ziyaret edip dışarı çıkıyorum.

Türbedarı ilgimi çekiyor.
On sekiz yaşlarında, tekerlekli sandalyeye mahkum naif ve garip bir genç. Anlatırken dalıyorum. “Osmanlı Ordusunda o kadar çok okçu vardı ki, her biri için bir türbe yapılmaya kalkılsa ev yapacak yer kalmazdı. Ama Okçu Baba bambaşka… Çok hızlı ve çabuk atarmış oku. Attığı oklar çoook uzak mesafelere gidermiş. Hatta Uludağ’dan bir ok atmış, nereye düşerse türbemi oraya yapasınız demiş…” Okçu Baba’yı anlatırken arada bana da sorular soruyor. Sen kitap yazıyor musun abla? Hayır diyorum, arada bir karalıyorum bir şeyler… Sonra hakkımda başka doğru bilgileri de soruyor. Tam da benim ona söylemek isteyip de vazgeçtiklerimi. Yetmiş bin Evliyaullahun meftun bulunduğu bir şehir de hala onları temsil eden İsmail gibi dirilerin bulunduğu için Rabbime şükrediyorum. Türbenin etrafında bir sürü tatlı minnoşlar var, neşe için de zıplayıp oradan oraya koşuyorlar. Adeta çocuk gibi ziyaretçileri karşılayıp bize ne getirdiniz diye bakıyorlar. Tonton yaşlı bir amca onları ciğerle doyuruyor. O da bu vazifede bir gönüllü…

Yollar beni taşıdıkça taşıyor…
Taşıdıkça uzaklaşıyor… İçimde sığınmama izin veren tek şey sonsuzluk. Her sokakta kavuklu bir mezar taşı ya da kendilerine özel bir mekan ayrılmış mezarlıklar… Durup, bu mermerden kavuklu, başörtülü mezar taşlarına bakıyorum. Hepsini kucaklamak öpmek istiyorum. Bazen dayanamayıp kucaklıyorum da… Ve taş sinelerine kapanıp ağlamak istiyorum. Nazlı gelinler gibi sokaklarımızda oturan bu taş gelinler bizim için neyi ifade ediyorlar ki kaldırıp onları atamıyoruz? Yolun şurasından kalk ta şurada otur diyemiyoruz. Kim bu nazlı taş gelinler? Bizim için ne ifade ettiklerinden de geçtim, peki biz ne ifade ediyoruz onlar için? Toprak kokusunu duymak beni her zaman rahatlatmıştır, Yine rahatlıyorum. Gün ortasında Üftade’ye varıyorum… Gülbanklardan birine oturuyorum. Başımı kaldırıp gökyüzüne dalıyorum… Türbenin üst tarafındaki yeşil yazılara takılıyor gözüm. Ne garip türbenin ayakları bu mekandayken başının farklı bir mekan ve iklimde olduğu hissine kapılıyorum. Başka bir ülke de ama neresi bilemiyorum…

Gitmek istiyorum…
Nereye olursa olsun gitmek… Bir yere varmayı da pek beklemiyorum… Ancak Okçu Baba beni bir fırlatsa diyorum… Sırtımı banka yasladım arkamda Garip Kutup İbrahim Efendi yatıyor. Türbeden çıkanlar el açıp ona da fatiha okuyorlar. Ben önlerindeyim. Sanki bana okuyorlar… “Niye ben ölmüş miyem anne?” diye fısıldıyor Garip Aşık. Taş gelinlere bakıyorum, bulunduğumuz dünyada ne de sıra dışılar. Dünyamızı bu kadar sıradanlık ve basitlik kaplamışken nasıl da bin nazla oturmaya tenezzül ediyorlar sokaklarımızda. Bizden sıkılıp gitmediklerine hayret ediyorum. Masiva bir leke, bir koku gibi hepimizin elini ayağını sarıyor, saçlarımızdan damlıyor. Tuttuğunu bırakmayan, öldüren bir hastalık gibi. Masiva yüreklerimizi kaplamış, gözlerimizin rengi olmuş adeta. Birazcık şanslı olanların gönlünde bir giz olarak kalmış sadece. Dolmuşta bana gülümseyen sarışın bayan, Türbedar İsmail ve kedi dostu amca gibi. Gerisi ölü bir dünya… Şu taş gelinler gibi olabilsem keşke. Beni insan yapan beynimden önce, beni ben yapan yüreğimi şu taşların içine bir sokabilsem! Onlarla bir hemhal olabilsem. Gözlerim o taşları delip maveraya bir uzanabilse…

Taş gelinler içimizde şeffaf gölge gibi yaşıyorlar.
Dünyaya ait hiçbir şey onları ilgilendirmiyor,lakin her iki alemde de yaşamaya devam ediyorlar. Bu taşlar ne de diri! Kalbim boşalıyor bir an… Ellerlim buz kesiyor! Ellerimle birlikte ruhumda üşüyor. Şaşırmak, deliler gibi hayrete düşmek istiyorum, lakin bu dünyanın hiçbir şeyi beni şaşırtmıyor artık!.. Ne insanların kabalığı, kalpsizliği, ne de ihaneti ne de basitliği!.. Olmuş ve olabilecek her sıradanlık hüküm sürerken hayatımızda ben; benden şu an beklenmeyen bir şey yapmak mecburiyetinde olduğumu hissediyorum… “Sözü senet sayan ulular vurmazken artık kıyılarımıza” ben, Mehmet Nuri Yardım Hocam’a verdiğim sözü tutmam gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapmak ne denli zor olda da!…

Ellerimi açıp fatiha okuyorum…
Ama Üftade Hazretleri için değil, kendi ruhum için… Asıl ölü olan kendim için… Durgunluğu çiğneyen sadece onların ayak sesleri… Karşımdaki ağaç bir elif misali, bana “Dik dur hayatın içinde!…” diyor, kıyam ve secdeden önce… Evvela elif olmak lazım… Sonra kıyama geçmek,
Sonra secdeye…
Taş gelinlerleyim…
Hayatın kalbinde gibiyim…
Namazın ikliminde

Saliha Malhun
http://www.sanatalemi.net

Reklamlar

2 Responses to “TAŞ GELİNLER”


  1. 1 m.emin varçın
    Ağustos 13, 2007, 4:42 pm

    herkes için mezar taşı olan fakat siz ve sizin gibi ruhu ile seven hani şöyle güzel bir yazı var(ben sevdiklerimi kalbimle deyil,aklımlada deyil ruhumla severim çünkü kalp duru akıl unutur ama ruh unutmaz ben ruhumla severim)işte sizde öyle sevmiş ve bizlere zevkle okuduğumuz bir yazı sunmuşsunuz şahsım ve ailem adına teşekkür ediyor hürmetlerimi iletiyorum.emin varçın

  2. 2 ilahiask
    Ağustos 13, 2007, 6:16 pm

    Değerli kardeşim Emin bey ,bu güzel yorumunuz için teşekkürlerimi sunuyorum,ne güzel böyle bir devirde edebiyat ve ilim merakıyla haşrolan kardeşlerimin varlığını müşahade etmek,

    saygı ve hürmetlerimi sunuyorum…

    Ailenizede hürmetlerimi iletin kardeşim.


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 820,128 hits
İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Arşivler

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 719 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
3 evladımın da nasiplendiği ilim ve Hikmet menbağı Ihlamur Kuran Kursu. Lise Dersleri ❤️Kuran Kursu ❤️Sanat ❤️Edep ❤️Kişisel Gelişim❤️ Liderlik ❤️Vaize eğitim hepsi birarada.  Kızlarım doğmadan yıllar öncesinde niyetime aldığım bir eğitim yuvası.  Çok şükür Mevla'ma. 🌹💞 niyetim kabul oldu ve gerçekleşti.  @suhedanurbsk #esraaulupnr @muhteremulupnar  #beşiktaş #ıhlamur #kurankursu #kuran #sünnet #ilim #hikmet #seminer #konferans #yemekhane #yatakhane #ebru #hat #kaligrafi #dikiş #nakış #örgü #istanbul #Allah #ıhlamurkokusu #vefa

Twitter Sayfama hoş geldiniz.

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.


%d blogcu bunu beğendi: