05
Oca
08

Hac anılarım,saygı ve hürmetlerimle….


Bayramın 1. gününün akşamında Kabe’ye gittik yine Ziyaret tavafımızı ve Say’imizi yaptık,dualarımızı devam ettirdik,teheccüd kıldık,sabah namazı vakti girmişti, sabah namazımızıda eda eyledik ne güzeldi, Kabe’de sabahlamak…Şu an bunları yazarken bile sanki hep oralardayım,size anlatmayı unuttum. Kabe’de teheccüd ezanı okunuyor bu çok hoşuma gitti öyle güzelki, herkes teheccüd namazına koşuyor bu ezanla seher vaktini uyanık geçiriyorlar, hele ufak bebekler bile var o saatte oraya gelen, cemaat arasında ufak yaşta bu güzelliklere alışarak büyüyorlar, Say da koşan çocuklar, Kabe’de tavafta çocuklar, birde o güzelim cemaatin arasında namaz kılarken çocukların oluşu, onların ruh dünyalarındaki huzuru anlayabiliyorum, temiz bir yaşantı ile çocukluk geçirmek ne güzel, inşaallah Mevlam tüm çocuklara nasip etsin….Sabah namazımızı da kılarak hepimiz otelerimize dinlenmek üzere geri döndük,bayramın 2. ve 3. günü yine Mina’ya yürüyerek gittik ve şeytan taşlama görevlerimizi eda ettik…

3. gün taşlamada izdiham olmuştu biz gelmeden önce biz Hanefi mezhebi olduğumuz için geç gitme şansımız varmış, diğerleri belli vakitte bitirmeleri gerekiyormuş, izdihamda 375 kişi ölmüştü. Mevlam gani gani rahmet ihsan eylesin,TÜM VEFAT EDEN HACI KARDEŞLERİME… Hocamız haber almıştı, bizi son ana kadar geciktirdi, izdihama dahil olmayalım diye…

Gerçektende gittiğimizde savaş alanı gibiydi sanki,her yer toz ve dumana bulanmıştı koşa koşa gittik ağzımıza maskeler taktık yoksa nefes almanın imkanı yoktu, ölümle az önce tanışmıştı 375 kardeşim

Bu duyguyu size anlatmak öyle zorki bir yanda bu kutsal topraklarda kalmalarının verdiği huzur bir yanda artık geri dönemeyecek olmaları değişik bir denge hakim….!!!

Osman hocamız artık Hacı oldunuz demişti, tam Hacı oldunuz,bu ne büyük bir güzellikti Ya Rabbim,tertemiz olmak tüm günahlardan arınmış olmak, yıllarca boynumda taşıdığım günah yükünden kurtulmak, sanki yeniden doğmuştum,öyle hafif hissettimki kendimi, üzerimde tatlı bir hafiflik,sanki ayaklarım yere basmıyordu…

Bu psikolojiyi tarif etmem mümkün değil. Mevlam hepinize nasip etsin inşaallah, inanın ben bunları Hacda gördüğüm bir rüya üzerine size yazıyorum, rüya bana kalsın demekki yazmam gerekiyor, yoksa bu kardeşiniz aciz bir kul sadece, biz genelde Haccın hep negatif tarafını anlatan hacıları dinledik malesef küçükken, ama istedimki size Haccın tüm gül demetlerinden sunabileyim, tabi mümkün değil,ben ancak o gülistanın sadece bir kaç gülünü sunabilirim. Dilerim yüce Mevlam’dan sizede Haccın en güzelini yaşamanızı nasip etmesini ve bu duyguları birebir yaşamanız belki daha çok güzelini………

Ahhhhhhhhhhhhhhhh….Yandı yine yürek, tuşlar elimden kayboluyor,zor yazıyorum bu satırları….. Allah’ım herkes görebilse tavafın güzelliğini…Kabe’yi 3. kattan seyretme imkanı buldum, zaten bu kadar büyük olmasına rağmen, sabah namazı kılmak için yer bulamayışımız çok şeyi anlatıyor. Biz normal de memleketlerimizde onca rahatlıklar içinde namazları ihmal ederken burda namaz için yer bulamamak …O merdivenlerde kılanları bir görseniz durmaz hemen namaza başlardınız bunca kardeşimiz namaza bu kadar değer verirken bize ne oluyorda namazlar ihmal ediliyor… Namaz dinin direği değilmi? Direk olmazsa bina ayakta dururmu…
Aklıma bir konu geldi burda paylaşmak istiyorum sizinle, genelde memleketimde abla derler bana, dini konuda yardımcı olmaya çalışırdım çevreme, ben çok zorluklarla öğrendiğim için isterdim elimden geldiğince faydalı olayım din kardeşlerime…

Bana kızım kapanmıyor diyenlere, derdimki siz önce namaza alıştırın evlatlarınızı günde 5 vakit yüce Mevla(Yüce Sevgili) ile buluşan kul hiç yanlışa düşermi, düşse bile kalırmı, ama ya kılmayan nasıl sırat-i müstakimi koruyacak ben çok gördüm namaza başlayan başı açık kardeşlerimi, gün geldi Mevlam tesettür nasip etti onlara…

Ama öyleleride gördümki namaz yok baş kapalı lakin tesettürün hakkını veremeyen…

Günde 5 defa buluşmak var ya HUZUR’da, hiç bırakırmı o Yüce Sevgili seni kendi haline…. TAVAF=AŞK NAMAZ=TESLİMİYET simgeliyor gibiydi,Kabe’nin gecesi gündüzü yoktu, gece Kabe’de mor bir gökyüzü vardı….

Geceleri bir başka güzel Kabe’nin gündüzü bir başka güzel…

Bayramın 4. gününün sabahı NUR DAĞINA yolculuk vardı,daha hocamız haber verir vermez yerimde duramaz oldum. Allah’ım heyecan basıyordu yine, ne büyük güzelliklerdi bunlar,Peygamberim’in (S.A.V)çıktığı Nur Dağına çıkacaktım ve O’nun (S.A.V)o mübarek ayağını bastığı taşlara bende ulaşacaktım,Yüce Sevgili ile buluştuğu Nur Dağını görebiliecektim…Sabah saat 4 te hocamız hazır olun dedi, nasıl uyudum bilmiyorum, uyudummu onuda bilmiyorum, hatırlamıyorumki…İşte gelmiştik Nur Dağının eteklerindeydim,ALLAH’IM şükürler olsun sana lutfettin bu anları yaşamamı, evet hayat AN’dan ibaretti….Şu andan itibaren sanki ben Asr-ı Saadet’teyim peygamberimin(S.A.V) ayak izini takip ediyorum,O’nunlayım(S.A.V)…

Basamaklar çok dar, taşlar hala çok bozulmamış, zaten bozulmayan ender yerlerden biride burasıydı,çıkıyoruz hacı arkadaşlarımla,yarış yapıyoruz kim daha önce çıkacak kim daha önce yetişecek zirveye, ama çok zor dizlerimiz isyan ediyor, kalbimiz artık durma noktalarına geliyor ama olsun razıyım, duracaksa burada dursun, ne olurdu böyle kutsal bir yolculukta dursun, bundan büyük onur ve şeref ,mükafat olurmu…

Bazı kardeşlerimin ve teyzelerimin yüzleri iyice kızarmıştı belliydi çok zorlanacaklardı, bende aynı olmuştum ama bu bizi yıldırmıyordu, çıkacaktık ulaşacaktık o zirveye,aşkla çıktık, yaşamamız lazımdı bu DEM’ide….

Nihayet zirveye geldik bu anda sabah namazı okunmuştu artık biz çıktığımızda orada başka kardeşlerimizinde olduğunu gördük …

O anki duygularım şunlardı: Allahım Peygamberim H.z Muhammed (S.A.V)ne kadar bunaldı o zaman diliminde ki kendini buraya atmıştı, biz bir defasını zor çıkmıştık, ya O devamlı çıkıyordu…

Neydi bulduğu HUZUR burda, burdaki sır neydi?….

Aşktı evet aşktı, biz O’na olan aşkımızla çıkmıştık… Ya O O’da Yüce Mevla’ya (Yüce Sevgiliye )olan aşkıyla çıkmıştı bu zirveyi…
Burada benlikten geçmek var, sadece küçük bir mağara ama içinde kendini bulmak var…

Şimdi anlıyorum evini geniş tutuğu halde huzuru bulamayan kardeşlerimi, huzur önce insanın içindekini yakalamasıymış,kendini bulmasıymış, Kendini bilen Rabbini bilir DEM’ini yaşamakmış,Vuslatı yaşamak, Sevgili ile başbaşa olmak, Mir’ac gibi, Uzlet gibi, halktan Hak’ka kaçış gibi…

Sanki ruhumda Peygamberim’in(s.a.v) yaşadığı sıkıntıları hissettim, bir an bunalmıştı bir şeylerden ve kendine burada sığınak bulmuştu, Huzuru bulmuştu, her şeyden geçerek eşi H.z Hatice’den(R.A) uzak, çocuklarından uzak, dostlarından uzak ama Hak’ka yakın, Mevlamıza yakın, demekki bazen gerekiyordu bu dinlenmeler, aklıma İmam-ı Azam’ın şu sözü geldi.” O iki sene olmasaydı NUMAN helak olurdu” sözü….
Demekki insan-ı Kamillik yolunda bazı dinlenme anları gerekiyordu, kendini bulmak ve kendini keşfetmek için, aslında bu içe doğru yapılan bir yolculuktu, özüne süveyda derununa, GÖNÜL yolculuğuydu bu…Önce bu yolculuk gerekiyordu sonra irşad belki …

Zirvedeyiz,az aşağıya iniyoruz tekrar,Hira- Nur mağarası oarada ,çok dar 2-3 kişi zor namaz kılar,etrafında Peygamber aşıkları dolu sanki O’ndan bir koku bir işaret bekler gibi ,bu mübarek saatlerde burdalar,ben içeri giremiyorum aslında kimseyi incitmek istemedim belki bu yüzden, müsait olsa girecektim ama utandım bir kardeşimi incitmeye,seyre daldım çevremi…

Kabe uzaktan görünüyor ama çok uzakta, çok büyük bir zirvedeyiz,Mekke tüm önümüzde seyrediyoruz, kalabalık cemaatler sabah namazında burada bulabildikleri yerde…

Bu zor yolculuğa Peygamberimiz (s.a.v)devamlı çıkarmış H.z Hatice’de(R.A.) O’na (S.A.V)gizli gizli yemek getirirmiş ve rahatsız etmeden bırakırmış eşini seyreder gidermiş…

O zamanlar 55 yaşında H.z. Hatice (R.A.)ama öyle bir aşk varki aralarında, eşi için katlanıyor bu zorlu yolculuğa ve O’na yemek getiriyor kendi isteği ile, bunu sırf Peygamberimiz’i(s.a.v) çok sevdiği için yapıyor…

Bunun adı AŞK, aşk ne zorlukları kolay ediyor değilmi….

Peygamberimiz(S.A.V) bazen burda 3 gün kaldığı olurmuş,sabahın 4 dünde oraya çıkarken güneş doğuyordu,herşey ayrı bir güzellikteydi,karınca misali çıkanlar ve bir yanda inenler Hasretle çıkanlar- Vuslatla dönenler bunu nereden anladık…

Çıkarken çok hızla çıkılan bir yol ama inerken, inmek istemeyen bir tavırla iniş, ayrılmak istemeyen aşıklar gibi…Herkes olması gerektiği gibiydi,her yerde onun aşkı vardı,aşk varsa akıl gidiyordu, o yolda canını verenler olmuş, size anlatayım bu kıssayı da paranteze alayımki konu çok dağılmasın…

(Medine’de Peygamberimiz’in(s.a.v) mescidinde sıramızı bekliyorduk Ravza-İ Mutahhara’ya girebilmek için,bir teyzemiz çok ağlıyordu sebebini sordum, Başladı anlatmaya: Hacca eşi ile gelmişler, eşinde büyük bir aşk ve şevk varmış, boş durmak fuZuli uyumak istemiyormuş hiç, ahhhhhhhhhhh…..

Bir gece yine arkadaşlarına demiş biz buraya uyumayamı geldik, hadi Nur Dağına gidelim ve gelmişler buraya, mübarek Hacı amcamızın kalbi dayanmamış ve burada vefat etmiş. Medine’ye teyzemiz yalnız gitmiş…)

Hacda bize hizmet eden kardeşlerimden Mevlam gani gani razı olsun,hepsi mükemmel insanlardı,kardeşlik ve yardımlaşmak ne kadar güzel,güler yüzlü tatlı dilli olmak ne güzel….
Kimler hizmet etmediki bavullarımızı taşıyandan, bize yemek yapanlardan,şoförlerimizden ve tüm diğer hizmet üzere olan Mekke ve Medine hadimlerinden, Mevlam gani gani razı olsun…Aslında karmakarışık duygular içindeyim…
Hayretle—seyir halinde———->Aşkla— muhabbet halinde
Visalle —-gurbet halinde——–>celalle— Cemal
teslimiyetle—– tevekkül———>Huzur ile MücadeleYinede Mekkeyi görmeniz lazım, inanın başka yerlere verdiğiniz paraya yanacaksınız… Burada Allahü teala’nın BİRLİĞİNİ Lâ ilâhe illallah’ı müşahade ediyorsunuz,sadece O’nun evi lüks, sadece O’nun evine koşuluyor,sadece O’nun evi dolu….
Diğer tarafları o kadar aramıyorsunuz.Kâbe’nin muhteşemliği aşk,huzur,muhabbet size yeterli…

Burada dünya aklınıza gelmiyor sanki ahiret hayatındasınız hep Kâbe’de olsam diyorsunuz.Çünkü Kâbe’de ya tavaf, ya namaz,ya zikir,ya seyir,ya dua,ya tefekkür var boşluk yok zaten Mekke’de hayat Kâbe’de, oraya geldinizmi canlanıyorsunuz….

Diğer yerlerde ölü gibisiniz Kabe’de yapılan ibadetler 100.000 kat daha faziletli normal yerdekilerden, inşaallah doyasıya yapmayı Rabbim lutfeder..
  

Daha sonra özel tur düzenlendi ve Sevr mağarasına çıkmak için yolculuğa çıktık,yine sabah 04 te bu yolculuğumuzda… Nedendir bilmem ama geceleri çok severim, huzuru bulurum gecelerde, bu anlamlı zirve yolculuklarımızın gece oluşuda ayrı bir mutluluk verdi bana, zaten güneşin sıcaklığında bu zirve çok zor olur gecenin serinliğinde kolay oluyor…Nasıl anlatayım bilemiyorum öyle güzel ve derin anlamları olan yolculukki bu demler… Mevlam sizlerede tatmayı nasip etsin… Bu yolculuk Hira’dan daha uzun ama daha kolaydı yolu…Sabah namazında yine zirvedeyiz…Güneşin doğuşunu seyrettik bu güzelim zirveden,burada dikkatimi çeken konu iki mağara oluşuydu, birbirine geçiş var,anlatılana göre Peygamberimiz (s.a.v) arkadaki ikinci mağarada gizlenmiş H.Z. Ebu Bekir’le ( R.A.)Burada yine duygular hücüm ediyor,ya Rabbim ne zor bir yolculukmuş Medine yolculuğu, rahatça gitmesine bile izin vermemişler,3 gün dile kolay büyük sıkıntılarla burada hapis gibi Allah’ım birde onların canına kast eden düşmanlar var, her an ölümle burun buruna,ah olaydım onu koruyan örümcek ağı olaydım, ah olaydım yuvadaki güvercinlerin otu olaydım….

Biz öyle rahat Medine yolculuğu yaptıkki arkamızda düşman korkusu yoktu, ya O’nlar ahhhhhhhhhhhhhhhh ya O’nlar Allahım hatırladıkça burnumun direği sızlıyor …
Zirvelerin ayrı bir güzelliği var,özgürlük var zirvelerde….

İkinci mağaraya girdi bazı arkadaşlarımız ben yine giremedim bayanlar için zormuş girenler oldu ama biz giremedik, yeğenim Şeyma kamera ile çekti içersini ancak öyle seyredebildim, gerçektende çok farklı bir yerdi…Ve orada iki yakın sırdaş, gönlü birliği can yoldaş konaklamıştı. Ne olaydım üçüncüde ben olaydım, haddim olmayarak layık olmayarak…Acizliğime binaen gönül bu işte arzu ediyor, Rolleyes

Zirvede Endonezya’lı kardeşlerimizle beraberdik. Pakistan’lı kardeşlerimizde sıcak çay ikramı hazırlamışlar…
Abimle yarış yapmıştık, ben yeğenimle abim ve yengemden önce çıktım. Tabi abim çok üzüldü neden beraber çıkamadık diye, hemen ona sıcak bir çay ikram ettik sakinleşti

Bana kalsa hiç inmezdim, öyle güzeldiki ama inmek zorundaydık, yine vuslat ve hasret halleriyle arkama bakarak ayrılmak istemeyen aşıklar gibi istemeye istemeye indim oradan, sevdiğinden ayrılmak ne zor

İnerken yine Türkiye’nin ve başka ülkelerin hacılarıyla karşılaştık yine karınca yuvası gibi, inenler ve çıkanlar, uzaktan bakınca o kadar ufak görnüyoruz zaten..Elhamdülillah o mutlu karıncalardan biride ben oldum….

Gündüz Gülten gelinimizle Hilton otelini ve mağazasını dolaştık lakin ben o kadar doymuşumki bir şey almak gelmedi içimden,yoksa her şey güzeldi ama talep olmayınca olmuyor işte, benim aklım fikrim Kâbede’ydi, yalnız bu gezinin bir güzel tarafı Safiye ebe arkadaşımı Bin Davud mağazasında görmek oldu şok olmuşum onun hacda olduğunu bilmiyordum, çok hoş bir süpriz oldu bana, nasip beraber hacı olmamız varmış çok sevdiği ve saygı duyduğum bir kardeşimdi kendisi… Mütevaziliği ve engin gönlü zenginliği ile her zaman özel bir yeri olmuştur hatıralarımda….

Buradaki güzellik Kâbe’nin çevresinde hemen istediğin yere oturup, Kâbe’yi seyredebiliyorsun.Cemaat Hilton otelinin önüne dek taşmıştı, içeri girmeye yer bulmak çok zordu,öyle bir kalabalıkki tarifi mümkün değil… Size bir tatlı anımı anlatayım; Oturdum boş bulduğum bir yere, bir yanımda Endonezya,bir yanım Pakistan,bir yanım Afganistan önümüzde Nijerya,arkamızda hakeza başka bir din kardeşim… Allah’ım bu ne kadar güzellik böyle hacca gitmeyen zor yaşar bunları burada sanki sıfır noktası gibi tüm harita yok sanki, biz BİR OLDUK birde dikkatimi çeken konu tesettür şekilleriydi…

Tesettür var ama çeşit çeşit olduğu gibi herkesi hoş görüyorsun, bu çok önemli,ama hiç açık bir kardeşe rastlayamazsın hele o küçücük kızlarımızın kapalı olması beni çok düşündürdü…Neden bizim çocuklarımız eksik yetişiyordu bu konuda…

İnanın en çok üzüldüğüm kardeşlerimden Nijerya’lılardı öyle fakirdiki tesettürleri bile büyük bir renkli bezi çarşaf gibi üzerlerine bürünmüşlerdi,fakirlik her hallerinden belliydi,ama o halde bile kutsal hac yolcuğunun ihmal etmemişlerdi. Allahım varlığı olup ta bir sürü bahane bulan kardeşlerime akıl fikir ver bu güzellikleri onlarada nasip et inşaallah…

Kâbe’de zor olan bir konu sünnet namazlarına yeterince zaman tanınmayışı bizde ezan okunurken hemen başlıyorduk, o zaman yetişiyordu yoksa kılamıyorduk sünnet namazını,zaten vakit namazlarını bile çok zor yer buluyorsun,saatler önceden gelip yer ayarlaman lazımAyrıca çokça cenaze namazı kıldık, her vakitte mutlaka en az bir tane cenaze namazı var,sevabı çok yüksek hele birde kâ’bede olunca daha bir katlanıyor ecri…Tefekkür edelim biraz;Kimbilir hangi ülkeden,hangi kardeşimin ahiret yolculuğuna uğurlamaya gelişimin düşünceleri ile hem hal oluyorum hem de böyle mübarek bir beldeden uğurlanmak herkese nasip olmuyor malesef…….
Mekke’nin gökyüzü sabahtan akşama devamlı renk değişiyor akşam namazında ezanı beklerken hep gökyüzünü seyrediyordum, öyle güzel oluyorduki,akşam üzeri mor bulutlar akşam namazında lacivertin en güzeli, daha sonra gri bir gökyüzü resmi oluşuyor,bütün gün renkten renge giriyor….Gecesi başka güzel gündüzü başka güzel…
Cennet-ül Muallâ’ya gittik.H.Z. Hatice (r.a) medfun oldğu yer, bu mübarek kabristan…Ama bayanları yine almıyorlar,olumsuz bazı davranışta bulunan bayanlar olmuş bu yüzden tüm bayanlara izin yok içeri giremiyoruz ama erkek kardeşlerimiz giriyor…
Dışarıdan ziyaret bile öyle güzelki,anlamlıki,H.z Hatice’ye(R.A.) yakın olmak hoş ve maneviyatı yüksek bir duygu,yine her ülkenden ziyaretçileri vardı bu mübarek yerlerin….

Buda İslamiyetin evrenselliğini gözler önüne seriyor.Barış ve huzur kâbe’de,diğer tüm müslüman kardeşlerimizle bu büyük kongreleri sık yapabilsek oradaki vize ve dil engelleri kalksa bizim önümüzde kim durabilir…


O yaşlı teyze ve amcalar Hira Ve Sevr mağaralarına nasıl çıkıyorlar bir görseniz,teyzemizin birine latife yaptım,teyze sen evde bulaşık zor yıkarsın değilmi dedim,?
-Evet, dedi…
-Sandalyeye yaslanıp yıkıyorum dedi,aman dedim geline kıza söyleme buralara çıktığını…İşte muhabbet ve aşk kimleri gençleştirmiyorduki bu hürmet edilecek büyüklerimizi buraya çıkaran aşk ve muhabbetti…Dedim ya AŞK AŞK AŞK olmazları olduruyor,engeller aşılıyor,yapamam denilenler başarılıyor,aşkın hiç bir engeli olmadığını seyrediyorum….

Bu gün Şeyma yeğenimle otelden yalnız başımıza Kâbe’ye gittik,artık servisler konuldu rahatladık tanımadığımız taksilere binemiyorduk yanımızda abim olmadan, servisler daha güvenli inşaallah….Bu gün 3 tavaf yaptım1. Bütün peygamberlere
2. Sahabe ve ensara 3. Peygamber efendimize(S.A.V) hediye ettim…
İnşaallah eve gidene dek ne kadar hayırla meşgul olabilirsem ne mutlu….

Azıcıkta oda arkadaşlarımdan bahsedeyim,Şeyma hanımefendi saygılı esprili cana yakın huzurlu özgüvenli bir genç yeğenim….Bir zamanlar ayaklarımda salladığımı yeğenim hacda oda arkadaşım olmuştu…

Birde Gül teyzemiz var O’da çok sessiz sakin huzurlu bir insan, Kur’an-ıyla namazıyla mutlu, velhasıl kendim gibi oda arkadaşlarım.Biri gençliğim, biri geleceğimin ahlakı bazen gülümsemeler, bazen ibadete dalışlar….

Geceleri umrelerimiz devam ediyor,bir umremizin edası için Cirane mescidine gittik,Peygamberimiz (a.s.) buradan umre yaparmış,bu umremizin sevabını Peygamberimize (S.A.V) hediye ettim bazı kardeşlerimde öyle yaptılar,gece yarısı Tavaf öyle hoşki hele Say…Gece o saatlerde Mevlamızın rızası için yürümek uykuyu onun için feda etmek bize öyle bir huzur veriyorki…

Seninle beraber koşturan kardeşlerin var, bir an ev aklıma geldi ne kadar gafletli gecelerimiz olmuştu,halbuki Mekke hep nurlu 24 saat tavaf var….
Birde namaz anı öyle bir disiplin hakimki, o kadar çok insanı bir tekbir sözüyle saf tutmuş namazda görüyorsun, ne bir gürültü ne bir huzursuzluk var, herkeste bir sukunet hakim,kuşları rahatça dinleyebiliyorsun hele birde Kâbe imamlarının Kuran okuyuşları, tüm kardeşlerimi ayrı güzelliklere daldırıyordu,unuttuğum bir şey daha var burada Kâbe’yi seyrederek namaz kılıyorsunuz bunu tadını nasıl anlatırım bilmem, yaşamanız lazım…

Mevlam acilen tüm isteyen kardeşlerime nasip etsin…..Gece uyuyanlar var, Kâbe mescidini bir tarafında,emre geç kalmamak için kapı kulu gibi hazırlar…

Ayakkabılarınızı kayıp etmeniz an meselesi
Ya yanlış poşet alıyor, ya koyduğunuz yeri bulamıyorsunuz,yada yanlışlıkla alıyorlar,velhasıl bunda bile hikmet var
Bu arada ben 3 çift kaybettim…
Kâbe’den otele yalınayak gitmek zorunda bile kaldım, zaten kaybetiğimide aramak istemedim orada kaybolsun yeterki…

Sabah namazında kuşların tavafını seyrederek tavafımızı yaptık ahhhhh…………..

Kıskandım onları, istedikleri anda gelebiliyorlardı,tavaftaydılar hayranlıkla seyrettik onları, hoş bizde ruhaniyetimizle gelebiliyorduk ama bedene çok engeller var Kâbe’ye gelmek için…

Tavafta bütün dünya müslümanları ile berabersiniz, bazen bir Afganlı’yı geçiyorsunuz, bazen bir Japon kardeşimizi yada bizi geçen bir Pakistan’lı kardeşimizi memleket sorsanız hepsi farklı, bir coğrafyanın tek bir millet oluşunu müşahade ediyoruz…Nafile tavaflarımız hep devam etti tümünü hediye ettik…. Arkadaşlarımıza,şehitlerimize,atalarımıza talebelerimize,akrabalarımıza, ailemize ve tüm müslüman kardeşlerimize, onlar için yürümek öyle güzelki ayaklar senin ama yürüyen kim?Sanki herkes yanımızda tüm dostlarımız, paylaşmak ne güzel ya Rabbbb………  

Otelimiz çok dinlendiriciydi,odalar klimalı ve yeşil tonların hakim olduğu bir dekorasyon ile döşenmişti, tüm yorgunluğu kısa bir sürede atıyorduk,yemeklerimiz Türk yemekleriydi,Mevlam gani gani razı olsun tüm emeği gecenlerden, buralarda hacılara hizmet çok önemli, O’nlar için yollarda hep sebiller var(hayrına dağıtılan su ve gıdalar)Genelde Bangladeşli kardeşlerimiz hizmet ediyordu gelen hacılara,içlerinden birini anlatmıştım Muhammed’i bizi aile gibi görmüştü, bize saat hediye almıştı çok ince bir ruhu vardı bana abla, abime baba diyordu,yengeme anne diyordu…Nasıl hizmet edeceğini şaşırıyordu öyle hoş süprizleri vardıki kardeşimin Allah’ım nereden nereye, kimin ellerinden çay içiyoruz, kimin ellerinden rızkımız geliyordu….23 ocak pazartesi

Ciddeye ziyarete gittik, özel turlar düzenlendi. 5 otobüs gittik amacımız H.z. Havva Annemizi ziyaretti,ilk olarak El- Rahme camisini ziyaret ettik denizin üzerine kurulmuş bir camiydi hemen Kızıldeniz alttan geçiyordu, hatta o dönemde istanbul’da yoğun kar yağışı vardı, biz telefonda Kızıldeniz’in üzerinde güzneşli bir havadayız deyince çok şaşırmışlardı,
kış gününde nasıl olur dediler, buraların iklim çok yumuşaktı, kış olmuyordu daima sıcacıktı….H.z Havva annemize gittik ,kabristan kapalıydı ama olsun kapısına gelmek bile çok anlamlı oldu sanki, vefa bocumuzu ödemeye gelmiş gibi hissetmiştim, hani evlatlar bayramlarda, özel günlerde büyüklerini ziyaret ederdi ya,biz de o duyguları yaşadık…
Biraz alışveriş yaptı ziyaretçi hacılarımız, bu arada ben yine tefekküre başladım, burada sakat çocuk çoktu, en çok o ilgimi çekti çok üzüldüm, dilendiriliyordu bu çocuklar neden diye sordum hep kendime ve çevreme,ya bir kolları yok, ya bir ayakları,ya elleri yok,acaba dilenci mafyasımı diye sormadan edemedim… Mevlam yar ve yardımcıları ol bu çocukların…

24 ocak salı

Sabah Osman Küpeli hocamız helaleşme programı tertip etti biz ayrılıyorduk artık… Medine yolculuğu gelmişti,uzun süre kalan hacı kardeşlerimizle helalleştik duygulu anlar yaşadık bu demde, Peygamberimizin(S.A.V) evinin önünde oldu zaten…

Bizim buluşma yerimiz,Peygamberimizin (S.A.V) evinin önünüydü hep, şimdilerde her ne kadar kütüphane olarak kullanılsada o bizim peygamberimizin eviydi sanki sancağının altıydı, kaybolan oraya gelirdi, rahatça bulurdu arkadaşlarını o müberek evin önünde çok oturdum ayrı bir güzellikti bu, ahhhhhhhhhhhhh…


Reklamlar

0 Responses to “Hac anılarım,saygı ve hürmetlerimle….”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 836,184 hits
İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

Ocak 2008
P S Ç P C C P
« Ara   Nis »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Arşivler

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 720 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Çok şükür bugünde Akraba günümüzü @zuhaltu evinde  muhabbet ve Sevgiyle tamamladık. ❤️🌹💝💞💖😍😘🌺☕️ @esraaulupnr @muhteremulupnar @suhedanurbsk @nursenauymaz @ilknuruymz ❤️tubauymaztekin

Twitter Sayfama hoş geldiniz.


%d blogcu bunu beğendi: