05
Oca
08

Hac anılarım,saygı ve hürmetlerimle….


 Almanya,Pakistan,Endonezya,Amerika renk renk insanlar, renk renk giysiler….

Ayrıca dikkatimi çeken bir noktada ihramlıyken bizler sanki gezen ölüler gibiydik,mahşeri yaşıyorduk, herkes mezardan grup olarak kalkmış, mahşeri yaşıyor,yerlerde yatanlar küçük çadırlarda kalan aileler,abdest almak için gittiğinizde dünyanın her köşesinden kardeşinizle aynı anda abdest alıyorsunuz,şükranlıkla kalbim dolup boşalıyordu,tatil tatil diye her yere para harcayan kardeşlerime burayı tavsiye ederim hem ibadetinizi yerine getirmiş oluyor hemde çok değişik güzellikleri yaşıyorsunuz,hemde tüm günahlardan arınmak hacı olunca,tüm dünyadaki kardeşlerinizle tanışmak ve iletişim kurmak için bir fırsat, birde unutmadan illede yabancı dil lazım, hemen yanında kardeşin ama sen onun dilini anlayamıyor derdini dinleyemiyorsun

Burada en çok kullandığımız dil beden dili..

Gece hepimiz uymuştuk, sabah Arafata çıkacaktık,tam dalıyordum ki çadırın üstüne yağan o tatlı yağmur damlalarının sesine doyum olmadı sanki Mevlam bizden razı olmuş ve Mina’ya tatlı bir rahmet yağmuru göndermişti,bu bize hediye gibi geldi uyanık olan kardeşlerimizde tatlı bir tebessüm oluştu….Sabah namazını kılınca ARAFATA yola çıktık,arafattaki çadırlar daha mütevazi idi,o kadar güzeldiki toprak bir başka havası bir başka idi,nerede hangi milletin sana yardımı dokunacağını bilmiyorsun,yine beden diliyle anlaşıyorsun,dil susuyor hal konuşuyor burda hani derler ya kâl ehli değil hâl ehli olun diye,bunu hacda çok yaşıyorsunuz……

Arafatta öğle namazı ve ikindi namazını cem ederek kıldıktan sonra arafatta vakfeye durduk.Osman hocamız ve diğer hacı abilerimiz çadırın diğer kısmından sesli duaya başladı, bizde iç kısımdan dualara aminlerle iştirak ettik,hepimizde göz yaşları,zaten tüm arafat dualarla çınlıyordu bu anı size anlatmam öyle zorki,yaşamanız lazım her çadırdan dua sesleri, hıçkırıklar gözyaşları dalga dalga yayılıyordu,Mevlam ne kadar güzel bir sahne bu,Kabe’de Mevlam’ın evini tavaf etmiştik ama ya burda, Mevlamız ileydik duanın içimize işleyen etkisi ile Mevlamıza daha bir yakınlık hissettik,arada hiç bir engel yoktu dua ile O’nunla konuşuyor, tüm dertlerimizi O’na anlatıyorduk, dua ne kadar güzel bir ibadetti yakınlıktı…..

Tüm din kardeşlerimize dualar ettik,hatimlerimizi ve hediyelerimizi sunduk Mevlamıza, bu coşkun dua anında…

Vakfe duamız bu derin duygularla eda edildikten sonra herkes kendi kabına çekildi yine, ben arafatın her anını değerlendirmek istiyordum İstanbul’dan getirdiğim dostlarımın mektuplarını açtım,sanki o mektupları yazan kardeşlerimde yanımdaydılar, tek tek okudum o duygu dolu mektupları ve duaları, en çok etkilendiğim mektupların içindeki çocuk mektuplarıydı yine,o saf ve masum dillerin Mevlama yazdığı inci gibi sözleri okurken yüreklerindeki sevgiyi kağıda ve kaleme döküşleri tarifi mümkün olmayan hisleri uyandırdı bu aciz kardeşinizin yüreğinde,onların her bir dualarına amin dedim ama bu dualara tüm ümmet-i Muhammed’ide kattım biz ayrı olamazdıkki, birimiz hepimiz için hepimiz birimiz içindi…..

Dışarıya biraz tefekkür için çıktım,aman ya Rabbim,dünya birbirinin içinde,hiç bir engel yok,herkes bir adım ötende,herkesin burda tek bir gayesi var,Allah.c.c rızası ilahiyesi,başka hiç bir amacımız yok ne güzel rıza-i ilahiye…..

Bizim hacılarımız genelde yeşil-mavi renkteler. Türkiye’nin denizinin mavisini ve bitkilerinin yeşilliğini cem etmişler üzerlerinde,,bu kıyafeti gören diğer hacılar Türkî diye bizimkileri sesliyorlar,bizimkiler hem çok, hem rahat tanınıyorlar…Türk kardeşlerimi hacda bu kadar çok gördüğüme ayrı bir sevindim, özellikle gençlerin çok olması ayrı bir dikkatimi çekti yeni nesilde hacca karşı merak ve iştiyakın artmış olması çok güzel bir gelişme,özellikle en çok bedenle yapılan böyle kutsal bir ibadeti gençken yapmak daha bir güzel…

Mevlam sayılarını arttırsın genç hacılarımızın,diğer ülkelerde çok fazla genç nesil hacılar, bizde daha çok olmamış genç nesilin hacca gitmeye başlaması…Ama çok büyük bir gelişme var genç nesilde hamdolsun,Mevlam nurunu öyle bir tamamlıyorki….

Tekrar yine yolculuk başladı,bu sefer Müzdelife çadırlarına yerleştik,akşam ve yatsı namazlarını cem ederek kıldık,buradaki çadırlarımız halılıydı,hepsi biz hacı adayları için hazırlanmıştı, tüm emeği geçen kardeşlerimden Mevlam gani gani razı olsun…

Bizim dışarıdan taş toplamamıza izin vermediler tehlikeliydi gece vakti dışarda olması bayanların, dışarısı çok kalabalıktı,bizde halıların altından taşlarımızı topladık,nedense bana çok zor oldu bu şeytana atılacak taşları seçmek ancak 3. seferde seçebildim…

70 taş toplandı onları yıkadık bir güzel,keseler koyduk evet silahımız hazırdı,savaşa gidiyorduk bu beni öyle derin tefekkürlere çektiki…

Hep kokusuz sabun kullanıyoruz,hala ihramlıyız,çok dikkat ediyoruz,saç taramıyoruz,tırnak kesmiyoruz…

Bu çadırda bir hacı kardeşimin döktüğü gözyaşlarını hala unutamam, çok hastalandı üşütme ve sıtma tutuyordu,bu bayan kardeşim ve gidemeyecekti şeytan taşlamaya, halbuki hastalığı bile,O’na çok büyük ecir kazandırıyordu ama O’nun güzel gönlü tüm ibadetini eksiksiz yapmak isteyişi yüzünden hüzünlüydü,adı Asiye’di biz Peygambrimiz’in (s.a.v)sünnetine binaen ona Cemile ismini vermiştik, O’nu çok sevmiştim halada görüşürüz çok vefalı bir kardeşimdir kendisi, tüm diğer kardeşlerim gibi…

Sabah namazında kafilemiz Mina’ya areket etti uzun bir yürüyüşten sonra ancak gelebildik Minaya,yürüyüşümüz Çanakkale gurubu ile oldu 400-500 kişiydiler.Bazen espri bile yapıyorduk,biz Çanakkale’yi geçtik diye..

Birbirimizi çok dikkatli takip ediyorduk,kaybolmak an meselesi…[/color]
Hep beraber Mina çadırları arasında sabah namazını cemaatle eda eyledik…Bu çok değişik bir bayram sabahıydı, İstanbul’daki bayram sabahlarından farklıydı,burada derin anlamlar vardı,tüm bu sembollerin hikmeti vardı…

Evet şeytan taşlama yerine gelmiştik,öyle müthiş bir kalabalıktı ki,tarifi mümkün değil,sadece flamaları takip edebiliyorsunuz,eğer bayrağınızı kaybederseniz yandınız,düşen terliğinizi bile alamıyorsunuz,ezilebilirsiniz,bu kadar kalabalık insanın hele birde hepsinin müslüman oluşunun muhteşem güç birliğini müşahade bile anlatılamaz,bazen öyle anlar oluyorduki bırakın flamayı takibi,sadece öünündeki hacı arkadaşınızı takip ediyorsunuz,çok dikkatli bir şekilde şeytan taşlama görevimizde bitti,aslında oraya attığım her taş kendi içimdeki kötü huylarımı terk ediş belki bu yüzden öyle bir kurtulmak istiyordumki daha bir şevkle attım her birini,

ayrıca bir hassas noktada şu idiki zalime karşı Hakkı söylemenin gereğinide anlatıyordu bu taşlama, zalimin karşısında susmamak ,yanlış yapıyorsun diyebilmek ,her babayiğidin harcı olmasa gerek ama işte. Mevlam bize bunuda burada öğretiyordu,cesur müslüman olmamızı istiyordu….

Bu okuldanda çok dersler alarak yola devam ettim…..

Şimdi sıra otelimize dönüş yolundaydı, yine yürümemiz gerekiyordu bayram boyunca servisler çalışmıyordu, zaten çalışmasıda öyle zorduki, her yer hacı adaylarıyla doluydu, bu çok farklı bir yarıştı, bu çok güzel bir yarıştı ,bu tarifi mümkün olmayan bir arınma dönemiydi, mükafatı ise tertemiz bir kul olmaktı…

Bundan daha güzel bir hediye hangi yarış sonunda verilirdiki,hangi hediye tertemiz bir kul olmaya denk olabilirdiki.Mevlam nasip etsin cümle ümmeti muhammede bu arınmayı …

Otelimize geldik bu arada otelimizin adını söylemeyi unuttum SAMAH oteldi, çok sevdim bu oteli,öyle hoş demlerimiz olduki tatlı hatıralar bıraktık o otelimizde,bir örnek şu ki,Muhammed isminde Bangladeşli bir kardeşimiz bize çok hizmet etmişti, genelde orada fakir ülkelerden gelen kardeşlerimiz çalışıyor ve öyle güzel hizmet ediyorlarki Mevlam cümlesinden gani gani razı olsun, çok ince düşünüşlü bir kardeşimdi ,Muhammed bana getirdiği çay tabağıma nane yaprakları koyardı, ablam derdi, ailesinden uzaktaydı, burada kazandığı parayı çok fakir olan ailesine ve kardeşlerine gönderiyordu,yaptığı hizmeti öyle severek yapıyorduki hayran olmamak mümkün değildi, soruyordum bende kendime, acaba bende Mevlam’a böyle can-ı gönülden kulluk yapıyormuydum….

Yine çok hoş sohbetlerimiz oldu hacı arkadaşlarımızla, bu otelimizde dolu dolu geçirdik tüm vakitlerimizi…

Şeytan taşlamadan dönüşte gayet yorgun ve bitkin ama bir o kadarda huzurlu bir şekilde odalarımıza geçtik… Kurbanlarımızın kesildiği haberi gelince ihramdan çıkmış bulunduk,ihram cezalarımız kalktı,temizlendik, uyuduk vedinlendik….

Farklı bir bayram geçirdik….

Bu bayram diğer yaşadığım bayramlara hiç benzemiyordu ….
 

İstanbulda kurban bayramında genelde her evden kavurma kokuları gelirdi, burada onu duymuyorduk, ama çok düşündüm neydi kurban?

Biz neyi kesmiştik?

Bizim kurbanımız fakir ülkelere gitmişti,ama kurbanın bir anlamı olmalıydı. Mevlamın bize bir anlattığı ders vardı yine, haccın geneli bir eğitim yeriydi,kurban Kurb ân-ı demekti.

Belki yakınlaşmak, nesfinin hakimiyetinden kurtulup Mevla’ya dönmek, haccın genelinde zaten bu hakimdi, O’nun istediği an her şeyi bırakıyoruz, saçımızı bile taramıyoruz izin verdiği an tarıyoruz, tırnağın bile kesilmesinin yasak olduğu anlar ve kurban kesilmesi bunların hepsi ne kadar aciz bir kul oluşumu anlatıyor ve çok yüce bir sahibimin varlığı, tüm azalarım bile O’ndan değilmi bize hediye,elbetteki tüm bu güzellikleri bize ikram eden yüce Mevla’mıza itaat…. Evet buldum İTAATTİ burdaki hikmet, itaat ne kadar önemli bir haslet aklıma yazarken geldi, çok sevdiğim bir kıssadır AYAZ‘IN kıssası, padişah hizmetlisi Ayaz’ın kıssası….

İtaati en fazla O’nun kıssasında öğrenmiştim ve hep O’nun gibi olmayı arzu ediyordum,onun padişahın emrine olan kayıtsız itaati gibi bende Mevla’ma kayıtsız şartsız itaat etmeliydim…

Kurban aslında benim nefsimi O’nun yolunda feda etmem ve O’na yakınlık yaşadığım bir DEMDİ…

Burda çok sevdiğim bir sözü yazmadan geçemeyeceğim,taşıdığım en kıymetli şey neydi CAN’dı, işte Can’ı onun yolunda vermek, YÜCE SEVGİLİ‘ye feda etmek demekti kurban… İbrahim’in en çok sevdiği İsmail’di ve O istenmişti Mevla tarafından, ne zamanki İbrahim teslim oldu emre, itaate hazırdı, İsmail yerine koç kabul edildi, işte ben en çok neyi seviyorsam Mevlam’ın yolunda ondan geçebilmeliydim, yeri geldiğinde…

Ahhhhh çocuğum var diye namaz kılmayanlar,işim engel diye namaz kılmayanlar,mesleğim engel diye başörtüyü çıkaranlar…

Sevdiklerinden Mevla’mızın yolunda O’nun için geçmek, H.Z.İbrahim (A.S)imtihanı…

Ya kendinse feda etmen gereken?

nefsinse?

Mevla yolunda tüm benliğinden geçmek en sevdiğin CAN’dan geçebilmek.

H.Z İsmail (A.S) imtihanı olsa gerek, İsmail olmak daha zor, kurban bize bunu öğretiyordu ,daldım yine tefekkür deryasına çıkmam lazım, aman Allah’ım meğer her Peygamberi defalarca okumalıymışım, bu güzel ibretli kıssalar bizim hayatımızda bile yol gösterici, niye Kuran-ı Kerim’de defaatle anlatıldığını daha iyi anlıyordum okumak ve okutmak lazım Peygamber kıssalarını ….

Mevlam Senin Didarını Seyrede Seyrede Canımı al,Sen benim Gönlümün Sultanısın,canım Sana feda olsun….

Reklamlar

0 Responses to “Hac anılarım,saygı ve hürmetlerimle….”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 844,019 hits

Hatırlatıcı Notlar

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Ocak 2008
P S Ç P C C P
« Ara   Nis »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 723 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Çok şükür bugünde Akraba günümüzü @zuhaltu evinde  muhabbet ve Sevgiyle tamamladık. ❤️🌹💝💞💖😍😘🌺☕️ @esraaulupnr @muhteremulupnar @suhedanurbsk @nursenauymaz @ilknuruymz ❤️tubauymaztekin

Twitter Sayfama hoş geldiniz.


%d blogcu bunu beğendi: