05
Oca
08

Hac anılarım,saygı ve hürmetlerimle….


Değerli kardeşlerim,acizane talep üzerine sizlerle bu mübarek aylarda Hac anıları paylaşmak istedik,olurki bir kardeşimizin etkilenip o güzel beldelere gitmesine sebep olabilirsek ne mutlu bize,saygılarımla ….

Bismillahirrahmanirrahim

Hac yolculuğunu hep arzu ederdim ama istemeye utanırdım…Ne zamanki Mehmet Zahit Kotku(k.s.)hocaefendinin sohbetinde bir sözünü duydum:”Her sene hacca niyetlenin gidemezseniz bile…”diye devam ediyordu devamını yanlış yazmamak için noktaladım tam hatırlamıyorum devamını ama hatırladığım çok güzel bir mükafatı vardı niyetlenene…

O sene Hacca niyetlendim…2002 yılıydı inşaallah…Hatta arkadaşlarım bu kurban bayramında nereye gideceksin deseler Hacca derdim,Mekke’de olacağım inşaallah diyordum…Şaşırıyorlardı..Bende onlara sebebini açıklıyordum,o yaz babamdan teklif geldi beni Hacca götüreceğini söyledi, çok sevinmiştim, heyecanla bekliyordum lakin Kader imtihanı babam felç geçirdi,ölümden döndü o yaz ve kış babamla ilgilendik,hamdolsun düzeldi, bazı arızalar kalsada yinede her işini kendisi yapabiliyor artık,Mevlama hamdolsun…

Sonra bir gece rüyamda babam beni hacca götürüyordu hazırlık yapıp hatta uçağa bindiğimizi dahi görmüştüm…Hayırdır inşaallah dedim ve beklemeye başladım…Bu seferde abimden teklif geldi ,bende tabi hemen kabul ettim hiç düşünmeden, teklifin Mevlamdan geldiğini düşünerekten…Evet artık davet gelmişti heyecanda başlamıştı…ilk yazıldık herkes gibi, ama talep o kadar çoktuki hele birde İstanbul olunca rakam daha çok oluyor…

Heyecanlı bir bekleme sürecinden sonra 2. kurada numaramız çıktı 1731.sıradaydık ve hamdolsun artık gidecek kafile içine adımız kayıt olmuştu….Artık mutluluğumuzu kelimelerle anlatma imkanı yoktu ve hazırlıklara başladık…Çok kutsal bir yolculuktu bu ve Mevlamın kutsal kıldığı mübarek topraklara gidiyordum,şükürler olsun Mevlam….

İlk önce ilmi araştırmalara başladım bu kutsal görevimi hakkıyla yerine getirmek istiyordum,günlerce hacla ilgili kitaplar okudum daha gitmeden Haccın tüm farizalarını öğrenmiştim,okudukça heyecanım artıyor bir an önce oraları görmek istiyordum…İnsan tanıdıkça sevgisi artıyordu bilmediği şeyi anlayamıyor ve çözemiyordu ama öğrendikçe muhabbet oluşuyordu…

Tüm eşim, dostum, arkadaşlarım, akrabalarım,komşularım ile helalleşiyordum,bana ziyarete geliyorlardı. Mevlam hepsinden razı olsun,hazırladıkları hediyeleri sunuyorlardı götür bizden hediye diye…Bir defter tutmuştum onların arzu ettikleri dualarıda yazıyordum isim ,isim…. (iyiki yazmıştım faydasını Hac’da gördüm) …

Bu arada Hac seminerlerine katılıyordum bu kutsal yolculuktaki arkadaşlarımızı tanıyor ve orada nasıl hareket edeceğimizi öğreniyorduk,Mevlam hepsinden razı olsun o kadar faydalı olmuştuki bu seminerler,bilinçli olmak başkaydı bu güzel ve önemli uyarılar bize ışık oluyordu…

Artık uzun yürüyüşlere başlamıştık daha burdan idman yapıyorduk o mübarek beldelerde rahat edebilmek için çünkü orada çok yürüyecektik…(Gerçektende öyle oldu…)
 

Artık yavaş yavaş yolculuk günü yaklaşmıştı,tüm hazırlıklarım tamamlanmıştı,bavulumu hazırladım,yanıma orada okuyacağım Kuran-ı kerimimi (Hasan Tahsin Feyizli’nin mealli )

Sevgilinin evine doğru-Senai Demircinin Hac anılarını yazdığı kitabını,arkadaşlrımın yazdıkları mektupları, dua taleplerini ve onların hazırladığı kıymetli hediyeleri(hatimleri,salavatları,tevhidleri) ve diğer tüm hediyelerini ayrıca selam ve muhabbetlerinin yazıldığı not defterimide aldım …

Hacda okuyacağım dua kitabımı,günlüğümü ve orada yaşadıklarımı kayıt edeceğim özel defterimide aldım,tüm eksikler tamamlanmıştı…Artık sıra yolculuk gününe geldi son güne yakın kayınvalidem ve eşimin kızkardeşi bize geldiler ben gidince evin ve çocuklarımın sorumluluğu onlara kalacaktı… Mevlam razı olsun beni kırmadı ve geldiler…Artık bu dünyadan kopuyordum aklım hep o mübarek beldelerdeydi…Sanki herşey benden kopmuştu hiçliğe bürünmüştüm ne eş,ne çocuk ne ev,ne sosyal konumum hepsi yavaş yavaş siliniyordu ölmeden önce ölmek gibi bir şeydi bu, dünya beni terketmeden ben onu terketmiştim ve bu bana huzur veriyordu her şeyin sahibi yüce Mevlam’dı, benim olmadığım yerde mutlaka yerime görevli tayin ederdi bırakırmıydı hiç…

Ben kimdimki sadece bir kul ……………………..

Bu hayat filminde rolunu oynayan bir kul…………………….

son gecemde artık vedalaştım ailemle, kayınvalideme sözüm şu olmuştu:Anneciğim, annemin evinden size gelin geldim, sizdende Mevlamın evine gelin gidiyorum, inanın aynen böyle hissediyordum gelin gibi, yüce sevgilime,yüce Mevlama kavuşmak için sabırsızlanıyordum ….

Sefer namazı ve ihram namazı kılarak yola çıktım artık ihramlanmıştım, biz Kıran haccına niyetlendik en zoru ama en güzeliydi, onu istedik belki bir daha gidemeyecektim neden en güzeli olmasındı,her şeyin en güzeli olmalıydı,Haccında en güzeli olmalıydı….
Havaalanına gelince bizim gibi bu kutsal yolculuğa hazırlanmış kardeşlerimle karşılaşmıştım,Türkiye’nin her tarafından kardeşlerimiz gelmişti,bizim şirketimizle gidecek olan herkes gelmişti… Erzurum ve diğer şehirlerden onlar bizden daha çok yorulmuşlardı ama prosedür gereği böyle olmuştu,nasip….

Havaalanı beyaz hacılarla doluydu,hepsinde bir tebessüm bir mutluluk ve öyle güzel bir heyecanki tarifi mümkün değil,ben biraz gezintiye çıktım,tefekkür ettim…

Dünyanın her tarafına uçak yolcuları sıraya girmişti kimi Almanya’ya kimi Fransa’ya kimi başka bir ülkeye, herkes gideceği şehre göre giyinmişti ama ya Hacca gidenler Allah’ım öyle farklı ve güzeldiki… Hac yolcuları başka yolculara hiç benzemiyordu,gidecekleri beldenin nuru şimdiden yüzlerine inmişti,hayran kalmamak mümkün değilki….

Vakit geldi:6 ocak 2006 yılı sabah 6.30 da uçağımız hareket etti…

İstanbul semalarından bir nurlu kafile kalkıyordu içerde telbiyeler getiriliyordu…
Lebbeyk. Allahümme Lebbeyk. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnnel hamde ve’n-ni’mete leke velmülke la şerike lek:
Buyur emret, ey varlığı mutlak lazım olan Allah’ım, emrine hazırım ve ilahi iradene itaat ederim. Senin benzerin ve ortağın yoktur.
nidaları işitiliyordu artık ….
  

Uçakta cam kenarını tercih etmiştim,Mevlamda nasip etmişti, niyetim tefekkür dolu bir yolculuk yapmaktı…Ben Erzurum’lu bir çiftin yanına oturdum, bayan kardeşim doktordu ve 7 aylık hamileydi,ismi Lale’ydi adı gibi kendide çok mübarek bir kardeşimdi…

Ve tefekkür başladı,uçağımız sanki bir kuş gibiydi,onun kanatlarında kendimi güvende hissetmiştim,yükselirken manzara görülmeye değerdi,bütün yer küçülüyordu sanki tüm dertlerde küçülüyordu,her yerde rengarenk İstanbul ışıkları hakimdi…

İstanbulun sabah namazı vakti çok güzeldi,gökyüzünden görünen İstanbul resmi sanki mavi saten üzerine siyah bir tül örtülmüş gibiydi…Siyah tülünü ve mavi satenini kaldırdıkça gece, sabah nurlu bir Türkiye manzarası bize selam veriyordu… Sanki benden de selam götürün der gibiydi, taşın toprağın selamı duyuluyordu sanki, tüm nebatat selam gönderiyor gibiydi…

Bulutların üzerinde gezmek bambaşka bir duyguydu hiç bir dert yoktu aksine huzur ve sukunet vardı, hakimdi…Kendimi tüy gibi hafif hissediyordum tefekkür ettim,yükseldikçe dertlerde yok oluyordu…Halktan uzaklaşıp Hakka yaklaşan Allah C.C. dostlarının neden bize gülümseyerek baktıklarını anlamaya başlamıştım,dertler fikren ve ruhen yükseldikçe azalıyordu,TESLİMİYET geliyordu, kula RIZA geliyordu…Ahhh neden daha önce düşünememiştim bunu…

Yine telbiye sesleri uçağımızda yankılanıyordu,gözümüz haritaya takılıyordu arada ne kadar yaklaştık diye biz 3 saatlik yolculuğa zor dayandık, hasretine yandık, ya 6 ay bu yolculuğu çekenler ya Rabbb ne kadar zorlandılar kimbilir……

Uçağımız ilk olarak Cidde’ye indi,buraya indiğimde doyasıya toprağı öpmek istedim, sanki annemin evine gelmiş gibi hissetmiştim ve sonradan öğrendimki H.Z Havva annemiz burada medfunmuş sonradan özel ziyaretine geldik annemizin…

Pasaport kontrollerinden sonra, artık Mekke yolculuğuna başlıyorduk, otobüslerle 2 saatlik bir çöl yolculuğu vardı önümüzde, ama her şeyi güzeldi, hafif bir çöl fırtınası bile yaşadık o bile öyle güzeldiki, yine telbiye ve tekbirlerle devam etti yolculuğumuz biz bayan olduğumuz için bağıramıyorduk ama abilerimiz sesli olarak getiriyordu ama biz istiyorduk daha çok sesli söyleseler öyle ya….
Buyur emret, ey varlığı mutlak lazım olan Allah’ım, emrine hazırım ve ilahi iradene itaat ederim. Senin benzerin ve ortağın yoktur.

Bunu söylemek ne güzeldi,insan coşa coşa söylemek istiyorduiçimizdeki sevinci frenlemek öyle zorduki….  

Çölün içinden geçerken çok duygulandım,çölün tozlarını bile yutmak istiyordum,her şeyi kıymetliydi buraların, çünkü buralarda Mevlamın Beytullahı vardı,Peygamberimiz (s.a.v. )bu topraklarda doğmuştu,hem hüzünle hem mutlulukla karışık duygularla giriyorduk Mekke’ye,hüznüm layık olmadığım halde bu kutsal topraklara gelmemdi, mutluluğum Peygamberime(s.a.v.) yaklaşmak ve Beytullah’ı görmenin vereceği heyecandı….

Mekkenin girişine geldik çok enteresandı, tam girişte büyük bir Kur’an rahlesi yapmışlardı, giriş semboluydü, tefekkürümüz bize ”siz Kur’an beldesine geldiniz” der gibiydi bu öyle güzel bir huzur veriyorduki,Kur’an-ı Kerimin şehrine gelmek onu doyasıya yaşamaktı bu…

Mekke’ye gelince önce otellerimize yerleştik, ama aslında yolu bilsek durmayacak direk Kabe’ye gidecektik, öyle bir sabırsızlıkla bekliyordukki …Fakat önce ağırlıklarımızdan kurtulmamız gerekiyordu,tüm yüklerimizden kurtulmalıydık,Otelimizi bilerek iyisinden seçtik istedik biz burada hiç bir hacı kardeşimizin gönlünü kırmayalım ibadetlerimizi daha güzel yapabilelim …
(Ve iyikide böyle bir karar almışız çok büyük bir huzurla Haccımızı eda eyledik)

Hamdolsun, hiç bir kardeşimizi incitmemeye çalışarak haccımızı yerine getirdik…İhramlı olmak ne demekti, vebali vardı, bırak görünür tartışmaları yapmamayı, kalbinizden bile kötü düşünce geçmeyecekti,çok önemliydi bunlar, SAF bir müslüman olabilmeliydik ne elimizden, ne dilimizden, kimse incinmeyecekti,bizde incinsek bile affedecektik kardeşliğin gereği buydu,

dövene elsiz, sövene dilsiz, derviş gönülsüz gerek gibi olmalıydı burda…

Aslında her yerde…..

Önce biraz uyuduk ve dinlendik,tüm yol yorgunluğunu attık ve en güzel hazırlıklarımızla Kabe’ye gitmek üzere yola çıktık,Osman Küpeli hocamız ve Hüseyin hocamızın rehberliğinde KABE’YE geldik,ilk mescidin dışına otobüslerle getirildik,tüneller geçtik Kabeye erişmek için, Ferhad misali dağları delerek, sanki YÜCE SEVGİLİMİZE MEVLAMIZA kavuşmak için,

gözüm bu arada hep dağlardaydı, Mekke’de dağ çoktu hep tefekkür ettim acaba hangi dağa o yüce Peygamberimin (s.a.v) gözü ilişti diye çünkü dağlar değişmemişti eski haliyle aynı kalmıştı, belkide bu yüzden o taşlar bana çok kıymetli gelmişti ,bu tefekkürleri ederken Mescid-i Haram’a geldik, artık Kabe’nin yakınındaydık..Her yer ışık hüzmesi nur gibiydi, zaten Mekke’de hiç gece olmuyorduki gecesi ve gündüzü nerdeyse aynıydı….Allah’ım bu ne güzellikti,hiç resimler gibi değildi, çok farklıydı çok büyük ve derin anlamlı bir yerdi ihtişamlıydı…

Yine tefekkür hücüm etti beynime,sanki Kabe’nin etrafı bir okyonus, gelen kafileler bir nehirdi, okyonusa akan deniz ve nehirler gibiydik…Kabe’ye gelince tüm ayrılık ve gayrılıklar yok olmuştu, hepimiz bir olmuştuk, BİZ olmuştuk,peki biz hacılarmı neydik ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
sadece bir su damlasıydık………………………….

Yalnızlıktan kurtulmuş UMMAN-I AŞKA dalmış bir su damlası…

Gözlerimizi kapadık, Kabe’yi göreceğimiz vakit yaklaştığımızı öğrenince açtık ve daha önceden Osman hocamızın bize öğrettiği duayı Kabe’yi görür görmez yaptık o anda çok makbulmuş dualar,ama ya heyecanım nasıl anlatayımki ya Rabbim, bu kadarmı güzel olur bu kadarmı, doyamadım Allah’ım, doyamadım Beytulah’ına….

 


 Allah’ım geldim, ya Mevlam EBEDİ SEVGİLİM,sana geldim neden neden bu kadar geç kalmisim, neden bunca zaman oyalanmışım,yıllarıma acıyorum senden uzakta geçen yıllarıma ahhhhhhhh,yanıyor yüreğim yanıyor……

Bu kadarmı güzel olur, bir sevgiliki ebedi, ölümsüz, hiç bırakmayan, hiç terketmeyen muhabbet kapısı her daim açık yeterki git sen ona, yeterki niyetlen, gel görki ne aşıklar varmış sen gibi,sen ne sandın sırf seven senmisin, ahhhhhhhhhhhhhh… ….

Bu öyle bir YÂR ki seveni çok, paylaşmak zorundasın ama merak etme o çok zengin hepinizin sevgisine yetecek kadar muhabbet dolu,Allah’ım bu güzelliği kelimelere nasıl dökerim, sana aşıklarla bitmeyen bir tavafta, kelebekler gibi, kuşlar gibi, atomlar gibi, gül başında bekleyen bülbül gibi,samanyolunda dolaşan gezegenler misali, bitmeyen bir dönüş bu,uçuş bu, dalış bu,kayboluş bu…………

Kabem kara bir gül misali,ben garip bülbül dilinde daim dua, sevgilisini nasıl methedeceğini şaşırmış bir bülbül,Kabem bir derin nur kaynağı ta arşa dek çıkan ben ışıkta kendini feda etmeye talip kelebek,ancak yansam kanatlarım kavrulsa bu yüreğimde kor gibi, yakut gibi yanan ateşimin sönebileceği bir kelebek…

Allah’ım bu tavaf ne kadarr güzelmiş, hep dediler büyüklerim: Mekke’de en makbul ibadet tavaf diye, hikmetini buraya gelince anladım, tavaf demek AŞK demek EBEDİ SEVGİLİNİN evinde pervane misali dönmek demek, pervane hiç yorulurmu, yazın sıcaklığında bizi serinleten pervaneyi şimdi bizzat ben yaşıyorum,ancak döndükçe yanan ateşim serinliyor hiç yorulmak yok bitiyor yine yeni baştan başlıyoruz,bunun adını buldum hani derlerya bitmeyen aşklar vardır, Kabe’de öyle oluyor hacılar, bitmeyen aşkı yaşıyorlar,şimdi bu anda ben bunu yazarken bile orada dönen aşıklar var sadece vakit namazında duruyor bu aşk dönüşü, sonra yine yeniden başlıyor,zaten aşıkların arasına girince bırakmıyorlar seni kendi haline, kendi muhabbet girdaplarına senide çekiyorlar, ama bu öyle güzel bir kayboluşki , hakiki sevgilinin …………………

Ahhhhh Hallac-ı Mansur (K.S)seni anlıyorum, seni anlamayanlarıda anlıyorum, aşk herkese nasip olmayan yüce bir duygu,tüm sevdiklerinden geçmek herkesin harcı değil…..

Yine daldım değilmi tefekküre, çıkayım biraz tefekkür deryasından ve size gözlemlerimi anlatayım,Kabe’de tavafımızı, Osman hocamız şu şekilde yaptırdı..: Erkek kardeşlerimizden bize bir dikdörtgen oluşturdu, bizi dikdörtgenin içine dahil etti, bayanların daha rahat tavaf etmesi için bu sistemi genelde hep uyguladı hocamız,hem rahat bir tavaf yaptık hem de birbirimizi kaybetme dururumumuz olmadı,kafile kalabalık olunca helede hac mevsimi ise mecburen grubu korumak zorundasınız, hocamızı saygıyla anıyorum… Mevlam gani gani razı olsun diyorum…

Burada dilimizde daim dua ile Hacer’ül esved hizasından yeşil ışığın oradan Hacer’ül esved-e sağ elimizi kaldırarak selam verdik, avcumuzun içini öperek Bismillahi Allahü ekber diyerek tavafa başladık, bu anı bile size nasıl anlatırım bilmiyorum,gönül isterdiki Hacer’ül esved-i öpebileyim ne mümkün………………

Öyle aşıkları varki, onu öpmek için yarış yapan, ahhhhhh…………..

Yaklaşmak ne mümkün, çünkü orada can bile verirsiniz, o kadar kolayki hac mevsiminde orda can vermek, sakın kınamayın bu nasıl olur demeyin aşık değilseniz anlayamazsınız onları, H.z Mevlana’ya(k.s.) sormuşlar :Aşk nedir? Ben olda bil demiş, sahi siz hiç aşık oldunuzmu? Mecazi aşktan ilahiaşka geçişi yaşadınızmı? Bırakın ilahiyi mecazını bile yaşamadıysanız molla Kasım gibi Yunus’ları eleştirmeyin sonra çok pişman olursunuz… Bilirsiniz kişi kınadığını yaşamadıkça ölmez, mutlak bu aşk bir gün sizin kapınızı da çalar yanarsınız, Mevlana ve şems misali….

Tavafta devam ederken çevreme baktım tanımaya çalıştım benim gibi sevdalıları, her renktten aşıklar burdaydı, yaşlısı genci ve ve ve biliyormusunuz o küçücük aşıkları bir görseydiniz tavaftaki çocukları en çok onlardan utandım…

Onlar gibi küçük yaşta Mevlam’a aşkı neden yaşayamadım neden bize başka sevdaları öğretmişlerdi, neden banada Mevlamın aşkını öğretmemişlerdi, biliyormusunuz şimdi önüme gelen çocuklara hep Mevlamın aşkını anlatıyorum, mecazi aşk denizinde boğulmasınlar ve ilahiaşka ulaşsınlar diye ben 23 yaşında öğrendim ilahiaşkın varlığını çok geç kalmışım değilmi, ahhhhhh….

Meğer biz ne çok şeyi bilmiyoruz, çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimiz konusunda çok eksiklerimiz var özellikle din konusunda, yine dalmayım derinlere, suyun yüzüne çık ey aşık sonra vurgun yersin………  

 Tavafta Hacer’ül esvedden başlayıp tekrar Hacer’ül esvede geldiğinizde ilk şaftı tamamlamış oluyorsunuz,bu şekilde 7 dönüş yaşamanız lazım ancak o zaman bir tavaf yapmış oluyorsunuz,burada hissetiğim güzel duygulardan biride ben İstanbul’dan Kabe’me yöneliyordum,bir başka kardeşim Endonezya’dan, bir diğeri İran’dan, bir diğeri Almanya’dan, bir diğeri Pakistan’dan, bir diğeri Avusturalya’dan, evet evet şimdi ayrılık ve gayrılıklar bitti, mesafeler küçüldü,harita birleşti, kullar birleşti VAHDET var burda Kabe’mizin hemen yanındayız artık, ahhhhh, siz birde namazdayken Kabe’yi seyretseniz, sanki GÜL gibi oluyor; Kıyamda gülün açılmış hali, secdede iken gülün gonca hali…..

Dönüş devam ediyor, Allah’ım o da ne! Yerde sürünen bir kardeşim var, aman Allah’ım o kardeşimki ayakta duracak hali yok ve ayakları rahatsız, ama bu aşk ne kadar güzelki onu tavaftan geri koymamış o kadar utandımki yine kendimden, bende bu kadar aşk varmıydı? Ayaklarım rahatsız olsaydı, geri kalırmıydım buraya gelmekte?

Ama o geri kalmamıştı, tüm biz yürüyen aşıklara meydan okurcasına sizinki aşkmı dercesine…………

Tavafta çok tatlı bir duygumda şu olmuştu, Vuslatı bilirmisiniz hani kavuşmaktır sevdiğine burada onu yaşadım, lakin ahhhh birde firak olmasaydı, ayrılıklar niye vardiki…..

Anladımki hasret aşkı pişiriyordu, oteldeyken yalnız bayandım ve abimi beklemem gerekiyordu, tavafa gidebilmek için,o bekleyişler beni ne hale getiriyordu ahhhhh, otelin lobisindeki gece telaşı vardıki hacı kardeşlerimin tavafa gitmek için geceyarısı hazırlıkları, dua ediyordum abimde beni götürse ya, ben niye oteldeyim …

Bir kaç gece gidememiştim abimin rahatsızlığı nedeniyle ama yüreğim öyle bir yanmıştıki gidemedim Kabe’ye diye, ne zamanki abimle gece tavaflarınada başladık sabaha kadar yarış ettik…

Kim daha çok tavaf edecek diye

Bize gündüzler yetmiyordu artık geceleride gitmek istiyorduk….

Tavafta her Hacerül esvede gelişte o öpücükleri avcuma öyle bir konduruyordumki gönlümden akan büyük bir muhabbetle…

Makam-ı İbrahim’de tavaf sonu namazlarımızıda ikame ettik,ve zemzem içerken dualarla içiyorduk her zemzem yudumu dualarla içiliyordu,doymak ne mümkün ya onu baştan aşağıya döken abilerimi görünce, tatlı bir tebessüm ediyorduk, bazılarının muhabbetleri farklıydı….

Dikkatimi çeken bir noktada burda kadın erkek ayırt edemiyorduk, bu nasıl güzel bir kardeşlikti ya Mevlam, halbuki normalde başka yerlerde bayan ve erkeklerin bir arada olduğu yerde mutlaka bir huzursuzluk çıkıyordu ama burası öyle bir gönül birliğiydiki bayan erkek ayrımı yoktu, hatta tavaf ediyorsunuz öyle bir dalıyorsunuzki bu Mevlamın aşk deryasına yanınızdaki erkekmi kadınmı ayırt etmeniz çok zor…

Ve onca kalabalığın öyle güzel bir anlaşması varki size tarifim mümkün değil gelsinler ve kardeşliğin güzelliğini bilmeyenler burada bir kere seyretsinler bir bayanı değil bir karıncayı bile incitmekten haya duyan kardeşlerim, hepinize sonsuz hürmetlerimi sunuyorum…

Umremizin tavafını bitirince umremizin SAY‘ine geçtik,Safa ile Merve arası yürüyüşü çok anlamlıydı,bu ayaklarımız nerelerde gezmediki,okul yollarında,sahillerde, alisverislerde lakin bu çok başka bir yürüyüştü,hac bedenle yapılan bir ibadet evet işte bu ayaklarım, Mevlam’ın emrinde onun istediği yolda yürüyordu, o kadar güzeldiki sadece o istiyor diye yürümek ve onun yolunda din kardeşlerimle beraber yürümek, bir yanda H.z Haceri’n yaşadığı o duyguları yaşamak, bir yanda Kabe’yi gözlemek,bir tarafta kendini olgunlaştırmaya çalışanlar, ama aynı zamanda çevresine ve çocuğuna da öğretenler;öğrenen ve öğretenler….

Annenin kutsallığı, evladı için çektiği çileler…

Bir yanda çok çalışmamızın gerekliliği,bir yanda Mevlamıza tevekkülün gerekliliği sen çalışacaksın ama o istediği yerde nasip edecek mükafatı…

H.Z. Hacer safa ve mervede koştu, su H.Z.İsmail’in(a.s) topuklarının altından çıktı, bir yanda H.Z. HACER’in koşturması, H.Z. İsmail’in (a.s)acziyeti ve duaların kabul anı, çalışmak ve mükafat…

Bu öyle bir tefekkür getiriyorki bana, ŞU anki hayatta bu zincirle gitmiyormu sanki,gece ve gündüz dünya ve ahiret sen elinden geleni yap, takdiri Mevlam’a bırak…O seni nereden güldüreceğini bilir…

Safada ve mervede h.z Hacer’de seyretteğim, kendin için değil başkaları için çırpınmak vardı,evet evladın için çırpınmak onu yaşaması için çırpınmak, Allah’ım ne büyük bir onur, aslında bu tefekkür benim bir yaramıda deşti istemeyerek,bu devirde anneliği basit göstermeye çalışanlara inat bağırmak istiyorum, en kutsal meslek annelik, bir insan yetiştirmek ne demek, senenin 365 günü bir ömür boyu onunla ilgilenmek, geceni gündüzünü evladına vermek malesef başka meslekleri öyle çok ön plana çıkardılarki, annelik değersiz gibi kaldı, çocuklar ihmalden kötü arkadaşlarda kötü yollarda, anneler nerde, çocuk yetiştirmenin değeri pahayla ölçülebilirmi; 1 insan yetiştirirsin,binlere yüzbinlere faydalı olur ,H.z Mevlana’lar,H.Z.İmam-ı Gazali’ler(RH.A) H.Z.Abdulkadir Geylani’ler(K.S), H.Z.Nakşibendi’ler(K.S.)….Amaki ya birde yetiştiremezsen? İhmal edersen katil,cani, hırsız…

1 hırsız yetiştirdin, binlerin yüreğini yaktı, sorarım ikisini yetiştirende anne ama nasıl anneler, biri H.z Hacer gibi sorumluluğunun bilincinde, diğeri…………?

Bu şekilde bir yanda dilimde dular bir yanda bedensel koşturma içinde bir yandan beynimde tefekkürle ve soru yumaklarıyla bu anlamlı ve derin ibedetimizide yerine getirmiştik,bir sürü ders alaraktan…..

Cumartesi günümüz dinlenmekle geçti,Kıran haccımızın umresini dün gece tamamlamıştık,yarın sabah Mina’ya çıkacaktık hala ihramlıydık,bu gün dinlenmeli ve hac ibadetlerimize hazırlanmalıydık…

Akşam otelde seminer verildi,Mina ve Arafatta yapacaklarımız anlatıldı, sabah yolculuğa çıkacaktık,gece dinlendik ve sabah erkenden Mina’ya hareket ettik, zilhiccenin 8. günü Mina’da kalmak Peygamberimiz (s.a.v) sünnet_i seniyyesi idi. Biz haccımızı tüm güzellikleriyle yaşamak isityorduk,Mevlam gani gani razı olsun hocalarımızdan bizi çok güzel yönlendirdiler….

8.günü Terviye günü Mina’da 5 vakit namaz kılacak kadar kalmak Peygamberimiz (s.a.v) sünnetiydi.Bizde o şekilde yaptık,çadırlarımıza yerleştik burası sanki çadır şehirdi.Çadırlarımız klimalı ve halılıydı sanki küçük bir dünya kongresi vardı burda.Her ülkenin ve grubun ayrı çadırları vardı ve buralarda mekan değil insan önemliydi,sadece insana değer vardı. Tüm rütbeler yok olmuş, kulluk ortaya çıkmıştı ya güzel ahlakınızla din kardeşlerinizi mesrur edeceksiniz yada negatif kişiliğinizle mutsuz….

Evet hiç düşünmedik belki çoğu zaman biz kimiz aslında, tüm rütbe ve varlıktan sıyrılınca nasıl bir insanız, elimizden dilimizden zarar görüyormu din kardeşlerimiz, Peygamberimiz (s.a.v)gibi islam ahlakını taşıyormuyuz üzerimizde, elimizden dilimizden zarar görüyorlarmı kardeşlerimiz, yoksa herkesin hayır dua ettiği Mevlamın razı olduğu kullardan olabildikmi…!

Bunu burada daha güzel seyrediyor insan, çünkü maddi imkansızlıklarda kişilikler ön plana çıkıyor, Mina’da benim en çok dikkatimi çeken nokta belki bu islam ahlakının kişinin üzerindeki SEYRİ….

Mina Arafata hazırlıktı burada ibadetleri ayrı bir huzurla ikame ettik bol bol Kuran-ı Kerim okuduk. Mevlam kabul etsin inşaallah… O kadar güzeldiki vakit namazlarımızı cemaatle hocamız diğer çadırdan kıldırıyor bizde cemaate tabi oluyorduk,namaz bitiyor herkes Kur’an ve tesbihatına dalıyordu, öyle güzel bir huzur hakimdi ki kalabalıktık ama Hak’la beraberdik halk içinde Hak’la bir olmanın güzelliği idi bu, gönül istiyor hiç bitmesin….

Az dışarı çıktım tefekkür için ,sanki haritanın üzerinde geziyordum,Antep,Maraş,Ankara çadırları… Duygularımı kaleme dökmekte zorlanıyorum,Mevlam bu güzelliği tüm okuyan kardeşlerime ve gitmek isteyip gidemeyen tüm yüreği yanıklara nasip etsin,aramızdaki tek engel çadırların perdeleriydi, yoksa hepimiz Bir’dik…

Reklamlar

4 Responses to “Hac anılarım,saygı ve hürmetlerimle….”


  1. 1 mina
    Ocak 8, 2008, 1:07 pm

    ne diyimmmmmmmmmmmm………..
    ağlayacağaım……….çokk güzell anlatmışsınızzz nurolunn inşallah..

  2. Ağustos 26, 2009, 9:11 pm

    ah kardeşim eline diline saglık yaramı deştin aglıyorum insan gitmeden bilemezmiş oraların kıymetini gitmek gelmek degil geldikten sonra o aşka dayanmak coooooook zor allah razı olsun.

  3. Aralık 4, 2009, 6:44 pm

    KUR’AN’I AZİMÜŞŞAN’A SAYGI
    Saygı sevgiden, sevgi saygıdandır
    Allah /c.c./ Kelamı olan Kur’an’ı Azimüşşan yerlerde sürünüyor ve süründürülüyor. Hemde nazil olduğu mekân Kâbe’i Muazzama ve Ravza’i
    Mütehherada. Üstelik bunu yapanlar ve göz yumanlar Hıristiyanlar vs. değil bizzat
    Müslüman uleması geçinen âlimler, bilim adamları, Kâbe ve Ravza imamları Hafızlar, Tarikat efendileri, Hacılardan oluşan Muhammed/s.a.v/ ümmeti cematı tarafından ve en acısı efendimizin bu emaneti, bu mucizesi efendimizin makamında efendimize inatla üstüne yatılarak, yere konulup avretten aşağıda tutularak; Allah /c.c./ Kelamı olan Kur’an’ı Azimüşşan yerlerde sürünüyor ve süründürülüyor.
    Hani Allah /c.c./ Kelamı olan Kur’an’ı Azimüşşan abdestiz okunmaz ,hatta dokunulamazdı..?
    Ramazan da Vitir namazında duada 10 dakika cematı timsahlar gibi ağlatmak ve ağlamak kimseyi kurtarmaz.
    Kur’an’ı Kerime bir gayrı muslim bir istenmeyen hareketi yapsa ne yapıyorsak, İlahi Kitabın sahibi bu hareketten dolayı bize ne yapmaz, düşünmek bile istemiyorum.
    Bu saygısızlığı önlemede yetki ve sorumluluğunuzu kullanmanızı talep ediyorum. Bana bu görev verilsin, 60 dakikada Kur’an’ı Kerimi ayağa kaldırırım.
    Saygılarımla
    ORHAN AFACAN
    Hz. Muhammed
    Ruh itibariyle arş, bedeni arz Muhammed.
    İnsani yapısıyla meleki tarz Muhammed.
    Her hareketi sünnet, tebliği farz Muhammed.
    Feda olsun uğrunda kâinat az, Muhammet. s.a.v.
    Orhan Afacan
    www gönül damlası com

  4. 4 RAVZA...
    Eylül 21, 2010, 10:02 pm

    SELAMÜN ALEYKÜM..HAC ANILARINIZI OKUDUM,ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSINIZ..EMEĞİNİZE SAĞLIK..AŞKLA YANAN GÖNLÜM BİR KEZ DAHA DAĞLANDI,ÖZLEMİM HASRETİM ARTTI OKUDUKÇA…GİTMEDEN BİLİNMİYORMUŞ,AKLIM,GÖNLÜM KALDI BEYTULLAHTA..RABBİM CÜMLEMİZE TEKRARLARINI NASİP ETSİN İNŞALLAH..SELAM VE DUA İLE..


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 844,016 hits

Hatırlatıcı Notlar

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Ocak 2008
P S Ç P C C P
« Ara   Nis »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 723 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Çok şükür bugünde Akraba günümüzü @zuhaltu evinde  muhabbet ve Sevgiyle tamamladık. ❤️🌹💝💞💖😍😘🌺☕️ @esraaulupnr @muhteremulupnar @suhedanurbsk @nursenauymaz @ilknuruymz ❤️tubauymaztekin

Twitter Sayfama hoş geldiniz.


%d blogcu bunu beğendi: