03
Ağu
08

Vuslat Muştulu Sancı








Aç sürgün gözlerini hayata; kalabalıklar arasında yalnızlık çığlıklarıyla büyüyen yüreğinden arındır isyan pençelerini.

Şehrin gittikçe kalabalıklaşan caddelerinde yürüyüp, yalnızlığın buhranından kurtulmayı ümit ettiğim vakit; hasret yaralarının ukdelerine tuz basarak, aşkın odunda yüreklerini dağlayan mecnunları andım. Rüyalarımda yalnızlığın öfkesini kusmamak üzere direndiğim ızdırap aforizmalarını alıp, tavan arasına gömüyorum. Tavan arasıydı, hatırlıyorum küçükken yalnız kalmayı istediğimiz an; kalabalıklardan kaçtığımız, Rabbimize dertlerimizi anlattığımız ve hatta bulutların ağlayışlarına gözyaşlarımızı karıştırdığımız.

Bir mecnun edâsında, harlı zindanın intihar kucağında Rabbiyle hemhal olan, zikriyle demir parmaklıkları aşkına şâhit tutan, duasıyla yeri göğü titreten niyazları özlüyoruz. Şehrin kirlenmiş yüzünde yitik soluğumuzu arayıp da bulamadığımız anlarda, yalnızlık hüznünü gösteriyor yüreğimizde. Yalnızlığa, hırasına mahkûm bir yürek olabilmek, Yusuf’un kuyusunda sükût edip kâinatın musikisine kulak verebilmek, karanlığın mavera boşluklarına aldanmayıp sancısına sancı katabilmekti gaye-i hayâlimiz.

Özgürlüğe hasret kalmış kaldırımlarda, yitik ailesini arayan Filistinli çocuğun gözündeki şebnem, avucunda Rabbine isyan eden tağutlara attığı taş olabilmekti derdimiz. Dünyanın diğer ucunda yalnız kalmış kardeşimizle yalnızlığımızı paylaşıp, miraç fezasına çıkabilmekti titreyişlerimiz.

İbrahim gibi tek başına bir ümmet olabilmenin yolu, Batının Allah’tan (cc) arındırmış sözde “izm”lerine kurban olmayıp; kökünde ahlakilik olmayan felsefeden değil, İslam’ın bize öğrettiği hikmet kavramının sırrına mazhar olmaktan geçer. Eşyanın özünü tanıyıp irfan olmak, eşya ile dargın durmayan insanı Allah’sız bir yalnızlığa düşürmez. İnsanların gözünde adı mecnuna çıkarak sadece Allah’la beraber olmak ise, her kişinin değil er kişinin sancısıdır.

Yalnızlığa mütebessim çığlıklar atarak, âyinesinde asumanlara yükseldiğini hisseden çiğ taneleri, dökülmek ister sevda ırmağına yaprak yaprak… Vah imtihan üzere gönderildiği halde sevda ırmağına dökülemeyen çiğ tanelerine! Herkesin kendi derdine düşeceği, yalnız kalacağı mahşer gününde; Rab’lerinden ayrılmayanlar, Batının logosuna kapılıp Allah’sız yalnızlık buhranlarında kaybolmayanlar ve nefsinin dizginlerini tutup semalarda uhrevî kanat çırpanlar mesrur olup, Rabbinin cemalini müşahede edeceklerdir. Rableriyle baş başa kalacaklardır.

İnsanın “var” kalabilmesi için, O’na gitmesi, hayatının akış yönünü O’na doğrultmasını gerektirir. Çöl yağmurlarında yalnızlık hazzıyla ıslanmak, vicdan muhasebesinden bir yürek dolusu közle çıkmak ise, ukdesine gözyaşı düşürmüş (s)özlerde saklı olduğunu unutmayalım. Bizlerin kalabalık şehirlerde yalnız kaldığını aklımızdan çıkarmamalı ve bu uğurda kendimizi, komşularımızı kısacası çevremizi göz ardı etmemek durumundayız. Issız çöl geceleri, ıssız şehirlere, ıssız binalara, ıssız komşulara dönüşmüş. Heyhat ki hala imkânımız var! Yeter ki “imkânım yok” deyip isyan etme ey…

Soralım vuslat muştulu Kuran’a, acaba ne cevap verir? İlk emri “oku” olan vahiy, “kendini oku”, “yaratan Rabbini oku”… emirleriyle insanın okuma eylemini gerçekleştirmesini ve böylece bilinçlenmesi gerektiğinin altını çiziyor. Yalnızlığımızı O’nun aşkıyla umutlandırmak için, O’nu ve kendi ruhundan üfleyip eşref-i mahlûkat olarak yarattığını tanımak gerekmez mi? Şeyh Galip yaratılmışların gözbebeği insanın, yalnızlığa kapılmadan, Allah (cc) ile iletişime geçerken nereden başlaması gerektiğini şu şaheser beyiti ile ifade etmiştir:

“Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”

Yani; ibret nazarıyla bak kendine ey kişi! Ve anla ki sensin âlemlerin özü. Sen, yaratılmışların gözbebeği olan “insan”sın.

Şiirleriyle Allah aşkıyla titreyip insanları da titreten, yüzyıllardan beridir insanların gönüllerinde taht kuran Yunus Emre, bakın insanın Rabbi ile iletişime geçerken nereden başlaması gerektiğini nasıl sade bir dille -efsunlu dizeleriyle- özetlemiş:

İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır.

Yalnız kalalım ve Rabbimizle konuşalım. Konuşalım ki, hıramıza çekilip peygamberin çektiği sancıyı çekebilelim. İşte o zaman, yüreğimizdeki sahte sevgileri çıkarabiliriz. O zaman insanları içinde bulundukları yalnızlık senaryolarından, Rabbi ile iletişimine geçmesine vesile olabiliriz.

Reklamlar

0 Responses to “Vuslat Muştulu Sancı”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 838,610 hits
İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

Ağustos 2008
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Arşivler

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 722 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Çok şükür bugünde Akraba günümüzü @zuhaltu evinde  muhabbet ve Sevgiyle tamamladık. ❤️🌹💝💞💖😍😘🌺☕️ @esraaulupnr @muhteremulupnar @suhedanurbsk @nursenauymaz @ilknuruymz ❤️tubauymaztekin

Twitter Sayfama hoş geldiniz.


%d blogcu bunu beğendi: