Eylül 2008 için arşiv

29
Eyl
08

Bayram gunahlardan kurtulmaktir


Bayram gunahlardan kurtulmaktir

Bayram, günahlardan kurtulma günüdür. Mü’minin bayramı, günahlarının affedildiği gündür. İmânla öldüğü gün bayramdır. Cennette Allahü teâlânın rûyetine kavuştuğu ve Peygamber efendimizi gördüğü gün, mü’minin bayramıdır. Hakiki
Bir bayram günü, insanların neşeyle eğlendiklerini gören hazret-i Ali;
“Günah işlemediğimiz gün de, bizim bayramımızdır” buyurmuşlardır.
Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın ümmetine, nice mübârek günler, geceler ihsân etmiştir. Ramazan ve Kurban bayramları da bu ihsânın içindedir. Bunları fırsat, ganimet bilerek, Rabbimizin rızasına kavuşmayı talep etmeliyiz.

Ana-babanın rızâsı…
Ana-baba hayatta ise, rızâsını almak için uğraşmalıdır. Zira ana-babasını râzı eden kimse için, Cennette iki kapı açılır. Bir kimsenin ana-babası zâlim olsalar dahi onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak câiz değildir. Çeşitli vesilelerle, onların elleri öpülüp, duâları alınmalı, haklarını helâl ettirmelidir. Ana-babanın duâlarını almak için vesilelerden biri de bayramlardır. Bayramlarda, ana-babaya çeşitli hediyeler alıp, bayramları tebrik edilerek, hakları helâl ettirilmeli ve duâlarını almalıdır. Arada kırgınlıklar varsa bu vesile ile giderilmelidir. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselama buyurdu ki:
(Yâ Mûsâ, günahlar içinde bir günah vardır ki benim indimde çok ağır ve büyüktür. O da, ana-baba evlâdını çağırdığı zaman emrini dinlememesidir.)
Dâvûd-i Tâî hazretleri, kendisinden nasihat isteyen kimseye;
“Dünyâda oruçlu gibi, ölüm geldiğinde de, bayram sevinci içinde ol. Halktan yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçıp kendini mesûd kıl. Dilini koru, lüzumsuz şeylerden kaçın. Âhirete götüreceğin şeyler nisbetinde dünyâ ile ilgilen” buyurmuştur.
Sırrî-yi Sekâtî hazretleri anlatır:
“Bir bayram günü hazreti Ma’rûf’u hurma toplarken gördüm ve;
-Bunları ne yapacaksın? diye sordum.
-Ağlayan şu çocuğa niçin ağladığını sordum. Yetim olup anne ve babasının öldüğünü, arkadaşlarının yeni elbiseleri, oyuncakları olduğunu kendisinin ise, olmadığını söyledi. Bu hurmaları toplayıp satacağım, oynaması için ona oyuncak satın alacağım dedi. Bunun üzerine;
-Bu işi bana bırak deyip çocuğu alıp götürdüm. Yeni güzel elbiseler ve oynaması için de bir oyuncak aldım. Çocuk o zaman memnun oldu. Bundan sonra kalbime bir nur geldi, kalbim parladı ve hâlim bambaşka oldu.”
İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin talebelerinden biri anlatır:
“Bir bayram günü İmâm-ı Şâfiî hazretleri ile berâber mescidden çıktık. Bir mesele hakkında sohbet ediyorlardı. Evlerinin kapısına gelince, bir hizmetçi kendisine bir kese altın getirip, efendisinin selâmı olduğunu ve bunu kabûl buyurmasını ricâ etti. İmâm-ı Şâfiî hazretleri keseyi kabûl etti. Biraz sonra biri gelip;
-Bir çocuğumuz oldu ve hiç paramız yok. Sizden Allah rızâsı için biraz para istiyorum dedi. İmâm-ı Şafiî hazretleri, o keseyi açmadan, o şahsa verdi. Halbuki kendisinin de hiç parası yoktu.”
Şumeyt bin Aclân hazretleri bir bayram günü eğlenen kalabalığa bakarak;
“Eskimeye mahkûm bir elbise ve bir müddet sonra böceklerin yiyeceği et olan şu insanları görüyor musun?” buyurarak kabre girecek bir insanın gaflet içinde eğlenip oynamasına olan hayretini bildirmiştir.
İbrâhim Ubeydî şöyle anlatır:
“Bir bayram günüydü. Muhammed Zeynelâbidîn hazretleri, benim, yanından ayrılmamı istemedi ve;
-Bugün bayramdır. İnsanların bir araya gelip dağılma günüdür. Sen benim yanımdan ayrılma. Ziyârete gelenlerin ayrılmalarından sonra, bende bir yalnızlık oluyor. Bugün benim dostum ol. Seninle konuşmak beni memnûn ediyor buyurmuştur.”

“Niçin böyle yaptın?”
Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin on sene canı, mahallî bir yemek ister. Yememesine rağmen bir bayram gecesi nefsi kendisine;
-Ne olur, bayram gününde şu yemeği versen deyince, Zünnûn-ı Mısrî hazretleri;
-Ey Nefsim! Şâyet bu gece bana yardım edip de, iki rekat namazda Kur’ân-ı kerîmi hatim edersen, sana bu yemeği veririm der. Ertesi gün bayram namazından sonra nefsinin arzu ettiği yemeği getirirler. Bir lokma alıp geri koyar ve namaza durur. Kendisine;
-Niçin böyle yaptın? deyince;
-Tam yiyeceğim sırada nefsim bana, sonunda maksadıma ulaştım, dedi. Ben de, hayır ulaşmadın, diyerek lokmayı geri koydum cevâbını verir.
Behlül-i Dânâ hazretleri buyuruyor ki:
“Bayram, ilâhî azâptan emin olanlar, hatâ ve isyânı bırakanlar içindir.”
Netice olarak, Eşrefoğlu Rûmî hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Akıllılar bu dünyâda şu üç şeyle meşgul olurlar. Böylece onlar, herkesin üzüldüğü gün, bayram ederler: 1- Dünyâ seni terk etmeden sen dünyâyı terk edesin. 2- Her şeyden kurtulasın. 3- Rabbinle buluşmadan, Rabbin senden râzı olsun bayram, Rabbimizin huzûruna, yüz akıyla çıkabilmektir.

Reklamlar
29
Eyl
08

Bayram Namazı


Bayram Namazı

ONK. DR. HALUK NURBAKİ

Bayram namazı Allah’a yaklaşmak için, özellikle O’nu birlemek için verilmiş ilâhi bir nimettir. Kılınış biçimiyle, hakiki namaza yaklaşmak için çok kesin işaretler taşıyan bayram namazı; tamamiyle bir lütf-ü ilâhi ve rahmettir.
Bilindiği gibi bayram namazında, namaz içerisinde iki yerde fazla tekbirler getirilir. Bunlardan birincisi: İlk rekâtta Sübhâneke’yi okuduktan sonra getirilen tekbirlerdir. Bu tekbirler Fâtiha’nın ilâhi cereyan devresine geçişte bize azami kudreti sağlamak içindir. Bu tekbirlerle kılınan bir namazda; Fâtiha sırrı en geç ikinci rekâtın rükûu sırasında teessüs edeceğinden, ikinci tekbirler ikinci rekâtın rükûuna geçerken getirilir. Bu demektir ki: Gerçek namazda anlattığımız rükûa neden olan sırlar, bayram namazının ikinci rekâtında daha kolay ve açık bir şekilde belirir. Allah’ın rahmet kapıları ardına kadar açık olduğu için daha önce nice çabalarla gerçek namaza ulaşamamış kullar; bayram namazı sayesinde gerçek namaza kavuşur.
Bayram namazının bir özelliği de: Bayram namazını kılan o kimse, bu rahmet deryasından tam yararlanamasa bile; ne kadar günahkâr olursa olsun, hatta ilk namazını kılıyor dahi olsa mutlaka namazı kabul olur. Ayrıca, bayram namazının ilâhi rahim sırrı içinde, şahsi günahları da affa uğrar. Şüphesiz ki; Bayram namazı da, cuma namazı gibi herkes için mutlaka gerçek namazı getirmez. Ancak, gerçek namaz bahsinde izah ettiğimiz gibi bulunduğu noktadan, gerçek namaza doğru büyük mesafeler katettirir.
Bayram namazının bir inceliği de farz olmayışına rağmen büyük kitleler tarafından kılınma arzusu peygamberimizin bir lûtfudur.
Çünkü bayram namazı Efendimizin yüzü suyu hürmetine, âlem-i İslâm’a verilen bir ilâhi bahşiştir ki; ancak Efendimize farz, bizlere, O’na nisbeten vaciptir. Elest bahsini iyi okuyan okuyucularım bu inceliği daha derinden kavrayacaklardır.
Bu bakımdan, bayram namazına gelecek kimselere sınır koymak kimsenin hakkı değildir. Zamanımızda bu gerçeği iç yüzünü göz önüne almayan bir çokları, bayram namazına gelenleri adeta eleştiriye tabi tutarak mahcup etmeye çalışmaktadırlar. Tamamen yanlıştır. Bayram namazı, Allah’ın rahmet kapısıdır. İstisnasız her kula açıktır.
Çeşitli amaçlarla, farz olmadığı halde başlangıçta belirttiği tarzda şükür namazı ve benzeri namazlarda belli bir biçimlenme söz konusu değildir.
Kılınan sünnet namazlarının kaza namazı niyetinde kılınması da tartışılan bir konudur. Bundan sonraki bahiste kaza bahsini anlatırken değineceğim gibi; namazın kaza edilmesinde meşru bir mazeret yoktur. Bu, şu demektir: Kaza niyetiyle kılınan namazlar, Cenab-ı Hakk’ın lütfuna bağlı olarak; kabul olur, ya da olmaz. Bu açıdan sünnet yerine kaza diye niyet etmek yanlıştır. Biz sünnet niyetiyle kılarız, Cenab-ı Hak lütfedip makbul sayarsa kaza yerine sayabilir.
Yine bir yanlış uygulama da İslâm Dini’ni belli bir yaşta benimsemiş kimsenin, geçmiş yıllara ait vakit namazlarını kaza etme yanılgısıdır. Çünkü namaz, imana erdikten sonra, katıksız olarak İslâm dinini seçtikten sonra farz olunmuş bir ibadettir. Geçmiş yıllarına ait bir hesap açmak yanlış ve yersizdir.
Bazı okuyucularımız tarafından çeşitli vesilelerle sorulan birkaç noktaya da değinerek bu bahsi tamamlayacağım:
a) Gündüz namazların hafi (sessiz), daha çok karanlıkta kılınan namazların cemaatle kılınırken yüksek sesle okunması: Bu sırrın hikmeti vakitlerin gönüllerde yarattığı uyarı ile ilgilidir. Sanılanın tersine, gündüz kılınan namazlarda gönlün kendi iç dünyasına daha derinden ulaşması gerekmektedir. Bu bakımdan namazda kıraat sessiz okunur. Gece namazlarında ise kulağın kendi sırrında gönle yansıması daha kolaydır. Gecenin hikmetine, onu bize emreden âyet-i kerimenin açıklamasında bu konuya etraflıca değindim. (Amme Cüzü Yorumu)(5)
b) Farz namazlarının iki rekâttan sonraki rekâtlarında, Fâtiha’dan sonra zammı süre okunmamasına gelince: Farz namazı, gerçek namaza davet eden temel namazdır. Bu bakımdan iki rekâttan sonra; kul mutlaka Allah ceryanına kapılarak âlemIerin seyrine geçer ki, bu hızlı iletişim zammı süreyi terketmeyi gerektirir. Bu yüzden de, imam gece kılınan namazlarda bile açıktan okumaya terk ederek gönüllerin âlemleri seyretmesine meydan verir.
c) Daha çok, çok yoğun meşguliyette terkedilebilen sünnet namazlarının ilk oturuşunda salâvat-ı şerife okunması: Bu namazlarda dünyaya yaklaşım her iki rekâttan sonra daha kolay olması için salâvat-ı şerife okunur. Namazın genel anlatımında izah ettiğim gibi salâvat-ı şerifeler dünyaya yaklaşımı ifade eder.
(4) Namaz Süreleri Yorumu. Onk. Dr. Haluk Nurbaki, Damla Yayınevi – İstanbul
(5) Bkz. Amme Cüzü Yorumu, Onk. Dr. Haluk Nurbaki, Damla Yayınevi – İstanbu

29
Eyl
08

Ramazan bayramı duamız


Ramazan bayramı duamız

Peygamber Efendimiz(sav) buyuruyor ki;”her kim bayram gecelerini ihya ederse kalplerin öldüğü bir günde onun kalbi ölmez”
Bayram gecesinde 10 rekat namaz kılınır.her rekatta bir fatiha,10 ihlas okunur.her rükuya eğildiğinde rüku tesbihinden sonra on kere;
‘sübhanALLAHi velhamdü lillahi vela ilahe illALLAHü vALLAHü ekber’
okunur.namaz bittikten sonra ALLAHü Teala’ya(cc) bin defa istiğfarda bulunulur.istiğfar bitince secde edilir ve secde de şu dua okunur;
‘Ey ALLAH!Ey Rahman!Ey Rahim!Ey hep diri olan!Ey kendi nefsiyle kaim olup hiçbir şeye muhtaç olmayan!Ey celal ve ikram sahibi!günahlarımı bana bağışla,orucumu kabul buyur,namazımı da kabul buyur.’
bu duadan sonra ALLAHü Tealadan hacetinin yerine getirilmesi istenilir
bir de bayram gecesinde çokça Kur’an-ı Kerim okur,salavatı şerife getirir,teheccüd namazını kılar ve bolca dua eder

EUZÜ BİLLAHİ MİNE’Ş-ŞEYTANİ’R-RACÎM
BİSMİLLAHİ’R-RAHMANİ’R-RAHîM

اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالمَِينَ. وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلىَ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلىَ آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.


Allahım!

Mübarek ramazan ayını hayırlısıyla tamamladığımız şu mübarek bayram gününde rahmetine, fazlına, lütf-u keremine,
güç ve kuvvetine iltica ediyor ve bize dostluğunu lutfetmeni..
inayetinle bizi desteklemeni..
koruyup kollamanı..
me’mur kıldığın vazifelerimizi yerine getirmeye çalışırken yardımını esirgememeni..
başka kapılarda dolaşma ve elâleme el açma mecburiyetinde bırakmamanı
ve her zaman sıyanetin ve hıfzın altında bulundurmanı diliyoruz ya Rabbi!

Allahım
Ruhlarımızın bir aylık ramazanla tam kıvamını bulduğu, derinleştiği, olgunlaştığı ve yeni bir oluşum bekleyişe geçtiği şu
Zamanın altın diliminde mübarek ramazan bayramı ufkumuzda tüllendi.
Bayram, bütün bir ramazanın, özü, usaresi gibi bir duyguyla geldi.
semaların en nurlu katmanlarından süzülmüş,
meleklerin incelerden ince elleriyle örülmüş,
alabildiğine yumuşak bir tül gibi benliğimizi sardı
ve kopup geldiği âlemlerin şefkat ve duyarlılığını ruhumuza işledi.
ve bir anne gibi bizleri kucakladı.
Sen bizleri bayramla bütünleşen ve bayramlaşan kullarından eyle ya Rabbi!

Allahım
Sen bizleri bayramın zevkine ve bayram duygusuna uyanan
olgunluk ve enginlik sergileyen,
her zaman bakışlarımızda lâhûtî bir derinlik,
hareketlerimizde büyüleyen bir ciddiyet,
sükûtlarımızda ürperten bir verâîlik
ve tebessümlerimizde de sımsıcak bir letâfet tüllendir ya Rabbi!

Allahım

bayramın kendine has şive ve nazını, gönüllere inşirah veren, dinlendiren, mutlu eden ve ebedî mutluluğa giden yolları açan sihirli uğultularını Sen bizlere doyasıya duyur ya Rabbi!

Allahım

imanın aydınlık dünyasında,
zikir, fikir, tesbih ve tehlillerin çağrıştırmasıyla
henüz yaşamadığımız, görmediğimiz,
hatta tasavvur bile edemediğimiz güzellikleri
bize yaşat ya RABBİ!

bilhassa günümüzde, herkesin boğulup bunaldığı dünyanın karanlık tünellerinde,âdetâ Cennet yamaçlarında seyahat ediyor gibi,
varolmanın, insan olmanın, mü’min olmanın en erişilmez zevklerini bu bayram vesilesiyle sen bizlere duyur ya Rabbi!


Allahım

Bayramdaki temcid, salâ, ezan
ve gizli-açık her yanda duyulan evrâd u ezkâr kulaklarımıza âdetâ, gök kapılarının gıcırtılarını aksettiyor;
tebrikler, el öpmeler ve ziyaretler ise
şanlı geçmişimizden köpürüp gelen ruhu ve manayı andıyor.sen bizlere bu güzellikleri duyur ve yaşat ya Rabbi!

Allahım

Ramazana elveda edip bayrama kavuştuğumuz şu günlerde
ömrümüzü bir adanmışlık mülâhazası içinde
Sana kullukla geçirebilmeyi
bize muvaffak kıl ya Rabbi!

yüce nezdindeki ‘ilm-i ledün’den
bizi de hissedar eyle ya RABBİ!

anlayış ufkumuzun önündeki perdeleri kaldır..
sâlih kullarınla yoldaşlık yapmaya muvaffak eyle;
neticede bizi de o güzel mukarrebun olan
kulların gibi eyle! YA Rabbi!

Allahım!Lutfettiğin bayramda ve sonrasında
Bizi her türlü bela, musibet bütün tehlikelerden koru..
muhabbet ve sevgi şerbetinden doyasıya içir
bizi ümitsizlik gibi bütün hastalıkların illeti olabilecek bir ruh bozukluğuna müptela eyleme! Ya Rabbi!

Nihayetsiz şefkat ve merhametin sahibi ey Hannân,

sonsuz nimetleriyle topyekün varlığa ihsan üstüne ihsanda bulunan ey Mennân

Biz de aczimizi, fakrımızı şefaatçi kılıp kabrin zulmetinden ve darlığından rahmetinin enginliğine sığınarak
el-emân, el-emân diyor, Senden eman dileniyoruz.

Malın-mülkün, evlâd ü iyâlin hiçbir fayda vermeyeceği,
sadece selîm bir kalble yüce huzura gelenlerin kurtulabileceği..
arşın derinliklerinden,
‘nerede dünya hayatını isyan derelerinde,
cürüm vadilerinde geçirenler?

Nerede Allah’a verdikleri söze ihanet edenler
ve ömrü bir kayıptan ibaret olanlar?’

diye nida edildiği günün eleminden ve ızdırabından
el-emân, el-emân! Diyor
ve sana sığınıyoruz ya Rabbi!


Yüceler Yücesi Allahım

Gizli ve açığımızı da bilen Sensin!
Lütfen bizi mazur gör ve tevbemizi kabul buyur!
Bizim Senin rahmetine, merhametine, şefkatine, inayetine, sıyanetine, hıfz u riayetine ne kadar muhtaç olduğumuzu
biliyorsun.

Ne olur dileğimizi yerine getir ve bizi haybet ve hüsrana uğratma!. Ya Rabbi!

Merhameti sonsuz Rabbimiz!

nefsimizi yoldan çıkaran kirli arzulardan,
mülevves düşüncelerden de ‘of!’ ediyoruz! Of!
Ayaklarımızın kaymasına, kalbimizin kararmasına, düşüncelerimizin bulanmasına karşı Senin inayet ve sıyanetini dileniyoruz. Bizleri muhafaza buyur ya Rabbi!

Allahım
Günahlarımız, cürümlerimiz ve hatalarımız olsa da
biz Senin kulunuz.

Şayet merhametinle muamelede bulunup bizi affedecek olursan, o Senin şanındandır ve Sana da o yaraşır.
Işte o zaman bayram bizim için hakiki bayram olur

Yok eğer azap edecek olursan biz de ona fazlasıyla layık
ve müstehakız.
Öyle olsak da Senin bizi affedeceğine olan inancımız katî, ümîdimiz de tamdır;
zira Sen düşenlerin günahlarını bağışlama şanına en çok yaraşan yegane Zat’sın.
biz kullarını bu bayram hürmetine bağışla ya Rabbi!
Rızana bizleri Vasıl eyle ya Rabbi
Hakkımızda hayırlı olacaksa sen bizleri daha nice ramazanlara ve bayramalara eriştir ya Rabbi!

Ya ilahel Alemin
Senin yolunda her türlü hizmet eden
Hizmetlere vesile olan
Başta büyüğümüz ve büyüklerimiz olmak üzere
Arkadaşlarımızı, kardeşlerimizı ve dostlarımızı
Rıza ve rıdvanına vasıl eyle ya Rabbi
Yapılan bu dualara her ne şekilde iştirak ederse etsin amin diyenlere de hidayet, ihlas ve istikamet lutfeyle
Bütün geçmişlerimize rahmet eyle
mekanlarını cennet eyle
bizleri de rıza ve hoşnutluğunu kazananlardan eyle ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi!
Efendimiz Hazreti Muhammed’e,
Muallâ aile efradına
ve bütün ashab-ı güzînine
salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya rabbi!..
amin amin amin
velhamdü lillahi Rabbil alemin
El-fatiha

Hakiki Bayram

Duam… tutunduğum can simidi
Ellerim semaya açılan kapı
Bayram; mazlumların ümidi…
Bayram ki İçimde; esrarlı yapı…

Giden benliğim, yiten aklım…
Bitmez sandığım son yolculuk
Bayram… Tuttuğum son salkım…
Bayram ki; İçimde masum çocuk…

Silinen hatıralar, taze hayallerim
Halili… ufak, aciz kulcuk…
Bayram… semaya açılan elllerim
Bayram ki… ukbaya yolculuk…

29
Eyl
08

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun


.

.
.
.
.
Şevval’ın birinci günü olan Ramazan bayramı günü ile Zilhiccenin onuncu günü olan kurban bayramı gününe bayram dendi. Çünkü: Mü’minler, bu günlerde, Ramazan ayındeki Oruç farzını eda ederek, Allah (c.c.) ın taatında Şevval’ın altı gününün Oruç tutarak Resuülullah (a.s.v.) ın taatına ve gene farz olan Haccı eda ederek Allah (c.c.) ın taatından Resülullah (a.s.v.)ı ziyaret etmeğe hazırlandıkları için Resülullah (a.s.v.) taatına avdet ettiler.

Her sene bayramlar tekkerrür eder. Allah (c.c.) ın o günlerde ihsanı çoktur. Bayram günleri gelince sevinç ve neşe de gelir.

Resülullah (a.s.v.) buyuruyor ki:

-“Kim bayram günü üçyüz kerre, “Subhanallah-i ve bihamdihi” deyip sevabını müslümanların ölülerine hediye ederse, her kabre bin nur girer. Kendisi öldüğünde Kabrine bin nur indirir.

Resülullah (a.s.v.) buyuruyor:

-“KİM BAYRAM GECESİ, SEVAB TALEB EDEREK İBADETLE GEÇİRİRSE, kalblerin öldüğü gün onun kalbi ölmez.”

Rivâyet edilir ki:

Hz.Ömer (r.a.) bir bayram günü oğlunu gördü, üzerinde eski bir gömlek vardı. Hz. Ömer ağlamaya başladı.

Oğlu:

-“Niçin ağlıyorsun?” diye sorunca..

Hz. Ömer (r.a.) şu cevabı verdi:

-“Ben, bayram günü seni çocuklar bu gömlek ile gördükleri zaman kalbinin incinmesinden korkuyorum.”

Bunun üzerine oğlu şu mukabelede bulundu:

-“Ancak Allahın (c.c.), ondan kendi rızasını yok ettiği, anasına, babasına âsi olan kişinin kalbi kırılır. Ben senin rızan sebebi ile Allah’ın benden razı olmasını dilerim.”

Bunun üzerine Hz. Ömer tekrar ağladı, çocuğu bağrına basarak onun için dua etti.

Şair ne güzel söylemiş:

Derler ki, yarın bayramdır ne giyeceksin?

Dediler, (Rabbimin) Hil’atını (büyüklerin küçüklere iltifat olmak için giydikleri elbise) ki, (O) kulunu yavaş yavaş suladı.

Fakirlik ve sabır öyle elbisedir ki,

Aralarında bulunan kalb sahibi bütün bayramları görür.

Ey emelim,

Eğer sen kaybolursan, bayram bana mâtemdir,

Eğer sen bana görürsen işte o gün bayramdır.

Rivâyet bulunur ki:

-“Ramazan bayramı sabahı Allah melekleri gönderir. Melekler yeryüzüne inerler. Sokak başlarında durarak, insanlar ve cinlerden başka bütün mahlükatın işiteceği bir sesle şöyle nida eder:

-“(Ey Muhammed (s.a.v.) ümmeti, Kerim olan Rabbinize çıkın. O, büyük ihsanlarda bulunup, büyük günahı bağışlıyor.”

Müminler namaz kılmak için camilere taplandıkları vakit Allah (c.c.) meleklere şöyle buyuruyor:

-“İşçi çalıştığı zaman karşılığı olan mükafatı nedir?”

Melekler:

-“Onun ücretinin verilmesidir.”derler.

Bunun üzerine Allah (c.c.):

-“Sizi şahit tutuyorum ki, ben onlara sevap olarak Mağfiretimi ve rızamı verdim” buyurur.

İmam Gazali (Rahimehullah)

__________________



İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 878.706 hits

Hatırlatıcı Notlar

 

 

İlahi Aşk Yolculuğu

İlahi Aşk Yolculuğu kitabımızın Kitapyurdunda da satışları başlamıştır.

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Eylül 2008
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

@Son Yorumlarım@

için fakraczi
için fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 762 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com

Twitter Sayfama hoş geldiniz.

Reklamlar