Temmuz 2009 için arşiv

15
Tem
09

HAK YOLCUSU


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

HAK YOLCUSU

Kim ki aşkın darına berdar olur
Cümle uşşak içre ol serdar olur

Bunda uşşakı yakan od akibet
Nari İbrahim gibi gülzar olur

Bunda ağyar kesretinden kurtulan
Vahdet ellerinde vaslı yar olur

Eğer âşık isen korkma tamudan
Bülbüle her mevsim nevbahar olur

Cenneti irfana giren söylemez
Nerye baksa gördüğü didar olur

Kalbi kör olan dost yüzün göremez
Hakkı gören hep “ulül ebsar” olur

Dünyanın lezzetine aldanma hiç
Ölüm acısıyla zehri mar olur.

Olsan dahi bu cihanda padişah
Sonunda cümlesi tar umar olur

Tüm varlığın kulluğunda Ma’budun
Kullanırsan devletin tekrar olur.

Ger kabul oldunsa ebed kurtuldun
Nerde böyle usuli Pazar olur

Nefsten vazgeçmeden olmaz vaslı yar
Adet odur; can O’na kurban olur

Kim ki kendin yok ederse Mısri’ya
Yokluğun ardından sonsuz var olur

(Niyazi MISRİ)

Aşkın darına berdar= İlahi aşkın yurduna yolcu
Uşşak= Âşıklar
Serdar= Öncü, komutan
Od= Ateş
Gülzar=Gül bahçesi
Akibet=Sonunda
Ağyar kesreti= Mahlûkat kalabalığı
Vaslı yar= Dosta kavuşma
Tamu= Cehennem sıkıntısı
Didar= Allah’ın cemali
Ulül-ebsar= Basiret ve keramet sahipleri
Tarumar= Darmadağın
Usuli Pazar= Adil pazarlık, karlı alış veriş
Zehri mar= Yılan ağusu
Nevbahar= İlkbahar

15
Tem
09

Şems’in 40 Kuralı


26695536705964668452964.jpg

Gönlü geniş ve ruhu gezgin sufi meşreplilerin kırk kuralı:

1. kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

2. kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !

3. kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

4. kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

5. kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği:
Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

6. kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

7. kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

8. kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.  Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

9. kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

10. kural: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

11. kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Ssenden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

12. kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

13. kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

14. kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

15. kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

16. kural:Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde belebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir , ne layıkıyla sevebilirsin.

17. kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

18. kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır

19. kural:Başkalarından saygı,ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

20. kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

21. kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi,hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

22. kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

23. kural : Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir , ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadırne tefritte. Sufi daima orta yerde…

24. kural : Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

25. kural : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

26. kural :  Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.

27. kural : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

28. kural : Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.

29. kural : Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.

30. kural : Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez kusur örter.

31. kural : Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

32. kural : Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama !

33. kural : Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

34. kural : Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

35. kural : Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

36. kural :  Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !

37. kural :Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.

38. kural : Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık !
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

39. kural : Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.

40. kural : Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..

Kaynak:Kardeşime teşekkür ediyorum emeği için

http://zehrasunay.wordpress.com/2009/05/11/semsin-40-kurali/

Elif Şafak:Aşk kitabından

14
Tem
09

DOSTA GİDER


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

DOSTA GİDER

Aşk ateşi ciğerimi
Yakageldi yakagider

Sevda sardı her yerimi
Sıkageldi, sıkagider

Ayrılık yetti canıma
Aşk ehli gelsin yanıma

Bu zinciri dost boynuma
Takageldi takagider.

Kimi arar inci mercan
Kimi geçmiş iki cihan

Benim gönülcüğüm ey, can
Hak’tan geldi Hakk’a gider..

Şükür can döndü özüne
Gayri görünmez gözüne

Eşrefoğlu yar yüzüne
Bakageldi bakagider..

(Eşrefoğlu RUMİ)

14
Tem
09

AYAN OLUR CEMALULLAH


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

AYAN OLUR CEMALÜLLAH

Bi hamdillah derim Allah
Alıp aklımı fikrullah

Dilimde Zatın esması
Bana üns oldu zikrullah

Salatullah selamullah
Aleyke Ya Resulallah

Dosta pervaneyim kandım
Cemalin Şem’ine yandım

Ben bu derdi kolay sandım
Gör ki mahvetti aşkullah

Salatullah selamullah
Aleyke ya Resulallah

Bu tevhitten murat nedir
Cemali Zat’a ermekdir.

Görünen hep tecellidir
Sanma iş gören gayrullah

Salatullah Selamullah
Aleyke Ya Resulallah

Kalbin aynasını sofi
Eğer kılar isen safi

Açılır sana bir kapı
Ayan olur cemalullah

Salatullah Selamullah
Aleyke Ya Resulallah

Şemsi Tebriz bunu bilür
Bir fert kalmaz fena bulur

Bu alem külli mahv olur
Ancak baki kalır Allah

Salatullah Selamullah
Aleyke Ya Resulallah

(Şemsi TEBRİZİ)

14
Tem
09

GÖNÜL BEYTULLAHTIR


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

GÖNÜL BEYTULLAHTIR

Gel temizle gönlünü, şirkten, hevadan
Kirli gönül, şeytanın şer hanesidir.

Tertemiz olmazsa, Dost tecelli etmez
Ki gönül Hakkın, cemal ayinesidir.

Gönül beytullah’tır, tüm putları boşalt
Kalbi pas bağlayanlar Dostun nesidir?

Sen gönlünde ara, hep derdi, dermanı
Sadık olan, davanın divanesidir.

Şuurdan ve huzurdan mahrum gönüller
Vallahi müflislerin viranesidir.

Bil ki nurlu gönüller, Arş-ı Rahmandır
Alemler, gönül evinin hazinesidir.

Nefsini yenemeyen, mücahit olmaz
Menfaat avcısı, şeytan avanesidir.

Sen de gönlünü fethet, behey biçare
Dünya gailesi, gafiller bahanesidir.

Her hak sesi susturmak isteyen hain
Bilin ki, şerlilerin şahanesidir.

Ahmet Hoca gerçekler ateşten kordur
Hakkı avuçta tutmak yiğitlik efsanesidir.

14
Tem
09

SİDRETÜL MÜNTEHA NEDİR ?


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

SİDRETÜL MÜNTEHA NEDİR ?

Yedinci gök semada Cebrail (AS)’ın en son gidebileceği, bir adım daha gidersem yanarım dediği bir makamdır.

Necm Suresi 13-14: And olsun onu bir başka defa da Sidretül müntehanın yanında gördü. Ayetinde bahsedilen makam, Peygamber Efendimizin miraca çıkarken Cebrailin yani aklı Resulün bir adım dahi bundan öteye atarsam yanarım dediği, sıfat aleminin son durağıdır.

Zira ondan ötede Zat vardır, zevk vardır. Akılla oraya girilemez. Girilirse elbette akıl yok olur.

Sidretül müntehadan öteye diğer melekler de geçemez. Çünkü sıfatlar bütün icraatını Zata kadar yapabilirler.

Ondan sonra Zat olan zevk gelir. Sitretül müntehadaki meleklerin adına Müheymin melekleri denir

Onlar yüzlerini Rablarına çevirmişler, daima Cemalullah ı seyretmektedirler.

Zira bütün sıfatlar kendilerinin görevleri nispetinde Allah’ın Zat’ına yüzlerini çevirmişler, o ne şekilde tecelli ediyorsa ondaki Cemalullah ı seyrediyorlar.

Tevhidde kavseyn mertebesi olarak bilinen bu yeri müminlerin Muhammediyyün olanları, cehri şirklerden sonra hafi şirklerden de kurtulanları zevk edebilirler.

Fena gözü ile Sitretül müntehanın görülmesi mümkün değildir.

Beka gözü ile Ruhullah olarak tecelli ilahiyi görmek mümkündür.

Onun için sıfatlardaki renk ve şekillere meyletmeden Necm Suresi 17: mazagalbasaru ve mâ ta ğâ buyrulduğu gibi gözü hiçbir tarafa da kaymadı.

Çünkü Hakikatı görenlerin gayriyete itibar etmeleri mümkün değildir.


14
Tem
09

CEMÂLULLAH


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

CEMÂLULLAH

  • Cennette duygular tatmin olunca,
    Herkez rahat, herkes huzur bulunca,
    Gözler, gönüller, nefisler doyunca,
    Esler karsilikli mutlu olunca,
    Ve tüm zevkleri en doruga cikinca,

  • Cennet nîmetleri tamam olacak.
    Ama ruhlar, yine garip kalacak!
    Ancak Cemal ile tatmin olacak.
    ALLAH yiyiniz, iciniz diyecek,
    Ne dilerseniz vereyim diyecek.
    Nefislerm, bedenler yeter diyecek,
    Bütün nîmetlerin tamam diyecek.
    Ruhlar bu hitaba âsik olacak,
    Hem bedeni, hem Cennet´i asacak.

  • Seni isteriz, seni diyecekler,
    Göster bize Cemalin diyecekler.
    Madde ötesi varlik olan ruhlar,
    Madde ile nasil tatmin olsunlar?

  • Cennet ruhlara yetersiz kalacak,
    Onlar ALLAH aski ile yanacak.
    ALLAH, mü´minlere hitab edecek,
    Kullarim sizden raziyim diyecek.
    Ruhlar ve gönüller daha cosacak,
    ALLAH´in aski onlari yakacak.

  • Ya Rab! Seni isteriz diyecekler,
    Göster Cemalin diyecekler.
    O an Cennet´i bir Nûr kaplayacak,
    Ama O Nûr, baska bir Nûr olacak.
    Cennetlerde ruhsal feyiz olacak,

  • Tüm mü´minler ALLAH diye yanacak.
    Ruhlar, Cemalullah ile yanarken,

    Mevlâm! seni isteriz , seni derken,
    Rabbür Rahim´den selâmlar gelecek,

  • ALLAH kullarina selâm verecek.
    Bu selâmi tüm duygular duyacak,
    Hücreler tek, tek selâmi alacak.
    Bu selâmla Cennet ehli cosacak,
    Güzel Cennet, daha güzel olacak.
    Ruhsal zevkler maddeleri asacak,

  • Cennet ehli gercek aski tadacak.
    Askla yanan gönüller yalvaracak,
    “Len terani” ye razi olmayacak.

  • Gönüller Tûr´u Sinâ´yi asacak,
    Ve makâ´i mi´raca ulasacak.
    Ruhlar, yana, yana kemâl bulunca,
    Velâyet makamlari asilinca,

  • Gönüller Cennetlerden arininca,
    Ruhlar yalniz ALLAH diye yaninca,
    Ruhsal seyr´u sûlûk tamamlaninca,
    Mânevî perdeler tek, tek kalkacak!
    Âsiklar, mâsûkuna kavusacak.

Ahmet Tomor Hocaefendi

14
Tem
09

Seyr-i cemalullah’ı gör


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Dilhanesi mir’ât-ı Hak,
Sırr-ı cemalullah’ı gör.
Maksûd olan keşf-i sebak,
Seyr-i cemalullah’ı gör.

Âdemdedir kenz-i ezel,
Gayre bakub etme zelel.
Dil zevkine verme halel,
Fikr-i cemalullah’ı gör.

İfna edüb kevn ü mekân,
Vahdet sarayından hemân,
Bulsun beka sırrında can,
Fikr-i cemalullah’ı gör.

Cümle bilir Sen’sin ayan,
Ancak cemâlindir n i hân.
Oldu Nasuhî gark-ı ân,
Bahr-ı cemalullah’ı gör.

14
Tem
09

ALLAH’ın İsimlerinden: El-Cemil ve Cemalullah


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

ALLAH’ın İsimlerinden: El-Cemil ve Cemalullah

Cemil kavram olarak güzel (olmak) güzel şekil ve suret demektir. Ayrıca renk güzelliği ve yumuşaklık anlamına geldiği gibi, her uzvun mizaç ve yaratılışına uygun olan hüküm üzerine anlamına da gelir. Cemal de aynı anlamlara gelir.

Bütün kâinatta var olan güzellikler ALLAH-u Teala’nın Cemil isminin tecellisidir. ALLAH-u Teala’nın güzelliğini şu an hiçbir akıl idrak edemez. Sadece yarattığı şeylerin güzelliklerine bakarak anlamaya çalışır. ALLAH’ın yaratıp da gözler önüne serdiği güzellikleri kimi gözler göremezler. İman ve kalp gözü açık olan takva sahibi insanlar bu hususu daha çok idrak edebilirler.

ALLAH’ın güzelliği dört derecedir. Zatının güzelliği, sıfatlarının güzelliği ve isimlerinin güzelliği. ALLAH isimlerinin güzelliği ayette bizlere şu şekilde bildirilmiştir. “Deki ALLAH diye çağırın, Rahman diye çağırın. Ne diye çağırırsanız; sonunda en güzel isimler Onundur…” (İsra, 110) yine birçok ayeti kerimede de en güzel bir şekilde yarattığını bir düzen içinde biçim verdiğini, her şeyi kusursuzca var ettiğini, göklerin ve yerin yaradılışını vs. birçok güzelliği anlatmıştır.

Hadis-i Şerif’te der ki: “ALLAH’ın zatı sıfatlarla, sıfatları da fiillerle örtülmüştür. En mükemmel sıfatlarla yüce ve üstün niteliklerle örtülen bir güzelliği nasıl tasavvur edebilirsin?” (Müslim) ALLAH’ın cemalini hiçbir insan görüp temaşe etmeye güç yetiremez. Ayet-i kerimede de: “Gözler O’nu göremez (idrak edemez)…” (En’am, 103) denilmiştir.

İnsanlar Adn cennetlerinde Rab’bi gördüklerinde içinde bulundukları bütün nimetleri unuturlar. “Cennetlikler cennete girdikleri zaman ALLAH (cc) şöyle buyurur: “Siz bir şey ister misiniz ki, verdiğim nimetlerden fazlasını vereyim? Onlar: “Ya Rabbi; Sen yüzümüzü ak etmedin mi? bizi cennete koymadın mı? Bizi ateşten korumadın mı? Daha ne isteriz? Derler. Bunun üzerine perde kalkar, artık cennetliklere Rablerini müşahadeden (gözetmekten) daha sevimli bir şey verilmemiştir.” (Ebu Müslim Kitab-ul iman)

Maddi ve Manevi Güzellik
ALLAH-u Teala kendisi güzel olduğu gibi kulunun da maddi manevi her hususta güzel olmasını ister.
Maddi yönden kastedilen güzellikle Mü’min’in dış görünüşünün, giyinişinin israfa kaçmadan güzel temiz ve düzenli olmasıdır. Resulullah(s.a.v.)’ın hayatında bunun örnekleriyle karşılaşabiliriz.

Musab(r.a.)’ın İslamiyete yeni girdiği anlardır. Sahabelerin Resulullah(s.a.v.)’la birlikte oldukları bir anda Musab uzaktan görünüverir. O sırada sahabeler/Müslümanlar ResulALLAH’a güzel giyimin hükmünü sordular. Resulullah(s.a.v.) da o sırada: “ALLAH güzeldir, güzel olanı sever” diye cevap verirler. (Ebu Müslim)
Tirmizi’nin rivayet ettiği hadisi şerifte ise: “ALLAH nimetinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever.”

Ebu-l Ahvas el-Cemsi şöyle anlatır: “Hz. Peygamber üzerimde eski ve yıpranmış bir elbise gördü. Bunun üzerine bana: “Malın var mı?” dedi. Ben “evet” deyince, Hz. Peygamber(s.a.v.): “Ne malın var?” dedi. Ben: “ALLAH’ın bana verdiği deve ve koyunlar” dedim. Hz. Peygamber: “O halde sana verdiği bu nimet ve saygıyı üzerinde göster” buyurdu.

Güzelliğin manevi boyutu ise insanın iman ettiği Rab’bin güzelliğini fark edip, imanlı bir kalple, kul olma bilinciyle tüm güzelliklerin anahtarlarını alıp onları aralamakla olur. Bu güzellikleri aralayan insanda güzel bir ahlak ve İslami bir kişilik oluşur. Her zaman ALLAH’ın vermiş olduğu nimetlere, güzelliklere şükreden, güzel olan ALLAH’a güzel ve temiz bir kalple teslim olmuş bir kul olur.

Kaynaklar:
*İhya-u Ulumid din-İmam Gazali
*Riyazü’s Salihin-İmam Nebevi
*Esmaül Hüsna-İbn Kesir, Kurtubi, .beyhaki, Es Sadi, İbn-ul Kayyım El Cevziyye
*Şamil İslam Ansp.

Berfin YETİŞİR

14
Tem
09

Allah’ın cemali (Cemalullah)


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Allah’ın cemali (Cemalullah)

Tüm güzellikleri yaratan Rabbimizi görmek O’nun cemalini seyretmek selamını dinlemek kadar büyük bir saadet olabilir mi? Bu büyük buluşmanın gerçekleşmesi akla göre mümkün kaynaklarımıza göre kesin olduğu halde bazı insanlar bu konuda şüpheye düşebiliyorlar.Allahu Tealâ’nın müminler tarafından görüleceği konusunda şüphesi olanlar şu soruları soruyorlar: Gözümüz bunca mesafeden güneşe bile bakamıyor. Güneşi ve bütün alemleri yaratan Yüce Allah’ın zatına bu göz nasıl bakacak buna nasıl dayanacak? Ayrıca bir şeyi görmek için onun bir yönde bulunması gerekir. Allah hangi yönde gözükecek? Oysa Rabbül Alemin için o şu yönde bulunur demek mümkün değil.

Bu tür sorular her zaman sorulabilir. Bunlar bir müminin aklına da takılabilir. Bu durumlarda hemen şüpheye düşüp inkâra gitmek yerine problemi çözmenin peşine düşüp meseleyi incelemek gerekir.

Ahiret şartları dünya ile aynı değil

Önce konumuzu aydınlatacak temel esasları hatırlayalım:

İmanın esası gayba iman etmektir. Gayb yok olan değil var olduğu halde görülemeyendir. Çok şey var ki onları görmediğimiz halde kabul ediyoruz. Var olduklarını çeşitli kanıt işaret ve belirtilerden anlıyoruz. İşte Yüce Yaratıcımız melekler akıl ruh görmeden kabul ettiğimiz varlıklardır.

İdrak ve algılama bakımından içinde yaşadığımız dünyanın şartları ile ahiret aleminin ve cennetin şartları aynı değildir. Yüce Yaratıcımız zatını ahirette gösterecektir; ve elbette kullarına da o duruma uygun özellikler verecektir.

Bir şeyi görmek onun her şeyini görmeyi gerektirmez. Mesela biz bir insana bakarken onun sahip olduğu her şeyi her özelliğini görmüş olmayız. Gök yüzünü görürüz fakat tamamını görmüş ve anlamış olmayız. Rasulullah A.S. Efendimiz de Allahu Tealâ’nın zatını Adn Cenneti’nde Kibriye örtüsüyle perdeleyerek göstereceğini haber veriyor (Buharî Müslim Tirmizî).

Yani Cenab-ı Hak mümin kullarına zatını gösterecektir. Fakat bu görme O’nun zatının tamamen anlaşılması hiç noksansız görülmesi manasında değildir.

O’nu görmenin zevki kişiye göredir

Allahu Tealâ’yı görmek O’nu bilmek tanımak ve sevmek gibidir. Hiç kimse Cenab-ı Hakk’ı tam olarak bilmiş tanımış ve sevmiş değildir. Ancak her kul irfan derecesine göre O’nu sever. O’nu tam olarak görmek de mümkün değildir. Fakat farklı derecelerde de olsa görmek mümkündür. Bu da gören gözleri aydınlatmaya seven gönülleri vuslat neşesiyle mest etmeye yetecektir.

Rasulullah A.S. Efendimiz’in belirttiği gibi Allahu Tealâ yüce zatını nurla perdelemiştir. Eğer o perdeyi açacak olsaydı bütün alem yanardı. (Müslim İbnu Mace) Bu durum dünya şartlarında böyledir. Gözlerimiz dünyada O’nu görmeye güç yetiremez. Allahu Tealâ’nın cemalini görme saadeti cennette gerçekleşecektir. Allahu Tealâ cennette müminlere ayrı bir güç ve özel bir kabiliyet verecek cemalini öyle gösterecektir. Ancak her kulun Yüce Mevlâ’ya yakınlığı ve Cemalullah’ı seyirdeki zevki bir olmayacaktır. Herkes dünyadaki iman irfan ve edebine göre farklı tatlar alacaktır.

O yönlerle sınırlı değildir. O’nu görmek de…

Allahu Tealâ’yı görmek için bir mekâna ve yöne de ihtiyaç yoktur. O şu anda bizi ve bütün varlıkları görmektedir. Bu görmesi bir yön mekân ve zaman ile sınırlı değildir. O herşeyi yöne zamana ve mekâna bağlı olmadan görür. Görmesi göz gibi bir vasıta ile değildir. Kendisini de ahirette bütün yönlerden uzak zaman ve mekândan arınmış bir şekilde bildiğimiz şartlara bağlı olmadan gösterecektir. Bu haktır gerçektir. Buna inanmak ve hazırlanmak gerekir. Allahu Tealâ’nın ahirette görülmesi Kur’an Sünnet ve alimlerimizin görüş birliği ile sabittir. İnkâr eden cahil veya gafildir. Cezası da bu nimetten mahrum olmaktır.

Rasulullah A.S. Efendimiz’in belirttiği gibi Yüce Rabbimiz’i görmek için ölmek gerekir (Müslim Tirmizî).

Kim Allahu Tealâ’ya kavuşmayı sever ve isterse Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allahu Tealâ’ya kavuşmayı sevmezse Allah da ona kavuşmayı sevmez. (Buharî Müslim Tirmizî)

Onun için aşık müminler bir an önce O’na kavuşmak için can atarlar.

“O gün nice yüzler rablerine bakarlar”

Şimdi bizlere Allah’ın cemalini görme nimetini müjdeleyen ayet ve hadisleri görelim. Böylece hem konuya daha çok vakıf olacak hem de şevkimiz artmış olacaktır.

Yüce Rabbimiz buyurur ki: “O gün nice yüzler nur içinde parlamaktadır. Rablerine bakmaktadır.” (Kıyame/22-23)

“Allah için güzel amel işleyenlere en güzel karşılık (Cennet) ve bir de fazlası (Allah’ın cemalini seyretme) vardır.” (Yunus/26)

Rasulullah A.S. Efendimiz bu ayeti okuduktan sonra şöyle buyurmuşlardır:

“Cennet ehli cennete cehennemlikler de cehenneme girdikten sonra Allah tarafından görevlendirilmiş bir melek şöyle seslenir:

– Ey Cennet ehli! Allahu Tealâ’nın size verdiği bir sözü var şimdi onu yerine getirmek istiyor. Bunu duyan Cennet ehli:

– Allah bizim yüzümüzü parlattı terazimizi sevaptan yana ağır getirdi bizi cennetine koydu cehennemden kurtardı ya! derler.

O anda Alleh cemalinden perdeyi kaldırır. O’nu seyrederler. Vallahi Allah onlara cemaline bakmaktan daha güzel ve gözü aydınlık edecek bir nimet vermemiştir.” (Müslim Tirmizî Nesaî)

Ashabtan bazıları “Ya Rasulallah! Ahirette Rabbimiz’i görecek miyiz?” diye sordular. Rasulullah A.S. Efendimiz de

“Siz bulutsuz bir gecede dolunayı görmek için bir zorluk çekiyor musunuz? diye sordu. Ashab

“Hayır ya Rasulallah” dediler. Efendimiz tekrar:

“Bulutsuz bir günde güneşi görmekte bir zorluğunuz olur mu?” diye sordu. Ashab

“Hayır!” dediler. Rasulullah A.S. Efendimiz de

“İşte Rabbiniz’i de bu rahatlık ve netlikte göreceksiniz” buyurdu. (Buharî Müslim Ebu Davud Nesaî İbnu Mace)

Cerir b. Abdullah R.A. anlatıyor: “Gece vakti Rasulullah A.S. Efendimiz ile birlikte oturuyorduk. Efendimiz bir ara ondördündeki dolunaya baktı peşinden şöyle buyurdu: ‘Hiç şüphesiz şu dolunayı rahat ve açıkça gördüğünüz gibi Rabbiniz’i de göreceksiniz. Siz gücünüz yettiğince güneş doğmadan ve batmadan önceki namazları muhafaza etmeye çalışın.’

Allah Rasulü A.S. peşinden şu ayeti okudu: Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbin’i hamd ile tesbih et ki O’nun hoşnutluğuna ulaşasın.” (Taha/130) (Buharî Müslim Ebu Davud Tirmizî)

Bu hadiste cenneti ve Cemalullah’ı isteyenlerin namaza sarılması gerektiğine işaret vardır.

Cennette Allahu Tealâ’nın cemalini seyretme cuma günleri olacaktır. O gün cennet ehlinin bayramıdır. (Ebu Ya’la Heysemî)

Allahu Tealâ cennette müminlerle konuşacak onlara selam verecektir. (Yâsin/55-58) Bu ne büyük mutluluktur!

Talep eden isteğine kavuşur.

Bütün bunlar doğru ve sağlam bir imanın ve Allah rızası için yapılan salih amellerin neticesidir. Rabbini seyretmekle şereflenecek gönlünü ve gözünü temiz tutanlara ne mutlu!

Rasulullah A.S. Efendimiz Allahu Tealâ’yı miraçta görmüştür. Sahih olan ve kalplerin huzur bulduğu görüş budur. Bu saadet dünyada Efendimiz’den başkasına nasip olmamıştır.

Dünyada arifler Allahu Tealâ’nın zatını değil azamet ve kudretinin tecellilerini görürler. Buna müşahede denir. Yüce Rabbimiz’le dünyada konuşmak mümkündür.

Allahu Tealâ’yı rüyada görmek mümkündür. Bu caizdir ve gerçekleşmiştir. Efendimiz A.S. Rabbimiz’i çok defa rüyasında görmüştür. Mezhep imamlarından ve salihlerden çoğu Allahu Tealâ’yı rüyada gördüklerini anlatırlar.

Efendimiz A.S.’ın diliyle dua edelim:

“Allahım! Senden ölümden sonraki hayatın rahatlığını cemalini seyretmenin lezzetini ve sana kavuşmanın şevkini isteriz.”




İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 888.919 hits

Hatırlatıcı Notlar

 

 

İlahi Aşk Yolculuğu

İlahi Aşk Yolculuğu kitabımızın Kitapyurdunda da satışları başlamıştır.

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

Yaşam Koçu

İletişim için : DM’den ulaşabilirsiniz.

mihricanulupnar

Profesyonel bir yaklaşımla ve uygun fiyatlarla hizmet vermekteyiz.

 

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Temmuz 2009
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

@En çok okunan Yazılar…@

@Son Yorumlarım@

için fakraczi
için fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 343 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com