Ocak 2013 için arşiv

26
Oca
13

Hastalığım /Ruhumun Kanatları


Hastalığım /Ruhumun Kanatları

Hastane koridorun da ki belirsiz bekleyişlerim. Her an yeni bir sürpriz habere hazır olma halim. Doktorum ameliyat dediğinde, şaşkınlıkla birlikte bir teslimiyetin ruhumu kuşatması.
Yaradanımın elbet bir bildiği vardı. Maddi ve manevi yolculuğumun bu deminde yeniden bıçak altına yatmak vardı. Teslim oldum/ şikayet etmeden…
Hemen ameliyat için hazırlığa başladım. Tahlil ve filmlerim çekildi. Perşembe öğle sonu operasyon saatim ayarlandı.
Sevdiklerimle vedalaştım. Odama yatışa hazırlanıyordum ki, anestezi doktorum operasyona izin vermediğini söyledi. O gün ameliyat olursam anesteziden uyanamayacağımı bildirdi. Bir başka rahatsızlığım gizli ve sinsice ilerlemişti. Bu vesileyle onunla da tanışmış olduk/ Aynı şehirde birbirinden habersiz dostlar gibiydik.
Ve eve dönüş…
Onbeş günlük bir hormon tedavisi süreci başlamış oldu.’ Vardır bunda da bir hayır’ diyerek bekledik.
Tedavi olumlu sonuç vermiş ve ameliyat günüm gelmişti. Hazırlandım ölüme gider gibi. Öyle ya geri dönemeyebilirdim!/Kayınpederim gibi…

Hayat neydi? Bir göz kapayıp /açma süresi, bilinmeyen bir zaman mı?

Saat sekiz de eşimle vedalaşarak ameliyata alındım. Soğuk odada kolumdan başlayan bir ağırlıkla uyutulmuştum. Dokuz buçuk da uyandırıldım. Gözlerim kan çanağına dönmüş ve şişmişti. Görmekte zorlanıyordum. Sevdiklerim yanımdaydı; eşim, annem ,babam, kardeşlerim, gelinlerimiz, dostlarım…
Sıcacık bir sevgi selinde, rahmetin kucağında, huzurun bahçesindeydim.
Zor günlerimde sevdiklerimin yanımda olması gücüme güç, sabrıma sabır katıyordu.
Susuzluktan kavrulan dudaklarıma damlattıkları su; ab-ı hayat/ zemzem gibiydi.

Rüyamda kollarımı açmış uçmaya hazırlanıyordum. Öyle hafiflemiştim ki. Bu hastalık Allah bilir üzerimden hangi sıkıntı ve dertleri alıp götürmüştü.
Ruhumdaki büyük huzur, sakinlik, hafiflik tarifi mümkün olmayan bir güzellikti. Bedenim sıkıntı da ruhum ise sefa içinde idi.
Uykuya daldığımda odamı çiçekler içinde görmüştüm. Uyandığımda odam gerçekten çiçekler ile doluydu. Gerçekte gören neydi, göz mü, kalp mi?
Kalbin bakışına engel varmıydı?

Bu hastalık beni topladı, tüm dağınıklığımı giderdi, rotamı düzeltti.
Yavaşlattı, rahmetin kucağını dalga dalga hissettirdi, yakınlaştırdı.
Ağırlıklarımı aldı sakinleştirdi. Hem ruhen hem bedenen hafiflemek, bu olsa gerekti.

Hastalığım süresince en manidar yolculuğum ise; H.z Hacer, H.z İsmail(a.s) , H.z İbrahim (a.s) ile aynı zaman dilimini yaşamaktı. Onların çektiklerini okudukça; bedenim yatağımda, ruhum ise Mısır, Filistin, Mekke topraklarında sefer ediyordu. H.z Hacer’ in teslimiyeti sabrıma sabır katıyor, ruhumu güçlendiriyordu.

Bu kısacık an içinde ruhum hangi merhaleleri geçmişti bilemem…
Yattığım yerde sabrımla hangi salih amelleri defterime yazdırdım bilemem…
Bildiğim şu ki yeniden bir hayat bahşedildi/ O’na {C.C} daha yakın olabilmek için…

Hiçbir şey bana ait değil, belki de huzurumun kaynağı bunu bilmekti.
Tüm nimetlerin emanet olduğunu bilmek haddini bilmekti/Kulluğu yeniden tatmaktı.
Hastalık bir sabundu/ günah kirlerimi yıkadı, temizledi gitti.
Hastalık bir misafirdi memnun edebildi isem/ hediyelerini bıraktı gitti …

Yeni bir beyaz sayfa açtım hayata/’’ yeniden merhaba’’ diyerek…

Mihrican Ulupınar

00.04
27.01.2013

Reklamlar
12
Oca
13

Ebedi Sevgiliye/ Aşk


Ebedi Sevgiliye /Aşk

elizanys0

 

 

 Önce Sevgili’yi merak etmeliyim.

 Hakkında sorular sormalıyım. O’nu tanımaya çalışmalyım. O’nu ne kadar çok bilirsem o kadar çok severim. Esma’ül hüsnayı öğrenmeliyim.Zat-i ve Subuti sıfatlarını öğrenmeliyim.

O’nu çok iyi tanımalıyım. O’na vakit ayırmalıyım. Her gün yalnız ikimize ait zamanlar olmalı. Bu özel zamanlarda O’nunla buluşmalıyım. Ve hep ben, vaktime sadık kalmalıyım. Zaman zaman önüme engeller çıksa da hep O’na gitmeliyim. Beş vakit namaz O’nunla yaşadığım özel vakitler olmalı. Zikir anlarım olmalı, sadece O’nu düşünerek çektiğim. Kur’an-ı Kerim okurken O’nunla konuştuğumu muhabbet ettiğimi düşünmeliyim.

Sadece O’nunla olduğum anlar olmalı. Tüm gün yaptığım tüm hizmetlerde, yaşayışımda, yüreğimde hep O olmalı. Her şeyi O’nun için yapmalıyım. Rızasının olmadığı şeyleri elemeliyim hayatımdan… Çocuğuma hizmet ederken O olmalı yüreğimde… O’nun rızası için yapmalıyım, bir gün bana bakar diye değil…

Sofra hazırlarken, misafir ağırlarken, evimi temizlerken, hizmetlere koşarken, anneme- babama hizmet ederken, komşuma gülümserken, yolculuk yaparken, hasta bakarken, Kur’an Öğretirken, Kur’an okurken, rızkımı kazanırken hep O’nunla olduğumu unutmamalıyım. Engeller çıksada önüme, hepsini bir bir aşıp O’na gitmeliyim.

Rabbime gittiğimde bakımlı olmalıyım. Güzel kokular sürünmeli, temiz giyinmeliyim. Birlikteyken aklımda yalnızca Rabbim olmalı. Düşüncemi yalnızca O’na vermeliyim. Tüm dünyayı zihnimden silip atabilmeliyim. Zamanla geçirdiğim vakitler bana yetmemeli. Daha çok birlikte zaman geçirebilmeliyim. Farz namazlar yetmemeli, nafile namazlar; işrak, duha, evvabin, gece namazı, şükür namazları… Bunun için hep bir bahane bulmalıyım O’na kaçabileceğim O’nunla olabileceğim… Fırsatlar üretebilmeliyim, daha çok O’nun yanına gidebilmek için.

Bunun kolay olmayacağını biliyorum. Beni sınamak için önüme engeller koyacağını biliyorum. Kimi zaman naz edecek, bana sırtını döner gibi yapacak. O’nun beni terketmeyeceğini biliyorum… Sadece beni denediğini biliyorum. O’na karşı sevgimde ısrarcı olmalıyım. Yüreğimde aşkını hissetmediğim demlerde bile kapısına gelip beklemeliyim. Günlerce, haftalarca, belki aylarca…

O’na olan aşkımda gerçekten sebat etmeliyim. O’ndan daha değerli kimse olmamalı benim için. Yalnızca O olmalı… Mutsuzken bile O’nu düşününce içimi sevinç kaplamalı…” Allah var problem yok” diyebilmeliyim…

Mutluyken O’nu hatırladığımda sevincim ikiye katlanmalı… Hemen şükür secdesine varabilmeli, dilimde devamlı şükür kelimeleriyle mutluluğumu kat kat artırabilmeliyim, verenin O olduğunu bilerek…

Hep O’ndan bahsetmeliyim, her gördüğüme O’nu anlatmalı,konuştuğumda yalnızca O’ndan bahsetmeliyim, söz etmeliyim. O benim yaşamımın merkezinde olmalı. O’nu hayat şartlarıma değil, hayat şartlarımı O’na uydurmalıyım. O’ndan önceki sevdalarımı hep unuttum, sadece O var…

Ahhh ilahiaşkım…

Gittikçe O’nun ahlâkına benzemeliyim, insanlar bana baktıklarında, bende O’nun ahlâkını görmeliler. O’nun boyasına boyanmalıyım… Sıbgatullah olabilmeliyim, yüreğimde ilahiaşkı alev alev yanmalı, yanık sesli Ney olabilmeliyim.

Aldığım her nefeste O olmalı. Yürürken, dururken,konuşurken, susarken, yerken, uyurken hep O’nunla dopdolu olmalıyım. Sahi yemek yerken O’nun adıylamı yiyorum? Yürürken O’nun adını unutuyormuyum? Uyurken O’nun adıyla mı uyuyorum? Susarken O’nun hayret demlerinin tefekkürleriyle mi doluyum? Yarattığı bunca nimetin tefekkürlerini eda edebiliyormuyum? Bir su damlasının, bir gül yaprağının, bir bebeğin gülümsemesinin, yıllara meydan okuyan büyüklerimin ellerinde ve yüzlerinde ki derin çizgilerin… Sümbül kokularının, baharda uyanan çiçek tomurcuklarının, beyaz, siyah,yeşil, pembe, kırmızı, mavi, sarının.. Gökyüzünün, okyanusların,köprülerin, yolların, ışıkların, güneşin, ellerimin, aklımın, gönlümün… Sahi tefekkür ve şükür edilecek ne çok nimeti var ve ben neden hep dertleri görür olmuşum bunca zamandır? Dumanlar dağılınca görmeye başladım, hakiki gerçekleri… Hatalarım oluyorsa affet beni Allahım ne olur…

Senin huyunla huylanmalıyım. Muhammedi nurunla nurlanmalıyım…

Aramızda hiç bir ayrılık gayrılık kalmadığı zaman inanırım ki ben sana gerçekten aşığım. Ben seni gerçekten seviyorum.

Allahım seni seviyorum

Bu Aşk denizinde

Bu aşk denizinde

Bu aşk denizinde

Senin ahlâkınla ahlâklanmayı bana kolaylaştır.

Yaşayan bir Kur’an olmayı bana kolaylaştır.

Seni seviyorum Allah’ım…

 Mihrican Ulupınar 

Yazısıyla bana ilham veren Şebnem Pişkin kardeşime ve beni yazmaya yeniden cesaretlendiren gönül dostlarıma teşekkür ediyorum.

10
Oca
13

Ebedi Sevgiliye Doğru /Son nefesim de…


Ebedi Sevgiliye Doğru /Son nefesim de…

20130111-010651.jpg

Son nefesimde, son yatağımdayım. Azrail {a.s} canımı almaya gelmiş, artık hayata veda ediyorum.Ömür kandilim son şulelerini veriyor.

Peygamberimiz {s.a.v} ve Uhrevi büyüklerimiz de bulunduğum odadalar. Manen bana yardıma gelmişler, bu zor yolculuğumda bana eşlik edecekler…

Kelime-i Şehadet getiriyorum: ”Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve rasûlühû.”… Azrail {a.s} ruhumu kabzediyor, götürüyor ahirette ki yerimi göstermeye… Ve şimdi ruhumu cesedimin başucuna bırakıyor. Akrabalarıma, eşime, dostlarıma haber veriyorlar. Kızlarım sükunet içinde; son yolculuğuma hazırlanmamda dualarıyla ruhuma yardım ediyorlar. Ben onların hepsini görüyorum, onlar beni görmüyorlar. Söylediklerini duyuyorum lakin iletişim kuramıyorum. Dokunuyorum, onlar hissetmiyor. Beden nimeti elimden alınmış…

Çocuklarım, eşim, arkadaşlarım, çevrem üzüntü ve telaş içinde; ben ise ah, aşk ile bir an önce Mevlama kavuşma iştiyakıyla acele ediyorum.

Cenazem yıkandı, ellerim kınalanıyor, kefenleniyorum/ bir gelin gibi…
Kafur ve gül suları serpiliyor üzerime…
Şimdi cenaze aracına konuluyorum /gelin arabam gibi…
Konvoy halinde Camiye gidiyoruz/düğün konvoyu gibi…

Aşk ve sevda duygularımın tamamını kaplıyor…

Caminin bahçesindeyim, herkes burada kalabalık… Eyüp Sultan Camisindeyiz. Peygamberimizin {s.a.v} mihmandarının evinden dünyaya veda ediyorum. İçim kıpır kıpır ruhum kelebek gibi yerinde duramıyor.
Camide tüm sevdiklerim, ailem, dostlarım, arkadaşlarım bana karşı son vazifeleri için gelmişler. Cenaze namazım kılıyor. İmam efendi ”hatun kişi niyetine” diyerek namaza başladı. Tabutum üzerinde sohbetlerde örttüğüm, arkadaşımın el emeği göz nuru beyaz güllü başörtüsü /bir duvak gibi görünüyor…

Namaz bitti..
İmam efendi cemaate döndü helâllik soruyor:
-Nasıl bilirdiniz merhumeyi?
-İyi bilirdik…
-Hakkınızı helâl ediyor musunuz merhumeye?
– Helâl ettik…
-Hakkınızı helâl ediyor musunuz merhumeye?
– Helâl ettik…
-Hakkınızı helâl ediyor musunuz merhumeye?
– Helâl ettik…

Ben de herkese helâl ettim…

Tabutum abilerimin omzunda kabrime doğru götürülüyor. Piyerloti’ ye çıkmadan Halic’e nazır uhrevi dost ve büyüklerimin yakınına getiriliyorum. Kabrim açılmış beni bekliyor/ sıcacık bir yuva gibi…

Kabrimde manevi bir çeyiz sandığı beni hazır bekliyor.

Annemin evinden eşimin evine gelin gelirken biriktirdiğim lekesiz, kusursuz kıymetli çeyizlerim gibi…
Eşimin evinden de Mevlama gelin gidiyorum beyaz kefenimle /gelinliğimle…
Burada ki çeyiz sandığımda sadakalarım, oruçlarım, namazlarım, okuduğum Kuran-ı Kerim tilavetlerim, yaptığım hayr-u hasenatlar…

Allah {C.C} rızası ve aşkı için yaptığım/ her şey…
 

İlahi Ente Maksudi ve Rizake Matlubi

Halis niyetle tertemiz ifa ettiğim, eda ettiğim ibadetleri sandığımda hazır buluyorum.
Benden önce gelmişler ve sadık dostlar gibi beni hazır bekliyorlar.

Abilerim beni kabre koyuyorlar.
Mis gibi toprak kokusu ruhumu dolduruyor/ yağmur sonrasında içime çektiklerim gibi…
Gül suyu serpiyorlar kabrime/ aşk damlaları gibi, sevincimi tarif mümkün değil…
Nasıl sevinmeyim ki/ Aşkıma gidiyorum…
Aşk ile yapılan bir düğün daha başka nasıl olur ki…

Kabrimin üstünü hızlı hızlı kapatıyorlar. Gelin olduğumda da ‘’eşinle yeni yuvanda geçinmek zorundasın’’ diye bırakıldığım gibi, şimdi kardeşlerim kabrimde de geçinmek zorunda olduğumu ima ediyorlar/ geçinmek mi? Ah…

Aşkın gül bahçesinde goncagüller dermek gibi…

Ölmeden evvel ölüm nedir abilerim, bilir misiniz?
İşte böyle bir şey…

Yukarıda İmam efendi telkini bitirmeden Münker ve Nekir melekleri sorgu ve suale geldiler.

– Men Rabbüke”Rabbin kim”?

Dünyada tüm ömrümü Rabbime adadığım için Rabbimin yolundan ayrılmak istemediğim için ‘’Rabbim Allah’’ diyorum. Benim Allahü Tealadan başka Rabbim olmadı. “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel yaptı.” 1
Ellerimi, ruhumu, zihnimi, gönlümü hiç bırakmadı.

-Men Nebiyyüke ”Peygamberin kim”?

Benim örnek aldığım bir tek insan var; O’ da H.z Muhammed Mustafa {s.a.v} dır…
Evet çocukluğumda ve gençliğimde yalnış örnek aldıklarım oldu, hepsinin nakıslığını/eksikliğini gördükçe mükemmel arayışına girdim ve asıl örnek almam gereken, örnek gönderilenle tanıştım. Peygamberimiz Hz. Muhammed {s.a.v} ve O’nun varisleri mükemmel insanlardı. Bu yüzden benim rehberim, önderim, model aldığım İnsan Hz. Muhammed {s.a.v} dır.

-Ve ma kitabüke”kitabın ne”?

Kitabım Kuranı Azimüşşandır. Kuran-ı Kerimi tüm kitaplarımdan üstün tuttum. O’nu öğrenmek, okumak, ezberlemek, hayatıma uygulamak ve öğretmek için mücadele verdim. Arapça öğrendim. Rabbimle konuşmak istediğimde O’nu okudum. Yolumu şaşırdığımda Mealini okudum. Kalbim daraldığında inşirah bulmak için O’nu okudum, defalarca…

Ebedi Sevdiğimden bir mektuptu O…

-Ve ma kıbletüke”kıblen neresi”?

Kıblem Kabe-i Şerif’tir… Hangi eve gittiysem, hangi yolculuğa çıktıysam her yerde kıblemi gözettim, rotamı belirledim. Her yerde kıblemi, Rabbime dönmeyi, Rabbimin beni toparlamasını, istikametimi düzeltmesini istedim. Günde beş vakit kıbleme döndüm. Günde sayısız defalar gönül beytullahını tavaf ettim. Hayattan yorulduğumda Kabe’ye hicret ettim. Hira’ya çıktım. Aşkın kaynağına yürüdüm.

-Ve ma dinüke” dinin ne”?
‘’Dinim İslam’’ dedim. En son din Selamet dinidir benim dinim. Müslüman’ım elhamdülillah dedim. Ümmet içine, ulvi kardeşliğe dâhil oldum. Hayatımın anlamını buldum. Kulluk Hakikatini keşfettim. Kim olduğumu öğrendim/Neden dünyaya geldiğimi hikmetini öğrendim…
Oku emriyle hayat buldum…

Âşık oldum…

Sözlerimi tamamladıktan sonra ‘’yerin mübarek olsun’’ dedi, Münker ve Nekir melekleri…

Benden önce ahirete göçen uhrevi büyüklerim, babamın ismiyle adımı çağırır ve beni sahiplenirler… Aynı dünyadayken sahiplendikleri gibi.
Onların sohbet halkasına ruhani olarak dâhil oluyorum ve kıyamet vaktini beklemeye başlıyorum…

“Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim).”2

1.(Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 12).
2. Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106.

Mihrican Ulupınar
11.01.2013
00.00




Blog İstatistiklerim...@

  • 858,722 hits

Hatırlatıcı Notlar

 

 

İlahi Aşk Yolculuğu

İlahi Aşk Yolculuğu kitabımızın Kitapyurdunda da satışları başlamıştır.

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Ocak 2013
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 781 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Bugün Maltepe sahilinde kitap fuarında Sisyphos standında saat 14.00 de sizleride imza günümüze bekliyoruz.

Twitter Sayfama hoş geldiniz.

Reklamlar