18
Mar
13

Kahvaltıda Nimetleri Tefekkür


Kahvaltıda Nimetleri Tefekkür




3 tane masum kız çocuğu vardı. 9-7-2 yaşlarındaydılar. Çok yoruluyordu, tek başına yuvasının ve çocuklarının tüm hizmetlerine koşturuyordu. Bazen hayatın ağırlığı karşısında ezildiği demlerde oluyordu. 1 saatlik zor bulduğu dinlenme zamanlarından sonra yeniden topladığı enerji ile daha bir coşkuyla vazifesine devam ediyordu. Onların bakımındaki huzur kalbinin mutmain olmasına kâfi geliyordu.

Yine bir sabah kahvaltısını hazırladı ve yavrularını çağırdı. Tüm evi mis gibi patates kızartması ve tost kokuları sarmıştı. Çocuklar hemen ellerini yıkamak için banyoya koştular. Sonrasında sevinçle sofraya oturdular. Besmele ile kahvaltıya başladılar. Anneleri evlatlarını seyrediyordu. Mevlâsının O’na emanetleriydi bu küçücük canlar… Bir yanda ‘’acaba iyi yetiştirebilir miyim’’ korkusuyla gelecekleri için endişe ediyordu? Sonra içini teslimiyetin verdiği huzura bıraktı. Kendisi gibi On’ların sahibi de Mevlâsıydı! Elbet kaderlerinde yazılı bir senaryo vardı. O’nun görevi hem dua etmek, hem de fıtratlarına uygun yetiştirmek ve iyilerin safında olmaları için mücadele etmekti. Evlâtlarını bu düşüncelerle seyrederken sofradaki nimetlere gözü takıldı, farkındalığı artarak derin bir tefekküre daldı…

Çocuklarını da bu düşünce deryasına dâhil etti.
-Canım evlatlarım bu gün soframızda ne kadar çok insan var görüyor musunuz?

Çocuklar şaşkınlıkla annelerinin yüzüne baktı!

Anne, onların şaşkınlığını gidermek için sözlerine devam etti:

-Bu zeytinin soframıza nasıl geldiğini biliyor musunuz?
Tarlalarda çalışan yüzlerce Anadolu insanı; kimi bebeğini beşikte bırakmış gitmiş, kimi aç susuz, kimisi de hasta hasta çalışmış. Kamyonlarla şehirlere, uzun yolculuklarda, sıcak soğuk demeden nakliyeciler taşımışlar. Bakkal ve marketlerde satış için çaba sarf edenler, babamızın; parasını kazanmak için mücadelesi, annenizin sofrayı hazırlamak için emeği ve size bu nimeti yollayan Allahü Teâlâ {C.C.} Hazretleri…
Sakın ha evlâtlarım bir tanesini bile israf etmeyin. Kurtuluş Savaşı sonrasında yokluk günlerinde bir zeytini üç kez ısırırmış çocuklar!

-Ya bu, peynir ve tereyağı soframıza nasıl geliyor biliyor musunuz?
İneğin bakımı için emek çekenler, yeşilliklere gezdiren çobanlar, sütünü sağmak ve peynir yapmak için zahmet çekenler, tüccarlar, gece gündüz yollarda taşıyan kamyoncular, bakkal ve marketler, satın alabilmek için alın teri döken babanız, size sevgi ile kahvaltı hazırlayan anneniz ve bu nimetleri size ikram eden Allahü Teâlâ {C.C.} Hazretleri…
Bir parçasını bile israf etmeyelim yavrularım…

-Ya balı nasıl anlatayım size?
Milyonlarca arının çiçek çiçek dolaşmak için kilometrelerce uçması, peteklerini inşa etmek için zorlu mücadeleleri, ballarını üretmeleri, arıcıların zor ve zahmetli emekleri, tüccarlar, kamyoncular, bakkal ve marketler, size satın almak için gece gündüz çalışan babanız, gece süte katıp içiren anneniz, bu nimetleri hediye eden Allahü Teâlâ {C.C.} Hazretleri…
Bir damlasını bile boşa akıtmayalım canlarım…

-Ya mis gibi kokan çıtır çıtır ekmeğin yolculuğunu bilir misiniz?
Tarlada buğday yetiştirmenin zorlukları, değirmencinin un yapmak için zahmetleri, yolların yükünü çeken nakliyecilerin uykusuzlukları, pişirmek için kızgın sıcaklara sabreden fırıncıların emekleri, kazanmak için babanızın, sofraya getirmek için annenizin emeği, Bu ilmi onlara lütfeden Allahü Teâlâ {C.C.} Hazretleri…
Bir lokmasını bile çöpe atmayalım yavrularım, bayatlarını dahi değerlendirelim, nasihatim olsun sizlere!

-Ya şu, mis gibi buram buram muhabbet kokan çayı anlatayım mı?
Rize çay tarlalarında çalışan yüzlerce çocuk, genç, yaşlı insan, alım ve satımı ile uğraşan tüccarlar, taşıyan nakliyeciler, bakkal ve marketler, sizi çaysız bırakmamak için çalışan babanız, size çayı usulüne göre demleyen anneniz, içinizi ısıtan bu nimeti nasip eden Allahü Teâlâ {C.C.} Hazretleri…
Bir yudumunu bile dökmeyelim. İçebileceğimiz kadar demleyelim, israf etmeyelim gonca güllerim…

-Ya şu sizin çok sevdiğiniz rengârenk reçellere ne demeli?
Meyve ağaçlarının dikimi ve yetiştirilmesi, toplanmasındaki emekler, taşınmasındaki zahmetler, pişirilmesindeki ince sanatlar, korunmasındaki titiz itinalar, satışında emeği geçen işyeri sahipleri, size sevgi reçelleri satın alan sizi canından çok seven babanız, sofraya süslü tabaklarda size hazırlayan anneniz, bunca meyveyi yaratan Allahü Teâlâ {C.C.} Hazretleri… Bir kaşığını bile ziyan etmeyelim nur yavrularım…

-Bu aşk kırmızısı domatesler ve bahar rengi yeşil salatalıkları nasıl anlatmalıydı. Derin bir ah çekti!
Tarlada çekilen emekler, zirai mücadeleleri, bakımı, toplanması, nakliyesi, tüccarları, sabahın 3’ünde yola düşen hâl ve pazarcıları, sizlere vitaminsiz kalmayın diye taşıyan babanız, mis gibi salatalar hazırlayan anneniz ve bu güzel renkleri, bu sebzelere hediye eden Allahü Teâlâ {C.C.} Hazretleri…
Bir tanesini bile çürütmeyelim, bulamayan çocukları hatırlayalım evlâtlarım…

Sonra bir an duraksadı anneleri… Bunca hizmeti geçen insanlar için kendisi ne yapıyordu? Utandı! Suçluluk duygusuna kapıldı! Düşündü! O’da çokça Kur’an sohbetlerine katılıyordu, On’lar için dua edebilirdi. Zaten ediyordu ama bundan sonra daha bilinçli dualar edecekti. Belki onca hizmeti geçen ülkesinin bu kıymetli vefakâr, çilekeş insanları için bir nebzecikte olsa vefa borcunu ödeyebilirdi.

Ve bunca nimeti, bunca emekle, evine sofrasına kadar gönderen Mevlâsına nasıl teşekkür edeceğini bilemedi. Sofrada şu da eksik nasıl diyebilirdi ki? Bir zeytin, bir ekmek ve bir çay meğer ne kadar zor şartlarda sofraları onurlandırıyordu. Her kahvaltıda bol bol şükür etmek gerekirdi.

Çocuklar annelerinin yüzünü seyre dalmışlardı. Gözlerinden her sözü anlamadıkları okunuyordu. Ama ellerinde tuttukları her nimete daha bir farklı baktıkları kesindi.

Kahvaltılarını muhabbet içinde bitirdiler. Minicik, günahsız ellerini açtılar ve sofra dualarını okudular. Tüm emeği geçenlere de ayrıca dua ettiler.

Mihrican Ulupınar
mihricanulupinar@gmail.com
18.03.13
03:44


0 Responses to “Kahvaltıda Nimetleri Tefekkür”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

@Kategorilerim…@

Mart 2013
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Blog İstatistiklerim...@

  • 810,793 hits

@İHH…@

  • SUYUNA SAHİP ÇIK!

  • İSTANBUL

    Ziyaretçilerim@

    Facebook sayfama hoş geldiniz

    Twitter Sayfama hoş geldiniz.

    Feedjit

    Allah Yeter


    Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

    Diğer 718 takipçiye katılın

    Candan'cığımın evinde Nesrin teyzemin karanfilleri ile kahve keyfimiz 😊☕️❤️💞💝🌹#validebağ #sitesi #kadıköy #muhabbet #vefa #dostluk #sevgi  #istanbul #mola #anılar #avrasya
    Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
    Büyük Gün13 Ara 2016
    Sabrın Sonu Her Daim Selamettir

    Sosyal


    AUZEF Sosyoloji

    DERS NOTLARI ÖZET ÇALIŞMALARI

    "İç Huzuru Ararım"

    DEĞİŞİMİ gerçekleştirecek nitelikteki niyet gücü, adım atma gücü “ben”de, “sen”de ve “biz”dedir.

    Durma, Koş!

    DEĞİŞİMİ gerçekleştirecek nitelikteki niyet gücü, adım atma gücü “ben”de, “sen”de ve “biz”dedir.

    Haluk Çavuşoglu

    Tasavvuf ve Hakikat kapısı

    Mavera

    Hizmet

    Gökkuşağı

    " Gönlüm öyle bir yere düştü ki, hiç sorma " ( Şems-i Tebrizi ) , Hayata dair düşünce metaforu, Edebiyat

    kurannuru psikoloji

    ruha şifa kalbe huzur akıla ışık hayata rehber

    EnSevgili

    Anam Babam Sana Feda Olsun Ya RasulAllah!

    %d blogcu bunu beğendi: