Nisan 2013 için arşiv

30
Nis
13

Malik’el Mülksün Sevgili…



Malik’el Mülksün Sevgili…

Zordu

Ulaşılmazdın

Yaklaştıkça uzaklaşan

Ümitlerim bitti dediğim

An da

Şah damarımdan

Yakınlaşan

Sevgili…

Hastayım

İlaçmışsın

Gönül yaralarıma

Şafi isminle şifalar akıtan

Katmer katmer

Acılarıma

Dermansın

Sevgili…

Her yerde

Eserlerinde

Kâinatta nakış nakış

Seyran ettiğim

Nazarındı

Rüzgârın

Nefesimdeydi

Sevgili…

Mülkün

Ebedi sahibisin

MülkündeTasarruf edensin

Dilediğin gibi

Dilediğini öldüren

Dilediğini yaşatansın

Dilediğin gibi var eden

Dilediğini yok edensin

İradene hiç kimsenin

Müdahalesi

Olmayan

Malik’el mülksün

Sen

Sevgili…

Mihrican Ulupınar

30.04.13

02:56

Reklamlar
30
Nis
13

Ebedi Sevgiliye Doğru/ Kadere İman




Gecenin ikisi olmuştu. Bir an önce kendimi toparlamalıydım. Günün yoğun telâşından uzak, sakince düşünmeye ihtiyacım vardı. Zihnimi tekrar bir anti virüsten geçirmeliydim. Düşüncelerimi sorguladım. Son yaşadığım imtihandan dolayı yeniden kara bulutlar zihnimi işgal etmişti. Bir şeyler yapmam lazımdı. Bu karamsarlık yeni bir fırtınaya işaret ediyordu. Yaşam kaliteme, maneviyatıma hem de sevdiklerime zarar verecekti. Dinimizin keşkelere izin vermediğini biliyordum. Kadere imanımı yeniden tazeleme vaktim gelmişti.

Hemen Ayet, Hadis, menkıbe ve beyitleri araştırmaya başladım; Okudukça rahatlıyor, düşünce krizim yavaş yavaş sakinleşmeye başlıyordu.

‘’Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık. ‘’1

Hz. Ali (R.a) anlatıyor: “Biz bir cenaze vesilesiyle Baki’u’l-Ğarkad’da idik. Derken yanımıza Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çıkageldi ve oturdu. Biz de etrafında (halka yapıp) oturduk. Elinde bir çubuk vardı. Çubuğuyla yere bir şeyler çizmeye başladı. Sonra: “Sizden kimse yok ki, şu anda cennet veya cehennemdeki yeri yazılmamış olsun!” buyurdular. Cemaat: “Ey Allah’ın Resûlü” dedi. Öyleyse hakkımızda yazılana itimad edip ona dayanmayalım mı?”
“Çalışın, buyurdular. Herkes kendisi için yaratılmış olana erecektir. Cennetlik olanlar, saadet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır. Şekâvet ehli olanlar da şekâvet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır!” Sonra şu ayeti tilavet buyurdular. (Mealen): “Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinin en güzelini tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız” 2

Ebu’d Derda radıyallahu anh şöyle buyurdu:
-Arpa ekmeği yeyib, kıl elbise giymekde iş yoktur. Asıl önemli olan: Allah’dan râzı olmakdır

Birgün Mûsâ aleyhisselâm münacaatında şunları söylüyordu:
– Yarabbi! Benimle konuştun. Bunun için beni seçdin. Daha önce bir beşerle konuşmadın. Hangi amelim için bana bu ihsânı yapdın?
Şu cevabı aldı:
-Ya Mûsâ senden râzıyım. Buna sebeb hükümlerime râzı oldun.

Abdülkâdir Geylâni kuddise sirruh buyurur:
Ey oğul! Kadere rızâ göstermek, kavgalar, çekişmeler ve didişmeler sonunda dünyalığa nâil olmaktan daha güzeldir. Kadere rızâ göstermenin siddîklerin kalplerinde husûle getirdiği tatlılık, nefsânî arzularla zevklere nâiliyetin verdiği tatdan çok daha büyüktür.
Allah dostlarının nazarında, kadere razı olmak, dünyadan ve bütün dünyadakilerden çok daha tatlıdır. Zira Allah’ın takdirine razı olmak, her hal ü kârda hayatı güzelleştirir, tatlılaştırır, huzurlu kılar…” 3

Bir gün Sümbül Sinan Efendi, ders esnasında dervişlerini çetin bir imtihana tabi tuttu. Onlara dedi ki: “Ey bir avuç topraktan ibaret olan canlar! Bu âlemin nasıl yaratılmasını isterdiniz?” Her derviş kendi gönlünce cevaplar sundu. Sıra Muslihuddin Musa Efendi’ye geldi ve yüzünde elmaslar oynaşan Sümbül Efendi tatlı bir tebessümle: “Eee, bir de sen söyle bakalım Musa Efendi, sen nasıl bir dünya isterdin? Âlem bir nizam içinde…” Musa Efendi başını kaldırmadan cevap verdi: “Efendim, bu âlem öyle tatlı bir nizam içinde ki; buna bir şey ilave etmek veya bir şeyi eksiltmek düşünülemez!” Sümbül Efendinin istediği de buydu. Ay yüzünde görülmemiş bir ışık belirdi ve dedi: “Aferin derviş Musa ! Demek her şey merkezinde, böyle olmalıydı diyorsun! Öyleyse senin adın bundan böyle Merkez Muslihuddin olsun!” Bundan sonra derviş Musa , Merkez Efendi ismiyle gönüllerde taht kurdu…

Okuduğum sözler ve aldığım manevi ilâçlar yavaş yavaş tesirini göstermişti. Kara bulutların zihnimi birer birer terk ettiğini görüyor gibiydim. Yeis ve hüznüm kayboluyordu. Yeniden istikamete giden yola girmiştim. Gönlüm ferahladı. Hayat planımı tekrar gözden geçirip amaçlarımı belirledim. Ömür kısa ve vazifeler çoktu. Lüzumsuz yere ailem ve sevdiklerimi de üzmeye hakkım yoktu. Rızık ve ecel bile takdir edilmişken ne diye bu kadar üzülüp kendimi harap edeyim ki diye düşündüm. Benim kul olarak vazifem çalışmak ve dua idi. Takdir Allahü Teâlâ’nındı.

Ne diye üzülürsün Ey Can
İstikamet yolundan gitmelisin
Çalış ve dua et Ey Can
Takdir Allahtan’dır sabretmelisin

Nefsimin, şeytanın ve yardımcılarının hayat imtihanımdaki vesveseleri bu kez daha çabuk bitmişti. Gençliğimdeki imtihanlarım gözümün önüne gelmişti, film gibi seyrediyordum. O demler de bundan daha hafifleri atlatmam bile günler alıyordu. Şimdi ise birkaç saatte imtihanın sırrını çözebiliyordum. Manevi ecza dolabında ihtiyacın olan ilaçlar/ ilimler elinin altında hazır oldu mu ve onları gerektiğinde içiyorsan/okuyorsan, problemlere gülümseyerek bakıyorsun.
Daha önce yaşadığım ağır imtihanda ezberlediğim bir beyit aklıma gelmişti. Onu A4 kâğıda yazıp uzun süre evimin duvarına astığımı hatırlıyorum. Her okuduğumda sakinleştirici ilaç gibi rahatlatırdı. Şimdi yeniden almam gerekmişti. İyi de geldi…

H.z Ömer (r.a)den özlü şiir

Gönlünü ferah tut sen
Allah’tır işleri takdir eden.
Takdir edilmeyen başına gelmez,
Kurtulamazsın alnına yazılandan.

Mevlâm’a sonsuz şükürler olsun ki Müslüman doğmuşuz ve dinimizden kopmak yerine daha çok sarılmışız. Tüm çözümler Ayet, hadis ve Allah dostlarının sözlerinin içinde mevcut, yeter ki çözümü yanlış yerlerde aramayalım. Tercihlerimizi dikkatli kullanalım.

1: Kamer Suresi,49)
2: Leyl 5-7). Buhari, Tefsir, Leyl, Cenaiz 83, Edeb 120, Kader 4, Tevhid 54; Müslim, Kader 6, (2647); Ebu Davud, Sünnet 17, (4694); Tirmizi, Kader 3, (2137), Tefsir, Leyl, (3341).
3: (Fethurrabbani 51. meclis)

Mihrican Ulupınar
27.04.13
12:43

30
Nis
13

Ey Yar-i Güzide


Ey Yar-i Güzide

Hem garibim hem yalnız bu viranede
Tutundum aşk-ı ilahi merdiveninde
Gözlerim Seni temaşa da eserlerinde
Mürid miyim yoksa Murad mı sevgili?

Ruha inşirah ezanlarla seherlerde
Özlem dolu namazlarla seccadede
Benliğimden arınırken secdelerde
Mürid miyim yoksa Murad mı sevgili?

Geçmesin zikirsiz anlar ki dizerim kaside
Hangi Salih amel makbul bilsem indinde
Bilmiyorum razı mısın benden nezdinde
Mürid miyim yoksa Murad mı sevgili?

Ziyan olmasın ömrüm beyhude
Sen ümitsin hüzünlü gönlümde
Bırakma beni ey Yar-i güzide
Mürid miyim yoksa Murad mı sevgili?

Mihrican Ulupınar
25.04.13/ 23:19

30
Nis
13

Ebedi Sevgiliye Doğru/ Nâr-ı Sevdam


Gecenin siyah hüznünde
Alevlendi gizli nâr-ı sevdam

Mısralarla âşk gemisinde
Rıhtıma son nazar-ı vedam

Hasretinle yanarken uzaklarda
Gönlüm
âşkınla sırılsıklam

Yâd ederken tenhalarda
Cûşa geldi ruhum makam makam

Mihrican Ulupınar

21.04.13/ 03:57

30
Nis
13

Ebedi Sevgiliye Doğru/ İlahi aşk


Ebedi Sevgiliye Doğru/ İlahi aşk


“Mademki âşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir…
Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın, yüz rengin var, yüz alacan…
Mademki kafatasında aşk şarabı yok,
Var, geliri bol kişilerin mutfağında kâse yala.”1


‘’ Aşk’’ın bir lütuf olduğuna inananlardanım… Aşk ağır bir imtihan, her yürek kaldıramıyor. Yanmaya dayanabilenler, İlahi aşk’a erişebiliyor…

Cünun, Fünun, Sükûn… Merhalelerini yüreğinde tadabilenlerde, aşk’ın kazanımlarını ve ilmini seyrediyoruz. Yunus Emre’nin hayatından bir misalle ışık tutmak istersek:

Cünun/Delilik merhalesini edeple; “Ben yürürüm yane yane…”
Fünun /İlim Merhalesini; “Erenlerin kılıcı, arşa çıkar bir ucu”
“Sükun”/Huzur Merhalesinde de; “aşk gelecek cümle eksikler biter!”
Mısraları bize bu geçitlerden işaretler sunuyor.

Tüm mevcudatı; bir çiçeği, karıncayı, çocuğu, nimeti, insanı ‘’yaratılanı hoş görürüm Yaradan’dan ötürü’’ şuurunda sevebilenler, idrak ediyor. Benliğini hiç’e sayabilen, diğergam olabilen, adanmış bir ruha sahip olan ve âşık-ı sadıklar tadabiliyor…

İlahi aşk’a uzanan zahmetli yol, beşeri aşk’tan başlar diyenlerin arasındayım. Lakin bu aşk; daldan dala bir beşeri aşk değil, sevdiği zaman tek sevdiği kişiyi uzun yıllar sevebilen, vuslatsız aşkta pişen, hasret ve edebin yakıcı terbiyesi ile devamlı tekâmül eden bir aşk’tır. Âşık Bu ‘’Aşk Mektebi’’nde öyle bir yükselirki, ilk zamanlarda Leyla’sı için dinlediği tüm şarkıları, şiirleri, sözleri bu dem de Mevla’sı için duymaya başlar. Beşer köprüsünü geride bırakmış ve artık Leyla’ nın aslına ermiştir. İlahi aşk’tır bu dem de gönlünün ve ruhunun gıdası… Severken aynı zamanda sevilendir… Bir diğer tabir ile âşıklık ve maşukluk makamını birlikte tadar. Bir yanda Şems’tir bir yanda Mevlana…

Beşeri aşk’ta fena bulmayı öğrenen âşık, ilahi aşk’ta fenafillâh, bekabillâh mertebelerine yükselir. Artık O, Naz makamının ’’dürr-i yekta’’sıdır. Bu demde; Yunus’ların, Mevlana’ların, Şems’lerin, Ahmet Yesevi’lerin, Hüdai’lerin, Hacı Bayrami Veli’lerin, Rabia’ların, İbrahim Hakkı Erzurumi’lerin kervanına katılmış ve Beytullah’ı gönlünde bulmuş, bir gönül dostudur.

“Ten kazancı için bir sanat öğrendin. Din sanatı için de gayret gerek.
Dünyada servet kazandın. Ya bu fani âlemi terk edince ne yapacaksın?
Ahireti kazanmak için de bir sanat öğren ki, ihsan ve mağfiret elde edesin.

Din kazancı; aşktır, gönül cezbesidir. Hak nuruna rehber kabiliyettir.”2

‘’Neyleyim yazı kışı baharı, gönlümde aşkın olmasa.’’
‘’ Bana seni gerek seni.’’
‘’Seni sevmek benim dinim imanım.’’


Sözleri ile aşkını nesilden nesile, gönülden gönüle, ruhtan ruha aktarır.

Gönlünüzde ilahi aşk güneşinin daimi yanması ve bu aşk ile tüm hayatınızı kâmil insanlık mertebesinde geçirmeniz ve son nefesinizin şeb-i arus olması dileklerimle…

Saygı ve hürmetlerimle…


1 H.z Mevlana
2 Mesnevi

Mihrican Ulupınar
25.04.13
04:15

30
Nis
13

Ebedi Sevgiliye Doğru/ Olabilsem!


Ebedi Sevgiliye Doğru/ Olabilsem!

Olabilsem!
Sana yakın
En has kulların gibi…

Anabilsem!
Her an seni
Zikreden âşıkların gibi…

Erebilsem!
Sıyrılıp benliğinden
Hakikate uyananların gibi…

Kırabilsem!
Koparıp zincirleri
Özgürlüğü bulanların gibi…

Kazanabilsem!
Başarıp zorlukları
İmtihanı kazananların gibi…

Aşabilsem!
Atlayıp engelleri
Kulvarı tamamlayanların gibi…

Dalabilsem!
Kapayıp gözlerini
Tefekküre açılanların gibi…

Varabilsem!
Çırpıp kanatlarını

Sonsuz nura uçanların gibi…

Mihrican Ulupınar
21.04.13 / 01:45

19
Nis
13

Gönülden Damlalar/ Söz 18



Cemren gönül toprağına düşsün
Nevbahar erişsin, gamlı Gönlüne 

Sümbül, yasemin, leylaklar canlansın
Sarmaşık güller yayılsın yürek bahçene 

Aşk dolu hizmetlerin olsun
Mizan’a salih amellerin dolsun 

Mihrican Ulupınar




İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 877.150 hits

Hatırlatıcı Notlar

 

 

İlahi Aşk Yolculuğu

İlahi Aşk Yolculuğu kitabımızın Kitapyurdunda da satışları başlamıştır.

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Nisan 2013
P S Ç P C C P
« Mar   May »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

@Son Yorumlarım@

için fakraczi
için fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 786 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com

Twitter Sayfama hoş geldiniz.

Reklamlar