11
Şub
14

Ve Ravza Yollarındayız…


Ve Ravza Yollarındayız…

Ve Ravza Yollarındayız…

Tarih, Kader sayfalarıma mührünü vuruyor: 25.01.2006 Çarşamba…

Sabah Mekke’de veda tavafımızı yapmış, doyamamış ikindi namazında yeniden, son bir ziyaretle, ikinci bir veda daha yapıp, otelimize dönmüştük. Pınardan fışkıran kaynak suyu gibi, durmak bilmeyen yaşlı gözlerle…
Kalbim ikiye bölünmüş sanki; bir yanım Mekke’de kalıyor, bir yanım ise Medine’ye hasret…

Başlamıştı mübarek yolculuğumuz… O anki duyguları anlatmaya dilim aciz kalıyor, çok otobüs yolculuğu yapmıştım, özellikle memlekete yaptığım yolculuklarda… Lakin bu yolculuk o kadar başka ki, gönülden istiyorum her anını faydalı geçireyim… Tefekkür ediyorum ve içimden diyorum ki, bu otobüstekiler ne kadar şanslı… Çünkü Kutlu Sultanımız H.z Muhammed’e (s.a.v) gidiyoruz…
Kaç yolculuk bunun gibi özel olabilir? Kaç yolculuk böyle kutlu, kıymetli olabilir?
Allah’ım dilim anlatamıyor bu anları; Kutlu Sultanımız (s.a.v) deveyle ve zorluklarla yaptı, ben ise otobüste rahat koltuğumdayım, utanıyorum… Bir tarafımda ise coşkun bir heyecan! İçim içime sığmıyor, dakikalar asır gibi… Geçmek bilmiyor.
Yolculuğumda bazı sevmediğim davranışlar oluyor, özellikle bir yazar kardeşimin sitemleri beni çok üzüyor, otobüsün konforunu şikâyet ediyor? Neden daha lüks değilmiş diye!
Ahhhhh, yolculuğumuzun mübarekliğine binaen onu üzmek istemiyorum ama kalbim ona hep şu sözleri söylüyor… ’’ İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, eğer kendin bilmezsen bu nice okumaktır’’ İnşaallah O’nun kalbine de yol olmuştur bu kelamlar! Biz ki ne haddimize konfor ararız, biz ki… Ahhhh… Sürünerek gitsek bile layık olamayız o kapıya, nice Allah (C. C) dostları, Peygamber âşıkları ne büyük hürmetlerle gitmişlerdi o mübarek kapıya, ya biz!

Yolculuk bitmek bilmiyor, hepimizde bir heyecan… Allah’ım sanki yanımızda O (S.A.V), sanki bizimle… Ahhhh…
Sevdim seni ya RasulAllah Sevdim seni ya HabibAllah
Bizi de al yanına Güllerin Efendisi Âşıklarını kabul et ümmetin Sevgilisi

Akşamüzeri saat 18.00 de Mekke’den başlayan yolculuğumuz gece saat 02.00 de Medine’ de bitiyor, işte o ilk ışıklar!
Ravza’nın minaresinin ışıkları! Işıl ışıl… Nur dağıtıyor Ümmete…

Oteli istemiyorum, bir girebilsem huzura, Sevgiliye, aşka, muhabbete… Hemen şimdi gitmek istiyorum… Sevgilisine kavuşmak isteyen bir âşık gibi… Sılaya dönen bir yolcu gibi… Babasını özleyen bir evlat gibi… Hepimiz ayaktayız görmek için yarış yapıyoruz. Ve indik otelin önüne, eşyalarımızı teslim ediyoruz ve yine bir sürpriz daha…

Evet, anahtarları vermiyorlar, otelin odaları hazır değilmiş!
Allah’ım nasıl sevindim, nasıl sevindim…

Valizleri hemen girişe bırakıp, Ravza-i Mutahhara’ya doğru aşkla yürüyoruz, otelimiz hemen Mescid-i Nebevi’nin karşısında… Green Palas… Lakin Ravza-i Mutahhara’nın yanında öyle sönük kalıyor ki… Tüm oteller sadece bir misafirhane, bu kutlu yolcuların misafirhaneleri… Mana ile doyanlar maddeye takılır mı hiç?

Sevinç ve tatlı bir heyecan ile abdestlerimizi alıyoruz. Çok az hacı var, nasıl seviniyoruz. Bu demektir ki, doya doya hasret gidereceğiz… Mekke çok kalabalıktı, biz ayrılana kadar da bir türlü boşalmamıştı. Kızmayın bana ne olur, insan sevdiğini paylaşamıyor! Burası da kalabalık olacak diye korkuyorduk, bu sakinlik sevindirmişti bizi, demek hacılar memleketlerine gitmişti artık…

Mescid-i Nebevi öyle büyüktü ki tarifi mümkün değil… Yatsı ve teheccüd namazlarımızı kıldık. Kapısı çok fazla… Biz genelde H.z Osman kapısından giriyoruz, her kapının bir adı ve numaraları var… Daha sabah namazına çok var…

Bu ne kutlu bir gece Ya Rab! Sabaha kadar çok özel bir dem…
Bu sabah hiç olmasa!
Yarını bekleyemeyeceğiz; ben, hocamızın hanımı, birde Aynur ablam Ravza-i Mutahhara’ya gidiyoruz. İçeriye giremiyoruz, henüz açık değil. Bizde dışarıdan ziyaret ediyoruz.

Ve ‘’O AN’’ YEŞİL KUBBE’NİN karşısındayım…

Allah’ım sanki Kutlu Sultanımız H.z Muhammed (s.a.v) bize diyor ki; ‘’Hoş geldiniz’’… Benim yüzüm öyle kızardı ki, işlediğim hatalar, kusurlarım aklıma geliyor, layık değilim diyorum bu kapıya, ne sunacağım şimdi? Hani hediyem? İçimde amansız fırtınalar, dışımda ise sessizlik ve sükût demindeyim…

Ve dilimden gayri ihtiyari dökülenler…

Esselatü vesselamü aleyke ya RASULALLAH
Esselatü vesselamü aleyke ya HABİBALLAH
Esselatü vesselamü aleyke ya H.z Eba Bekir
Esselatü vesselamü aleyke ya H.z. Ömer

Sana getirecek temiz hiç bir şeyim yok, ya RasulAllah… Riya karışmamış bir amelim var mı bilmiyorum? Sadece Sana sunacağım en kıymetli hediyem, Kâbe’nin üzerime toplanan tozları… Onlar benden çok daha temiz… Ne olur Kâbe’nin tozu hürmetine,’’EBEDİ SEVGİLİNİN EVİNİN TOZU HÜRMETİNE’’ affeder misin beni? Ne olur? Bağışlar mısın bu acizi? Kabul eder misin dergâhına?

Gözlerim yeşil kubbede takıldı kaldı, ayrılamıyorum, ne büyük bir Onur bu Allah’ım… Kutlu Sultanımız (s.a.v) bizi direk huzuruna kabul etmiş ve otelde misafirliğimize bile izin vermemişti… Bu gece sabaha dek Mescid-i Nebevi’nin misafiriyiz bu mutluluğu anlatmaya doyamıyorum. Her şerde bir hayır gizli değil mi? İşte o hayrı doya seyrediyorum.

Sonra Cennet-ül Baki’ye gidiyoruz. H.z Osman’a(r.a.) ve tüm sahabelere H.z Fatıma’ya(r.a) ve Peygamberimizin(s.a.v) tüm yakınlarına doyasıya selamlar veriyoruz. Onbinlerce sahabi var burada, aman Allah’ım! Ben kitaplardan okuyarak onlara ulaşmaya çalışırdım, buradalar ve karşımdalar… Bu nasıl bir zaman dilimi, bir daha nasip olur mu? Bir daha tadabilir miyim bu maddi ve manevi ziyareti?

Geri geliyoruz, aman Allah’ım! Bu kalabalık da nedir? Hayret üzere hayret yaşıyorum!

Nasıl olur ama daha yarım saat öncesinde kimseler yok gibiydi, şu an akın akın insan seli geliyor ve ben, yetmiş beş bin kişinin namaz kılabildiği Mescid-i Nebevi’nin içine giremiyorum, çünkü yer kalmamış! Ne zaman geldi bunca insan?
Aman Allah’ım erken düşünmüşüm, yine yanıldım! Bir âşık biz miyiz sandım? Ahhhh, âşıklar meğer buluşma saatini gözetliyormuş, hiç kılar mı onlar evlerinde ya da otellerinde? Sabah namazına buraya, Sevgili Peygamberimiz’e(s.a.v)koşmuşlar. Gıpta ediyorum, imreniyorum ve birazda kıskanıyorum, ne güzel Allah’ım… Her vakit namazını burada kılıyorlar, çok geç kalmışım çok…

Mescid-i Nebevi’nin bahçesinde bir yer buluyorum kendime, evet bahçesi bile ÂŞIKLAR ile dolu. Kutlu Sultanımız H.z Muhammed’i (s.a.v) sevenler ile dolu… Tüm dünya ülkelerinden ziyaretçileri var. Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya, Amerika kıtaları cem olmuş, dünya Müslümanları burada toplanmış. Zengini- fakiri, yaşlısı- genci, çocuğu- bebeği, makamlısı-makamsızı…

Burada bahçe bölünmüş, namazlarımızı artık bayan ve erkekler ayrı ayrı kılıyoruz. Burayı da paylaşmak zorundayız
’’Sevilen bu kadar güzel olursa seveni de bir o kadar çok olacaktı tabi, ne bekliyordun?’’ diyorum kendime ve o güzelim Medine rüzgârının serinliğinde sabah namazlarımızı âşıklarla birlikte eda ediyoruz. Sağımda Nijerya’lı,solumda Almanya’lı kardeşimle…
Şâd olmuş, tatmin olmuş, vuslata ermiş bir gönülle otelimize dönüyoruz, kahvaltımız hazır, bir an önce dinlenip, Ravza-i Mutahhara’yı içeriden ziyaret etmek için hazırlık yapmamız gerekiyor. Bayanlara belli vakitler ayrılmış, günde iki kere, bir sabah bir de öğle sonu… Beylere daha çok izin var.
Oteldeki hacı arkadaşlarımıza bakarken tefekkür ettim; ne güzel bir birliktelikti bu, Peygamberimize(s.a.v) manidar aşk dolu vuslatı, çok kıymetli bir hatırayı paylaşıyorduk.
Mevlam razı olsun tüm hocalarımızdan, hacı arkadaşlarım ve hizmet eden görevlilerden. Otelimizde restoranda hâkim renk tonu; Tatlı pembe ile mor arası( en sevdiğim renklerdendir)… Bu renkler tüm yorgunluğu üzerimizden atmamıza yardımcı oluyor, odalar yine yeşil renk tonunda bizi rehavete düşürmüyor, dinamik tutuyor. Ben boş bulabilirsem cam önünde oturmak istiyorum, çünkü tam karşımızda Ravza-i Mutahhara… Onu seyran etmek bile öyle güzel ki.
Vakit namazlarımızı hep Mescid-i Nebevi’de kılıyoruz 40 vakit namazımızı burada eda etmeye niyetlendik, zaten toplam 8 günümüz kaldı. Allah’ım 8 gün yeter mi, yeter mi? Sadece 8 gün! Acaba bir daha buralara ulaşabilecek miyim? Bilmiyorum. Ama yetmek zorunda bu 8 gün… Bende hiç bir vakit namazımı kaçırmadan, hepsinde Mescid-i Nebevi’ye koşuyorum… Ya bir daha gelemezsem? Göremezsem?

İş yerleri ezan okunmadan önce kapanıyor, ‘’halas-bitti, salât- namaz’’ diyorlar onlar için namaz önemli, ticaret ikinci planda, ne kadar güzel ah… Neler gelmedi ki aklıma? Türkiye geldi, acaba namaza gereken değeri bu kadar veriyor muyduk, önce namaz mıydı, yoksa ticaret mi? Camiler boş, pazarlar ve AVM ler insan doluydu, hatırladım ve hüzünlendim. Nasıl bu hale gelmiştik? Yorumsuz…

Burada da ibadet, Kâbe’de olduğu gibi çok değerli… Kâbe’de 1 rekâta 100.000 sevap varken, burada bir rekâta 1000 sevap var… Her şey kıymetli buralarda, değerlendirmeli ve uyuyarak geçirmemeli, kıymetini bilmeli. Hacılar ve Medine ahalisi saatler öncesinden akın akın Mescid-i Nebevi’ye geliyorlar, hatta bir kaç namaz vakti mescitten ayrılmayanlar da var, bol bol Kuran-ı Kerim okuyoruz. Burada tavaf yok, bu yüzden boş vaktimiz çok ve en güzel değerlendirme şekli de Kur’an-ı Kerim okumak, özellikle tüm kardeşlerimizle beraber hatim üzerine hatim indiriyoruz. Zaten öyle güzel ki Mesid-i Nebevide Kur’an-ı Kerim okumak, nasılda özlemişim, doyasıya okumayı, çünkü 3 küçük çocuğum var eskisi gibi Kur’an-ı Kerim okumaya zaman bulamıyordum. Gençliğimde çokça okurdum ama hayat şartları ağırlaştıkça yüküm arttıkça ibadetlerimi istediğim zenginlikte yapamaz olmuştum. Zaten en çok ibadetlerle dinlenirdim, tüm yorgunluğum sıkıntılarım, Kur’an-ı Kerim okurken, namazımı kılarken, dini kitaplar okurken bir bir giderdi. Bu yüzden çok özlüyordum doyasıya ibadeti, bunun için bol bol okuyorum. Hiç yorulmuyor insan, bir şeyi severek yapıyorsa…

Kur’an-ı Kerim okumayı çok seviyorum, namaz kılmayı çok seviyorum, Allah’ım iyi ki bizi Müslüman dünyaya getirdin ve iyi ki Seni Tanıdım ey Yüce Ebedi Sevgilim… Ne kadar şükretsem az, ne kadar hamdetsem az, seni çok seviyorum, aşkım sen ol Allahım… Aşkım sen ol Allah’ım…

Ravza ziyaretimi bir başka anıda kaleme almak duasıyla…

2006 Hac anılarımdan hatıralar
Mihrican Ulupınar

Reklamlar

1 Response to “Ve Ravza Yollarındayız…”


  1. 1 bahriye
    Mayıs 23, 2014, 10:38 am

    bu yazının ilk başlarında başladım ağlamaya bu duygular daha ne kadar içten anlatılır bilemiyorum. yarabbim bizlerede nasip et .bencillik yapıcam banada nasip et yarabbim.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 844,016 hits

Hatırlatıcı Notlar

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Şubat 2014
P S Ç P C C P
« Ağu   Haz »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
2425262728  

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 723 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Çok şükür bugünde Akraba günümüzü @zuhaltu evinde  muhabbet ve Sevgiyle tamamladık. ❤️🌹💝💞💖😍😘🌺☕️ @esraaulupnr @muhteremulupnar @suhedanurbsk @nursenauymaz @ilknuruymz ❤️tubauymaztekin

Twitter Sayfama hoş geldiniz.


%d blogcu bunu beğendi: