Ağustos 2014 için arşiv

24
Ağu
14

Sohbet 6. Aşk, Mecazi aşk, İlahiaşk


”Aşk, mecaziaşk, ilahiaşk, H.z Mevlana, H.z Şems hakkında sorular sormuşsun, acizane sana merak ettiğin konuları cevaplamaya çalışacağım.

Sohbet 6.
Aşk, Mecazi aşk, İlahiaşk
Değerli kardeşim …..
Aşkın ne olduğunu öğrenmelisin ki talip olduğun bu duyguya hazırlıklı yakalanabilesin. ‘’Aşk’’ Sevginin en yoğun halidir. Başlı başına bir okuldur. Eğitim şeklidir. Öyle hale gelirsin ki sevdiğin tüm varlığını sarar. Sen bir bakmışsın ‘’Sevdiğin’’ olmaya başlamışsın. ‘’Bu nasıl oluyor’’ diye sorarsan, onun sevdiği yemekleri, müzikleri, renkleri, kişileri v.s sende sevmeye başlarsın. Aşk bencilliği yok eder, diğergam olmayı öğretir. Vefakâr, cefakâr, sabırlı, merhametli, şefkatli, anlayışlı olmayı öğretir. Aşk kimya ilmi gibidir. İnsanın içine bir girdiğinde onda büyük değişimler oluşturur. Tabiri caizse hamur gibi yoğurur. Şekillendirir. Pişiririr. İnsan içine çıkarır. Artık O Ahmet eski Ahmet değildir. O Ayşe eski Ayşe değildir.
Kolay mı peki? Kolay değil şimdiden söyleyeyim. Mecnun olmayı, Ferhat olmayı, Kerem olmayı, Züleyha olmayı göze alamazsan uzak dur Aşk/tan derim.
Aşkta edep çok önemlidir. Daldan dala gezilen sevgiler aşk değildir. Bir kez seversin genellikle kavuşma olmaz, uzaktan o sevgi ile öyle bir yoğrulursun ki yıllar geçtikçe sendeki tüm sert yanların, fazlalıkların budanmış, Mevlamın istediği bir kul haline gelmiş olursun.
İnsan bir aynadır. İsmi, yüzü/cemali, bakışı/nazarı, kaşı, gözü, hali, edası hepsi bir anlam ifade eder. Kimi sevgiliye sadece cinsellikle bakar/birçok aşığım diyenler burada helak olur/ eğer sabredebilirse, kalbini görmeye başlar, asıl eğitim alacağı bölümde sevdiğinin kalbinde taşıdıklarıdır. Daha da pişmeye devam eder… Kalp sırlarından akıl sırlarına, zekâsına geçer, onun fikirlerinde pişer. İnsan bir kâinat gibi, dünya gibi düşün, kalp doğu, akıl batıdır. Bir insanı bir bütün olarak değerlendir. Onunda dört mevsimleri vardır. O zaman bir insanı anlayabilirsin.

Sende öylesin. Bir kâinat, bir âlem gizli sende de..
Sen önce âşıklığı yaşayacaksın, sonra bir başkası seni sevecek, bu demde sen maşuk rolünü yaşayacaksın, o da bambaşka bir ilimdir. Tatmayan bilmez.

Başka bir pencereden anlatayım. H.z Şems (k.s.)Allah’ü Teâlâ’ya {C.C} âşıktı. Yalnız bu sevgide Allah’ü Teâlâ’nın neler hissettiğini, Şems’e nasıl baktığını bilmiyordu çok merak ediyordu. H.z Allah’tan/Ebedi Sevgilisinden bir ayna istedi. Bu aşkı seyredebileceği bir ayna, bir film gibi düşün isteğini. H.z Mevlana’da (k.s.) aşka hasretti; ilim, şöhret, her şey vardı, lakin AŞK yoktu. Yüreğinde yangın yoktu. İçindeki gönül madeni kapalıydı. Onun açılması için aşk kimyasının içine girmesi, o değişimi gerçekleştirmesi lazımdı.
Mevlam ikisini birbiriyle tanıştırdı. Kaynaştırdı. Sohbetler ettiler günlerce, aylarca…

(Dikkat sohbet diyorum. Aşk sadece kadın erkek arasında zannedilir. Mürit mürşidine, ümmet Peygamberine, kul Allah’a, anne evladına, çocuk babasına, talebe öğretmenine, sanatkâr eserine âşık/yoğun sevgi besleyebilir. Sevgiyi asıl sadece cinselliğe indirgeyenler aşkı anlamıyor anlayamıyor.)
Aşk; kelebeğin ışığa sevdasında, bülbülün güle nağmelerinde, bir askerin Vatanına şehit oluşunda, bir hacının Kâbe’de tavafında, bir koyunun kurban bayramında Hakka teslimiyetinde, Hz İbrahim’in (a.s) ateşe atılmasında, Hz İsmail’in (a.s) bıçağın altına yatışında, Hz Hacer’in çölün ortasında bebesiyle tek başına kalışında, bir hizmet erinin gece gündüz demeden koşturmasında, bir Başbakanın Vatanı için darağacına gidişinde, bir gencin ideali için gece gündüz ders çalışmasında, bir dervişin tüm dünya nimetlerini zühd sahibi olmak için elinin tersiyle iteklemesinde, Hz Eyyub’un (a.s.) çetin hastalığında devamlı zikir halinde oluşunda, Hz Yusuf’un (a.s) kuyu ve zindandaki suskunluğunda bulabilirsin. Hz Muhammed’in (s.a.v) devamlı Hira’ya sığınmasında, H.z Hatice’nin tüm varlığını H.z Muhammed’e (s.a.v) fedasında bulabilirsin.
H.z Mevlana H.z Şems’e muhabbet ile baktıkça H.z Şems maşukluğun verdiği duygu çözümlemelerini tattı. Kendisi Mevlâmızı severken O’nun {C.C} neler hissettiğini, düşündüğünü kavradı. H.z Mevlâna’da bu aşk içinde kendisini keşfetti. Hayata H.z Şems gibi bakmayı öğrendi. O da maşukluk makamına geçti, tüm dünyanın sevgilisi oldu. Lakin ikisinin bir arada kalması uzun süremezdi. Kader gereği; nasıl güle sarmaşık dolandığında, gül bir müddet sonra nefes alamaz hale gelir ölür ise, gülün sarmaşıktan ayrılması gerekiyordu.
Evet, Şems bu aşka başını kurban etti. Mevlâna’da ondan uzak kalınca hasretin ateşiyle de yoğruldu. Gönül madeninden nice cevherler, eserler zuhur etti, inkişaf etti.
Artık Celâleddin eski Celâleddin değildi. O artık bir ‘’Mevlâna’’ olmuştu. Bu sırları anlayamayanlar ileri geri birçok yalan yanlış yorumlarla mübareklerin ruhunu incitiyor. Onları anlayabilmek için Dini, Tasavvufu ve Aşkı çok iyi bilmek lazım.

Ayrıca kime aşık olduğuna da özellikle dikkat etmen lazım. Cennete mi götürsün, Cehenneme mi? Tercihine dikkat et! Kapıldığın sel seni senden alacak unutma!

Birde bu konu ile alakalı şiir ve yazılarım mevcuttur onları da okuyup kendini geliştirebilirsin.
http://www.edebiyatdefteri.com/yazioku.asp?id=115137
http://www.edebiyatdefteri.com/siir/716307/h-z-sems-ile-h-z-mevlana-ask-meclisinde.html

Saygılarımla
Ablan
Mihrican Ulupınar.

Reklamlar
24
Ağu
14

Sohbet 4: Insanlarla Iletisim ve kendini bulmak


‘’İnsanlarla iletişimde sorun yaşıyorum’’ demişsin.

Sohbet 4:

İnsanlarla İletişim ve kendini bulmak

Değerli kardeşim. İnsan insana her daim muhtaçtır.
Büyüklerimiz bize şunu öğretmiştir’’Her geceyi kadir, her geleni Hızır bil’’.

Karşına o an o insanı Allah gönderiyor, senin ondan alacağın nasip, duyacağın söz mutlaka vardır. Mevla kuluyla direk konuşmaz, başka kulları aracılığıyla iletişim kurar. Karşılaştığın olayları, kişileri, Allahın mesajları olarak görmeye çalış. İlle konuşmak zorunda değilsin, dinle onları, anlamaya çalış. O sohbetler o an sana Allah tarafından duyuruluyordur. Mesela kötü ahlaklı kişilerin edepsizliğini, küfürlerini gördüğünde duyduğunda, bunların ne kadar yanlış olduğunu öğrenmiş olursun. Her olay bir film karesidir. Ben mesela edebi edepsizlerden öğrendim. Onların yaptığı yanlış davranışların çevreye verdiği zararları görünce daha dikkatli olmaya başladım.

İnsanın özü, mayası iyilikten, güzellikten, zarafetten yanadır.

Çevremde nazik komşularımız da vardı. Onların konuşması tane taneydi. Sabırlı, efendi, sakin, fedakâr bir duruşları vardı. Ben de onları taklit etmeye karar verdim. Sonraları Peygamber Efendimizin (s.a.v) de böyle olduğunu öğrendim daha fazla Peygamberimizi H.z Muhammed’i (s.a.v) taklit ettim.

Hayatımızın belli dönemlerinde hepimizin örnek alabileceğimiz, taklit edeceğimiz numune şahsiyetlere ihtiyacı vardır. Bende sen gibi emin ol çok kişiyi taklit etmeye çalıştım, en son Peygamberimde (s.a.v) karar kıldım. Artık O(s.a.v) bana yetiyor. Bunu başarabilmen için Peygamberimizin(s.a.v) hayatını öğrenmen lazım. O’nun sünnetlerini, hayatını okursan , yavaş yavaş  hayatına da  tatbik etmeye başlarsın Mevlamızın izniyle.
Sana bir şiirimi yolluyorum ablanı daha iyi anlayacağını umuyorum.

İnsan olmak! Zor ki, ne zor!

İnsan olmak! Zor ki, ne zor!

Misafirim bu fani dünya da

Yüküm ağır; İnsan olmak! Zor ki, ne zor!

Dizili kostümlerim, Hayat Tiyatrosunda

Rollerimin hakkını vermek, zor ki, ne zor!

Bir yanım vefalı evlât iken,
Diğer yanım ise duyarlı anne
Bir yanım sevgili eş iken,
Diğer yanım ise adaletli görümce
Bir yanım sabırlı gelin iken,
Diğer yanım ise hürmete lâyık kayınvalide

Bir yanım saygılı komşu iken,
Diğer yanım ise sıla-i Rahim derdinde
Bir yanım yardımsever arkadaş iken,
Diğer yanım ise dost muhabbetinde

Bir yanım konuşmaktayken,
Diğer yanım ise dinlemekte
Bir yanım kâinatı okurken,
Diğer yanım ise hayretle seyretmekte

Bir yanım ahireti kazanırken,
Diğer yanım ise dünyayı kaybetmekte
Bir yanım Aklın vezirliğindeyken,
Diğer yanım ise Gönlün Kabe’sinde

Bir yanım zulme karşı şecaatteyken,
Diğer yanım ise mazluma şefkatte
Bir yanım derin Tefekkürdeyken,
Diğer yanım ise Ölmeden evvel Ölmekte

Bir yanım hizmet için kalabalıktayken,
Diğer yanım ise İlâhi âşk ile halvette
Bir yanım Ruhumun Sultanlığındayken,
Diğer yanım ise nefsim müebbet hapiste

Bir dem misafir, Bir dem de ev sahibidir
Bir dem dünya kardeşlerine ulaşmaya çalışan yazar
Bir dem de gönülden taşan dizelerle şairdir

Bir dem Aziz Vatanıma her pahasına vatandaştır
Bir dem de O’nu bekleyen kabrine hazır mevtadır

Bir yanda uğraşırım zihnimi diri tutmaya
Fen, Edebiyat, Matematik, Sosyal bilimleriyle
Bir yanda gayret ederim gönlümü uyandırmaya
Kur’an, Hadis, Siyer, İslam Tarihi ilimleriyle
Bir yanda kalbimi azmederim doldurmaya
Allah, Peygamber, Vatan, İnsan, Doğa sevgisiyle

Bir dem de Kültür Elçiliği Sosyoloji de
Bir dem Kişisel Gelişim Psikoloji de
Bir dem de Çocuk Eğitimi Pedagoji de
Bir dem Telefon, Bilgisayar son Teknoloji de

Bir dem de kollara yüklenen Sanatta;
Dikiş, Nakış, Ebru, Tezhip, Ney, Hat’ta
Bir dem de dilimizi doğru kullanmakta
Osmanlıca, Türkçe, Arapça, Edebiyatta
Bir dem de Tasavvuf Seyr-ü Sülukta,
Zikir, Marifet, Muhabbet ve Aşkullahta

Bir dem Leyla ile Mecnun’da
Bir dem ise Ferhat ile Şirin’de
Bir dem Kerem ile Aslı’da
Bir dem ise Mevlana ile Şems’te

Bir dem Âdem ile Cennette
Bir dem ise Nuh ile tufanda
Bir dem İbrahim ile Nemrut’ta
Bir dem ise Hacer ile İsmail’de
Bir dem Yusuf ile kuyuda
Bir dem ise Eyyup ile hastalıkta
Bir dem Musa ile Firavun’da
Bir dem ise Yunus ile balığın karnında
Bir dem Süleyman ile zenginliğin tahtında
Bir dem İsa ile Meryem’in kucağında
Bir dem ise Muhammed ile Aşkın zirvesinde

Bir dem de Nezaket, Zarafet, Edep, Güzel Ahlakta
Bir dem de Kur’an, Oruç, Namaz, Hac da
Bir dem de geçmiş Atalarıma hayır duada
Bir dem de gelecek neslime hayır hasenatta

Bir dem de Kültür elçisi olmak nesilden nesile
Bir dem Öğretmen iken, bir dem de Son nefese dek Talebe
Bir dem de Hakkıyla Derviş olmak Kâmil Mürşide
Bir dem Allaha kul iken, bir dem de Ümmet olmak Peygamberimize

Öyle bir zordayım ki!

İncitmeden, kırmadan, taşırmadan, dökmeden
Düşmeden, sapmadan, kaymadan, kopmadan
Vazgeçmeden, kin tutmadan, yeter demeden,
Kaçmadan, unutmadan, doymadan, gaflete dalmadan,
Ah bir başarabilsem…

Yürümeliyim!

Sonsuz nura yolculuk benimkisi
Huzura vardığımda
İnce hesaplara tabi olduğumda
Utanmadan, sıkılmadan bakabilmeliyim

Cemalullaha…

Mevlam kolaylaştıra…

Aşağıdaki linkten Şiirin aslına ulaşabilirsin…
http://www.edebiyatdefteri.com/siir/714215/insan-olmak-zor-ki–ne-zor.html

Birde bu şiirimi okursan yaşadığım fikir sancılarını bir nebze anlayabilirsin kardeşim. 

http://www.edebiyatdefteri.com/yazioku.asp?id=84393

Saygılarımla
Ablan
Mihrican Ulupınar

24
Ağu
14

Sohbet 3 : Sevgiyi keşfetmek


‘’Benim içimde aşkın olmadığını, kimseyi hiç bir şeyi sevemediğime karar verdim…’’Demişsin.

Sohbet 3 :

Sevgiyi keşfetmek

Sevgiyi yaşayabilmen için önce onu kendi içinde keşfetmen gerek kardeşim.
Kendini sevmen çok önemli… Söyle bakalım bu dünyada senden başka bir …… var mı? Parmak izin bile bir başkasında yok, her şey sana özel yaratıldı. Soruyorum bir tek böbreğini, gözünü, kalbini, dalağını milyarlara satar mısın? Bütün bunları ve daha nicelerini Mevlam sana karşılıksız vermiş, tüm mahlûkatı da sana hizmetçi yaratmış. Tek istediği O’nu tanıman, O’nu bilmen, O’nu sevmen…
Bir çiçeği oturup hiç inceledin mi bilmiyorum? Bir kediyi derinlemesine seyrettin mi? Rüzgârı doyasıya içine çektin mi? Yediğin bir nimeti tefekkür ederek inceledin mi? (Kaç kişinin elinden sana ulaştı)
Sevmek(pozitif) ve nefret(negatif) iki farklı duygu; hangisinin senin içinde büyümesine izin verirsen, onu büyütürsün. Hangisini beslersen o büyür. Eğer geçmişte yaşadığın olumsuz kötü anıları devamlı düşünürsen negatif enerji doldurursun. İçinde bir âlem var oraya ‘’mana güneşinin’’ doğmasına izin ver. İçine sevgi doldurursan bu bakışlarına yansıyacaktır. Baktığın her şey sana başka bir güzellikte görünmeye başlayacak. Annenin, babanın, kardeşlerinin yüzüne, evinin içine, duvarlarına, perdelerine, sobaya, içtiğin bardağa sevgiyle bak. Çocukların yüzüne sevgiyle bak. Birçok çözümleyemediğin problemlerin bu sevgi ışığı ile yavaş yavaş çözüldüğünü göreceksin.
Kendini sevmezsen başkasını da sevemezsin. Her bir kul Mevlamın eseridir. Tabi ki eğer aşk istiyorsan sevdanı vereceğin gönüle de dikkat etmen gerek. Kimi kız seni cehenneme, kimisi cennete iletir. Bunu nasıl ayırt edeceksin?
Seveceğin kızda önce dindarlık ara…
Yüz güzelliği geçicidir, bir sivilce yeter onu bozmaya…
Zenginlik geçicidir, bir iflas yeter bitmeye…
Asalet biter, bir yanlış davranış zedeler, şerefi, haysiyeti… 
Dindar olanı seç, huyu, ahlakı, dini güzel olanın aldığı abdestler, kıldığı namazlar çektiği tesbihler ile yüzüne nur dolar, zamanla zenginlik ve rızıkta artar, Allahtan korktuğu için yanlış yapmaz, asaletine, şerefine zarar vermez.
Şimdi şu soruyu sorduğunu duyar gibi oluyorum iyide abla ben nasıl bulacağım onu?
Önce ‘’Sen ona layık hale gelmelisin’’ namazlarını kılmalı ve her namaz sonu O’nu Allahü Teala’dan istemelisin. Bir gün bir vesile ile Mevlam nasibini karşına çıkaracaktır.
Kadere güven. Sen kendini düzelttikçe ahiret yolunda düzelecek ve güzelleşecek.
Şimdilik ablandan bu kadar bir sonraki mektupta diğer sorularının da sırasıyla cevaplarını vereceğim inşallah kardeşim.
Saygılarımla.
Mihrican Ulupınar

24
Ağu
14

Sohbet 2 ”Sen kimsin”


İlahiaşkla ilgili yorumumu okuduğunda ”Beni benden aldı” demişsin…
Sohbet 2
”Sen kimsin” önce onu idrak etmen gerek değil mi kardeşim?

Biz Bezm-i elestte sorulan bir sorunun muhatabı değil miyiz?
Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Diye sormuştu Mevlamız.
”Galu bela (evet Sen bizim Rabbimizsin )” Biz de bu cevabı vermişiz.
Dünyaya indiğimizde buranın cazibesi ve imtihanları bize bu ahdimizi unutturmuş. Gaflete dalmışız ya da daldırmışlar. Uyananları gördüğümüzde kendimizi sorgulamaya başlamışız.
Kimdir bu uyananlar?
‘’Allah yoluna kendini adayan Can’’lar dır. Onlar Namaz kılar, orucunu aksatmaz, Kur’an-ı Kerim okurlar, Zekâtlarını veririler, İmkânları olduğunda Hac vazifelerini yerine getiriler.
Sadece bu kadar mı? Hayır…
Ellerine, dillerine, bellerine sahip olurlar. Din ile birlikte Ahlaklarını da düzeltirler. Edep tacını başlarında taşırlar, her nerede olurlarsa olsunlar Edepli hareket etmeye çalışırlar.
Edep nedir? ‘’Edep İslam’ın ilkokuludur’’.
Ailede, komşulukta, anne babaya, camide, yolculukta velhasıl hayatın her safhasında edep ile hareket etmeli ki başa bela gelmeye…
‘’Edep bir tac imiş nuru Hüda’dan, giy o tacı emin ol her beladan’’
Demiş büyüklerimiz.
‘’Beni benden aldı’’ demişsin, emin ol bu sözüne sayfalar yetmez cevap yazmam için…
Sen aklını doyurmak zorundasın(çeşitli dini ve dünyevi ilimlerle) kalbini doyurmak zorundasın(sevgi, merhamet ve diğer güzel duygularla) kollarını zinetlendirmen lazım sanat ve hobilerle( marangozluk, hat, ebru, güzel yazı v.s) ‘’Hobisi olan yaşlanmaz’’ bu sözümü odana yaz ve yapıştır. 
Geçimini kazanacağın bir meslek mutlaka olmalı, hiç kimseye yük olmamalısın. Kendi ekmeğini kazanana herkes hürmet eder. Herkesin yükü kendine ağırdır, birde senin yükünü yüklersen buna ne kul ne de Allah { C.C.} razı olur. Hem işleyen demir pas tutmaz. Sen çalıştıkça canlanırsın. Kazandığın parayla neler mi yapabilirsin? Şu an bekârsın ona göre cevap yazacağım. Kuracağın yeni yuvan için hazırlıklar çok olacak, onlara para biriktirebilirsin. Çocuk sevindirirsin. Ailenin faturalarını ödersin. Dost ve arkadaşlarına hediyeler alırsın. Yetimlerin bakımını üstlenirsin( IHH hayır kurumundan bir yetimin sponsorluğunu alabilirsin) cami, yol, çeşme yapımlarına destek olabilirsin. Filistin, Arakan, Suriye gibi zor durumdaki Müslüman kardeşlerimize karınca kararınca destek olabilirsin. Yeter ki kazancın helalinden olsun helal kazanç hayırlı yerlere gider, haram kazanç günah yerlere gider unutma.
Diline Güzel konuşma becerileri (diksiyon) edebiyat, Arapça, İngilizce, ve Allah’ı çokça zikir yüklemelisin.
Mideni üçe böleceksin. Birazını yemek, birazını su birazını hava ile doldurmalısın. Şimdiki insanlar maalesef tüm mutluluğun yemek yemekte olduğunu zannediyorlar. Çok yemek mutluluk getirmez hastalık, sıkıntı, gaflet, katı kalp getirir.
Şimdi etrafımızdaki yeni nesilin yetişme tarzına bak bakalım, anne ve babalar nerelerde hata yapıyor daha iyi anlayacaksın.
Ne sadece din, ne okul, ne mide, ne kalp, ne sanat, ne dış güzellik, ne iç güzellik…
İnsan tüm azaları, duyguları ve ruhu ile bir bütündür. Onu parçalar tek bir bölümünü beslersen İnsan eksik kalır buhrana düşer. Onu tam olarak yetiştirmek için yetişmiş kendini tanıyan anne ve babalara ihtiyacımız var. Maalesef şimdilerde anne ve babalar vazifelerinin şuurunda bile değiller 
İstanbul’da ‘’Sanki yedim camisi’’ vardır. Onu araştırmanı istiyorum. Bu günkü vereceğim ödev o olsun.
Bu arada geçen verdiğim ödevin manasını ve sana neler çağrıştırdığını yazmamışsın onu hala bekliyorum haberin olsun. 
Sana içimden geldiği gibi yazıyorum bir abla gibi belki bazen bir anne gibi… İnşallah sözlerim seni incitmiyordur, ediyorsa şimdiden hakkını helal et olur mu kardeşim. Kendini bir okulda gibi düşün sen talebe ben öğretmen olayım, sen yeter ki okuldan ayrılma… Sözlerimi tutamasanda en azından dinle ,kalbine bir işlesin. Vakti gelince onların hepsi zuhur edecektir emin ol.
Diğer sorularını yavaş yavaş cevaplayacağım. Sabırla beklemeni istiyorum. Hazmede hazmede gidersen ilim sana fayda sağlar.
Saygılarımla
Ablan
Mihrican Ulupınar.

Not: Rızık kazanma mevzusu delikanlılarımızın eğitiminde çok önemlidir. Bu mektupta  bir delikanlı kardeşimize yazılmıştır. Gençkızlarımızın rızık kazanma mecburiyetleri yoktur lakin kızlarımızın vazifeleri daha ağırdır. 😦

24
Ağu
14

Sohbet 1 ’’Kendimi keşfetmek istiyorum’’


Sohbet 1
’’Kendimi keşfetmek istiyorum’’

Değerli kardeşim‘’Kendimi keşfetmek istiyorum’’ demişsin. Âcizane kalbime dökülenleri sana aktaracağım. İnşallah faydalı olabilirim.
”Kendini tanıyan Rabbini tanır”
Senin arayışın ne güzel bir arayıştır kardeşim…
Cenab-ı Hak biz ‘’İnsan’’ı halife olarak yaratmış. Tüm mahlûkatı bize hizmet için yaratmış lakin bizi de ‘’kendisini bilmek, tanımak ve akabinde âşık olmamız’’ için yaratmış.
Tanımayan bilemez, bilmeyen sevemez, sevmeyen âşık olamaz. Mevla’yı herkes kendi zannınca tanıyorum sanır, her bilmenin ötesinde ’’ Bilme’’ler vardır. Soru ilmin kapısıdır. Belli ki sende bu ilim kapısından nasiplenmek isteyenlerdensin.
Allah’ü Teâlâ kullarını Marifetullahı (Allah’ı bilmek)ve Muhabbetullahı (Allah’a âşık olmak/ ilahiaşk) kazanmaları için yaratmış.
Her bir kulun Allah’ü Teâlâ’ ya {C.C} eriştiği manevi merdivenleri vardır. Senin yolun bana, benimki sana uymaz. Yaşadığın her olay kader sırrında sebepsiz değil kardeşim. Şu sıkılmaların bile Mevlamın sana ‘’dünya gafletinden uyanman’’ için verilmiş nimetlerdir. Sıkıntılar aslında ferah kapılarıdır, bakmasını bilene… Soruyorum sana; her şey yolunda olsaydı, Sen ilahiaşk konuları araştırır mıydın? Bugün benimle bu konuşmaları yapar mıydın?
Senin mesleğin, kariyerin, eğitimin, kültürün, ailen, yaşadığın ülke, şehir her nerede olursa olsun, sen hepsinden önce ‘’ Allah’ü Teâlâ’ ya {C.C} kulsun’’. İlk vazifen; bu kulluğu anlaman, bilmen ve yaşamaya çalışmandır. Diğerleri sonradan gelir.
Hayat planında ilk sırada Allah’ü Teâlâ’ ya {C.C} kulluk vazifelerin olmalı. İlk sıraya Allah’ü Teâlâ’ nın {C.C} emir ve yasaklarını koyabilmen için önce sağlam bir iman sahibi olman gerekli. İslam’ın 5 Şartı Bir Müslüman’ın kalbinin direkleridir. Bu direkler sağlam olmasa en küçük manevi depremlerde(sıkıntı, hastalık, üzüntü, kayıp, iflas) hemen çöker ve imanını kaybetme tehlikesi yaşarsın.
Kelime-i Şahadet (binanın temelidir) getirip ilk adımı daha bilinçli atıp, bundan sonraki mektuplarımızı bu sağlam temel üzerine bina edelim inşallah. Namaz, oruç, zekât ve Hac direkleridir. Kâbe’nin yapısını tefekkür et derim…
Eğitimini, evliliğini, insan ilişkilerini, karakterini, huylarını hep buna göre tanzim etmen gerekli.
Bu ilk mektubun hediyesi sana alttaki kelimeyi araştırman olsun. Bunu öğrenip cevaplarsan diğer sorularının cevapları da gelecek
‘’İlahi ente maksudi ve rızake matlubi’’
‘’Kim olduğumu anlamak istiyorum’’ demişsin ilk soruna bu cevapla biraz olsun yardımcı olmaya çalıştım. Zamanla diğerlerini de cevaplayacağım inşallah…

Saygılarımla
Ablan Mihrican Ulupınar

06
Ağu
14

14 Şevval 1435 Cumhurbaşkanlığı Seçim Açıklaması


Son Güncelleme: 6 AĞUSTOS 2014 –

Atalarımın özü, kökeni, fedakârlıkları, hizmetleri ve gayretlerimiz itibariyle bu coğrafyada kendini ifade hakkını kullanmam, görüşlerimi dileyenlerle paylaşmam normaldir, doğaldır.

Bu çerçevede nasihatlerimden azami istifade için iyi niyet; duru, saf, zinde, tarafsız bir muhakeme becerisi ön şartlardandır.

Biz meyve ağacına benzetiliriz. Gölgemize sığınan, rahatlayan, huzur bulan, meyvemizi yiyen, çorbamızdan da içmiş insanımız çoktur. Ama biz AKP’li değiliz. Biz MHP’li değiliz. Biz CHP’yi de biliriz; Hacı Bektâş-ı Velî pirimiz.
Biz, bu coğrafyanın SAĞDUYU’lu özüyüz.

Önümüzde her ne kadar mahiyetini idrak edemesek de, eni, boyu ve derinliği ısmarlama tarif edilmiş bir seçenek düzeneği var. Bu düzenek şartları içinde özlemini çektiğimiz beşeri haklarımıza, sahip olduğumuz muteber ve müstesna dünya görüşümüze daha yakın olması ve etkili işler yapması ihtimali adına Sayın Recep Tayyip Erdoğan‘a 10 Ağustos 2014 Pazar günü destek olmaya niyet ettik.

Khayr ve bereketli neticelere vesile olması için gayret ve dua içindeyiz.

Selamlarımla,

Muharrem Nureddin Coşan

Kaynak: www.iskenderpasa.com




İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 883.694 hits

Hatırlatıcı Notlar

 

 

İlahi Aşk Yolculuğu

İlahi Aşk Yolculuğu kitabımızın Kitapyurdunda da satışları başlamıştır.

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Ağustos 2014
P S Ç P C C P
« Tem   Oca »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

@Son Yorumlarım@

için fakraczi
için fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 342 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com

Twitter Sayfama hoş geldiniz.

Reklamlar