Mayıs 2015 için arşiv

09
May
15

Ruhum Bende Gibi Ama Değil…


alt

Ruhum Bende Gibi Ama Değil…

Hayatım irademin dışında sınavlarda

Kendimi seyrediyorum puslu aynada

Sanki uçsuz bir denizde yol almakta

Dümen bende gibi, ama değil…

Takdir edilen ezelden çizilmiş bir rota

Yüreğimde bir huzur hâkim, inşirahta

Hissediyorum, varacağım liman vuslatta

Ben bende gibi, ama değil…

İpuçları verilmiş lakin bir muammada

Çözülmesi güç kader sınavında

Bazen sendelesem de ilacım tefvizde

Aklım bende gibi, ama değil…

Ümidim Ebedi Sevdiğimin İlahi Aşk’ında…

Bu zamana kadar bırakmadı hiç yarı yolda

O’na teslimimim bundan önce ve sonra da

Kalbim bende gibi, ama değil…

Ne olaydı bu rotasını bilmediğim yolculukta

Her dem onunla olaydım gizli ve aşikârda

Sevgisine müptela muhabbetine ram meşk de

Ruhum bende gibi, ama değil…

Mihrican Ulupınar

22.02.2015

09
May
15

mertebe


Bir dem gelir ilim ile Hz. Aişe’yi yaşarsın
Bir dem gelir yokluk, sabır ve teslimiyet ile Hz. Fatıma’yı yaşarsın
Bir dem gelir varlık, fedakârlık ve cömertlik ile Hz. Hatice’yi yaşarsın.
Cennette kiminle komşu olmak istiyorsun?

O halde bedelini ödemekten niye şikâyet ediyorsun?

Bir ekmeği bile bedelsiz vermiyorlar madem…

Talip olduğun mertebeye göre imtihana tabi tutulursun…

Mihrican Ulupınar

09
May
15

Aile içi Muhabbet ve İletişim Semineri


Aile içi Muhabbet ve İletişim Semineri

Aile içi Muhabbet ve İletişim Semineri

Ufak bir rica: Kâğıt, kalem alınız, notlar tutunuz. Söz uçar yazı kalır.

Hoş geldiniz Muhterem misafirlerimiz

Hakkımızda hayırlı olması ve Rıza-i Bariye ulaşmamıza vesile olması ümidiyle

Aile ile ilgili ayetler ile seminerimize başlamak istiyorum:

‘’Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.’’ (Rum 30 / 21.)

‘’Ey îman edenler! Kendinizi ve ev halkınızı cehennemden sakındırınız’’. (Tahrim, 6)

Kur’an’da anne-babanın çocuklara karşı görevler de belirtilmiştir. Onları sevmek ve değer vermek, onlara bir emanet ve denenme – imtihan vesilesi gözüyle bakmak, yetişmeleri ve eğitimleriyle ilgilenmek, dünya ve ahiret tehlikelerinden korumak gerekmektedir.

Hadis-i Şerifler ile devam edelim:

Peygamberimizin (s.a) azadhsı Ebu Abdullah -kendisine Ebu Ab-durrahman da denilir- Sevban b. Bücdüd’den (r.a) Rasûlullah’ın (s.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Bir adamın hayra harcadığı dinarın en faziletli olanı, çoluk çocuğumun geçimi İçin sarfettiği dinar ile Allah yolunda kullanacağı atı için verdiği dinar ve Allah rızası için (çarpışan) arkadaşİanna harcadığı dinardır”. (Müslim rivayet etmiştir)

Ümmü Seleme’den (r.a) Rasûlullah’ın (s.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Herhangi bir kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse cennete girer”. (Tirmizî rivayet etmiş ve ‘hadis hasendir’ demiştir)

‘’Evliliği, Allah’ın emri, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sünneti bilenler, örnek aileler kurmak mecburiyetindedirler. Zira başkalarını da saadetlerine imrendiren sağlam ve tutarlı aile yapısı, günümüz dünyasının en çok hasretini çektiği bir güzelliktir.ınsanlık âlemi, kaybettiği aile hayatını çamla çırayla, yana yakıla aramaktadır.

Aile, dünyevileşmenin getirdiği benlik, bencillik ve maddecilik yüzünden yıkılmaktadır. Bu sebeple, aileyi yeniden diriltmenin yolu, maneviyattan, imandan geçmektedir. Sağlam bir Allah ve ahiret inancı olmaksızın, sağlam bir aile kurmak imkânsızdır.

Aile, daha çok almayı düşünenlerin değil; paylaşmayı, bölüşmeyi, fedakârlığı bilenlerin kurabileceği kutsal bir müessesedir. Ailede mutluluk, almayı hayaline bile getirmeden verebilenlerle sağlanır. Aile mutluluğunun kahramanları, almayı hiç düşünmezler… Ancak verdikleri döner onlara, katlana, çoğala… Bir verip bin alırlar.

Böyle bir mutluluk, ancak iki gönlün bir olmasından doğar. Çocuklarımız, gençlerimiz gönül ehli mi? Daha doğrusu gönülden haberdar mı? Gönülsüz mutluluk olmaz… Ne tek başımıza, ne de evlilik hayatımızda…Zira aile, iki gönlün tekleşmesiyle kurulur..’’1

Toplumsal analiz açısından ‘’Aile Kurumu’’nu incelediğimizde; kültürel, dini, ictimai, nefsani  sebeplerden dolayı, öz değerlerde yozlaşmaların başladığını ve boşanmaların çoğaldığını gözlemledik. İstatiki ve hukuki bilgilere göre Analı -babalı yetimlerin sayısı gittikçe artıyor.  Bunu engelleyebilmek adına bu hizmette bir damlada bizim faydamız olursa ne mutlu diyerek bir araştırma yaptık. Nerelerde eksiklerimiz var, nerelerde yanlışlar yapıyoruz? Bundan sonraki kurulacak yuvalara ve dağılmak üzere olan, toparlanmaya ihtiyaç duyan ebeveynlere de bir nebze ışık olabilir ümidiyle maddelere ayırdık. Sizlerle de paylaşmak istedik.

1.      Gençlerin kaliteli yetiştirilmesi: Bu konuyu aydınlatacak bir yazımı daha önce yayınlamıştım bu linkten onu okuyabilirsiniz.(http://fikiryolu.net/index.php?option=com_content&view=article&id=8705:cocuklarmz-nasl-yetitireceiz&catid=159:mihrican-ulupnar&Itemid=273  )

2.      Evleneceği kızın veya damadın dikkatli seçilmesi: Aileler kendilerini(kültürel, dinen, madden, edeben, manen, ilmen)  iyi tanımalı… Nasıl aileler ile sağlam akrabalık ilişkileri kurarlarsa, yeni nesiller için hayırlı olur?  Gençlerde kimliğini, karakterini bulmalı, nasıl eşler ile evlenirlerse hayatlarında huzuru yakalayabilirler? Bunun üzerinde derin düşünmeliler. Hayırlısı için dua etmeliler. Tecrübeli büyükleriyle istişare etmeliler.  Atasözümüz de dediği gibi ‘’davul bile dengi dengine’’…Hayırlı kısmeti geldiğinde vakit geçirmeden aileler harekete geçmelidir.

3.      Niyet Okla Nişan Almak Gibidir:Evlilikte niyet neden önemli? Neden evleniyorsunuz? Bu niyet evliliğin ömrünü belirler. Tarık bin Ziyad’ın Endülüsü kurmak için İspanya’yı fethedişi gibi, bir nevi ‘’Gemileri yakarak’’ yola çıkılmalı…

-ilahi ente maksudi ve rızake matlubi –niyetinin mihenk taşıyla yeni kurulan yuvalara halis ve sağlam bir niyetle başlanmalı ve tüm hizmetlerde bu merkezi niyet üzere hareket edilmeli. Evlilikten önce evlilik ile ilgili kitaplar okunmalı, sorumluluklar öğrenilmeli,  haram helal bilincinin aşılanması önemlidir… Çeyizde eşyalardan daha çok, faideli kitaplara önem vermelidir…(İslam ilmihali, Evlilik mahremiyetleri, İlahi Nizam, Kimyayı Saadet,Tenbihül Gafilin kitaplarını tavsiye edebilirim)

4.      Düğünün haramsız olması… … Bu konuda Rahmetli Timurtaş Hocanın günah ile başlayan evliliklerin yanlışlarını anlattığı sohbetleri dinlemenizi tavsiye ediyorum.

Dualar alınarak yeni yuvaya başlamanın önemi büyüktür… İki Ailenin de üzerlerine düşen vazifeleri eksiksiz yerine getirmeleri ve uzlaşım içinde olmaları gereklidir… Evlendikten sonra da gençlerin hem birbirlerine, hem yuvalarına, hem de aile büyüklerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri, büyüklerini ihmal etmemeleri önemle anlatılmalıdır. Boşnak kültüründe yeni evlenecek genç kızlara bu nasihat edilir: 1. Yılda aileyi tanımak adına -tavşan misali-sessiz gözlemci saygılı olmalı, 2. Yılda dostu düşmanı tanımak için -tilki misali-  uyanık olmalı, 3. Yılda ise yuvaya zarar verenleri takipte -kurt misali- aile ile ilişkilerinde tedbirli olmalı.

5.      Evlilikte hedeflere devam etmek… Hayırlı sosyal çalışmalara, toplantılara, dini, kültürel, ilmi, sosyal gruplara devam etmelidir. Yeniliğe açık olmalı, devamlı kendilerini geliştirmelidirler. Bilgisayar öğrenmelidirler(Aile bireylerini her tür tehlikeden korumak için bu devirde şarttır.Özellikle internet ortamında çocuklarımızı takip etmek zorundayız)… Sadece Anne- Baba olmak yetmez, ek hedefleriniz ve hobileriniz olsun.(Burada hobileri sor)

(Büyük Düşünmenin Büyüsü kitabını burada tavsiye edebilirim)

6.      Affedici olmak gururun ve kibirin zararı..Gurur ve kibirin negatif yönleri ve nasıl tedavi edileceği  öğrenilmelidir. Affetmenin tamir edici etkisi ve yaşanmış pozitif örnekleri hatırlamalıyız. Her yıl yeni bir defter açmayı kendimize vazife edinmeliyiz. Eski sorunları ve dertleri ekşimiş yemek gibi devamlı sofraya getirmek doğru değildir. Nezaket ve kibarlığın önemi vurgulanmalıdır. ‘’Tebessüm huzurun anahtarıdır’’ düsturunca her daim güler yüzün yaşantımıza getirdiği olumlu kazanımları gözlemlenmelidir.

(Olumlu düşünmenin gücü, Negatif Limanlardan Pozitif Limanlara kitablarını tavsiye edebilirim)

7.      Sevgi(temel)- iletişim(duvarlar) saygı (çatı)binası:  Yaptığınız her şeye içinizdeki sevgiyi katın. Her yaşın tadını çıkarın. Bir sonraki yıl geçen yıllar için minnettar olun. An’ın farkında olun. İbn-ül vakt (vaktin oğlu) olun. 5 sevgi dilini öğrenin ve eşlerinizin çocuklarınızın sevgi dillerini tanıyın(nitelikli beraberlik, takdir etmek, hizmet etmek, dokunsal temas, armağan alma) Bir evlilikte bazen KADER  İMTİHAN’larından dolayı  sevgi bitebilir lakin SAYGI ve İLETİŞİM devam ettiği sürece SEVGİ gülleri gönül tarlalarına yeniden ekilebilir. Denenmiş ve tecrübeyle sabittir. (5 Sevgi Dili kitabını tavsiye edebilirim)

8.      Tasavvufi terbiye ve eğitimin önemi: Evliyalık okuludur. Kötü huyların düzeltilmesi, iyi huyların kazanımı için bir Kur’an ve Sünnete tabi, bir Mürşid-i Kamilin talim ve terbiyesine girmek elzemdir. Verilen evrad-ı ezkar ile nefis mertebeleri kat edilerek Allah dostları arasında isminin yazılması umulur. … İyi arkadaş ve kötü arkadaşın aileye etkileri takip edilir…. Görgü kuralları ve edebin önemi aile içinde dersler şeklinde işlenmelidir…. İlmi ve Manevi Kalitesi yüksek çevrenin ailenin ve çocukların eğitiminde ufuklarının açılmasında çok önemlidir.…(Tezkiretül Evliya, Marifetname-Bedir yayınevinin- kitabını tavsiye edebilirim)

9.      Hayırlı aile/ hayırsız aile: Biz hangi Aile safındayız? Tefekkür ederek ve gerekli tedbirleri alarak  farkındalığımızı artırmalıyız.

10.  Anne baba nedir?Vazifeleri nelerdir? Eski insanlar/ günümüz insanları/ gelecek nesilleri bekleyen tehlikelerin farkında mıyız? Zombiler,(sadece yeme, içme eğlenme derdinde olan) suretler (dışa önem veren lakin içi çürükler) çoğalıyor. Bir an önce Hakiki İnsan, Hakiki Anne- Baba, Hakiki Aileler, Hakiki Toplumların sayılarını artırmalıyız.

11.  Çocuk terbiyesi, Pedagoji ilmini mutlaka az da olsa öğreniniz, Doğu( disiplin,sevgi)- batı(özgür, ilerici)  kültüründen  sentez  yaparak bizim kültürümüzü(Celal- Cemal) oluşturmalıyız. Kız ve erkek çocuklarını kendi fıtratlarına göre yetiştiriniz. (-Bir anneye mektuplar wilhelme stell-Çocuk yaşken eğilir Fitzug Dodsun- tavsiye edebileceğim kitaplardan)

12.  İbadetlerin önemi: Ruhumuzun ve sağlığımızın ihtiyacı olan Kulluk vazifemiz olan ibadetlerimizi düzenli ve vaktinde eda etmeliyiz ki hastane köşelerinde acılar ve ağrılar ile bedel ödemeyelim inşallah. Peygamber efendimiz, Rum imparatoru Heraklius ile mektuplaşırdı. Birbirlerine elçi gönderirlerdi. Bir defa, Heraklius birçok hediye göndermişti. Bu hediyelerden biri de, bir doktor idi. Doktor gelince, (Efendim! İmparator hazretleri beni, size hizmet için gönderdi. Hastalarınıza bedava bakacağım!) dedi. Resulullah efendimiz kabul buyurdu. Emir eyledi, bir ev verdiler. Her gün nefis yiyecek, içecek götürdüler. Günler, aylar geçti. Hiç bir Müslüman, doktora gelmedi. Doktor, utanıp gelerek, (Efendim! Buraya, size hizmet etmeye geldim. Bugüne kadar, bir hasta gelmedi. Boş oturdum, yiyip içtim, rahat ettim. Artık gideyim) diye izin isteyince, Peygamber efendimiz, (Sen bilirsin. Eğer daha kalırsan, misafire hizmet etmek, ona ikram etmek, Müslümanların vazifesidir. Gidersen de uğurlar olsun. Yalnız şunu bil ki, burada senelerce kalsan, sana kimse gelmez. Çünkü, Eshabım hasta olmaz! İslam dini, hasta olmamak yolunu göstermiştir. Eshabım temizliğe çok dikkat eder. Acıkmadıkça bir şey yemez ve sofradan, doymadan önce kalkar) buyurdu.

Bunu söylemekle Müslüman hiç hasta olmaz demek istemiyoruz. Fakat sıhhatine ve temizliğe itina eden bir Müslüman, sağlam kalır, kolay kolay hasta olmaz.

Kuran-ı Kerim ve Meali(Feyzül Furkan)- Rıyazüs Salihin, Sahabe hayatından Tablolar kitaplarını tavsiye edebilirim)

13.  Tebdîl-i mekânda ferahlık vardır.”Düstûrunca, bu birlikteliği zaman zaman temiz havada biraz yürüyüşle, mini bir piknikle, seyahatle süsleyebilir, taçlandırabiliriz. Yalnız, bilim adamlarınca “stres ve elektrik yüklenilen yerler” olarak tanımlanan kapalı alışveriş merkezlerini, çarşıları bu amaç için tercih etmemek gerek… Elektro manyetik alan yüklü bu yerler, kaş yapalım derken göz çıkarmamıza sebep olabilirler Birde nefsani duyguları daha fazla uyandırdığı için alamadığı her eşya için eve gittiğinde eş ve çocuklar ile  ayrı bir tartışma başlayacaktır. Bizim değerlerimizde kanaat vardır. Sabır vardır. AVM ler bu değerlerimizi ve cebimizi zorluyor.… Bu kültür bize ait değildir! Zorla tüketime odaklı aileler olmamız isteniyor.

Türbe ziyaretleri, piknik, akraba ziyaretleri, ramazan iftarları, bayramlar, cumalar nasıl değerlendirebiliriz diye aile içi istişareler yapmalıyız.  Dini ve kültürel miraslarımızı tanıtmak adına müze gezileri yapmalıyız… Âilece birlikte huzurlu zamanlar geçirmeye îtinâ göstermeliyiz! Bu aralığı mutlaka bulmaya çalışmak gereklidir. Âilede çocuklar ya da ebeveyn, akraba vs. bulunduğunda, ihmal edilmemesi gereken bir husus; nâdiren de olsa eşlerin başbaşa kalabileceği ortam ve zamanlar oluşturmaya çalışmaktır. Bu vakti, kimi zaman evde, kimi zaman dışarıda; ama mutlaka huzurlu bir ortamda geçirmek de mühimdir. Bu evliliğin ömrü ve muhabbeti açısından kıymetli bir hediyedir.

(İyi Düşün Doğru Karar Ver- İstanbul Evliyaları tavsiye edebileceğim kitaplardan)

14.  “Gençlerin eğitimi, Gençlerimiz ile hafta sonları ve tatillerde kahvaltı sonrası muhabbetleri yapmalı, onlara yaşam koçluğu verebilmeli, hayata hazırlamalıyız… Sorumluklar vermeli özgüvenlerini yükseltmeliyiz. Ev işleri sorunlarını farklı metotlarla çözmeyi öğretmeliyiz.(-Ruhsal eğitim Seti-Ev işlerini savaşa dönüştürmeyin- kitablarını tavsiye edebiliriz.)

15.  Özgüven eksikliği: Aşırı baskı ile pısırık köle ruhlu ya da aşırı şımartılarak egosu şişirilen narsist kişilik bozuklukları içinde gençler yerine, her açıdan dengeli nesiller yetiştirmeliyiz. Bunun içinde dengeli ebeveynler olmak zorundayız!

16.  Şükür defteri =Mutluluk: Gün boyu yaptığınız her iyiliği- hizmeti, Mevla’mızın verdiği günlük ve anlık nimetleri, tatlı anları, huzur demlerini, hediyeleri yazarak kendiniz adına farkındalık oluşturun ve ŞÜKÜR BOYUTUNA geçin.

17.  Ne ekersen onu biçersin. Etki tepki kanunu… Arpa eken buğday biçemez.  Rüzgâr eken fırtına biçer. Ailemiz ve çocuklarımıza ne ekiyoruz? Gelecekten ne bekliyoruz?

18.  Ömrü Allah yolunda geçirmek: Arkanda hayırlı eserler, evlatlar, anılar, hatıralar güzel örnekler bırakmak için bu maddeyi iyi tefekkür ediniz.

19.  İnsan-ı kamiller yetiştirmek:Kültürümüzü, dinimizi, değerlerimizi aktarmak… Usta çırak ilişkisiyle hayat imtihanının püf noktalarını öğretmeli ve aklen, fikren, kalben, bedenen kaliteli İnsanların sayılarını çoğaltmalıyız.

20.  Ben değil biz olmak: Aile kurumunun kişilik gelişiminde önemi, mutlu olmaya katkıları, Biz olunca kazanılanlar, ekip ruhunun nice yükleri taşıyabildiği( burada Amak-ı Hayal kitabını tavsiye ederim. Marangozun 3 oğluyla neleri, nasıl başardığı)

21.  Evlilikte amaçlar:Neslin devamı ve Allah rızası amaçtır. Eşyalar araçlardır. Şimdilerde eşyalar amaç olmuş, İnsanlar eşya gibi kullanılır olmuş, bunu düzeltmek zorundayız.

22.  İnsan neden evlenir? Evlilik bize neler kazandırır? Şahsa ve topluma faydaları nelerdir? Sizin evliliğiniz size, eşinize, topluma ve Vatanımıza neler kazandırdı?

23.  İki ayrı inanın bir araya gelmesi çoğalıp büyümesi: Kimse kimseyi köle almıyor. Birlikte Allahü Telaya (C.C)  Ulaşmak için birbirimize ihtiyacımız var. Bu hayatın yükü tek başına taşınması zor bir vazifedir.

24.  Aile toplantılarının önemi…  Haftada bir kez tüm aile bireylerinin katılımıyla gerçekleştirilen sorunların konuşulduğu ve birlikte çözümlerin bulunduğu İstişarenin faydaları saymakla bitmez. İletişimin önemini hepimiz biliyoruz. Konuştukça anlaşıp içteki sıkıntıların boşaltılması ve çözülüp, rahatlaması, psikolojik travmaların önlenmesi açısından hıfz-ı sıhha gibidir.. Dertli insan içi duman dolu bir odaya benzer.Onu dinlemek; O odaya bir pencere açmak gibidir. Şikayet kutusu yapıp hafta içi sorunlar yazılıp buna atılmalı, toplantıda gündeme alınmalı… Dua sandığı ilede aile için olması istenen dilek ve dualar yazılıp, bu sandıkta kabulüne dek saklanmalı

İletişim kesildiğinde farklı yollar denemeli. (Mektup, internetten ulaşmak gibi)… Eş, çocuklar ve anne için kişisel gelişim programları uygulanmalı ve desteklenmelidir…

25.  Jest Yapmayı İhmal Etmemek

‘’Kişi, eşinin yetiştiği çevreyi de göz önünde bulundurarak mâkul, meşrû ve muhtemel beklentilerini tahmin etmelidir. Meselâ rahatsızlandığında, onunla yakından ilgilenip başucunda bulunarak, öncelikle en büyük ihtiyaç olan varlığını hediye etmek; bunun yanında minik hediyelerle ona moral kaynağı olmak gerekir.Eğer kişinin birinci sevgi dili, “hediye” ise, bu, daha da büyük bir önem arz etmektedir. “İnsan, ihsâna mağluptur.” demiş büyüklerimiz… Çiçek, vs. gibi hediyeler için illâ ki bir hastalık veya özel gün beklememek gerek… Hatta hediyenin satın alınan türden olması da bir zarûret değil; güzel bir söz, ona özel bir sürpriz, çoğu zaman parayla alınanlardan daha kıymetlidir. Pek çok güzelliğin ayrıntılarda gizli olduğunu hatırdan çıkarmadığımızda ve eşimizi tanıdığımız nispette yapabileceklerimizi çoğaltabiliriz.Eşimizi tanımak demişken, bir haber programına vs. kendimizi verdiğimiz kadar eşimizle, bütün ilgimizi ona odaklayarak ilgilendiğimizde, hakkında yeni yeni şeyler öğrenmeye devam ettiğimizi müşâhede edebiliriz. Evliliğimizin kaçıncı yılında olursak olalım; “Artık yeterince tanıdım, bilmediğim bir özelliği kalmadı!..” benzeri fikirlere sahip olmaktan kaçınmalıyız. İçinde bulunulan ortam, yaş faktörü, tecrübeler, kişiyi sürekli bir değişime tâbî tuttuğuna göre, hayat arkadaşımızı tanımaya devam etmeliyiz, bir ömür… Böylelikle onun rûhî çalkantı ve ihtiyaçlarını daha iyi sezip yardımcı olmak, Allâh’ın yardımıyla mümkün olabilir.

Rabbimiz, muhabbeti “ilk günkü gibi” muhafaza edebilen İslâm yuvalarının sayılarını çoğaltsın. Âmin.’’2

26.  Aile kaledir. Vatandır. Kutsaldır:

Keyfi ve fevri davranamayız. Değerlerimize dikkat etmeliyiz. Çevremizde gördüğümüz birçok aile zorluklar içinde uzun yıllar devam etmişlerdir. Şimdilerde boşanmalar neden çoğaldı? Parçalanmış ailelerin çocuk ve gençlere zararları?

Bir zamanlar Afrika’da kayıp bir şehri aramakta olan arkeologlar, yanlarındaki eşya ve yükleri, yerlilerin yardımı ile taşıyarak uzun bir yolculuğa çıkmışlar. Kafile, bu zor yolculukta balta girmemiş ormanların içinde ilerleyerek; nehirleri, çağlayanları geçmiş, günlerce yola devam etmiş.Fakat günlerden bir gün, kafiledeki yerliler birden durmuş. Ulaşmak istedikleri yere bir an önce varmak isteyen arkeologlar, bu duruma bir mânâ verememişler. Zaman kaybettiklerini, bir an önce yola devam etmeleri gerektiğini izaha çalışarak, yerlilere neden durduklarını sormuşlar. Aldıkları cevap şöyleymiş:

“-Çok hızlı gidiyoruz. Ruhlarımız geride kalıyor.”

Gerçekten, çağımızın temel dertlerinden biri, baş döndürücü koşuşturma… Bu hızlı tempo içerisinde, çoğu zaman âile hayatına bir tekdüzelik hâkim olabiliyor. Ardından da bazen adını bile koyamadığımız sıkıntı ve huzursuzluklar, bir yerlerden kendini göstermeye başlıyor.Hâlbuki son Peygamber, devlet başkanı ve komutan olarak Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yoğunluk ve iş yükünün zirvesini, hem de bin dört yüz küsur sene öncesinin imkânları çerçevesinde yaşamış bulunmasına rağmen âile hayatına büyük bir emek vermiş, çocuklarına ve eşlerine âzamî ilgi ve alâkayı göstermiştir. Tebliğ, işkence ve savaşlar bir yandan; âyet âyet vahyin inişinin heyecanı ve sorumluluğu bir yandan onu kuşatmasına, hâsılı fizikî ve rûhî bütün yoğunluğuna rağmen, hanımlarının gönlünü almayı, onlarla hoşça vakit geçirmeyi ihmal etmeyen bir “üsve-i hasene” olmuştur O!.. Dâimî mütebessim çehresi ile etrafına sükûnet dağıtırken, güzel söz ve iltifatları, jest ve latîfeleri ile de gönüllere taht kurmuş bir âile reisidir aynı zamanda… (Tabiî ki O’nun bu mübârek hâl ve tavırları, sadece beylere değil, yoğun işler arasında sıkışıp kalmaktan muzdarip hanımlara da mesajlar taşıyor.)

27.Evlilik evlilik dedikleri nedir?

Bir Allah dostu büyüğümüz evlilik ile alakalı aşağıdaki satırları bize sohbetinde ne güzel söylüyor:

“17 yaşında öğrendim, işte buymuş. Tamam, bu da bitti. Ben Allah’a iyi kulluk yapmaya bakayım.” deriz. Bizim işimiz bu. Halbuki 35-40 yaşına geldiği zaman daha evlilik yapmamış ben profesörler bilirim, yanlarında okudum, bekâr kalmış; yarım insan, normal değil. Evlilik denen terbiye müessesesinden geçmemiş. Noksan, hareketleri acayip, sözleri acayip. Biz talebesi. Talebesi hocasının ciğerini okur. Her hareketinin ne mânaya geldiğini bilir. “Haa, bugün bizim hoca evde kavga etmiş öyle gelmiş.” der talebe; hisseder, bilir. Yani ev halinin onun kaşına gözüne nasıl aksettiğini bilir.

17 yaşında bitecek bu iş. Tamam, evlendim. Evlilikse evlilik, yuvaysa yuva, çocuksa çocuk, malsa mal, işse iş. Hadi, bunların hepsi birer tuzaktı, birer ayak bağıydı, hepsi halloldu; hadi bakalım buyur şimdi Allah’a kulluk etmeye. Yoksa akıl onla 35 yaşına kadar meşgul olacak; “Acaba hangi kızı alsam, acaba ne olacak?..” Ömür havâi geçer.

Bizim dinimiz daha güzel elhamdülillah. Allah bizi bu dinden, bu imandan, bu ahlâktan, bu yoldan ayırmasın. Ama bunları bilmezlerse… Bazıları kanıyor.’’3

Seminerimizi Dua ile tamamlamak istiyoruz:

Ey Allah’ım! Nimetini üzerimizden eksik etme! Nefislerimizi azdırma! Yolundan ayırma! Tembellikten koru! Sevdiklerini sevdir. Sevmediklerini nefsimize hoş gösterme! Nimetini salih kullarına vâd ettiklerinle tamamla

Ya Rabbi! Yolumuzu aç!

Dualarımızı aziz ve yüce İsmin hürmetine kabul et.

Bildiğimiz bilmediğimiz her türlü tehlike ve kötülüklerden koru.

Bildiğimiz bilmediğimiz her türlü güzellik ve iyiliklere eriştir.

Bizleri muvaffak ve muzaffer eyle.

Ayaklarımızı Senin yolunda sabitle! Hayırlı, sevdiğin neticelere hem dünyada tez, hem ahirette ulaştır.

Ey Allahım! Bizi ateşten koru.

Allah (c.c.) hepimizin akibetini hayır eylesin. Dünyanın süs, ziynet ve geçici güzelliklerinden, aldatmacalarından sıyrılıp Firdevsi Âlâ Cennetine girmemizi ve orada Cemâlullah’ı seyretmeyi, sevdiklerimizle beraber nasib etsin.

Allah, yaptığınız ibadetleri ihlasla samimiyetle yapılmış makbul ibadetlerden eylesin. Lütf-u keremi ve ihsanıyla dünyalık isteklerinizi versin, kıyamet gününde de azabından koruyup cehenneminden emin olan kullarının arasına dahil etsin. Cenneti içinde sevdiklerinizle beraber yüksek derecelere ulaştırsın.

İçinizdeki Allah Aşkı daim olsun.

Katılımcı kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyoruz. Sabrınızdan dolayı ayrıca müteşekkiriz.

Sevgi ve Saygılarımızla

Mihrican Ulupınar

1.      Vehbi Vakkasoğlu

2.      Didar Meltem Erdem

3.      Prof. Dr. Mahmut Esad Coşan (k.s)

09
May
15

İyilik yapmak


09
May
15

Ataullah İskenderi


09
May
15

Sevgi Kapısı


Sokakları sevdiren içinde yaşayan İnsanlardır
Binaları sevdiren içinde yaşayan İnsanlardır
Evleri sevdiren içinde yaşayan İnsanlardır.

M. U.

09
May
15

Sadakat


Sadakatin kalktığı gönüllerden muhabbette kalkar…

09
May
15

İlâhi aşka vardım


İlâhi aşka vardım
Geçmişimi yok saydım
Ben kapına dayandım
Kabul eyle Allahım

Can da sensin Canan da                                                                                                                                                   Kanımda damarımda                                                                                                                                                       Attığım her adımda                                                                                                                                                             Visalimsin Allahım

****
Âciz dilim bedenim
Kimsem yok ki gideyim
Halim kime diyeyim
Senden başka Allahım

Can da sensin Canan da
Kanımda damarımda
Attığım her adımda
Visalimsin Allahım
****
Bundan böyle dileğim
Boşa gün geçirmeyim
Sana kulluk edeyim
Yardım eyle Allahım

Can da sensin Canan da Kanımda damarımda
Attığım her adımda
Visalimsin Allahım

(İlahi sözü)

09
May
15

Müslüman Hanım


09
May
15

Allah Yolunda Hizmet Etmek


Allah Yolunda Hizmet Etmek

Mevla-ı Zül Celâl Vel Kemâl ve Tekaddes Hazretleri bir Ayet-i Kerimede buyuruyorlar ki:
“Ey iman şerefiyle müşerref olan müminler! Size bir ticaret yolu göstereyim ki, sizi, acıklı bir azabdan kurtarır; O da Allah ve Resulüne iman eder, mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Bu sizin için çok hayırlıdır, eğer bilirseniz.”

Demek ki, ebedi ve acı azabdan kurtuluş, Allah ve Resulüne iman edip, yine Onun yolunda cihat ve hizmet edip, gayret göstermeğe bağlıdır.

Peki o zaman ne demektir cihad? Allah yolunda, Resulü uğrunda hizmetin manası nedir?

Cihad: Ümmet-i Muhammedin irşad ve hidayetine vesile olmak, dinin yüceltilip yayılması için, sırf Allah rızasını gözeterek koşturmak ve gayret göstermektir.

Gaye: Rıza-ı ilahidir.

Maksad: Dinin i’la ve inkişafıdır.

Allah yolunda hizmetin büyüklüğünü ve hizmet edenlere vaad edilen mükafat ve şerefin yüceliğini iyi bilen Allah dostları, dinin ihyası için dua edenlerin, ilim öğrenen talebelerin ayaklarının altlarını öpmüşlerdir.
Bu hizmetleri en iyi bilen ve anlayan bir zat-ı şerif Ebu’l-Fâruk Hazretleri de hizmet babında, makam, mevki, şan, şöhret gözetmemeyi tavsiye ederek “Hizmet muvaffak olsun da, velev ki bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun” buyurmuşlardır.

İmam-ı Rabbani Müceddid-i Elf-i Sani Hazretleri bir gün bir yerden geçerken, bir ihtiyarın ayaklarını suyun içine uzatarak: “Ya Rab Ümmeti Muhammede irşat ve hidayetler ihsan eyle” diye dua ederken görür. Hemen suya iner, ihtiyarın ayaklarını öpmek ister. İhtiyar zat “Aman efendim, ne yapıyorsunuz” deyince de “Siz, bizim hizmetlerimize duanızla yardımcı oluyorsunuz, bu ayaklar öpülmeye layıktır” buyurur.

Cihat ve hizmet, sadece harp meydanında şehit oluncaya kadar çarpışmaktan ibaret değildir.
Fahr-i Kainat Efendimiz, Mescid-i Nebevi inşa edilirken mübarek omuzlarında bizzat kerpiç taşımışlar, hatta Ashab bir kerpiç omuzuna alırken, kendileri iki tane alıp, taşımışlardı. Sebebi sual edildiği zaman “Haza minni ve haza min ümmeti (biri benim için diğeri de ümmetim içindir.)” buyurmuşlardı.

Necip ecdadımız da, din-i celil-i İslam’a hizmet, vatanı müdafaa uğrunda gün olmuş at üstünde savaşmış, zaman olmuş aynı gaye ile cami inşaatında kum, çakıl taşımıştır.
Nitekim Sultan Birinci Ahmet Han, ismiyle müsemma Sultanahmet Camiinin temelini atmış, ama ikmaline, faaliyete açılma zamanına ömrü yetmemişti. Koca Sultan, Cumartesi günleri kaftanını değiştirir, cami inşaatına eski elbisesiyle kum ve çakıl çekerdi. Zaman zaman da taş dolu kaftanını hafifçe kaldırır:“Ya Rab, şu hizmeti de Ahmet kulundan kabul eyle” diyerek hizmetini Mevla’ya arz ederdi.
Sultan Ahmet Han ölüm döşeğindedir. Son anlarını yaşamaktadır. Bir ara iyileşir gibi olan padişah yatağından doğrulmuş ve yürümeye başlamıştır. Etrafında toplananlar hayret ve heyecanla “Sultanım, Sultanım nereye gidiyorsun böyle” derler. Başını çevirip, manalı manalı bakan cennetmekan Sultan “Camiye kum çekmeye gidiyorum” der ve üç adım atmamıştır ki oracıkta yığılır kalır, ruhunu teslim eder.

İşte ahfadı olduğumuz dedelerimiz, hayatlarını din ve millete hizmette fani kılmışlar, ölüm döşeğinde bile hizmeti düşünmüşlerdir. Zira onlar, Allah Resulünün ve Onun güzide ashabının yolunun yolcuları, takipçileri idiler. Bu heyecanı, cezbe ve aşkı Onlardan alıyorlardı.

Asr-ı saadetten gönülleri coşturan, hizmet aşk ve şevkimizi artıran bir hatıra naklederek, sözlerime nihayet vermek istiyorum.

Uhud harbinde İslam için kılıç sallayan Hazreti Mus’ab’ı melekler bile gıpta ile seyrederler. Hazreti Mus’ab bir ara aldığı bir kılıç darbesiyle yüzüstü yere düşer. Hemen bir melek onun suretine girer ve onun vazifesini devam ettirir. Akşam üzeri Resülüllah Ona “Ya Mus’ab!” diye seslenince, melek “Ben Mus’ab değilim ya Resülüllah, O şehit olmuştur” deyince vaziyet anlaşılır. Biraz sonra Resülüllah, bir gurup sahabe ile Hazreti Mus’ab’ın naaşı yanındadır. Her iki kolu omuzundan kopmuş, boynuna gelen kılıç darbesiyle de baş gövdesinden nerede ise ayrılacak hale gelmişti. Ve sanki Hazreti Mus’ab, yüzünü bir yerden saklar gibi boynu önüne eğilmişti.
Fahr-i Kainat, Mus’ab’ın boynunu niçin sakladığını gözyaşları içinde Ashabına şöyle anlattı:
– “Ey Ashabım, biliyor musunuz Mus’ab niçin yüzünü saklıyor?”
– “Allah ve Resulü bilir” dediler.
Allah Resulü:
“Onun kolu koptu, Rabbımın huzuruna gidiyorum, halbuki şu anda Resülüllah’ı korumam lazım, bu esnada biri Resülüllah’a saldırırda ben Onun yardımına koşamazsam, Rabbımın huzuruna hangi yüzle varırım diye düşündü de, yüzünü Allah’tan hayasından saklamaya çalışıyor” buyurdular.

İşte Ashab-ı Kiram, işte ecdadımız, işte biz.

O mübarek insanların hayatları, din ve millet uğrunda hizmetle geçmesine rağmen, bu alemden giderlerken dahi “Ya Rabbi, senin dinine, kitabına hakkıyla hizmet edemedik” diyerek eziklik duyarak ve acziyet içerisinde gitmişler ve ruhlarını teslim etmişlerdir.

Mevzuu bir Hadis-i Şerif meali arz ederek noktalayalım: Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki;

“Kim ki Allah yolunda, bir kelimeyle de olsa cihat etmeden, hizmet etmeden ölürse, münafıklıktan bir şube üzerine ölür.”




İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 888.919 hits

Hatırlatıcı Notlar

 

 

İlahi Aşk Yolculuğu

İlahi Aşk Yolculuğu kitabımızın Kitapyurdunda da satışları başlamıştır.

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

Yaşam Koçu

İletişim için : DM’den ulaşabilirsiniz.

mihricanulupnar

Profesyonel bir yaklaşımla ve uygun fiyatlarla hizmet vermekteyiz.

 

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Mayıs 2015
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

@En çok okunan Yazılar…@

@Son Yorumlarım@

için fakraczi
için fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 343 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com