Archive for the 'İlahiaşk' Category

06
Şub
17

Ebedi Sevgiliye Doğru/ Aşk Mektebi


kitmirin

Reklamlar
10
Haz
16

Gönüllerde Yaşayanların Sırrı


Gönüllerde Yaşayanların Sırrı

 

Her şey gönlü güzel dostumun nazik davetiyle,

Beykoz’daki gönül sarayı evinin bahçesinde, buram buram hanımelleri kokan ve pembe güller içinde hazırladığı tadına doyulmaz kahvaltımız, muhabbet dolu sohbetimiz ve nihayetinde ayrılma vakti geldiğinde bana hatıra olarak kıymetli anneciğinin vefat etmeden nurlu eliyle diktiği pembe mavi güllü, beyaz seccadeyi hediye ettiğinde başladı.

O öyle bir seccadeydi ki evime geldiğinden beridir devamlı onda namaz kılma isteğim hâsıl oluyor ve ayrı bir feyiz alıyorum. Değerli Nurdan kardeşimden bana bu seccadeyi diken validesinin hikâyesini anlatmasını rica ettim. Kardeşim, duygularını beyaz sayfalara nakşetmiş ve posta ile göndermişti. Okudum… Okudum… Okudum… Duygulanmamak mümkün müydü?.. Etkisini uzun süre üzerimde hissettim.

Sizler için bu mektubu, kendisinden izin alarak paylaşmak istiyorum.

 

‘’O ne güzel bir Anneydi. O bize verilen bir hediye, sünnet üzere yaşayan ve rıza yolunda koşturan Asil, merhametli, vefalı, cefakâr, fedakâr, sabırlı, dindar, çalışkan bir kadındı.

Sizlere İSMET Annemi tanıtmak istiyorum…

Rahmetli annem henüz onbeş yaşında evlenip bir aylık evliyken eşini askere gönderdi. O zamanlar iki yıl süren askerlik döneminden sonra eşi dönmüş, fakat ölümcül bir hastalığa yakalanmıştı. Çok sevdiği eşini kaybetti ve baba ocağına dönmek zorunda kaldı. Kısa bir süre sonra annesini de kaybetti. Ardından babası üzüntüden felç oldu. İki küçük kardeşi ve felçli babasıyla, dikiş dikerek evin geçimini sağladı. Güzelliği ve becerikli olması nedeniyle çok talibi çıkıyordu. Sonunda iç güveyliğini kabul eden, ilk eşinden ayrılmış üç çocuklu babamla, ikinci evliliğini yaptı. Birkaç yıl sonra babam Müteahhitlikten iyi para kazandı. Altı çocukla birlikte rahat güzel bir dönem geçirdik.

 O dönemlerde bile geniş bir akraba ve komşuya sahip olan annem sürekli ihtiyacı olanlara koşuyor, hastalık, evlilik, çeyiz ne varsa temin edip dua alıyordu. Özellikle İslam’a ısındırmak ve namaz teşviki için; çok şık namaz kıyafetleri, seccadeler diker, genç kızlara hediye ederdi.  Annelerine anlatamadıklarını annemle paylaşırlardı ve namaza başlarlardı. Annem on yıl felçli bir teyzeyi de sürekli ziyaret eder ihtiyaçlarını giderirdi. Babamın zamanla işleri bozuldu. Yaşadığımız sıkıntılar en son evimizi satmaya kadar geldi. Annem altı çocukla ortada kalmamak için, Eminönü’nden pike, nevresim kumaşları alarak, çeyiz dükkânlarına pazarlamaya başladı.  Teyzeminde her zaman yardım ve desteğiyle biraz durumumuzu düzelttik. Gece gündüz çalışırdı, kimseden borç istemezdi. Allahü Teâlâ’nın izniyle babamı tekrar ticarette iş sahibi yaptı.

 

Annemin dikiş odası vardı. Orası genci ve yaşlısıyla dolar taşardı. Herkesin sorunlarını dinler yardımcı olur, çoğu zaman dikişten ücret almazdı. Evimize çok misafir gelir, bazen mutfakta bir şey olmadığını bilse dahi ‘’sofrayı kurun’’ der ve nasıl oluyorsa, o sofra dolar taşardı. Herkesi yedirir, içirirdi. Biz her zaman bilinçaltımızda annemden şunu öğrendik. ‘’Güç parada değil,  huzur, mutluluk, namaz,   kuran,  birlik beraberlikte, insanlar ne yaparsa yapsın affetmekte ve kin tutmamaktaydı.’’

Bir seferinde hiç unutmuyorum, kendisine maddi manevi zarar veren komşusuna yolda rastladık. Güler yüzle selam verdi ve onu evine davet etti. Ben yanındaydım çok şaşırdım.’’ Bunu nasıl yaparsın’’ dedim. O da ‘’Allah için kızım’’ demişti. ‘’ Allah zararımı karşılar sen affet ‘’ dedi. Babamın işleri bozulduğunda ona farklı davranan, onu kıskanan insanlara bile ısrarla iyilik yapmaya devam etti. Rahmetli annemde zerre kadar kin yoktu. Damatlarını, kızlarını her birini kapıda ayakta karşılar, hemen mutfağa koşar onlara da maddi manevi yardım ederdi. Karşı apartmanda oturan papazın eşine selam verir,  onunda hayranlığını kazanırdı.

 O sünnet üzere yaşayan yüce ruhlu bir insandı. O artık herkesin annesi ve ablasıydı. Çok varlıklı ya da çok fakir ayrımı yapmaz ikisine de aynı davranışı sergilerdi.

Bir sabah işime gitmeden yedi aylık oğlumu ona bırakıp çıkmaya hazırlanıyordum. Masada Kuran-ı Kerim açıktı. Annem ile konuşurken kalp krizi geçirdi. 3 nefeste kucağımda ruhunu Rabbime teslim etti. Kollarımda vefat ederken ben ne yaşadığımı anlamadım. 63 yaşındaydı. Delirecek gibi oldum. Ölümünde bile bana mesaj veriyordu ’’Her an ölüm bizimle kızım, aklını başına al,  Allahü Teâlâ’yı bul O’na yönel ‘’diyordu.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Cenazesinde ev doldu taştı.  Tanımadığımız insanlar kendisine yaptığı iyiliklerden, genç kızlar O’nun verdiği seccade ve namaz kıyafetiyle namaza başlamasından ve güzel ahlakından bahsediyordu. Nasıl olduysa Üsküdar’da ikamet etiğimiz halde Eyüp Sultan camisinden naaşı kalktı ve Edirnekapı şehitliğine defnedildi. Rabbim ondan gani gani razı olsun…

O hep gönlümüzde yaşayacak… Hep bizimle olacak…

Fatma Nurdan Zabun ‘’

Mevlam ruhunu şad etsin. Böyle güzel, maneviyatlı, değerlerine sadık, gönlü ilahiaşk ile kavrulan, kal ehli değil hâl ehli annelerin sayılarını arttırsın, Cennette Peygamberimiz H.z. Muhammed’e (s.a.v) komşu eylesin.

Kıymetli Okurlarımdan’’Ruhuna El Fatiha ‘’ricalarımla…

Belki böylelikle bana da nasip olan değerli hediyesine bir nebzecik vefa borcumu yerine getirebilirim.

Sevgi ve Muhabbetlerimle

Mihrican Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

 

 

 

22
Şub
15

Ruhum Bende Gibi Ama Değil…


 

Ruhum Bende Gibi Ama Değil…

Hayatım irademin dışında sınavlarda

Kendimi seyrediyorum puslu aynada

Sanki uçsuz bir denizde yol almakta

Dümen bende gibi, ama değil…

Takdir edilen ezelden çizilmiş bir rota

Yüreğimde bir huzur hâkim, inşirahta

Hissediyorum, varacağım liman vuslatta

Ben bende gibi, ama değil…

İpuçları verilmiş lakin bir muammada

Çözülmesi güç kader sınavında

Bazen sendelesem de ilacım tefvizde

Aklım bende gibi, ama değil…

Ümidim Ebedi Sevdiğimin İlahi Aşk’ında…

Bu zamana kadar bırakmadı hiç yarı yolda

O’na teslimim bundan önce ve sonra da

Kalbim bende gibi, ama değil…

Ne olaydı bu rotasını bilmediğim yolculukta

Her dem O’nunla olaydım gizli ve aşikârda

Sevgisine müptela muhabbetine ram meşk de

Ruhum bende gibi, ama değil…

Mihrican Ulupınar

22.02.2015

23
Haz
14

Ey Ebedi Sevgilim


Ey Ebedi

Sevgilim

 

Ey nuruna takat getiremediğim
Dildarım

 

Ey cemaline hayran olduğum
Nazarım

 

Ey kelamını dinlemeye doyamadığım
Sultanım

 

Ey cefasını minnet bildiğim
Şems-i Nur’um

 

Ey hikmetine akıl erdirmediğim
Sırr-ı mihmanım

 

Ey doğmadan yazılmış alın

Yazgım kaderim

 

Ey biçare gönlümün sahibi

Şah-ı gülüm

 

Ey onsekizbin alemi bir noktada seyrettiren
Süveydam

 

Ey secdesinde huzur bulduğum
Aşk-ı ilahim

 

Kullarını uyandır Aşk’ı tanıştır

 

Mecazda bırakma Sana ulaştır

 

Cennetinde Cemaline kavuştur

 

Mihrican Ulupınar

11
Şub
14

Ravza-i Mutahhara’ya ilk ziyaretim…


Ravza-i Mutahhara’ya ilk ziyaretim…

Resimi orjinal boyutunda görmek için buraya tıklayın.

Ravza-i Mutahhara’ya ilk ziyaretim…

Tarih unutulmaz bir hatırayı daha Kader sayfalarımdan açığa çıkarıyor. ‘’26.01.2006’’

Ve bekliyorum…

Burada ibadet çok değerli, nasıl değerli olmasın ki? 1 Rekat’a 1000 sevap veriliyor ve Peygamberimin (S.A.V) mescidindeyim. O’na (s.a.v) o kadar yakınım ki… Bazen ’’acaba cemaat arasında dolaşıyor mu?’’ diye düşünmeden geçemiyorum. Hacı kardeşlerimiz ve Medine halkı akın akın Ravza-i Mutahhara’ya geliyorlar, izdiham var türbesinde… Mescid tıklım tıklım. Bayanlara ziyaret için günde iki kere, beylere geri kalan tüm zamanlar da izin var. Onlar bizden daha şanslı. Biz bayanlar ülke ülke sıra bekleyerek ziyaret ediyoruz. Burada beklemek bile o kadar güzel ki…

Nerelerde beklemedik ki hayat boyunca; otobüs duraklarında, yollarda, arkadaş beklerken, isteklerimize ulaşmak için… Çok bekledik bu yaşımıza dek, lakin burada beklemenin tadı o kadar başka ki… Bazı bayan kardeşlerim sıkılıyor ve acele ediyorlar, ben onlara diyorum ‘’neden acele ediyorsunuz, nereye yetişeceksiniz? Bizim hayalimiz değil miydi buralara gelmek?’’ Gelemeyen kardeşlerimizin yürek yangınlarını bir hatırlasalar… Benim hiç acelem yok, yeter ki bu kapıda bekleyeyim başka kapılara dalmayayım. Şimdi Peygamberimizi (s.a.v) ziyaret için bekliyorum, saatler sürse bile o kadar güzel ki, hiç bitmesin istiyorum bu anların… Allah’ım benim şikâyetim yok, ben nerelerde beklemedim ki? Bunca zaman, vakitlerimi nerelerde harcamadım ki? Kaldı ki başka yerlerde bekleyişlerim bu mübarek yerde beklemenin değeriyle denk olur mu?

Yanımda Türkiye’nin değişik şehirlerinden gelen kardeşlerimle bir aradayım… Antep, Urfa, Adana, Niğde, Konya, Diyarbakır… Hepimiz aynı niyet için buradayız, biz bayanlar nerelerde toplanmıyoruz ki? Bilakis içlerindeki en güzel buluşma yeri bu mübarek yer… Biraz ilerimizde diğer ülkelerden; İran, Endonezya, Nijerya, Pakistan, Hindistan, Hollanda’dan din kardeşlerim var. Sırayla alınıyor tüm Ülkeler… Biz Türkiye’yi en son alıyorlar, bayanlardan en sabırlı ülke bizmişiz, bu yüzden diyorlar.

Allah’ım burada beklemek! Peygamberimin(s.a.v) kapısındayım, birazdan O Kutlu Sultan’a çok yakın olacağım, ben ki İstanbul’dan O’na gönül dolusu selamlar gönderirken, bazen hayalen onu ziyaret ederken, rabıtayla O’na yakın olmaya çalışırken… İşte geldim, işte davet edildim, hak etmediğim halde kapısındayım, kara yüzümle…

Bu anı anlatamıyorum, müthiş bir duygu selindeyim, ağlıyorum, titriyorum

Geldim işte, ne olur hiç bitmesin bu anlar, ben burada günlerce bekleyeyim razıyım… Yavaş yavaş, kademe kademe ilerliyoruz, neredeyse her adımda duruyoruz, bir hareket bir durgunlukta… Kaç kapı geçtik saymıyorum, sıra bize geliyor, yakınlaştıkça heyecanım artıyor. Allah’ım öyle bir koşuşturma var ki, hele kapılar açıldıkça içeriye bir koşuş, kendimizi su gibi hissediyorum, deryaya akan bir su… O coşkuyu bir görseniz, tarif edemiyor kelamlarım, hoş görün…

Bazen anlatabilmek için susmak gerekir…

Dillerimizde devamlı Salâvat-ı Şerifeler getiriyoruz, vuslat yakınlaştıkça kardeşlerimin heyecanı daha bir artıyor ve istemeyerek izdiham oluyor burada… Kaburgalarımın birbirine geçtiğini hissediyorum ama burada ölmeye razıyım zaten. Burada vefat eden kardeşlerimiz olmuş, çünkü o an ki aşk ve muhabbetten kimse birbirini göremiyor. İslam tarihini okuduğumda birbiriyle yarışan, Kutlu Sultanımız H.z Muhammed’in (s.a.v) doya doya cemalini seyreden, sohbetlerini dinleyen, aynı sofrayı paylaşan, birlikte yolculuk yapan sahabelerimize, mübarek annelerimize çok imrenirdim.

Ve… Ve… Ve… Geldim işte, buradayım… Güllerin efendisinin huzurunda(s.a.v)…

Ya RasulAllah, Seni en güzel selamlarla selamlıyorum. Geldim kapına aciz bir ümmetinim,
Affet biçareyim kapında, ne olur beni de kabul et… Geldim, Sana ümmetinin selamlarını da getirdim,
Gelemediler ama Seni çok seviyorlar ne olur onları da kabul et. Geldim, Sana ümmetinin, aşkını, muhabbetini, sevgisini getirdim.
Yanıyorlar hasretinden, ben gelirken çok ağladılar, ne olur onları da affet…
Burada gibi her biri, belki bedenleriyle gelemeseler de ruhlarıyla buradalar…

Allah’ım nedir bu demir parmaklıklar, niçin bu engel? Yine mi göremeyeceğiz Kutlu Sultanımızı(S.A.V)?

Görmeden sevmek kaderimizdi bizim… H.z. Veysel Karani misali…
Öyle isterdim ki O’na daha da yakın olmayı, öyle isterdim ki… Bu demir perde yaktı beni…
Sevgililerin buluşması niye bu kadar zor?

Selamlarımı verdim. O’nun (S.A.V) türbe-i şeriflerini daha yakından göremediğimiz gibi, bayan polislerin birde acele etmemizi işaret etmeleri yok mu? Onlar da haklı, anlıyorum ama ya bizler, ya bizlere yeter mi bir kaç dakikalık görüş? Gözümüz arkada kala kala, bu sırlı pencerelere takıla takıla, ilerliyoruz… Ola ki… Belki?

Evet, bulunduğumuz halı, yeşil halı, yani ‘’Cennet Bahçesi’’, burada kılınan namaz Cennette kılınıyor hükmünde… Bu yüzden namaz kılmaya çalışıyoruz lakin ne mümkün, yer ve zaman yok, arkadaşımın sırtına secde etmek zorunda kalıyorum. Artık varın kalabalığı siz tefekkür edin. Peygamberimi(S.A.V) ziyarete neden bu kadar geç kalmışım? Neden? Çok mu zordu? Niçin bu kadar vakit kaybettim?

Zahirim ile ayrılıyorum belki ama Manâm, Ravza’da zincirli kalıyor…

Ve ziyaretimi tamamlıyorum, hediyelerimi sundum, emanet edilen selamları bizzat ulaştırdım ve hüzünle ayrılıyorum. Burada kaldığım dönem boyunca devamlı Mescid-i Nebevi’de geçiriyorum zamanlarımı, otelin çok yakın olması özgür olmama yardımcı oluyor… Abimden genel izin aldım, artık özgürce istediğim an oradayım, alışverişlerde bile gözüm yok, sırf bazı arkadaşlarımın bana siparişleri için aceleyle gidiyorum ve hemen dönüyorum…
Genelde namazlarımı Mescid-i Nebevi’nin bahçesinde kılıyorum…
Büyük bir seccade seriyor ve seccademe diğer din kardeşlerimi de davet ediyorum, tüm dünyadaki kardeşlerimle beraber kılıyorum.
Her bir namazın tadı başka; akşam serinliğinin, öğle sıcağının, yatsının dingin namazı, sabahın seher vakti bir başka… İkindi de ise bahçe tüm yorgunluğa inat, yine tıklım tıklım dolu…

Kâbe’de nasıl ayakkabılarımı kaybettiysem bir kere, burada da iki kere kaybettim. Dursun Ali Erzincan’lı bir şiirini okuyor ya; Mescid-i Nebevi’de ayakkabısını kaybeden çocuk diye, ben her dinlediğimde kendimi hatırlıyorum bu şiirin içinde… Sadece ben miyim kaybeden? Öyle çok ki kaybedenler… Peşine düşmüyorum bu ayakkabıların, vardı bir hikmeti bıraktım oluruna, kaybolsundu…

Ah! Birde ben Resulümde(s.a.v) kaybolsam…

27 Ocak Cuma 2006

Bu sabah kahvaltıdan sonra yine Peygamberimizi (S.A.V)ziyaret ettik. Ravza-i Mutahhara’ya girdik, cuma namazı, cenaze namazları ve Kur’an-ı Kerim okuyarak uzun bir süremizi Mescidde geçirdik…
Hele o tahta rahlelerde Kur’an-ı Kerim okumak ruha ferahlık, inşirah… Ravzada’da çok büyük bir huzur hâkim…
Beynim boşalmış gibi, hiç bir dert ve sıkıntı kalmadı, sıfırlandım sanki, tüm hayatımın acıları ve sıkıntıları gitti, yeniden doğmuş gibiyim.

Mihrican Ulupınar

2006 Hac anılarımdan hatıralar
27.01.14

05
Nis
13

H.z Şems ile H.z Mevlana Aşk Meclisinde



H.z Şems ile H.z Mevlana Aşk Meclisinde

H.z Şems ile H.z Mevlana Aşk Meclisinde

H.z Mevlana, zahir ilminde umman
Gözleri ufuklarda, dalgın bakan
Çaresiz gönlünde, tarifi zor bir sızı
Bir şeyler eksik, belli ki bitmemiş arayışı

H.z Şems, bâtın âleminde, devrân
Yanık bir aşk dervişi, sevda bahrinde
Makamı Mâşuk, Hak katında hayran
Bir aynadır hediyesi, tecelli-i aşk bahrinde

Karşılaştı iki deniz, Merace’l-Bahreyn’ de
Hak bıraktı aşılmaz, şeffaf bir perde
Tatlı ve tuzlu deniz, karışmadı birbirine
Aşkın kemâli, vuslatsız sevda ikliminde

Muhabbet derin, nice sırlar ayân
El yazması kitaplar, suya bulaşmayan
Bir kapı açıldı ki anlaşılmayan
Zahirde yok, emsali bulunmayan

H.z Mevlana ulaştı, sırrı Hakikat Meclisine
Geçti kal ilminden, erdi ilahiaşk demine
Yandı ki ne yandı, pare pare
Hamdı, pişti, gül oldu, yekpare

H.z Şems , Mâşukluk makamında
Erdi aşkının değerine, Hak katında
Bir kez ‘’aşk ile’’ dedi ‘’Allah’’
Döküldü misli hazan cümle günah

Biri niyaz makamında, kanlı gözyaşında
Biri nâz makamında, Şeb-i arus’ta
Aşı tamam oldu, vade son anda
H.z Mevlana geçti, bâtın kapısında

Vakit tamam, vaktidir ayrılık geldi
Hüküm ezeldendir, takdir edildi
Kimi der ki, kuyuya atıldı
Kimi der, kayıplara karıştı

H.z Şems dönüşü olmayan, bir yolculukta
Yok; bir haber, ne bir ses, ne de bir seda
Cemalullah’tı ağır bedelli, kara sevdasında
Çözüldü bilmeceler, Aşk ile ruhun ziyasında

H.z Mevlana susuz çölde, hasret ocağında
Ciğeri dağlanan neyin, yanık sadasında
İçinde buhurdan ateşiyle, dönmekte semada
Akıttı gönlündeki aşkı, sahife-i kitaplarda

Ve kokunun düşüp kırılmasıyla
İlahi sır tecelli etti, sırrı sema’da
Yayıldı aşk, onsekizbin âlemde
Tavaf etti âşıklar, maşuk gönlünde

Tavaf etti elektronlar, atom içinde
Tavaf etti Hacılar, Kâbe çemberinde
Tavaf etti Gezegenler, Samanyolu sonsuzluğunda
Tavaf etti Melekler, Beyt-i Mamur Divânında…

Mihrican Ulupınar
05.04.13
05:41

05
Nis
13

Ebedi Sevgiliye Mektup


Ebedi Sevgiliye Mektup

Ey Sevgili hiç bilmezdim kelimelerin

Gönlümü bu kadar yakacağını…

Ve mısraların

Dalga dalga kanatlandıracağını…

Ey Sevgili hiç bilmezdim harflerin

Seven gönülden çıkınca canlanacağını…

Ve beyitlerin

Sevilenin gönlünde devran edeceğini…

Ey Sevgili hiç bilmezdim!

Benim ab-ı hayatımın Sen olacağını

Kurumuş gönül vadime inen rahmetin

Damla damla Aşk şarabının Sen olacağını

Gönül bahçemdeki güllerin Sen kokacağını

Sehere dek bekleyen bülbüllerin ben öteceğini…

Ey Sevgili nereden bilecektim ki!

Yokluğunda tarumar olmuş

Bir virane olacağımı…

Hasretinde bin kez ölmekten

Beter olacağımı…

Bülbüllerimin lâl olacağını

Gönül bahçemdeki güllerin solacağını…

Ey Sevgili Leylâ olduğumdan beridir

Gözüm ve gönlüm bir tek seni görür

Kalbimin atışları senin adın içindir

Esen her rüzgâr senden bana bâd-ı Sabâdır…

Ey Sevgili Vuslatına can mı dayanır

Bir nazarın ki aklımı başımdan alır

Bir gülüşün ki cenneti unutturur

Bir selâmın ki gönlümün baharıdır

Bir nefesin ki yüreğimi eritmeye kâfidir…

Ey Sevgili baktığım her yerde

Senin hediyelerindir gördüğüm…

Ey Sevgili duyduğum her seste

Senin nağmelerindir duyduğum…

Ey Yârenler darılmayın kızmayın bana

Sizden fersah fersah uzak kalışıma

Gönül Beytullah’ına dolmuş bir kara sevda

Kapısını açmıyor gayri Yâr’lara…

Aslı aslına ermişken, neylesin Kerem’i

Leylâ özünü bulmuşken, neylesin Mecnunu

Züleyha Mevlâ’sını bulmuşken, neylesin Yusuf’u…

Mihrican Ulupınar

02.04.13

02:36




İlahiaşk

Blog İstatistiklerim...@

  • 844,174 hits

Hatırlatıcı Notlar

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

İmam-ı Gazali

İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçu Mihrican Ulupınar

Yaşam Koçluğu
Hayatında denge problemi yaşayan,
kişiliğinde, aile ilişkilerinde, ebeveynliğinde, sosyal ilişkilerinde, eğitiminde, ruhsal dünyasında kendini geliştirmek ve problemlerini çözümlemek, hedeflerine bilinçli yol almak için deneyimli bir rehbere ihtiyaç duyan, bayan danışanlara yardımcı olmak için buradayım. Saygılarımla.

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Şub    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 723 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Çok şükür bugünde Akraba günümüzü @zuhaltu evinde  muhabbet ve Sevgiyle tamamladık. ❤️🌹💝💞💖😍😘🌺☕️ @esraaulupnr @muhteremulupnar @suhedanurbsk @nursenauymaz @ilknuruymz ❤️tubauymaztekin

Twitter Sayfama hoş geldiniz.