Archive for the 'Resimler' Category

07
Şub
17

Mahzun Camilerimiz


camiler-bizi-bekliyor

06
Şub
17

Kalemim


kalemim

29
Eyl
10

Sevgi Yağmurları



Allah’ım…
Hüzünlerdir beni sana yaklaştıran. Aklımı devre dışı bırakıp, kalbimi vücud-u iklimime sultan eyleyen…
Bu yağan yağmurlar ahh.
Aşkın ile coşmakta…

Dalga dalga sevgin yağıyor; İstanbul’a, Ankara’ya,İzmir’e, Diyarbakır’a, Rize’ye, Kars’a, Antalya’ya…

Tüm dünyaya…

Bu sevgi yağmurlarıyla çorak gönüller ab-ı hayata kanacak.

Toprak gönüllerden nice filizler büyüyecek…

Taşlaşan gönüller yumuşacık olacak.
Merhamet inecek annelerin yüreğine
Merhamet inecek babaların yüreğine
Merhamet inecek gençlerimizin yüreğine
Merhamet inecek zulmedenlerin yüreğine

Dikenli hale getirilen gönül bahçelerimiz, evlerimiz, sokaklarımız, ülkemiz gül bahçelerine kavuşacak.
Gıybet kokuları değil, gül kokuları çıkacak testilerden…

Sol yanımız var ya ah o sol yanımız…

Gönlümüzün sarayı. İnsanlığımızı anladığımız yer.Mabedimiz…Mevlamın ”hiç bir yere sığmadım sadece … sığdım” dediği yerimiz…

Ey yurdumun nadide, güzel, nezih insanları; alışveriş mekanlarını tavaf etmeyi bırakalım.

Mescidlerimiz garip, yetim, öksüz, cemaatsiz…

Biten şarjlarımızı gelin, mescidlerimizde dolduralım.

 

Ebedi Sevgilimiz günde beş defa bizi randevuya çağırıyor, ikramlarını sunmak için…

Bol bol hediyeler dağıtıyor; huzur,sevgi,muhabbet arayan gönüllerimize.

Beraber ıslanalım sevgi yağmurlarında…

Geldin mi? Hoş geldin…

İyi ki geldin, ey dost…

Biz de burdayız, seni bekliyorduk…

Bezm-i elest

29
Eyl
10

Neyleyim Sen Olmasan


Neyleyim Sen Olmasan

Arabadayım. Ailece bir yere gidiyoruz. Dinimi koyu dem de yaşadığım zamanlardayım. Kesinlikle müzik dinlemiyorum. Eskiden bir Ferdi Tayfur hastası (abimin etkisiyle) olmama rağmen, arada bol bol da sanat müziği (babamın etkisiyle) dinleyen ben,elimdeki tüm müzik kasetlerini günah diye kırıp atmıştım.

İşte yine şoför koltuğunda abim var. Hem de deli gibi araba kullanıyor. Zaten agresifliği meşhurdur. Nerede ona tebliğ yapacak babayiğit… Şimdilerde o da sakinleşti. Beş vakit namazlarını kılıyor. Defalarca umreye ve bir de hacca gitti.Şükürler olsun.
Ama o demler, işte o anlardan birindeyim. Arabanın arka koltuğundan dışarıyı seyrediyorum. Can abimde müziği son ses açmış, araba inliyor sanki… Hiç birimiz bir şey diyemiyoruz, daha çok sinirlenir kaza yapar diye… Annem bile bir şey söyleyemediğine göre, nerede ben uyarayım. Gencim, yaş yirmilerde,büyüğe hürmet çok yüksek. Karşılık veremeyiz.

O an kulağıma gelen müzikle içimde ki dinlemek istemeyen ruhum büyük çatışmada. Nefsim bu müziği dinlemek istiyor, ruhum ise son güçle direniyor. Halimi tefekkür edersiniz…
Bir an da bu savaşa bir hakem girdi sanki. Karanlığın ve aydınlığın ortasında duran bir hakem. Amak-ı hayaldeki gibi…
Bu müziği Allah c.c. için dinle diyen bir ses. Çünkü dinlemekten başka çarem yok. Bu şer halini nasıl hayra çevirebilirdim.
Bu sese kulak verdim.O zaman ruhum ve nefsim sakinleşti.Ve beklemeye başladılar. Sonuç ne olacak diye…
Nağmeler izin vermediğim kulaklarımdan, edeple içeriye girmeye başladılar.

Neyleyim sen yoksan eğer, dünyanın servetini
Neyleyim sen yoksan eğer,ahretin cennetini
Neyleyim sen yoksan eğer, sahilleri,kırları
Neyleyim sen yoksan eğer, yazı, kışı, baharı
Neyleyim sen yoksan eğer, İstanbul’da
Ne de haklıymış meğer, Aşk uğruna yananlar…

Nağmelerini hatırlıyorum sadece… İşte… İşte … Bu anlardı…İlahi sevgiye, ilahi aşka yüreğimin kaydığı, manevi köprüden geçtiğim saniyeler…

Artık savaş bitmiş,huzur hakim olmuştu. Ve ben camdan dışarıyı farklı gözler ile seyreder olmuştum. Dünya artık gözlerime başka görünüyordu.Yüreğime taklidi olarak yaptırmaya çalıştığım ibadetlerin sevgisi,Mevlamın sevgisi tahkiki bir sevgiye dönüşüyordu. Özümde yanan bir ateş tutuşmaya başlamıştı.
Değişim demek buydu. Bir an da, bir nefes te,hiç beklenmeyen bir dem de…

Ey aşkını yüreğime kor bir alev gibi yakan Yar
Neyleyim Sen Olmasan dünyanın servetini
Neyleyim Sen olmasan ahretin cennetini
Neyleyim Sen olmasan sahilleri, kırları
Neyleyim Sen olmasan yazı, kışı, baharı
Neyleyim Sen olmasan İstanbul’da
Seninle güzel yaşamak
Seninle güzel nefes almak
Seninle güzel…Mevlam…

Bezm-i Elest

14
Kas
09

Bir Leyla Düşlemesi


Bir Leyla Düşlemesi
Osman ALAGÖZ

Bir Leyla düşlemesidir aşk. Yanmaktır bir gülün kırmızısında, türküler yakmaktır sevgiliye. Gün batımlarında tutulan sevdaları gün doğumlarında aramanın adıdır aşk. Seherlerde bülbülün yanık nağmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren, yüreğini veren bülbül olmaktır aşk.

Ve biz şimdi büyüsü kaybolmuş zamanlarda aşkın peşine düştük. Pazar pazar gezinen Zeliha olduk aşkımıza bir Yusuf bulmak için. Yusuf, esrarını gizleyen ebedi iffetti.

Mecnun’a özendik sevdamızı bir Leyla’ya yüklemek için. Leyla bir ışıktı, ab–ı hayattı aşkı filizlendiren.
Ferhat olup Şirin’ler hatırına gönül kazmasını yamaç yüreklere vurmak istedik. Şirin, gönül aynasında aşkı büyüten bir suretti.
Bitmeyen özlemler büyütüyoruz bağrımızda. Leyla’ya, Şirin’e, Aslı’ya adadığımız yüreklerimiz vardır. Suretten öte aradığımız bir yâr vardır. Yârin adıyla yan yana bilinsin istediğimiz adlarımız vardır.

“Aşk” ile “ilgi duyma”nın karıştırıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Artık güllerimiz Leyla kokmuyor, sevda kokmuyor. Aşkın ilk basamağına dahi çıkamadık. Tutkulara takılıp kaldık. Dergâha gelen delikanlıya şeyhin “Sen git, âşık ol da gel, aşkı bil de gel!” dediği kadar dahi olsa, yüreklerimize işleyemedik aşk nakışını. Gönül toprağına atamadık aşk tohumunu. Nadasa bırakılmış yüreklerimize bir Leyla tohumu düşmedi.

Biz ölümsüz ve günahsız aşklara değil, günübirlik sevdalara takılıp kaldık. Cismaniyetin ağında ateş böceklerini yıldız sayanlar gibi, tutkuları aşk sandık. Talihsiz yanılgılarla yanlış ateşlerde yandı ruhumuz.

Sonu “kaf”la biten, “aşk”ta kalb vardır. Kaf, kalbidir aşkın. Aşkın kalbini çıkarıp aldığınızda geriye “aş” (k) kalır, ceset kalır, madde kalır.
Mecnun’un aşkına özenip de yürüdüğümüz yollar, çöl değil. Oysa aşk, çölde haz verir insana. Kalb, çöl yanmışlığında kanıyorsa aşk vardır. Aşk, yanmışlıkla daha bir lezzet verir aşığa. Susuzluktan çatlayan dudaklardan dökülen Leyla adı, cânân adı, can verir ölür ruhlara. Çölde ceylanların sürmeli gözlerinde Leyla’yı görenler, aşka uyanır seherlerde. Ve aşkın büyüsü örülür seherlerde. Toprak öperken alınlarımızdan, aslında Leyla’dır buseler konduran.
Bizim seherlerimizde ceylanlar yok artık. Biz seherlerimizi uykulara feda ettik, göremiyoruz Leyla bakışlı ceylanları. Üstümüze güneşler doğar oldu. Geceler boyu yıldızlarla söyleşip de onlara elveda diyemedik gün doğumlarında. Biz, ceylanların gözlerini öpemedik, bu gözler Leyla’nın gözlerine benziyor diye. Uykulara feda ettiğimiz seherlere ağlayamadık. Leylasızlığa akmadı göz yaşlarımız.


Biz sevemedik yaratılanı Yaratan’dan ötürü. Yunus mektebinde diz çöküp okuyamadık aşk kitabını.
Oysa, varlığın özünde sevda hamuru vardı. O hamuru besleyen aşkın pişmanlık gözyaşı vardı. Adem ile Havva’dan dökülen. Şimdi ezeli pişmanlıklara değil, günübirlik sancılara akar oldu gözyaşlarımız.

En sevgiliye iltifatlar vardı sevgililer sevgilisinden, “Ben sana âşık olmuşam ey şerif!” hitabının tatlı sıcaklığı vardı. “Levlake…” hitabıyla başlayan bin bir renkte iltifatlar vardı. Âşık ile mâşûkun ezelde yazılı, göklerde yan yana asılı adı vardı.
Aşk medeniyetinin sevda pazarında, gönlümüzü bir Leyla’ya, son Leyla’ya, en Leyla’ya sunmanın hesabındayız. Yere göğe sığmayan Sevgililer Sevgilisini gönül Kâbe’sinde misafir etmenin telaşındayız. Misafirlikler bir olmak içindir, tek olmak içindir.Tıpkı kapısına gelen âşıkına seslenen sevgilinin tek olma hayali gibi.
“Kimsin?” diye seslenir kapısını çalana. Aşka tutulan âşık “benim” der. Ve tekrar seslenir sevgili. “Burada iki kişiye yer yok. Gönlüm teki arzular.” Tekrar kapının tokmağına dokunan ve ısrarından vazgeçmeyen âşık, benlik libasından sıyrılır. “Sen’im” der. Vahdete adım atar, bırakır ikiliği, küfrü bırakır, çokluğu bırakır. Sevdiğinde fânî olur. Aşkın bekâsını bulur.

Ebedî aşkı arzulayanlar, sevdiğinde fânî olup ölümsüzlüğe kucak açanlardır.

Ve sevenlerin dilinde sevilenlerin adı bayraklaşır. Dillerde hep Leyla kitabı okunur. Kulağa gelen her nağmede Leyla, esen her rüzgârda Leyla… Buram buram hep Leyla… Kuşların ötüşünde, güllerin kan kırmızı kıvrımlarında, göğün mavisinde, ağacın yeşilinde hep Leyla vardır. Yağmur damlaları vuslata koşar, düşer toprağa. Toprak, Leyla’sıdır yağmurun; toprağın Leyla’sı yağmur…
Mecnun’a adını sorarlar, Leyla der. Geldiği yeri sorarlar, gideceği yeri sorarlar yine Leyla, hep Leyla der. Hep aşk…

Gönlünü Leyla’ya kaptırmışların şafaklarında, güneşin ışıldayan çehresinde gamzeli tebessümler saklıdır. Dağların doruklarında hiç kaybolmayan beyazlıklar, Leyla’nın yüreğe serinlikler bahşeden sevdasıdır. Aşk, kar beyazı vefalar saklar bağrında.

Yüreğine yasak koyanlar, vefalara bezenmiş aşklarında ölümsüzlüğün kapılarını aralar. Gecenin mavi karanlığında yıldızlardan taç yapan âşıklar. Leyla durağında sevda yağmurlarıyla ıslanırlar.
“Cennet gözlüm” dediğimiz ve yarım kalmış yanımızı tamamlayan sevgiliyi alıp da yanımıza…
“Sen ey cenneti müjdeleyen Sevgili, Sevgilim!” deyip düşüp de peşine, tutunup da eteğine aradık mı hiç gecenin ve gündüzün Leylasını? Sevdanın ve Leyla’nın aşkına kaç gün doğumlarını sancıyla yaşadık? Gün batımlarında kaybettiğimiz Leyla’yı bir gülün kırmızısında bir bülbülün feryadında aradık mı hiç? Leyla’dan başkasını görmez oldu mu gözlerimiz?

Yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendisini aşka çağıran çöldedir Mecnun. Dolaşır bir baştan bir başa. Yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında. Gönlünü avutur. Dolaştığı günlerden bir gün… Fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini. Leyla’dan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez, namaz kılan dervişi. Namaz biter. Kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar Mecnun’a. Özür kuşanmış kelimelerin ardından, paslı vicdanlara bir hançer gibi, saplanan sözler dökülür Leyla kitabı okuyan dudaklardan. “Kusura bakma derviş baba, ben Leyla’nın aşkından seni göremedim. Ya sen, huzurunda bulunduğun Mevla’nın aşkından beni nasıl gördün?”

Aşk yanılgısıyla avunan yürekler sıtmaya tutulur. Yeni bir sevdanın, ezelî ve ebedî Leyla’nın eşiğinde aşka uyanır canlar, Leyla’ya uyanır. Vuslat kokan düşler Leyla’ya uzanır.

09
Eki
09

Hizmet


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Hizmet uzun bir yolculuğa çıkmaktır,bu yolda ‘Neye katlanırsan kârdır’.

 

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Hidayet zor kazanılır… Hizmette sabır şarttır!

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Sen elinden geleni yap vazgeçme Allah c.c inşallah gönlüne dahil eder.

 

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Hizmet eden derki;’BEN O’NDAN BAHSETMELİYİM , MEVZUUM O OLMALI’

Vefa borcum var Rabbime,sözlerimin içine O’ndan başkası giremez..

 

Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

Hizmet kolay değildir,sıkıntıları çoktur.En çokda ayaklar çeker yükü koşturmacada ama unutmayalım kurtuluşa ermekde kolay değildir.

Mevlam buyuruyor ki :

Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.Âl-i İmrân 104

Leyla_Mecnun

26
Eki
08

Gül’ü Tefsir Edebilmek


resize-img-2

 


Bu yolda gidenler öyle iyi bilir ki Gülün Yolculuğunu

Haydi bilmeyenlerle bir yolculuğa çıkalım beraber…
Önce bu yola talip olmak gerekir, yoksa gülden başka çiçeklerde var, dikensiz,isteyen onlara gidebilir…

Ama madem yolun gülün yolculuğuna benziyor, talebin onu istiyor, o zaman hazır ol, karşılaşacaklarına…

Yola başladık…
Yol dikenli, başladı bile seni incitmeye, canından can kanından kan damlar sızım sızım…
Yılmak yok devam,bak senden önce giden kardeşlerin var, onlarda gidiyor ayakları kanaya kanaya, yürekleri sızlaya sızlaya…
Bak ufukta yeşil yapraklar var bunlar senin ailen,dostların sevdiklerin,akrabaların…
Çok sevdin hepsini değilmi?
Varını yoğunu vermek istedin, canını isteseler verirdin, o kadar çok sevdin herkesi, çünkü
hamurunda SEVGİ vardı,VEDUD esması ağır basıyordu yaradılışında…
Elinde değildi ki sevmemek, çok kırdılar gönlünü, analı babalı yetim büyüdün, bilirsin kırık gönlün ne olduğunu…
Bu yüzden midir ki dayanazmadın bir kırık gönül görsen…
Sevdin herkesi şartsız sevdin, karşılıksız sevdin,beklentisiz sevdin….

Anlamadılar, incittiler seni, boynu bükük ayrıldın onlardan yada, onlar senden…
Bak yol devam ediyor ,gülün dalı uzun daha ,demek ki bitmedi bu yol daha…

Yinemi dikenler, ahh kanattı yine ayaklarımı olsun, alıştım acılara varsın kanatsın, yansın yüreğim

Ağlarsın kimsenin görmediği yerlerde, ağlarsın doyasıya, yağmur olur söndürür yanan yüreğinin acılarını…

Yine yeşil yapraklar çıktı, bari bunlara tutunayım, ne olur ihtiyacım var,sevgisiz yaşayamam ben ne olur sizde kırmayın beni,bari siz bana karşılık verin!!!!

Dersin….

Yokmu!! Bittimi!! Her yerde sevgiye neden bu kadar düşman herkes, neden menfaat olmuş tüm sevgiler, zormu karşılıksız sevmek zormu!!!!! ….

Tutundun sımsıkı bu yapraklara bırakmayacağım artık, aradığım belki bu sevgilerdi dersin…
Yok yok yine atıldın, itildin,yine vuruldun kalbinden…
Yarim,Eşim,evladım,komşum dedin, varını yoğunu fedaya hazırdın onlar için, ettinde …..
Ne mi oldu boş verin….
Hadi gönlüm yola devam, gül yolculuğuna madem girdik hadi devam edelim…

Elbet vardır bu yolun üzerinde olmamızın bir sebebi, Mevlam hiç bir kulunu boş yere bir yerde bulundurmaz vardır bir hikmeti.
Merkez efendinin dediği gibi herşey merkezinde….

Dikenler yine kanatıyor yüreğini taşlayan taşlayana …

Artık ümidini kaybetmek üzeresin…

Öyle bir sevgisiz kaldı ki yüreğin, tam bu dünyada sevgiye yer yok diyecektin ki…

Oda ne farklı bir şey çıkıyor önüne, bu karşılaştığın yapraklara benzemiyor,bu farklı, sanki içinde bir sır saklıyor gibi…

Aman Allah’ım bu ne güzellik, nereye geldim ben, dersin…
Nedir bu kat kat kırmızı perdeler neyi anlatıyor sırrı nedir???…
Gül bahçelerini hep dışarda arardın, sanki artık yüreğinde gül bahçesini yaşıyorsun…
Evet sevgi bitmemiş demek, diğer sevgilerden vefa göremeyişinin sebebi bu olsa gerekti…

Eğer onlarda takılıp kalsaymışsın bu güzelliği göremeyecektin…
Bu sevgi ALLAH SEVGİSİ

Allahım tüm dertlerim bitti,artık yüreğim acımıyor sanki güneş benim içimde doğdu…

İçimdeki karanlıklar bitti, tüm kalp hastalıklarım yandı bitti.
Artık Mevlana h.z. leri gibi bakabiliyorum hayata, yaradılanları hoş görüyorum Yaradandan ötürü demiş Yunus, Onu’da anlıyorum artık….
Tüm resimlerle dolu kainat, Ressam sensin…
Marifetullah ne büyük bir ilimmiş Allah’ım, samanyolu küçücük kaldı senin ilminin yanında …

Dersin…

Meğer ne de boş şeyler için üzülmüşüm, asıl senden ayrı geçirdiğim saniyelere üzülüyorum artık…

Seni tanıdıkça Aşık oluyorum sana, hayranlığım kat be kat artıyor.

Hayretlerdeyim….

Neden! Neden!!!! Resimlerle oyalanmışım bunca zaman…

Leyla Leyla derken, Mevla’yı neden unutmuşum, halbuki Leyla sadece bir okulmuş, sana gelen yolu tarif eden bir okul…

Yürek kavruluyor ilahiaşkın ile dönüyorum, dönüyorum, aklım yerinde değil,bu kadar mı güzelmiş senin aşkın, bana verseler tüm kainatı, asla istemem…
Varsın saraylar, köşkler, huriler, gılmanlar, dünyalıklar, ukbalıklar isteyenlerin olsun

BANA SENİ GEREK ALLAH’IM BANA SENİ GEREK

Dersin…

Gülün çiçeğinde Muhabbetullah ilmini buldum Allah’ım...
Mevlamın sırrı ki çile çekmeden ele geçmiyor, bedel istiyor, ama aldıklarının karşılığında, öyle bir
Hazine veriyor ki, geri istemiyorsun verdiklerini…
Mevlam geri veriyor aldıklarını, bu sefer sen istemiyorsun….

Seni Seviyorum Allah’ım, Seni Seviyorum….
Sana Aşkımı İlan Ediyorum…

Duysun cümle alem,Aşığım aşık…
Dersin…


Varsın bu kulunda senin aşıklarından yazılsın,
Aşk hamalı olsun, bu öyle bir yükkü hürmetle taşınası.

Mevlam ne olur Cemallulah‘ından mahrum etme bu acizide…

Ne arzum ne dileğim kaldı şu fani dünyada…
Bir dileğim varsa Senin Cemalindir ancak…

Yüreğimdeki bu yangınını Cemalini seyretmek söndürür ahirette…

Bana düşen son nefesi beklemektir , aşkla hizmet gerekir tüm kullarına ki, olada bir kulu dua ederde Cemalullahı kazanabilir bu garip aşık….
Dersin…

Son nefesim Şeb-i aruz olsun ilahi…
Herkes gülsün, ağlamak yok,
Cenazem Düğünümdür…
Mezarıma güller dikin, dikin ki
Muhabbetullahı herkes okusun, güllerin dallarında, yapraklarında, çiçeğinde….
Dersin…

Bir şey unuttum değilmi? Nedenmi kırmızı gül?...

Kurban olduğumdandır Mevlama, canımı O’na adadığımdandır…
Herkes bir şey için yaşar şu fani dünyada, varsın bu garip aşıkta O’nun için yaşasın,
şehitler gibi canını feda etsin, çokmu O’na bir can feda etmişim, al Mevlam canım senindir…
Dersin….


Emanetin Senin’dir…

Ne zaman ki gönderdin AZRAİL A.S’I

HAZIRMISIN” dediğinde

HAZIRIM ARTIK GİDELİM” diyeceğim O’na

İNŞAALLAH….

Dersin….

Yazan:Mihrican Ulupınar
ilahiaşk/ Bezm-i elest….
26 EKİM 2008 Saat:03:43




Blog İstatistiklerim...@

  • 833,449 hits
İmam-ı Gazali son nefeste iman üzere ölmek için aşağıdaki duanın sabah namazlarının sünneti ile farzı arasında okunmasının tavsiye etmiştir Bismillahirrahmanirrahim " Ya hayyü ya kayyumü ya bedias semavati vel erdı ya zel celali vel ikram" Allahümme inni es'elüke en tuhyiye kalbi bi nuri ma'-rifetike ebeden ya allahü ya allahü ya allahü ya rahmanü ya rahıymü bi rahmetike ya erhamer rahımiyn"

@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu, Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine içinde çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur. Ya Rabbine karşı kötü söz söyleyenin hâli ne olur?

Bişr-i Hâfî

Haziran 2017
P S Ç P C C P
« Şub    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Arşivler

@Son Yorumlarım@

hakkında fakraczi
hakkında fakraczi

Hoş Geldiniz :)

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 719 takipçiye katılın

Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com
Çok şükür bugünde Akraba günümüzü @zuhaltu evinde  muhabbet ve Sevgiyle tamamladık. ❤️🌹💝💞💖😍😘🌺☕️ @esraaulupnr @muhteremulupnar @suhedanurbsk @nursenauymaz @ilknuruymz ❤️tubauymaztekin

Twitter Sayfama hoş geldiniz.