10
Haz
16

Gönüllerde Yaşayanların Sırrı


Gönüllerde Yaşayanların Sırrı

 

Her şey gönlü güzel dostumun nazik davetiyle,

Beykoz’daki gönül sarayı evinin bahçesinde, buram buram hanımelleri kokan ve pembe güller içinde hazırladığı tadına doyulmaz kahvaltımız, muhabbet dolu sohbetimiz ve nihayetinde ayrılma vakti geldiğinde bana hatıra olarak kıymetli anneciğinin vefat etmeden nurlu eliyle diktiği pembe mavi güllü, beyaz seccadeyi hediye ettiğinde başladı.

O öyle bir seccadeydi ki evime geldiğinden beridir devamlı onda namaz kılma isteğim hâsıl oluyor ve ayrı bir feyiz alıyorum. Değerli Nurdan kardeşimden bana bu seccadeyi diken validesinin hikâyesini anlatmasını rica ettim. Kardeşim, duygularını beyaz sayfalara nakşetmiş ve posta ile göndermişti. Okudum… Okudum… Okudum… Duygulanmamak mümkün müydü?.. Etkisini uzun süre üzerimde hissettim.

Sizler için bu mektubu, kendisinden izin alarak paylaşmak istiyorum.

 

‘’O ne güzel bir Anneydi. O bize verilen bir hediye, sünnet üzere yaşayan ve rıza yolunda koşturan Asil, merhametli, vefalı, cefakâr, fedakâr, sabırlı, dindar, çalışkan bir kadındı.

Sizlere İSMET Annemi tanıtmak istiyorum…

Rahmetli annem henüz onbeş yaşında evlenip bir aylık evliyken eşini askere gönderdi. O zamanlar iki yıl süren askerlik döneminden sonra eşi dönmüş, fakat ölümcül bir hastalığa yakalanmıştı. Çok sevdiği eşini kaybetti ve baba ocağına dönmek zorunda kaldı. Kısa bir süre sonra annesini de kaybetti. Ardından babası üzüntüden felç oldu. İki küçük kardeşi ve felçli babasıyla, dikiş dikerek evin geçimini sağladı. Güzelliği ve becerikli olması nedeniyle çok talibi çıkıyordu. Sonunda iç güveyliğini kabul eden, ilk eşinden ayrılmış üç çocuklu babamla, ikinci evliliğini yaptı. Birkaç yıl sonra babam Müteahhitlikten iyi para kazandı. Altı çocukla birlikte rahat güzel bir dönem geçirdik.

 O dönemlerde bile geniş bir akraba ve komşuya sahip olan annem sürekli ihtiyacı olanlara koşuyor, hastalık, evlilik, çeyiz ne varsa temin edip dua alıyordu. Özellikle İslam’a ısındırmak ve namaz teşviki için; çok şık namaz kıyafetleri, seccadeler diker, genç kızlara hediye ederdi.  Annelerine anlatamadıklarını annemle paylaşırlardı ve namaza başlarlardı. Annem on yıl felçli bir teyzeyi de sürekli ziyaret eder ihtiyaçlarını giderirdi. Babamın zamanla işleri bozuldu. Yaşadığımız sıkıntılar en son evimizi satmaya kadar geldi. Annem altı çocukla ortada kalmamak için, Eminönü’nden pike, nevresim kumaşları alarak, çeyiz dükkânlarına pazarlamaya başladı.  Teyzeminde her zaman yardım ve desteğiyle biraz durumumuzu düzelttik. Gece gündüz çalışırdı, kimseden borç istemezdi. Allahü Teâlâ’nın izniyle babamı tekrar ticarette iş sahibi yaptı.

 

Annemin dikiş odası vardı. Orası genci ve yaşlısıyla dolar taşardı. Herkesin sorunlarını dinler yardımcı olur, çoğu zaman dikişten ücret almazdı. Evimize çok misafir gelir, bazen mutfakta bir şey olmadığını bilse dahi ‘’sofrayı kurun’’ der ve nasıl oluyorsa, o sofra dolar taşardı. Herkesi yedirir, içirirdi. Biz her zaman bilinçaltımızda annemden şunu öğrendik. ‘’Güç parada değil,  huzur, mutluluk, namaz,   kuran,  birlik beraberlikte, insanlar ne yaparsa yapsın affetmekte ve kin tutmamaktaydı.’’

Bir seferinde hiç unutmuyorum, kendisine maddi manevi zarar veren komşusuna yolda rastladık. Güler yüzle selam verdi ve onu evine davet etti. Ben yanındaydım çok şaşırdım.’’ Bunu nasıl yaparsın’’ dedim. O da ‘’Allah için kızım’’ demişti. ‘’ Allah zararımı karşılar sen affet ‘’ dedi. Babamın işleri bozulduğunda ona farklı davranan, onu kıskanan insanlara bile ısrarla iyilik yapmaya devam etti. Rahmetli annemde zerre kadar kin yoktu. Damatlarını, kızlarını her birini kapıda ayakta karşılar, hemen mutfağa koşar onlara da maddi manevi yardım ederdi. Karşı apartmanda oturan papazın eşine selam verir,  onunda hayranlığını kazanırdı.

 O sünnet üzere yaşayan yüce ruhlu bir insandı. O artık herkesin annesi ve ablasıydı. Çok varlıklı ya da çok fakir ayrımı yapmaz ikisine de aynı davranışı sergilerdi.

Bir sabah işime gitmeden yedi aylık oğlumu ona bırakıp çıkmaya hazırlanıyordum. Masada Kuran-ı Kerim açıktı. Annem ile konuşurken kalp krizi geçirdi. 3 nefeste kucağımda ruhunu Rabbime teslim etti. Kollarımda vefat ederken ben ne yaşadığımı anlamadım. 63 yaşındaydı. Delirecek gibi oldum. Ölümünde bile bana mesaj veriyordu ’’Her an ölüm bizimle kızım, aklını başına al,  Allahü Teâlâ’yı bul O’na yönel ‘’diyordu.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Cenazesinde ev doldu taştı.  Tanımadığımız insanlar kendisine yaptığı iyiliklerden, genç kızlar O’nun verdiği seccade ve namaz kıyafetiyle namaza başlamasından ve güzel ahlakından bahsediyordu. Nasıl olduysa Üsküdar’da ikamet etiğimiz halde Eyüp Sultan camisinden naaşı kalktı ve Edirnekapı şehitliğine defnedildi. Rabbim ondan gani gani razı olsun…

O hep gönlümüzde yaşayacak… Hep bizimle olacak…

Fatma Nurdan Zabun ‘’

Mevlam ruhunu şad etsin. Böyle güzel, maneviyatlı, değerlerine sadık, gönlü ilahiaşk ile kavrulan, kal ehli değil hâl ehli annelerin sayılarını arttırsın, Cennette Peygamberimiz H.z. Muhammed’e (s.a.v) komşu eylesin.

Kıymetli Okurlarımdan’’Ruhuna El Fatiha ‘’ricalarımla…

Belki böylelikle bana da nasip olan değerli hediyesine bir nebzecik vefa borcumu yerine getirebilirim.

Sevgi ve Muhabbetlerimle

Mihrican Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

 

 

 

07
Nis
16

RECEP Ayında Yapılacak İbadetler


RECEB AYI ORUÇ, NAMAZ VE İBADETLERİ

Her kim haram aydan Perşembe, Cuma, cumartesi olmak üzere üçgün oruçlu olursa kendisine tuttuğu her gün için iki sene başka rivayete göre yediyüz yada dokuzyüz sene ibadet sevabı yazılır.
Receb ayından bir gün oruç tutup, bir gece dahi ibadette bulunan herhangi bir Müslümana mutlaka ALLAHu Teala bir senenin tüm günlerini oruç, tüm gecelerini ihya sevabı yazar.
Receb istiğfar, şaban namaz, ramazan ise Kur’an ayıdır.
Receb ayının ilk gününü, ortasındaki günü ve son gününü oruçlu geçirmek tamamını tutmuş gibi sevaptır.

RECEB AYININ İLK GECE VE GÜNDÜZ İBADETLERİ

Receb ayının ilk gecesini ibadetle geçiren sabaha bağışlanmış olarak çıkar.
***Kalplerin öldüğü günde recebin ilk gecesini ihya edenin kalbi ölmez. ALLAHu Teala onun üzerine başının tepesinden hayırları yağdırır, anasının kendisini doğurduğu gibi günahlardan çıkar ve günahkarlardan cehennemi hak etmiş yetmişbin kişiye şefaatçi kılınır.***
Recebin ilk gününün orucu üç senenin günahlarına, ikinci günü iki senenin günahlarına, üçüncü günü bir senenin günahlarına kefarettir. Sonraki her gün bir aylık bağışlamadır.
Recebi ilk gününü oruçlu geçiren kimseden cehennem gökle yer arası kadar uzaklaşır.

NAMAZI: her kim ilk gecesinde akşamı kıldıktan sonra; 1 fatiha, 1 ihlas ile 20 rekat namaz kılar ve 2 rekatta selam verirse onun sevabı ALLAHu Teala onu, canı,malı,ailesi şekilde sıratı şimşek gibi geçer.

RECEB AYININ İLK PERŞEMBESİ

Recebin ilk perşembesini oruçla geçireni cennete sokmak ALLAHu Teala üzerine bir hak olur.

Her kim ilk perşembesini oruçla geçirir, sonra Cuma gecesi olan o gece akşamla yatsı arası 12 rekat kılar, her rekatta 1 fatiha, 3 Kadir süresi, 12 kerede ihlas süresi ( her rekatta bu sürelerin hepsi okunacak) okuyup 2 rekatta bir selam verip namazı bitince
Oturduğu yerde 70 kere “ALLAHümme salli ala muhammedinnebiyyil ümmiyyi ve ala alihi ve sellim
Sonra secdeye kapanır 70 kere “ Sübbühun guddusün rabbül melaiketi verruh
Secdeden başını kaldırıp oturduğu yerde 70 kere “ Rabbiğfir verham vetecavez amma ta’lemü feinneke entel azizül a’zam”
Sonra tekrar secdeye kapanıp 70 kere birinci secdede söylediğini okursa bittiğinde ALLAHu Teala’dan muradını isterse dileği muhakkak yerine getirilir. denizlerin köpükleri, kum taneleri, dağların ağırlığı, yağmurların damlaları, ve ağaçların yaprakları kadar fazla olsa da onun bütün günahlarını mağfiret eder. Bu kişi hane halkından 700 kişi hakkında kıyamet günü şefaatçi kılınır.

Recebin ilk Cuma gecesinin namazından gafil olmayın. O gecede namaz kılana ALLAHu Teala ve melekleri gelecek seneye kadar salatta bulunurlar. ALLAHu Teala kime salatta bulunursa o kişi dünyadan ancak imanla çıkar.

RECEB AYININ İLK CUMASI ( REGAİB GECESİ )

Receb ayının ilk cumasından gafil olmayın. O gecenin üçte biri geçince göklerde ve yerde bir melek bile kalmayıp hepsi Kâbe ve civarında toplanırlar. O anda ALLAH onlara bir tecelli ile “ ey meleklerim! Benden dilediğinizi isteyin.” Der. Onlarda “senden dilediğimiz receb orucunu tutanları bağışlamandır” derler. ALLAHu Teala” mutlaka bunu yaptım” der.
Recebin ilk cuması öğle ile ikindi arası 4 rekat namaz vardır. Her rekatta 1 fatiha, 7 ayetel kürsi, 5 felak, 5 nas, 5 ihlas okunur. Selam verince
“ La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azimil kebiril müteali.” Zikri okunur. Sonunda “estağfirullahe ve etübü ileyhi” diye 10 kere tevbe edilir.

RECEB AYININ 13.14.15. GÜNÜNÜN ORUÇLARI
Receb ayının onüçüncü gününün orucu 3bin sene, ondördüncü gününün orucu 10bin, onbeşinci gününün orucu 13bin seneye denktir.

RECEB AYININ 15. GECESİ
Her kim recebin yarı günü namusunu koruyarak ve malından tasadduk da bulunarak, oruçlu ve zikir üzere geçirirse onun için cennetten başka bir karşılık yoktur.
Her kim recebin yarı gecesinde (15. gecesi) 14 rekat namaz kılar, her rekatta 1 fatiha, 20 ihlas, 3 felak, 3 nas sürelerini okur; namaz bitince 10 kere salat, 30’ar kerede “SübhanALLAH, Elhamdülillah, ALLAHu Ekber, La ilahe illALLAH” derse ALLAHu Teala ona sevaplarını yazmak, Firdevs Cennetinde kendisi için ağaçlar dikmek üzere bin melek yollar. O geceye kadar yaptığı bütün günahları siler, bir dahaki seneye kadar günah yazmaz, her okuduğu harfe karşılık cennette ona köşk bina eder, her rekata karşılık cennette ona şehir verir .
RECEB AYININ 27. GECESİ

Recebte öyle bir gün var ki o günü oruçlu geçirip, gecesini, ibadetle kaim olan kişi zamandan yüz seneyi oruç, yüz seneyi de kıyamla (gece ibadeti) geçirmiş gibi olur ki; o gün recebin bitmesine 3 gün kaladır.
Her kim recebin 27.günü oruç tutup o gün sadaka verirse ALLAHu Teala orucuna karşılık kişiye bin hasene, ikibin köle azadı yazar.
Her kim 27.gecesi 12 rekat namaz kılar her rekatta 1 fatiha ve1 tane Kur’an’dan bir süre okur her iki rekatta bir selam verir namazı o şekilde kılıp sonra 100 kere
“SübhanALLAHi velhamdülillahi vela ilahe illALLAHu vALLAHu ekber” diyip 100 istiğfar, 100 defa salat okursa bu kişi herhangi istediği bir duada bulunursa sabaha da oruca niyet ederse bir günah için dua etmemişse bütün duaları kabul olur.
Her kim 27. gecesi 2 rekat namaz kılıp her rekatta 1 fatiha, 20 ihlas okur, namazdan sonra 10 selavat getirirse kalblerin öldüğü günde onun kalbini diri tutar.

HER 10 GÜNDE 1 KERE KILINAN NAMAZ

Bir imanlı kişi 1 ile 10’u , 10 ile 20 arasında,20 ile 30 arasında 10’ar rekat olmak üzere ve her rekatta 1 fatiha 3 ihlas 3 kafirun sürelerini okursa mutlaka günahları silinir, ayın tamamını oruç tutmuş gibi olur, gelecek seneye kadar devamlı namaz kılanlardan sayılmış olur. Kendisi için her gün Bedir şehidlerinden bir şehid ameli yükseltilir.

RECEB ŞERİF DUA,ZİKİR VE NAFİLE İBADETER

Üç aylar girince recebden başlayarak ramazan sonuna kadar şu dua okunmalıdır.
“ ALLAHümme barik lena fi recebe ve şa’bane ve belliğna ramazan”

Her 10 gününün zikirleri: 100 kere
1 ile 10 arası : Subhanel hayyil gayyum—10la 20 arası : SubhanALLAHil ehadis samed
20 ile 30 arası : SubhanALLAHi-r raufi
*–Recep ayında sabah akşam her gün 70kere istiğfarda bulunmak gerekir.
“ ALLAHümmeğfirli verhamni ve tüb aleyye” istiğfarını çekmelidir.
*–Her kim recep ayında 1 kere bile ihlas süresin okursa elli senelik günahı silinir.
*–Bu ayda özellikle 27. günü sadaka vermelidir. Bin hasene ve ikibin köle azadı sevabı verilir.
*–Her kim receb ayının başında, ortasında ve sonunda GUSL alırsa anasından doğduğu gündeki gibi günahlarından çıkar.
*–Bu ayda dili muhafaza etmeli dedikodu – gıybet etmemeli, sılahi
rahim yapmalı, hasta ziyareti yamalı, yedirip içirmeli, fakir giydirmeli, yetime ikram etmeli ve Kur’an hatmi yapmalıdır.

09
May
15

Ruhum Bende Gibi Ama Değil…


alt

Ruhum Bende Gibi Ama Değil…

Hayatım irademin dışında sınavlarda

Kendimi seyrediyorum puslu aynada

Sanki uçsuz bir denizde yol almakta

Dümen bende gibi, ama değil…

Takdir edilen ezelden çizilmiş bir rota

Yüreğimde bir huzur hâkim, inşirahta

Hissediyorum, varacağım liman vuslatta

Ben bende gibi, ama değil…

İpuçları verilmiş lakin bir muammada

Çözülmesi güç kader sınavında

Bazen sendelesem de ilacım tefvizde

Aklım bende gibi, ama değil…

Ümidim Ebedi Sevdiğimin İlahi Aşk’ında…

Bu zamana kadar bırakmadı hiç yarı yolda

O’na teslimimim bundan önce ve sonra da

Kalbim bende gibi, ama değil…

Ne olaydı bu rotasını bilmediğim yolculukta

Her dem onunla olaydım gizli ve aşikârda

Sevgisine müptela muhabbetine ram meşk de

Ruhum bende gibi, ama değil…

Mihrican Ulupınar

22.02.2015

09
May
15

mertebe


Bir dem gelir ilim ile Hz. Aişe’yi yaşarsın
Bir dem gelir yokluk, sabır ve teslimiyet ile Hz. Fatıma’yı yaşarsın
Bir dem gelir varlık, fedakârlık ve cömertlik ile Hz. Hatice’yi yaşarsın.
Cennette kiminle komşu olmak istiyorsun?

O halde bedelini ödemekten niye şikâyet ediyorsun?

Bir ekmeği bile bedelsiz vermiyorlar madem…

Talip olduğun mertebeye göre imtihana tabi tutulursun…

Mihrican Ulupınar

09
May
15

Aile içi Muhabbet ve İletişim Semineri


Aile içi Muhabbet ve İletişim Semineri

Aile içi Muhabbet ve İletişim Semineri

Ufak bir rica: Kâğıt, kalem alınız, notlar tutunuz. Söz uçar yazı kalır.

Hoş geldiniz Muhterem misafirlerimiz

Hakkımızda hayırlı olması ve Rıza-i Bariye ulaşmamıza vesile olması ümidiyle

Aile ile ilgili ayetler ile seminerimize başlamak istiyorum:

‘’Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.’’ (Rum 30 / 21.)

‘’Ey îman edenler! Kendinizi ve ev halkınızı cehennemden sakındırınız’’. (Tahrim, 6)

Kur’an’da anne-babanın çocuklara karşı görevler de belirtilmiştir. Onları sevmek ve değer vermek, onlara bir emanet ve denenme – imtihan vesilesi gözüyle bakmak, yetişmeleri ve eğitimleriyle ilgilenmek, dünya ve ahiret tehlikelerinden korumak gerekmektedir.

Hadis-i Şerifler ile devam edelim:

Peygamberimizin (s.a) azadhsı Ebu Abdullah -kendisine Ebu Ab-durrahman da denilir- Sevban b. Bücdüd’den (r.a) Rasûlullah’ın (s.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Bir adamın hayra harcadığı dinarın en faziletli olanı, çoluk çocuğumun geçimi İçin sarfettiği dinar ile Allah yolunda kullanacağı atı için verdiği dinar ve Allah rızası için (çarpışan) arkadaşİanna harcadığı dinardır”. (Müslim rivayet etmiştir)

Ümmü Seleme’den (r.a) Rasûlullah’ın (s.a) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Herhangi bir kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse cennete girer”. (Tirmizî rivayet etmiş ve ‘hadis hasendir’ demiştir)

‘’Evliliği, Allah’ın emri, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sünneti bilenler, örnek aileler kurmak mecburiyetindedirler. Zira başkalarını da saadetlerine imrendiren sağlam ve tutarlı aile yapısı, günümüz dünyasının en çok hasretini çektiği bir güzelliktir.ınsanlık âlemi, kaybettiği aile hayatını çamla çırayla, yana yakıla aramaktadır.

Aile, dünyevileşmenin getirdiği benlik, bencillik ve maddecilik yüzünden yıkılmaktadır. Bu sebeple, aileyi yeniden diriltmenin yolu, maneviyattan, imandan geçmektedir. Sağlam bir Allah ve ahiret inancı olmaksızın, sağlam bir aile kurmak imkânsızdır.

Aile, daha çok almayı düşünenlerin değil; paylaşmayı, bölüşmeyi, fedakârlığı bilenlerin kurabileceği kutsal bir müessesedir. Ailede mutluluk, almayı hayaline bile getirmeden verebilenlerle sağlanır. Aile mutluluğunun kahramanları, almayı hiç düşünmezler… Ancak verdikleri döner onlara, katlana, çoğala… Bir verip bin alırlar.

Böyle bir mutluluk, ancak iki gönlün bir olmasından doğar. Çocuklarımız, gençlerimiz gönül ehli mi? Daha doğrusu gönülden haberdar mı? Gönülsüz mutluluk olmaz… Ne tek başımıza, ne de evlilik hayatımızda…Zira aile, iki gönlün tekleşmesiyle kurulur..’’1

Toplumsal analiz açısından ‘’Aile Kurumu’’nu incelediğimizde; kültürel, dini, ictimai, nefsani  sebeplerden dolayı, öz değerlerde yozlaşmaların başladığını ve boşanmaların çoğaldığını gözlemledik. İstatiki ve hukuki bilgilere göre Analı -babalı yetimlerin sayısı gittikçe artıyor.  Bunu engelleyebilmek adına bu hizmette bir damlada bizim faydamız olursa ne mutlu diyerek bir araştırma yaptık. Nerelerde eksiklerimiz var, nerelerde yanlışlar yapıyoruz? Bundan sonraki kurulacak yuvalara ve dağılmak üzere olan, toparlanmaya ihtiyaç duyan ebeveynlere de bir nebze ışık olabilir ümidiyle maddelere ayırdık. Sizlerle de paylaşmak istedik.

1.      Gençlerin kaliteli yetiştirilmesi: Bu konuyu aydınlatacak bir yazımı daha önce yayınlamıştım bu linkten onu okuyabilirsiniz.(http://fikiryolu.net/index.php?option=com_content&view=article&id=8705:cocuklarmz-nasl-yetitireceiz&catid=159:mihrican-ulupnar&Itemid=273  )

2.      Evleneceği kızın veya damadın dikkatli seçilmesi: Aileler kendilerini(kültürel, dinen, madden, edeben, manen, ilmen)  iyi tanımalı… Nasıl aileler ile sağlam akrabalık ilişkileri kurarlarsa, yeni nesiller için hayırlı olur?  Gençlerde kimliğini, karakterini bulmalı, nasıl eşler ile evlenirlerse hayatlarında huzuru yakalayabilirler? Bunun üzerinde derin düşünmeliler. Hayırlısı için dua etmeliler. Tecrübeli büyükleriyle istişare etmeliler.  Atasözümüz de dediği gibi ‘’davul bile dengi dengine’’…Hayırlı kısmeti geldiğinde vakit geçirmeden aileler harekete geçmelidir.

3.      Niyet Okla Nişan Almak Gibidir:Evlilikte niyet neden önemli? Neden evleniyorsunuz? Bu niyet evliliğin ömrünü belirler. Tarık bin Ziyad’ın Endülüsü kurmak için İspanya’yı fethedişi gibi, bir nevi ‘’Gemileri yakarak’’ yola çıkılmalı…

-ilahi ente maksudi ve rızake matlubi –niyetinin mihenk taşıyla yeni kurulan yuvalara halis ve sağlam bir niyetle başlanmalı ve tüm hizmetlerde bu merkezi niyet üzere hareket edilmeli. Evlilikten önce evlilik ile ilgili kitaplar okunmalı, sorumluluklar öğrenilmeli,  haram helal bilincinin aşılanması önemlidir… Çeyizde eşyalardan daha çok, faideli kitaplara önem vermelidir…(İslam ilmihali, Evlilik mahremiyetleri, İlahi Nizam, Kimyayı Saadet,Tenbihül Gafilin kitaplarını tavsiye edebilirim)

4.      Düğünün haramsız olması… … Bu konuda Rahmetli Timurtaş Hocanın günah ile başlayan evliliklerin yanlışlarını anlattığı sohbetleri dinlemenizi tavsiye ediyorum.

Dualar alınarak yeni yuvaya başlamanın önemi büyüktür… İki Ailenin de üzerlerine düşen vazifeleri eksiksiz yerine getirmeleri ve uzlaşım içinde olmaları gereklidir… Evlendikten sonra da gençlerin hem birbirlerine, hem yuvalarına, hem de aile büyüklerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri, büyüklerini ihmal etmemeleri önemle anlatılmalıdır. Boşnak kültüründe yeni evlenecek genç kızlara bu nasihat edilir: 1. Yılda aileyi tanımak adına -tavşan misali-sessiz gözlemci saygılı olmalı, 2. Yılda dostu düşmanı tanımak için -tilki misali-  uyanık olmalı, 3. Yılda ise yuvaya zarar verenleri takipte -kurt misali- aile ile ilişkilerinde tedbirli olmalı.

5.      Evlilikte hedeflere devam etmek… Hayırlı sosyal çalışmalara, toplantılara, dini, kültürel, ilmi, sosyal gruplara devam etmelidir. Yeniliğe açık olmalı, devamlı kendilerini geliştirmelidirler. Bilgisayar öğrenmelidirler(Aile bireylerini her tür tehlikeden korumak için bu devirde şarttır.Özellikle internet ortamında çocuklarımızı takip etmek zorundayız)… Sadece Anne- Baba olmak yetmez, ek hedefleriniz ve hobileriniz olsun.(Burada hobileri sor)

(Büyük Düşünmenin Büyüsü kitabını burada tavsiye edebilirim)

6.      Affedici olmak gururun ve kibirin zararı..Gurur ve kibirin negatif yönleri ve nasıl tedavi edileceği  öğrenilmelidir. Affetmenin tamir edici etkisi ve yaşanmış pozitif örnekleri hatırlamalıyız. Her yıl yeni bir defter açmayı kendimize vazife edinmeliyiz. Eski sorunları ve dertleri ekşimiş yemek gibi devamlı sofraya getirmek doğru değildir. Nezaket ve kibarlığın önemi vurgulanmalıdır. ‘’Tebessüm huzurun anahtarıdır’’ düsturunca her daim güler yüzün yaşantımıza getirdiği olumlu kazanımları gözlemlenmelidir.

(Olumlu düşünmenin gücü, Negatif Limanlardan Pozitif Limanlara kitablarını tavsiye edebilirim)

7.      Sevgi(temel)- iletişim(duvarlar) saygı (çatı)binası:  Yaptığınız her şeye içinizdeki sevgiyi katın. Her yaşın tadını çıkarın. Bir sonraki yıl geçen yıllar için minnettar olun. An’ın farkında olun. İbn-ül vakt (vaktin oğlu) olun. 5 sevgi dilini öğrenin ve eşlerinizin çocuklarınızın sevgi dillerini tanıyın(nitelikli beraberlik, takdir etmek, hizmet etmek, dokunsal temas, armağan alma) Bir evlilikte bazen KADER  İMTİHAN’larından dolayı  sevgi bitebilir lakin SAYGI ve İLETİŞİM devam ettiği sürece SEVGİ gülleri gönül tarlalarına yeniden ekilebilir. Denenmiş ve tecrübeyle sabittir. (5 Sevgi Dili kitabını tavsiye edebilirim)

8.      Tasavvufi terbiye ve eğitimin önemi: Evliyalık okuludur. Kötü huyların düzeltilmesi, iyi huyların kazanımı için bir Kur’an ve Sünnete tabi, bir Mürşid-i Kamilin talim ve terbiyesine girmek elzemdir. Verilen evrad-ı ezkar ile nefis mertebeleri kat edilerek Allah dostları arasında isminin yazılması umulur. … İyi arkadaş ve kötü arkadaşın aileye etkileri takip edilir…. Görgü kuralları ve edebin önemi aile içinde dersler şeklinde işlenmelidir…. İlmi ve Manevi Kalitesi yüksek çevrenin ailenin ve çocukların eğitiminde ufuklarının açılmasında çok önemlidir.…(Tezkiretül Evliya, Marifetname-Bedir yayınevinin- kitabını tavsiye edebilirim)

9.      Hayırlı aile/ hayırsız aile: Biz hangi Aile safındayız? Tefekkür ederek ve gerekli tedbirleri alarak  farkındalığımızı artırmalıyız.

10.  Anne baba nedir?Vazifeleri nelerdir? Eski insanlar/ günümüz insanları/ gelecek nesilleri bekleyen tehlikelerin farkında mıyız? Zombiler,(sadece yeme, içme eğlenme derdinde olan) suretler (dışa önem veren lakin içi çürükler) çoğalıyor. Bir an önce Hakiki İnsan, Hakiki Anne- Baba, Hakiki Aileler, Hakiki Toplumların sayılarını artırmalıyız.

11.  Çocuk terbiyesi, Pedagoji ilmini mutlaka az da olsa öğreniniz, Doğu( disiplin,sevgi)- batı(özgür, ilerici)  kültüründen  sentez  yaparak bizim kültürümüzü(Celal- Cemal) oluşturmalıyız. Kız ve erkek çocuklarını kendi fıtratlarına göre yetiştiriniz. (-Bir anneye mektuplar wilhelme stell-Çocuk yaşken eğilir Fitzug Dodsun- tavsiye edebileceğim kitaplardan)

12.  İbadetlerin önemi: Ruhumuzun ve sağlığımızın ihtiyacı olan Kulluk vazifemiz olan ibadetlerimizi düzenli ve vaktinde eda etmeliyiz ki hastane köşelerinde acılar ve ağrılar ile bedel ödemeyelim inşallah. Peygamber efendimiz, Rum imparatoru Heraklius ile mektuplaşırdı. Birbirlerine elçi gönderirlerdi. Bir defa, Heraklius birçok hediye göndermişti. Bu hediyelerden biri de, bir doktor idi. Doktor gelince, (Efendim! İmparator hazretleri beni, size hizmet için gönderdi. Hastalarınıza bedava bakacağım!) dedi. Resulullah efendimiz kabul buyurdu. Emir eyledi, bir ev verdiler. Her gün nefis yiyecek, içecek götürdüler. Günler, aylar geçti. Hiç bir Müslüman, doktora gelmedi. Doktor, utanıp gelerek, (Efendim! Buraya, size hizmet etmeye geldim. Bugüne kadar, bir hasta gelmedi. Boş oturdum, yiyip içtim, rahat ettim. Artık gideyim) diye izin isteyince, Peygamber efendimiz, (Sen bilirsin. Eğer daha kalırsan, misafire hizmet etmek, ona ikram etmek, Müslümanların vazifesidir. Gidersen de uğurlar olsun. Yalnız şunu bil ki, burada senelerce kalsan, sana kimse gelmez. Çünkü, Eshabım hasta olmaz! İslam dini, hasta olmamak yolunu göstermiştir. Eshabım temizliğe çok dikkat eder. Acıkmadıkça bir şey yemez ve sofradan, doymadan önce kalkar) buyurdu.

Bunu söylemekle Müslüman hiç hasta olmaz demek istemiyoruz. Fakat sıhhatine ve temizliğe itina eden bir Müslüman, sağlam kalır, kolay kolay hasta olmaz.

Kuran-ı Kerim ve Meali(Feyzül Furkan)- Rıyazüs Salihin, Sahabe hayatından Tablolar kitaplarını tavsiye edebilirim)

13.  Tebdîl-i mekânda ferahlık vardır.”Düstûrunca, bu birlikteliği zaman zaman temiz havada biraz yürüyüşle, mini bir piknikle, seyahatle süsleyebilir, taçlandırabiliriz. Yalnız, bilim adamlarınca “stres ve elektrik yüklenilen yerler” olarak tanımlanan kapalı alışveriş merkezlerini, çarşıları bu amaç için tercih etmemek gerek… Elektro manyetik alan yüklü bu yerler, kaş yapalım derken göz çıkarmamıza sebep olabilirler Birde nefsani duyguları daha fazla uyandırdığı için alamadığı her eşya için eve gittiğinde eş ve çocuklar ile  ayrı bir tartışma başlayacaktır. Bizim değerlerimizde kanaat vardır. Sabır vardır. AVM ler bu değerlerimizi ve cebimizi zorluyor.… Bu kültür bize ait değildir! Zorla tüketime odaklı aileler olmamız isteniyor.

Türbe ziyaretleri, piknik, akraba ziyaretleri, ramazan iftarları, bayramlar, cumalar nasıl değerlendirebiliriz diye aile içi istişareler yapmalıyız.  Dini ve kültürel miraslarımızı tanıtmak adına müze gezileri yapmalıyız… Âilece birlikte huzurlu zamanlar geçirmeye îtinâ göstermeliyiz! Bu aralığı mutlaka bulmaya çalışmak gereklidir. Âilede çocuklar ya da ebeveyn, akraba vs. bulunduğunda, ihmal edilmemesi gereken bir husus; nâdiren de olsa eşlerin başbaşa kalabileceği ortam ve zamanlar oluşturmaya çalışmaktır. Bu vakti, kimi zaman evde, kimi zaman dışarıda; ama mutlaka huzurlu bir ortamda geçirmek de mühimdir. Bu evliliğin ömrü ve muhabbeti açısından kıymetli bir hediyedir.

(İyi Düşün Doğru Karar Ver- İstanbul Evliyaları tavsiye edebileceğim kitaplardan)

14.  “Gençlerin eğitimi, Gençlerimiz ile hafta sonları ve tatillerde kahvaltı sonrası muhabbetleri yapmalı, onlara yaşam koçluğu verebilmeli, hayata hazırlamalıyız… Sorumluklar vermeli özgüvenlerini yükseltmeliyiz. Ev işleri sorunlarını farklı metotlarla çözmeyi öğretmeliyiz.(-Ruhsal eğitim Seti-Ev işlerini savaşa dönüştürmeyin- kitablarını tavsiye edebiliriz.)

15.  Özgüven eksikliği: Aşırı baskı ile pısırık köle ruhlu ya da aşırı şımartılarak egosu şişirilen narsist kişilik bozuklukları içinde gençler yerine, her açıdan dengeli nesiller yetiştirmeliyiz. Bunun içinde dengeli ebeveynler olmak zorundayız!

16.  Şükür defteri =Mutluluk: Gün boyu yaptığınız her iyiliği- hizmeti, Mevla’mızın verdiği günlük ve anlık nimetleri, tatlı anları, huzur demlerini, hediyeleri yazarak kendiniz adına farkındalık oluşturun ve ŞÜKÜR BOYUTUNA geçin.

17.  Ne ekersen onu biçersin. Etki tepki kanunu… Arpa eken buğday biçemez.  Rüzgâr eken fırtına biçer. Ailemiz ve çocuklarımıza ne ekiyoruz? Gelecekten ne bekliyoruz?

18.  Ömrü Allah yolunda geçirmek: Arkanda hayırlı eserler, evlatlar, anılar, hatıralar güzel örnekler bırakmak için bu maddeyi iyi tefekkür ediniz.

19.  İnsan-ı kamiller yetiştirmek:Kültürümüzü, dinimizi, değerlerimizi aktarmak… Usta çırak ilişkisiyle hayat imtihanının püf noktalarını öğretmeli ve aklen, fikren, kalben, bedenen kaliteli İnsanların sayılarını çoğaltmalıyız.

20.  Ben değil biz olmak: Aile kurumunun kişilik gelişiminde önemi, mutlu olmaya katkıları, Biz olunca kazanılanlar, ekip ruhunun nice yükleri taşıyabildiği( burada Amak-ı Hayal kitabını tavsiye ederim. Marangozun 3 oğluyla neleri, nasıl başardığı)

21.  Evlilikte amaçlar:Neslin devamı ve Allah rızası amaçtır. Eşyalar araçlardır. Şimdilerde eşyalar amaç olmuş, İnsanlar eşya gibi kullanılır olmuş, bunu düzeltmek zorundayız.

22.  İnsan neden evlenir? Evlilik bize neler kazandırır? Şahsa ve topluma faydaları nelerdir? Sizin evliliğiniz size, eşinize, topluma ve Vatanımıza neler kazandırdı?

23.  İki ayrı inanın bir araya gelmesi çoğalıp büyümesi: Kimse kimseyi köle almıyor. Birlikte Allahü Telaya (C.C)  Ulaşmak için birbirimize ihtiyacımız var. Bu hayatın yükü tek başına taşınması zor bir vazifedir.

24.  Aile toplantılarının önemi…  Haftada bir kez tüm aile bireylerinin katılımıyla gerçekleştirilen sorunların konuşulduğu ve birlikte çözümlerin bulunduğu İstişarenin faydaları saymakla bitmez. İletişimin önemini hepimiz biliyoruz. Konuştukça anlaşıp içteki sıkıntıların boşaltılması ve çözülüp, rahatlaması, psikolojik travmaların önlenmesi açısından hıfz-ı sıhha gibidir.. Dertli insan içi duman dolu bir odaya benzer.Onu dinlemek; O odaya bir pencere açmak gibidir. Şikayet kutusu yapıp hafta içi sorunlar yazılıp buna atılmalı, toplantıda gündeme alınmalı… Dua sandığı ilede aile için olması istenen dilek ve dualar yazılıp, bu sandıkta kabulüne dek saklanmalı

İletişim kesildiğinde farklı yollar denemeli. (Mektup, internetten ulaşmak gibi)… Eş, çocuklar ve anne için kişisel gelişim programları uygulanmalı ve desteklenmelidir…

25.  Jest Yapmayı İhmal Etmemek

‘’Kişi, eşinin yetiştiği çevreyi de göz önünde bulundurarak mâkul, meşrû ve muhtemel beklentilerini tahmin etmelidir. Meselâ rahatsızlandığında, onunla yakından ilgilenip başucunda bulunarak, öncelikle en büyük ihtiyaç olan varlığını hediye etmek; bunun yanında minik hediyelerle ona moral kaynağı olmak gerekir.Eğer kişinin birinci sevgi dili, “hediye” ise, bu, daha da büyük bir önem arz etmektedir. “İnsan, ihsâna mağluptur.” demiş büyüklerimiz… Çiçek, vs. gibi hediyeler için illâ ki bir hastalık veya özel gün beklememek gerek… Hatta hediyenin satın alınan türden olması da bir zarûret değil; güzel bir söz, ona özel bir sürpriz, çoğu zaman parayla alınanlardan daha kıymetlidir. Pek çok güzelliğin ayrıntılarda gizli olduğunu hatırdan çıkarmadığımızda ve eşimizi tanıdığımız nispette yapabileceklerimizi çoğaltabiliriz.Eşimizi tanımak demişken, bir haber programına vs. kendimizi verdiğimiz kadar eşimizle, bütün ilgimizi ona odaklayarak ilgilendiğimizde, hakkında yeni yeni şeyler öğrenmeye devam ettiğimizi müşâhede edebiliriz. Evliliğimizin kaçıncı yılında olursak olalım; “Artık yeterince tanıdım, bilmediğim bir özelliği kalmadı!..” benzeri fikirlere sahip olmaktan kaçınmalıyız. İçinde bulunulan ortam, yaş faktörü, tecrübeler, kişiyi sürekli bir değişime tâbî tuttuğuna göre, hayat arkadaşımızı tanımaya devam etmeliyiz, bir ömür… Böylelikle onun rûhî çalkantı ve ihtiyaçlarını daha iyi sezip yardımcı olmak, Allâh’ın yardımıyla mümkün olabilir.

Rabbimiz, muhabbeti “ilk günkü gibi” muhafaza edebilen İslâm yuvalarının sayılarını çoğaltsın. Âmin.’’2

26.  Aile kaledir. Vatandır. Kutsaldır:

Keyfi ve fevri davranamayız. Değerlerimize dikkat etmeliyiz. Çevremizde gördüğümüz birçok aile zorluklar içinde uzun yıllar devam etmişlerdir. Şimdilerde boşanmalar neden çoğaldı? Parçalanmış ailelerin çocuk ve gençlere zararları?

Bir zamanlar Afrika’da kayıp bir şehri aramakta olan arkeologlar, yanlarındaki eşya ve yükleri, yerlilerin yardımı ile taşıyarak uzun bir yolculuğa çıkmışlar. Kafile, bu zor yolculukta balta girmemiş ormanların içinde ilerleyerek; nehirleri, çağlayanları geçmiş, günlerce yola devam etmiş.Fakat günlerden bir gün, kafiledeki yerliler birden durmuş. Ulaşmak istedikleri yere bir an önce varmak isteyen arkeologlar, bu duruma bir mânâ verememişler. Zaman kaybettiklerini, bir an önce yola devam etmeleri gerektiğini izaha çalışarak, yerlilere neden durduklarını sormuşlar. Aldıkları cevap şöyleymiş:

“-Çok hızlı gidiyoruz. Ruhlarımız geride kalıyor.”

Gerçekten, çağımızın temel dertlerinden biri, baş döndürücü koşuşturma… Bu hızlı tempo içerisinde, çoğu zaman âile hayatına bir tekdüzelik hâkim olabiliyor. Ardından da bazen adını bile koyamadığımız sıkıntı ve huzursuzluklar, bir yerlerden kendini göstermeye başlıyor.Hâlbuki son Peygamber, devlet başkanı ve komutan olarak Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yoğunluk ve iş yükünün zirvesini, hem de bin dört yüz küsur sene öncesinin imkânları çerçevesinde yaşamış bulunmasına rağmen âile hayatına büyük bir emek vermiş, çocuklarına ve eşlerine âzamî ilgi ve alâkayı göstermiştir. Tebliğ, işkence ve savaşlar bir yandan; âyet âyet vahyin inişinin heyecanı ve sorumluluğu bir yandan onu kuşatmasına, hâsılı fizikî ve rûhî bütün yoğunluğuna rağmen, hanımlarının gönlünü almayı, onlarla hoşça vakit geçirmeyi ihmal etmeyen bir “üsve-i hasene” olmuştur O!.. Dâimî mütebessim çehresi ile etrafına sükûnet dağıtırken, güzel söz ve iltifatları, jest ve latîfeleri ile de gönüllere taht kurmuş bir âile reisidir aynı zamanda… (Tabiî ki O’nun bu mübârek hâl ve tavırları, sadece beylere değil, yoğun işler arasında sıkışıp kalmaktan muzdarip hanımlara da mesajlar taşıyor.)

27.Evlilik evlilik dedikleri nedir?

Bir Allah dostu büyüğümüz evlilik ile alakalı aşağıdaki satırları bize sohbetinde ne güzel söylüyor:

“17 yaşında öğrendim, işte buymuş. Tamam, bu da bitti. Ben Allah’a iyi kulluk yapmaya bakayım.” deriz. Bizim işimiz bu. Halbuki 35-40 yaşına geldiği zaman daha evlilik yapmamış ben profesörler bilirim, yanlarında okudum, bekâr kalmış; yarım insan, normal değil. Evlilik denen terbiye müessesesinden geçmemiş. Noksan, hareketleri acayip, sözleri acayip. Biz talebesi. Talebesi hocasının ciğerini okur. Her hareketinin ne mânaya geldiğini bilir. “Haa, bugün bizim hoca evde kavga etmiş öyle gelmiş.” der talebe; hisseder, bilir. Yani ev halinin onun kaşına gözüne nasıl aksettiğini bilir.

17 yaşında bitecek bu iş. Tamam, evlendim. Evlilikse evlilik, yuvaysa yuva, çocuksa çocuk, malsa mal, işse iş. Hadi, bunların hepsi birer tuzaktı, birer ayak bağıydı, hepsi halloldu; hadi bakalım buyur şimdi Allah’a kulluk etmeye. Yoksa akıl onla 35 yaşına kadar meşgul olacak; “Acaba hangi kızı alsam, acaba ne olacak?..” Ömür havâi geçer.

Bizim dinimiz daha güzel elhamdülillah. Allah bizi bu dinden, bu imandan, bu ahlâktan, bu yoldan ayırmasın. Ama bunları bilmezlerse… Bazıları kanıyor.’’3

Seminerimizi Dua ile tamamlamak istiyoruz:

Ey Allah’ım! Nimetini üzerimizden eksik etme! Nefislerimizi azdırma! Yolundan ayırma! Tembellikten koru! Sevdiklerini sevdir. Sevmediklerini nefsimize hoş gösterme! Nimetini salih kullarına vâd ettiklerinle tamamla

Ya Rabbi! Yolumuzu aç!

Dualarımızı aziz ve yüce İsmin hürmetine kabul et.

Bildiğimiz bilmediğimiz her türlü tehlike ve kötülüklerden koru.

Bildiğimiz bilmediğimiz her türlü güzellik ve iyiliklere eriştir.

Bizleri muvaffak ve muzaffer eyle.

Ayaklarımızı Senin yolunda sabitle! Hayırlı, sevdiğin neticelere hem dünyada tez, hem ahirette ulaştır.

Ey Allahım! Bizi ateşten koru.

Allah (c.c.) hepimizin akibetini hayır eylesin. Dünyanın süs, ziynet ve geçici güzelliklerinden, aldatmacalarından sıyrılıp Firdevsi Âlâ Cennetine girmemizi ve orada Cemâlullah’ı seyretmeyi, sevdiklerimizle beraber nasib etsin.

Allah, yaptığınız ibadetleri ihlasla samimiyetle yapılmış makbul ibadetlerden eylesin. Lütf-u keremi ve ihsanıyla dünyalık isteklerinizi versin, kıyamet gününde de azabından koruyup cehenneminden emin olan kullarının arasına dahil etsin. Cenneti içinde sevdiklerinizle beraber yüksek derecelere ulaştırsın.

İçinizdeki Allah Aşkı daim olsun.

Katılımcı kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyoruz. Sabrınızdan dolayı ayrıca müteşekkiriz.

Sevgi ve Saygılarımızla

Mihrican Ulupınar

1.      Vehbi Vakkasoğlu

2.      Didar Meltem Erdem

3.      Prof. Dr. Mahmut Esad Coşan (k.s)

09
May
15

İyilik yapmak


09
May
15

Ataullah İskenderi





@Hakkımda…@

15 Kasım 1971/26 Ramazan 1391 Niğde Değirmenli Kasabası doğumluyum.

1977' den itibaren Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım.

Halen Dünyanın incisi İstanbul’da ikamet etmekteyim.

Biz Mevlamızın İlahiaşkının Hamallarıyız

Tek derdimiz; Mevlamızın Hakiki Kullarından Olabilmek ve Rızasını Kazanabilmek…

Terk-i dünya/ Terk-i Ukba/ Terk-i Terk/ Hiçlik/ Aşk-ı Deryada damla / Kulluk...

Dileğimiz; Son Nefesimizde Şeb-i Arusu yaşayabilmek ve Cennette Cemalullah’ ı müşahade edebilmektir…

Saygı, Sevgi ve Hürmetlerimle…

Mihrican Uymaz Ulupınar

mihricanulupinar@gmail.com

@Kategorilerim…@

Ekim 2016
P S Ç P C C P
« Haz    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Blog İstatistiklerim...@

  • 797,611 hits

En fazla oylananlar

@İHH…@

  • SUYUNA SAHİP ÇIK!

  • İSTANBUL

    Ziyaretçilerim@

    Facebook sayfama hoş geldiniz

    Twitter Sayfama hoş geldiniz.

    Feedjit

    Allah Yeter


    Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

    Diğer 717 takipçiye katılın

    #bursa #yeşil #türbe #seyahat #gezi #maneviyat #pazar
    Follow Ebedi Sevgiliye Doğru on WordPress.com

    AUZEF Sosyoloji

    DERS NOTLARI ÖZET ÇALIŞMALARI

    "İç Huzuru Ararım"

    DEĞİŞİMİ gerçekleştirecek nitelikteki niyet gücü, adım atma gücü “ben”de, “sen”de ve “biz”dedir.

    Durma, Koş!

    DEĞİŞİMİ gerçekleştirecek nitelikteki niyet gücü, adım atma gücü “ben”de, “sen”de ve “biz”dedir.

    Haluk Çavuşoglu

    Tasavvuf ve Hakikat kapısı

    Mavera

    Hizmet

    Gökkuşağı

    " Gönlüm öyle bir yere düştü ki, hiç sorma " ( Şems-i Tebrizi ) , Hayata dair düşünce metaforu, Edebiyat

    kurannuru psikoloji

    ruha şifa kalbe huzur akıla ışık hayata rehber

    EnSevgili

    Anam Babam Sana Feda Olsun Ya RasulAllah!